X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Davutoğlu: Paris'teki yürüyüşü doğru buldum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Davutoğlu: Paris'teki yürüyüşü doğru buldum

  • Giriş Tarihi: 16.1.2015 19:49 Güncelleme Tarihi: 16.1.2015 21:49
Davutoğlu: Paris'teki yürüyüşü doğru buldum
Davutoğlu: Paris'teki yürüyüşü doğru buldum

Başbakan NTV-Star canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu.

Başbakan , fikir özgürlüğü ve hakaret konusunda "Eğer birisi benim hiç beğenmediğim bir başka dine de hakaret etse aynı tavrı alırdım. Veya bir şekilde siyasi muhalifim olan muhalefet liderlerinden birine küfredilse, hakaret edilse, ben onlar kadar onun hakkını savunurum" dedi.

Davutoğlu, NTV-Star TV ortak yayınında Oğuz Haksever'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Paris'teki olayların Türkiye'ye yansıması ve Charlie Hebdo karikatürlerinin Türkiye'de yayınlanması konusundaki değerlendirmeleri sorulan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Her şeyden önce hepimizin bu tür olaylarda vakarla ve dikkatle hareket etmemiz lazım. İlkesel olarak, hangi ilkeleri öne çıkarıyorsak o ilkelere önem verip diğer ilkeleri göz ardı etmememiz lazım. Maalesef öyle haller oluyor ki, temel bazı prensipler, değerler arasında birisi tercih ediliyor, birisi tümüyle göz ardı ediliyor. Bu tür durumlarda bir dengesizlik doğuyor. Şahsen ve hükümet olarak Paris'e gittim. Çünkü her ne surette olursa olsun masum insanlara dönük bir eylemin ki orada polisler... Birisi yine Müslüman olan Ahmet Merabet de öldürüldü. Terör olgusu, hepimizin karşı çıkması gereken bir olgudur. Her surette, orada dünya liderleriyle birlikte yürüyerek bu konudaki ilkeyi öne çıkardık. Ve benimsediğimizi gösterdik. Yani orada olmamış olsaydık tahayyül edebilirsiniz ne tür eleştirilerle uluslararası medyada ve içeride karşı karşıya kalabilirdik. Eleştirilerden kaçmak için gitmedim. Doğru bulduğum için gittim. Ciddi bir soğuk algınlığım vardı ama daveti duyar duymaz 'Gidiyoruz' dedim. Çünkü bu konuda ilkesel duruşumuzu göstermemiz gerekirdi."

Davutoğlu, bu ilkesel duruşun yanında başka bir ilkesel duruş söz konusu olduğunda onu da savunacaklarını vurguladı.

Fikir özgürlüğü ile hakaret arasındaki çizginin ince bir çizgi olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, akademik hayatta her düzeyde yurtdışında çok sert İslam, Türkiye, Osmanlı eleştirileriyle karşılaştığını, onlara fikri olarak karşılık verdiğini anlattı.

Davutoğlu, "Bir ortamda inandığınız değerlere birisi eleştiri getirdiğinde sizin göreviniz ona cevap vermektir. Ama eleştiriyi aşıp hakarete vardığı zaman işte orada çizgi geçiliyor. Orada fikir hürriyetinin ötesinde saygı hürriyetsizliği var tabiri caizse. İnsanların onurlarına dönük. Herkesin kişisel onur gibi bunu parçası olarak gördüğü hususlar var. Yolda size birisi 'Neden şunu yapıyorsun?' diye sorduğunda neden yaptığınızı izah edersiniz. Ama dönüp size küfrettiğinde bu eleştiri olmaktan çıkıp, karşılıklı fikir alışverişiyle çözülecek bir durum olmaktan çıkar" ifadelerini kullandı.

