X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan: Özgecan'ın davasının takipçisi olacağım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan: Özgecan'ın davasının takipçisi olacağım

  • Giriş Tarihi: 16.2.2015 13:23 Güncelleme Tarihi: 16.2.2015 18:39
Erdoğan: Özgecan'ın davasının takipçisi olacağım
Erdoğan: Özgecan'ın davasının takipçisi olacağım

Türkiye Müteahhitler Birliği Ödül Töreni'nde konuşan katledilen Özgecan Aslan cinayeti hakkında açıklamalarda bulundu, zanlıların en ağır cezayı almaları için de davanın takipçisi olacağını kaydetti.

Türkiye Müteahhitler Birliği Ödül Töreni'nde konuşan katledilen Özgecan Aslan cinayeti hakkında açıklamalarda bulundu, zanlıların en ağır cezayı almaları için de davanın takipçisi olacağını kaydederek cinayeti protesto etmek için oynayanları da sert bir dille eleştirdi.

Erdoğan yaptığı konuşmada şöyle konuştu;

Evine gitmek için otobüse binip sonrasında canlı canlı yakılan kızımız için ses çıkarmayanlar, ülke içinde başka eylemlerde ön sıradalar. Hünharca katledilen Özgecan kardeşimizin ölümünü dans ederek protesto ediyorlar. Bu nasıl birşeydir. Biliyorsan bir fatiha oku, bilmiyorsan başsağlığı dile. Dans ediyor bunun bizim kültürümüzdeki yeri nedir adeta o ölümden zevk alıyor. Bu bu anlama geliyor. Acı karşısında dans etmek nedir bizim kültürümüzde? Tabi ateş düştüğü yeri yakar. Özgecan kızımıza ben bir kez daha Allah'tan rahmet ve ailesine bütün milletimize başsağlığı diliyorum. Bu alçakça yapılan bu katlin failleri yakalandılar. İnşallah hak ettiği cezayı da en ağır şekilde almaları için bizzat davanın takipçisi olacağım.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sheraton Otel'de düzenlenen Türkiye Müteahhitler Birliği Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödül Töreni'ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ödül töreninde yaptığı konuşmada 'Bu ödül törenine ben en son 2010 yılında katılmıştım o zaman 33 firma ödül aldı şimdi bu sayı 42'ye çıktı. Üstlenilen projeler 40 milyon doların altındaydı bu rakam geçen yıl 82 milyon d oları aştı. Bu listede ilk sırada 62 firma ile malum Çin bulunuyor. Diğer tüm ülkeler malum bizim gerimizde. Yapılan işler daha çok kardeş dediğimiz ortak tarihi ve geçmişe sahip olduğumuz yakın çevremizde yoğunlaşıyor. Sizler de duyuyor görüyorsunuzdur. Bazen bize soruyor, sataşıyorlar. Sizin Ortadoğu'da Güney Asya'da ne işiniz var diyorlar. Niçin oralara gidiyorsunuz diyorlar.

#Sayfa#

NAZLIAKA BÖYLE DANS ETMİŞTİ

Resmi ilişkilerimizi dostluklarımızı geliştirmesek işadamlarımızın, müteahhitlerimizin oradaki varlığını nasıl güçlendiririz? bunu yapacağız ki kapılar bize açılsın. Bakıyorsunuz bazı yerlerde 1'e 10, bazı yerlerde 1'e 100 artışımız var. Bir çok yere işadamlarımızla gidiyoruz bazen tek uçak, bazen iki bazen üç uçakla gidiyoruz. Bu ziyaretlerde işadamlarımız sektörel bazda görüşmeler toplantılar yapıyorlar, bağlantılar kuruyorlar. Anlaşmalar yapıyorlar, mekanizmalar oluşturuyoruz. Bize eşlik eden işadamalrımız da oralarda çok faydalı gelişmeler yaptılar bunun neticesinde oluşan temaslar bundan sonra onların bize yapacağı iadei ziyarette daha iyi noktalara gelecektir. Bazıları bizim turistik ziyaret yaptığımızı söylüyorlar. Kendileri sadece o amaçla yurt dışına gidiyor olabilirler ama biz oralarda insanımızın önünü nasıl açarız onu konuşuyor, onu yapıyoruz.

