X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Belge ağzındaki baklayı çıkardı! Darbe ile korkuttu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Belge ağzındaki baklayı çıkardı! ile korkuttu

  • Giriş Tarihi: 16.2.2015 17:40
Belge ağzındaki baklayı çıkardı! Darbe ile korkuttu
Belge ağzındaki baklayı çıkardı! Darbe ile korkuttu

Yazarı , Türkiye'de 2002'den bu yana ihtimalinin hep bulunduğunu belirterek batının buna müsaade etmediğini, ancak Erdoğan'ı silen batının bundan sonra müdahale etmeyebileceğini savunarak darbe için müsait bir ortamın olduğunu söyledi

Yazarı , batının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı sildiğini, Erdoğan'ın ise daha otoriter bir tutum sergilediğini bu gidişin sonunun da "" ile bitebileceğini ima etti. Türkiye'de hala bir darbe ihtimali olduğunu savunan Belge, "Erdoğan üst komuta kademesini kendine bağladı ya da bağladığına inanıyor. Bu, bizim geleneksel "emir komuta zinciri içinde darbe"yi dışlıyor. Ama 27 Mayıs gibi bir şeyleri engellemiyor. Çünkü yapıyı değiştirmedi." dedi.

Belge, gazetesinin kendisiyle yaptığı söyleşisinde üstü kapalı "darbe çağrısı" olarak nitelendirilen şu açıklamalarda bulundu: Batı, Erdoğan'ı çoktan sildi ama Türkiye'de bir iktidar problemi var. Ama daha önemli olan, bir muhalefet problemi var. "Bunlar gitsin, kim gelsin" deyince cevabı yok. Belki buna dayanarak, Erdoğan gözü kara bir gidiş tutturdu. Bu, nereye varacağı kestirilemeyecek bir gidiş. Hani, "karakolda biter" dedikleri… Darbe ihtimali bile böyle bir ortamda kolaylaşır. AKP iktidar olunca bir kesim darbe ortamı yaratmaya çalışmıştı. Bu atlatıldı. Şimdi Erdoğan, o saçma muhalefetin yaptığından çok daha ciddi bir şekilde aynı ortamı yaratıyor. Şunu da ekleyeyim: Darbe en korkunç sonuçtur. Kazananı yoktur. Daha önce de söylemiştim: Erdoğan üst komuta kademesini kendine bağladı ya da bağladığına inanıyor. Bu, bizim geleneksel "emir komuta zinciri içinde darbe"yi dışlıyor. Ama 27 Mayıs gibi bir şeyleri engellemiyor. Çünkü yapıyı değiştirmedi.

ŞİMDİYE KADAR BATI İZİN VERMEDİ İMASI

2002'den itibaren Türkiye'de gündem, "28 Şubat'ı bir kez daha yapmak" şeklindeydi. Ama dış konjonktür izin vermedi. Böyle bir iktidar değişikliğini biz desteklemeyiz mesajını başta Amerika veriyordu. Şimdi aynı mesajı verir mi bilmem. Erdoğan inatla, ısrarla bir şeyi deniyor. Seçimden sonra öyle ya da böyle AKP, Erdoğan'ın beklentilerine ulaştı diyelim. O zaman etrafındaki insanların, "Bak Tayyip Bey, başkan da oluyorsun. Artık şunları şunları yapma" diyeceğini düşünüyorum. Oyları düşerse o zaman bu çok daha yüksek sesle denecektir. Türkiye'de geleneksel iktidar bloğu vardı. Bunun içinde Adalet Partisi gibi partiler, aralarının bozulmadığı zamanlarda ordunun önemli bir etkisi vardı. Şimdi bu değişti. Eski iktidar bloğunun içinde hiç yeri olmayan İslamcılar diye birileri geldi. Bir memlekette böyle bir şey oluyorsa, demek ki toplumsal yapıda bir değişiklik olmuştur. Nedir, diye bakınca, Anadolu sermayesini görüyoruz. Onlar da eskiden olmadıkları bir yerdeler. Avrupa Birliği süreci içinde çok değiştiler. AKP'nin desteği de bunlar. Her ne kadar yoksullar, devlet yardımı alanlar desek de bunlar da var. Herhangi bir sermaye grubu bu kadar gerilimden hoşlanmaz. Oradan da Erdoğan ve politikasına bazı baskılar gelbelgeeceğini tahmin ediyorum.

"TÜRKİYE'DE SOLCU OLMAK İSLAM KARŞITLIĞIDIR"

Murat Belge, Türkiye'de solcu olmanın "İslam karşıtı" olmakla eş değer bir şey olduğunu söyledi. Belge, "Türkiye'de bir genç, "ben solcu olacağım" dediğinde bunu İslam'a karşı yapıyor." dedi. Belge'nin o ilginç değerlendirmelerinden öne çıkanlar: Türkiye'de yaygın genel ideoloji öteden beri İslam. Evlenmede, cenazede hep İslam inancı rol oynar. Türkiye'de bir genç, "ben solcu olacağım" dediğinde bunu İslam'a karşı yapıyor. Doktriner bir İslam değil ama bir tür İslam yine. Solcu olmak dine karşı olmaktır. Solcu olmaya karar vermiş bir adam diyor ki, "birinci vazifem bu adamlarla mücadele etmektir." Ben 70'li yıllarda solun liderlerinden Harun Karadeniz'le tanışıyorum. Başta çok dindar bir genç. Benden büyük Rasih Güran'la tanışıyoruz. Rasih Güran gençliğinde çok dindarmış. Bach dinlemezmiş, Handel dinlemezmiş. Çünkü onlar kilise müziği yapıyormuş. Aralarında 40-50 yaş fark olan insanlar hep aynı hikâyeyi anlatıyorlar. İslam'dan kaçmak için Kemalist oluyor insanlar. Ondan sonra da Kemalizm paçalarını bırakmıyor.

"KEMALİZM HEP VARDI"

"Solun kromozomlarına yerleşmiş bir Kemalizm hep vardı. Milliyetçiliklerini gerçekten aşıp komünist olmamışlardı. Milliyetçiliğin etkisiyle antiemperyalist olmuşlardı sadece. Türkiye'de asker düşkünlüğü öteden beri var. Sol da hemen militarize oldu. Silahlı başkaldırma hareketleri, parkalar, botlar… "Ben THKO'nun bir neferiyim" diye ifade vermek şanlı bir moda haline geldi. İnsanlara dayatılan propagandadan sıyrılıp çıkamadı sol. Tek tek bireyler bunu yaptı ama Kemalist olmayan, milliyetçi olmayan bir sol hareket olmadı."

"Hepsi Mahir Çayan'ı esas alır. Çayan'ın yazdıklarına baktığınızda, orada "Sol Kemalizm" diye bir şeyle ittifak vardır. THKP-C davalarında "Ben Marksist Leninist'im ama aynı zamanda Kemalist'im diyen subaylar vardı."

Kaynak: Dünya Bülteni