#Sayfa#


"BİZİM HERKESİ KORUMA SORUMLULUĞUMUZ VAR"

Charlie Hebdo karikatürlerinin Türkiye'de yayınlanmasını "duyarsızlık" olarak niteleyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O gece bana haber geldiğinde arkadaşlar gazeteyle temas kurdular. Bunun hassasiyeti kendilerine anlatılmaya çalışıldı. Sadece fikir özgürlüğü hassasiyeti değil, güvenlik hassasiyeti de. Dünyada zaten öylesine bir tansiyon yüksekliği var ki bu tansiyon yüksekliği ülkemizi de etkiliyor. Burada bizim herkesi koruma sorumluluğumuz var. İlkesel olarak, hayatımda kimseye hakaret etmedim. Kimsenin de benim saygı duyduğum birine hakaret etmesine izin vermem. Bu, tek başına bireysel olarak da tutumumdur. Bu ülkenin değerleriyle ilgili sorumluluk yüklenmiş bir Başbakan olarak da tutumum budur. Eğer birisi benim hiç beğenmediğim bir başka dine de hakaret etse aynı tavrı alırdım. Veya bir şekilde siyasi muhalifim olan muhalefet liderlerinden birine küfredilse, hakaret edilse, ben onlar kadar onun hakkını savunurum. Bütün bu tarihi konteks içinde beraber yaşadığımız insanlarla ilgili saygı gösteriliyorsa 1,5 milyar insanın inandığı ve hepimizin onurunu kendi onurumuzdan aziz... Şahsiyet olarak ulviliğini kendi var oluşumuzdan çok yüksek gördüğümüz bir şahsiyetle ilgili hakaret edilmesine izin veremeyiz. Kastettiğim budur."

Başbakan Davutoğlu, herkesin eleştiri hakkına sahip olduğunu ifade ederek, Hz. Peygambere yönelik akademik ve ilmi eleştiriye saygı duyulması gerektiğini söyledi. İsteyenin istediği dine inanabileceğini, ateist olabileceğini dile getiren Davutoğlu, hakaret konusunda özgürlük tanınamayacağını aktardı.

Davutoğlu, Charlie Hebdo karikatürlerini Türkiye'de yayınlayan gazetenin kendisini tahrikle suçladığını belirterek, şöyle devam etti:

"Söylediğim şey çok açık. Bu, yayın dolayısıyla güvenlik tedbirleri alınması gerekiyorsa ki alınması gerekir. Kastettiğim tamamıyla bu gazeteyi de korumaya yönelik bir güvenlik tedbiri. Onlarsa sanki gazetenin yayınına dönük bir güvenlik tedbiriymiş gibi... Alakası yok. Üç ilkeyi vurguladım. Teröre her şekilde karşıyız, hakarete her şekliyle karşıyız. Başbakan olarak da bu ülkede herhangi, bu gazeteyi zikretmek istemiyorum. 'O gazeteyi korumak gerektiğinde de güvenlik tedbiri anlamında onun da gereğini yaparız' dedim. Bu konudaki tutumum açık. Maalesef saptırarak, bizi gerilimin bir parçasıymış gibi yapma çabası da son derece yanlış bir tutum. Bu ilkeler çerçevesinde çelişki de görmüyorum."

Davutoğlu, gazeteyle görüşme yapıldığını yineleyerek, "Arkadaşlarımız görüştüklerini ifade ettiler. Durumun hassasiyeti kendilerine de aktarıldı. Biz geçmişte bu konularda çok acılı örnekler yaşamış bir ülkeyiz, toplumuz. Birbirimize saygı gösterdiğimizde huzur olur" dedi.

#Sayfa#


TÜRKİYE'DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Başbakan Davutoğlu, medyaya yönelik baskı iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu da maalesef uluslararası alanda son dönemde belli çevrelerin yürüttüğü bir çalışma. Dün Brüksel'deydim. Zannedilir ki Türk Başbakanı Brüksel'e gittiğinde oradaki Avrupa Birliği yetkilileri savcı edasıyla beklerler, Başbakanı sanık koltuğuna oturturlar ve soru sormaya başlarlar. Gidişimde öyle bir hava verdiler. Juncker'le yaptığımız görüşmede herhangi bir şekilde Türkiye'de basın özgürlüğü konusu açılmadı. Nasıl açıldı? Toplantı bittikten sonra o gün aynı saatte Avrupa Parlamentosu'nun toplantısı vardı. Bu kararı çıkmıştı. 'Dışarıda basın özgürlüğüne vurgu yapabiliriz' dedim. Sadece şunu sordum: 'Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda bilginiz ne kadar, mesela kaç gazeteci tutukludur?' Avrupa Parlamentosu'nda orada bu tasarıya oy verenler bundan habersizdir."