SİSTEM ÖN AÇMAZSA, TIKARSA YOL ALAMAZSINIZ


Bundan sonra da Mevlana'nın pergel benzetmesinden ilham alarak tüm dünyayı dolaşmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim 2023 hedeflerimiz var. Türkiye'yi en gelişmiş 10 ülke arasına alabilmek için daha çok çalışmamız gerekir. Ben Ankara'da sadece evrak imzalayan değil, terleyen koşturan bir Cumhurbaşkanı olacağım dediğimde birileri buna karşı çıkıyor. Siz bu başarıyı oturarak mı elde ettiniz size soruyorum? Oturarak elde etmek mümkün mü? Oturdukları yerden siyaset yapmaya, muhalefet yapmaya alışmış olanlar bizim tavrımızı yargılıyorlar. Halbuki asıl eleştirilmesi gereken onların durumudur. Proje desen proje yok, vizyon desen yok, hayal desen o bile yok. Çalışma gayret zaten hiç yok. O zaman bu millet niye ülkeyi teslim etsin, neden geleceğini emanet etsin. Sizlerin şantiyelerinizde güvenip inanıp bekli bile yapmayacağınız kişilere bu millet niye itibar etsin ki? Etmiyor zaten. 7 Haziran'da seçim var ben diyorum ki Türkiye bu seçimde yeni Türkiye'yi yeni Başkanlık Sistemi'ni, yeni Anayasayı çok kapsamlı şekilde tartışmalı. Seçimden sonraki Meclis ilk etapta bunun üzerinde çalışmalı ve netice almalı. Sistem dinamik olmazsa, ön açmazsa, sürekli tıkarsa yol alamazsınız. Bu adımları bunun için atmaya mecburuz Bu benim kişisel görüş ve tavsiyem. Ama 40 yıllık siyasi hayatımdaki deneyimlerimin neticesi.

#Sayfa#

BİZİM DİĞER ÜLKELERDEN BİR FARKIMIZ VAR


Onlar seçim sonrası nasıl bir Türkiye hayal ediyor diye anlamaya çalışıyorsunuz ama hiç bir şey yok. Hiç bir proje öngörüleri yok. Onun için biz sizlerle birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü siz inşaa, ihya için varsınız ama bunlarda ne inşaa var ne ihya var. Orta Asya'ya Güney Asya'ya Güney Amerika'ya velhasıl dünyanın her yerinde gidilmemiş ülke el atılmamış iş bırakmayacağız. Hamdolsun gidiyoruz, görüyoruz ve ülkemizin nasıl iyi bir yerde olduğunu daha iyi anlıyoruz. Oraları görmezsek bunu anlayamayız. Bu noktayı koyduk anlamına değil, demekki iyi yoldayız bu anlamda bunu söylüyorum. Yapacağımız daha iyi şeyler var. Bizden geridekilere değil, ileride olanlara bakıp ona ulaşmaya çalışacağız. Resmi kurumlarımızla, işadamlarımızla, STK'larımızla gideceğiz. AFAD, TİKA, Kızılay ile gideceğiz. Biz gittiğimiz hiç bir yere sadece iş yapmak, para kazanmak için sadece diplomatik temaslar için gitmiyoruz. Bizim oralara giden tüm ülkelerden diğer herkesten bir farkımız var. Biz oralardaki insanları dost olarak görüyoruz. Bir kardeş bir kardeşe nasıl giderse niçin giderse biz de o şekilde gidiyoruz.

Mesela, son ziyareti yaptığımız Güney Amerika bize ne kadar uzak, bizimle ne kadar ilgisiz gözüküyor değil mi? 14 Saat uçuşla ulaştık. Halbuki tam tersi Amerika kıtasının tamamı gibi Güney Amerika ülkelerinde de 1800'lü yıllardan itibaren buradan göç edip oralara yerleşmiş yüzbinlerce kardeşimiz var belki milyonlarca. Gittikleri ülkelerde çok önemli konumlara gelen kişiler bulunuyor. Bu insanlar üzerinden oluşturacağımız ünsiyet bile tek başına bizim Güney Amerika'da var olmamıza yetiyor. Güney Asya'ya bakıyorsunuz aynı şekilde uzak görünüyor ama Osmanlı Dönemi'nde oralarda çok ciddi ilişkiler tesis etmişiz. Afrika aynı şekilde kısa süre önce Etiyopya, Cibuti, Somali'ye gitmiştik. Buralara dünyanın en güçlü ülkeleri girmiyor dikkat edin biz giriyoruz. Gittiğimiz yer bizimle farklı ilişkiler içine girecektir. Balkanlar, Orta Asya, Ortadoğu ayrılmaz birer parçamız.