"TÜRKİYE'DE HABER NEDENİYLE BASKI YAPILAMAZ"

Davutoğlu, Türkiye'de yüzlerce gazetecinin tutuklu olduğu yönünde bir algı oluşturulduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

"Türkiye'de 7 bin basın yayın organı, bin 500'e yakın köşe yazarı, 258 kanal, 193 uydu kanalı var. Türkiye dinamik bir toplum. Siz de biliyorsunuz en çok satan 5 gazetenin en azından 3'ü, hadi 4'ü diyelim hükümete muhalif gazeteler. 4,5 aydır başbakanım. Bir tek kişi çıksın desin ki 'Şöyle bir haber sebebiyle baskıya uğradık'. Daha önce de Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde bütün bu gazeteler bu çizgilerini sürdürdüler ve şu ana kadar da 12 yıldır bu ülkede kendi mesleklerini icra ediyorlar. En sert muhalefetle..."

#Sayfa#


"SORUMSUZCA YAYINLAR YAPILIYOR"

İstanbul'da, siyasete girmeden önce şahsi aldığı bir evi olduğunu, o evin yanında da başka bir site bulunduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"O sitenin içinde benim için, OBA helikopterinin inmesi için ağaçlar kesilerek alan açıldığı iddiasıyla bir sayfalık haber verildi. Biraz önce Charlie Hebdo şeyini yapan gazetede, Cumhuriyet'te açık söyleyeyim. O da bu atıfla bir haber yaptı. Benim ne pistten haberim var, ne o siteyle bir alakam var, ne de oraya helikopterim inmiş. Helikopter, Başbakanlık helikopteri, bir tek indiği yer burasıdır, resmi alandır. Gerekmedikçe de helikopter kullanmam. Bugün mahkeme tazminata mahkum etti. Bugün aldım haberi. Bu kadar sorumsuzca yayın yapılacak, yine de hukuk dışında herhangi başka bir yola başvurulmadı. Bunların hepsi gözümüzün önündeyken; dışarıda öyle bir algı oluşuyor ki 'Türkiye'de her an basına baskı var' algısı. Avrupa Parlamentosu'nun kararının olduğu gün, Brüksel'de bunları sordum. Muhataplarım bunlardan habersiz ve bunu da dile bile getirme ihtiyacı hissetmediler. Dışarıda basın özgürlüğü konusunda Türkiye'yi eleştiren herhangi bir şey de iletilmedi."

"KIYASIYA ELEŞTİRELİM AMA HAKARET ETMEYELİM"

Davutoğlu, hayatta en önem verdiği şeyin fikir özgürlüğü olduğunu, yüksek lisans ya da doktoraya başlayan öğrencilerine de önce kendi makalelerini verdiğini ve eleştirmelerini istediğini aktararak, eleştirme konusunda kimsenin tabu olmadığını dile getirdi.

Eleştirilmekten çekinmediğini vurgulayan Davutoğlu, "Herkes eleştirsin ama bir tek şeye, insan onuruna yönelik hakarete tahammül özgürlük değildir. İşte burada çizgi çok net" dedi.

Başbakan Davutoğlu, "Herhangi bir gazeteci, 'Gazetecilik faaliyetim dolayısıyla Türkiye'de şu baskı altında kaldım' diye, bir Ahmet Şık, Nedim Şener şeyleri vardır. Onların da bugün güya kendilerinin baskı altında olduklarını iddia eden, bürokrasiye de hukuka da sızmış bazı çeteler tarafından nasıl mağdur edildiğini şimdi biz, ki siyasi otorite müdahil olsa onları da bilirdi. Bizim tüm meselemiz artık ülke ve toplum olarak belli standartlarda anlaşmamız. Kıyasıya eleştirelim ama hakaret etmeyelim. İnsanların saygı duyduğu sembollere, kişilere hakaret etmeyelim. Kişisel olarak da Başbakan olarak da tutumum bu. Böyle bir hakaret olup da ülkenin iç güvenliği veyahut huzuru etkilenecekse ona karşı da tutum almak açık bir sorumluluktur" diye konuştu.

Davutoğlu, İsrail Başbakanı Netenyahu'yla bir tartışmanın söz konusu olduğu ifade edilip, buna ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine, teröre herkesin aynı ölçüde karşı çıkması gerektiğini kaydederek, "Paris'te ölenlere hep taziye diledik, dayanışma gösterdik ama şimdi bizim de; burada dini bir kimlik anlamında söylemiyorum, konu Müslümanlıkla ilgili olduğu için söylüyorum, Müslümanların da Filistinlilerin de Ortadoğuluların da Asyalıların da Afrikalıların da aynı dayanışmayı görmeyi talep etmek haklarıdır. Gazze'de bu yaz yaşananlar ortada" ifadelerini kullandı.

#Sayfa#


"GAZZE'DE YAŞAMANIN ZORLUĞUNU ORAYA GİDİNCE ANLADIM"

Afyon'da, Filistinli 12-13 yaşlarında bir kızı ziyaret ettiğini, eğer Türkiye'ye getirilmeseydi kız çocuğunun gözlerinin kör olacağını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nedir bu kızın suçu? Ne suç işledi? Binlerce yıl belki atalarının orada yaşıyor olmasının dışında ne suçu var bu kızın? Ben Gazze'ye gidip de o havadan sürekli bombalanırken, hastaneye gittiğimde o babaya sarıldığımda, o bombaları hissettiğimde Gazze'de yaşamanın ne demek olduğunu gördüm. Ne suçu var bu insanların? O babanın ve o kızın ne suçu vardı? Bütün bunları örteceksiniz, sonra Paris'te arz-ı endam edip barış için yürüyeceksiniz. Bu ikiyüzlülüğe bizim tepki göstermemiz son derece normaldir. Birileri de bizim varlığımızdan rahatsız olmuşlarsa onlara da cevap hakkımız doğar. Burada Netenyahu, bütün dünya liderlerini Cumhurbaşkanımız ve bana tepkide bulunmaya çağırdı ama yalnız kaldı. Herhangi birisi tepki duyup da bize dönüp bir şey söyledi mi? Biz insanlık onuru neyi gerektiriyorsa ve bu toprakların çocuğu olmak, bu topraklar derken bütün bu coğrafyayı kastediyorum, neyi gerektiriyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bunun için de Netenyahu'dan izin alacak değiliz. ABD sözcüsü Türkiye'de büyük haber olur ama ABD'de nihayet bir açıklama, kayda geçsin diye bir açıklama. Orada da çok açık bir İsrail yanlısı bir tutum yoktu açıkçası ama olsa da fark etmez. Bizim tutumumuzu herhangi bir yerden test etmeye ihtiyacımız yok. Doğru olanı yaparız."

ULUSLARARASI TERÖR ZİRVESİ

18 Şubat'ta yapılacak "Uluslararası Terör Zirvesi"ne katılım konusunda bir karara varıp varmadığına ilişkin soruya Davutoğlu, "O belli oldu. Böyle bir terör zirvesi yok. Bize gelen haber, bunun içişleri bakanları düzeyinde bir Danışma Zirvesi olacağı" yanıtını verdi.

Davutoğlu, Türkiye'nin bu zirvede yer alıp almayacağının sorulması üzerine ise "İçişleri bakanları düzeyinde olduğunda katılım ve format yine önem taşır ama nihayet uluslararası teröre karşı dayanışma ve mücadele anlamında bizim tutumumuz açıktır. Ayrıca benim ve Hillary Cilinton'ın kurmuş olduğu teröre karşı küresel mücadele platformu var Türkiye-ABD eş başkanlığında. Dolayısıyla bütün bu alanlarda teröre karşı mücadele ederiz. Başkaları da devlet terörü şeklinde masum insanları katlederse, ona da ayrıca tepkimizi gösteririz" dedi.