BİZE ATEŞTEN GÖMLEK OLUR

Bugün bakıyorsunuz batı ülkeleri çok ileri bir düzeydeler Afrika'da, Asya'da Güney Amerika'da bambaşka bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Oralardaki milyarlarca insanın ahı emeği üzerinden batıda kurulan bir refah düzeni var. Biz asla mazlumun, yoksulun üzerinden refah düzeni kurmayız, kuramayız. Buna ne kültürümüz, ne tarihimiz izin vermez. Mağdurların, mazlumlar üzerinden elde edilen refah bize ateşten gömlek olur. Gözyaşı ile ıslanmış ekmek bize haram olur. Biz bunun için Filistin, Mısır, Myanmar diyoruz. Bunun için dünya 5'ten büyüktür diyoruz.

ONE MİNUTE'Yİ BUNUN İÇİN SÖYLEDİM


BM'nin daimi üyesi var 5'tane diğer 191 üye bunların dudakları arasına bakıyor. Böyle bir düzen, özgürlük dünyası olabilir mi? Olamaz ve olmuyor da. Bunun için uluslararası sistemin yanlışları, eksikleri her platformda insanlığı eziyor biz de bunu yüksek sesle ifade ediyoruz. Davos'ta One Minute dediysek bundan dolayı söyledik. Amerikada evlerinin içinde alçakça katledilen Suriye Türkmeni kardeşimiz için Sayın Obama'ya neredesin dediğimizde aslında tüm dünyanın vicdanına sesleniyorduk derdimiz buydu. Biz insan değerinin inançla, ülkeyle, renkle, ırkla ilgili olmadığına inanıyoruz. İnsanoğlunun her bir ferdinin canı, hayatı aynı şekilde değerli ve azizdir. Paris'te öldürülen 12 kişi için dünyayı ayağa kaldıranların Suriye'de öldürülen yüzlerce binlerce insan için 3 maymunu oynaması doğru değildir. Amerika havadan geliyor bombalıyor o kadar. Başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmemiz lazım. Aynı çarpıklık ülkemizdeki bazı çevreler için de geçerlidir.

#Sayfa#

ÖZGECAN'IN ÖLÜMÜNÜ DANS İLE KUTLADILAR

Evine gitmek için otobüse binip sonrasında canlı canlı yakılan kızımız için ses çıkarmayanlar, ülke içinde başka eylemlerde ön sıradalar. Hünharca katledilen Özgecan kardeşimizin ölümünü dans ederek protesto ediyorlar. Bu nasıl birşeydir. Biliyorsan bir fatiha oku, bilmiyorsan başsağlığı dile. Dans ediyor bunun bizim kültürümüzdeki yeri nedir adeta o ölümden zevk alıyor. Bu bu anlama geliyor. Acı karşısında dans etmek nedir bizim kültürümüzde? Tabi ateş düştüğü yeri yakar. Özgecan kızımıza ben bir kez daha Allah'tan rahmet ve ailesine bütün milletimize başsağlığı diliyorum. Bu alçakça yapılan bu katlin failleri yakalandılar. İnşallah hak ettiği cezayı da en ağır şekilde almaları için bizzat davanın takipçisi olacağım.

KADININ YERİ TOPLUMUMUZDA ÇOK FARKLIDIR

Bizim kültürümüzde kadının özel bir yeri vardır. Osmanlı'yı anarken Bala Hatunu, Nilüfer Hatun'u anmadan geçemeyiz. Kadınların yeri bizde çok başkadır. Zübeyde Hanım'ı anmadan Mustafa Kemal Atatürk'ü anlayamayız. Cüzdanlarımızdaki 50 liralık banknotu hazırlarken çalışma önüme geldiğinde bir de tarihimizde başarılı hanımlar var onlardan birinin resmini de buraya koyun. Osmanlı'nın son dönemi, Cumhuriyetin ilk dönemi hanımlarından Fatma Hanım'ın resmini buraya koyduk. Kadını zayıf görerek kadını aciz görerek ona şiddet uygulayan her kim olursa olsun alçaktır, zavallıdır. Kadına şiddet uygulamak Allah'ın emanetine ihanet etmek demektir.

KADINLAR İÇİN PEK ÇOK KANUN VE YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPTIK

Ben tüm siyasi hayatım boyunca kadınları her alanda hak ettiği konuma getirme çabası içinde oldum. Kadına şiddete karşı da korumak için onlarla birlikte mücadele ettim etmeye devam ediyorum. Kadınların siyasette erkeklerle eş değer düzeyde temsili için her türlü çabayı gösterdim. Türkiye'nin en iyi çalışan kadın teşkilatlanmasını gerçekleştirdik. Hala yeterli seviyeye ulaşamadığımızı görüyorum ama geçmişe nazaran büyük bir mesafe katettiğimizi de aşikardır. Daha ileri için pek çok çalışma yürüttük. Anayasa'da kanunlarda yönetmeliklerde yaptığımız değişikliklerle kadınlarımızı maruz kaldıkları cinsiyet farklılıklarından kurtarmaya çalıştık.

HEPİMİZİN BAŞINA GELEBİLİRDİ


Son olarak kadın istihdamını teşvik edecek bir dizi kanun değişikliği gerçekleştirdik. Tüm bunlar elbette önemli. Ama daha önemlisi bütün bu yasal değişikliği gidermek için ek tedbir ve müeyyide mekanizmaları geliştirmektir. Ancak böylelikle zihinlerdeki kafalardaki anlayış da değişecektir. Bu olay hepimizin kızının başına gelebilirdi. Bu konuyu bu hassasiyetle bizler sizler sahiplenmedikçe gerçek bir iyileşme olmaz. Ben ortaya çıkan hassasiyetin yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni ediyorum. Bu önemli sorunumuzu günlük siyasete alet etmeye tevesssül eden herkesi de kınıyor, lanetliyorum. Biraz önce gözyaşı ile ıslanmış ekmekten bahsettim. Bu anlayış sınırlı olmamalıdır. Yaptığımız işlerde de aynı titizliği göstermeliyiz. Sizler iş yaptığınız yerlerde ülkemizi, bu milletin somut tezahürü görünen adeta aklanmış bir yüzü olarak orada görünüyorsunuz. Elbette yaptığınız işlerden kar edeceksiniz, para kazanacaksınız kimsenin buna itirazı olamaz. Bununla birlikte üstlendiğiniz misyonun da bilinci ile hareket etmek durumundasınız. İşçilerinizden, mal aldığınız yüklenicilere kadar ilişkilerinizi bu bakış açısı ile kurmanızı bekliyorum.

Biz, paylaşımcı bir milletiz. Biz, dayanışmacı bir milletiz. Ahilik kültürüne sahip bir milletiz. Öyleyse bu paylaşım kültürü içerisinde bunu sürdürecek olursak bu projeyi gel beraber yürütelim. Diğer iki projeyi diğer arkadaşlarımız yürütsün dediğimizde Türk Milleti'nin önünde kimse duramaz. Bulunduğunuz ülkelerde mutlaka yardım faaliyetleri de gerçekleştirin. Oradaki işiniz bittiğinizde geride sadece inşaa ettiğiniz köprüler, binalar değil aynı zamanda kazanılmış gönüller de bırakın. Aynı şekilde ülke içindeki çalışmalarınızda da bu anlayışı güçlendirmelisiniz. Ülkemizin geldiği yer geçmişle mukayese edilemeyecek derecede ileridedir. Ben artık insanca çalışma şartlarına sahip olmayan hiç bir şantiye işyeri görmek istemiyorum. Sadece kendinizin değil, taşeronlarınızın da aynı şartları taşımasını teminle mükellefsiniz. Büyüyeeceğiz, güçleneceğiz, kazanacağız ama kimsenin ahını almadan kimsenin hakkına girmeden bunu yapacağız. Medeniyet iddiamıza halel getirmeden kültürümüze onurumuza uygun şekilde gelişecek ilerleyeceğiz. Merhameti vicdanı şefkati olmayan bir ülke bir toplum olarak refahımızı arttırmak bizim asla temin edeceğimiz bir yol değildir olamaz. Ben tüm işadamlarımızın, işverenlerimizin çalışmalarını ahilik ilkelerine bağlı şekilde yürütme konusunda azami hassasiyeti göstereceklerine inanıyorum.

Bir kez daha ödül kazanan şirketlerimizi tebrik ediyor, başarılarının artarak devamını diliyorum. önümüzdeki yıllarda bu listede 42'nin çok çok üstünde ülkemizi görmeyi temenni ediyor, sizleri saygı ile sevgi ile selamlıyorum