X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye'ye DAEŞ kumpası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye'ye DAEŞ kumpası

  • Giriş Tarihi: 14.3.2015 23:58 Güncelleme Tarihi: 15.3.2015 00:08
Türkiye'ye DAEŞ kumpası
Türkiye'ye DAEŞ kumpası

Üç İngiliz kızı DAEŞ'e götüren ajanın tutuklandıktan sonra verdiği ifadeler Türkiye'ye yönelik büyük kumpası ortaya çıkardı.. İşte Türkiye'yi DAEŞ destekçisi göstermeyi hedefleyen o büyük kumpasın ayrıntıları.

Irak ve Suriye'yi kana bulayan DAEŞ'in ortaya çıkmasının ardından Türkiye'ye yönelik büyük bir kara propaganda harekâtı başlatıldı. Hedef Türkiye'yi DAEŞ'in destekçisi olan bir ülke olarak göstermekti.. Kara propagandanın ilk ayağında Suriye'deki Türkmenlere insani yardım malzemesi götüren Milli İstihbarat Teşkilatı TIR'larına baskın düzenlendi..

Türkiye'yi DAEŞ destekçisi gösterme operasyonunun ikinci ayağında Paralel medya devreye girdi. Yapılan yayınlarda TIR'larda silah bulunduğu öne sürülüyor, hatta Türkiye savaş suçlusu ilan ediliyordu..

Paralel medya psikolojik harekâtın medya ayağını büyük bir hırsla yürüttü. Zaman, Bugün, Habertürk, Sözcü ve Taraf'ın da aralarında olduğu okyanus medyasında en sert başlıklardan birini de Hürriyet gazetesi atmıştı..

Gazete, CHP'li Muharrem İnce'nin ağzından "Lahey'e Götürür" başlığıyla Türkiye'nin uluslararası mahkemede yargılanacağını iddia ediyordu.

Okyanus medyasının yayınlarının hemen ardından bu kez yeni bir evre başladı.

CHP'nin başını çektiği muhalefet Türkmenlere yapılan yardımı çarpıtarak, kesin yargılarla hükümeti hedef aldı. Birbiri ardına yapılan açıklamalar Türkiye'nin yurt dışına şikâyet edilmesi ile devam etti.

Muhalefet ve okyanus medyasının pasını ilk alan ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden oldu. Biden Türkiye'yi DAEŞ'e yardım eden ülkeler arasında saydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyla ilgili "siz haklıydınız" dediğini iddia etti.

Oyun artık uluslararası alanda oynanmaya başlanmıştı. Bunu ilk gören ise Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Erdoğan'ın oyunu bozmak için yaptığı açıklama çok sertti: Bunu söylemişse biden benim için tarih olur. Kimse Türkiye'yi böyle bir şey için suçlayamaz...

Biden, bu açıklamanın ardından Erdoğan'dan özür dilemek zorunda kaldı. Erdoğan da sonraki günlerde "Bizim için PKK neyse, DAEŞ odur " diyerek Türkiye'nin DAEŞ ile hiçbir ilişkisi olamayacağını sık sık dile getirdi.

Sonraki süreçte Avrupa ülkeleri de Türkiye'yi DAEŞ destekçisi gösterme oyununa katıldı. Kendi ülkelerinden giden binlerce militanı perdelemeye çalışan Avrupa ülkelerinden "Türkiye terörist geçişleri neden engellemiyor" açıklamaları birbiri ardına geldi. Hatta İngiltere Türkiye'ye polis gönderilmesini tartışacak kadar ileri gitti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu da "Kimsenin haddi değil Türkiye'ye böyle bir yakıştırma yapmak" sözleriyle tüm bu yaşananlara büyük tepki gösterdi.

Oysa bu süreçte DAEŞ'in kullandığı silah ve cephanenin yarısının ABD ve Çin yapımı olduğu, bunlarla birlikte Rus ve Sırbistan menşeli silahların, örgütün kullandığı silahların toplamının yüzde 80'ini oluşturduğu tespit edildi.

Yani Türkiye'den silah gittiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyordu. Fakat bu önemli ayrıntı Batı ülkelerinde pek de yankı uyandırmadı. Okyanus medyası da haberi görmezden geldi.

Ancak Türkiye'yi DAEŞ ile bağlantılı göstermeye çalışan dış güçler ve içerdeki destekçilerin oyunu DAEŞ'e katılan üç İngiliz kızla ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasıyla çöktü.

Mevlüt Çavuşoğlu'nun, "Olayda koalisyon ülkelerinden birinin istihbarat servisinin parmağı var" açıklamasının ardından A Haber, üç İngiliz kızın DAEŞ'e, ajan Muhammed el Raşit tarafından götürüldüğünü ortaya çıkardı. Olayda çarpıcı olan ise ajanın Kanada istihbarat servisine çalıştığını ve İngiltere'den gelen paraları örgüte aktardığını itiraf etmesiydi.

Tüm masraflarını Kanada'nın karşıladığını anlatan ajanın, Avrupa'dan kimleri örgüt için devşirdiği ve İngiltere'den gelen paralarla ilgili yürüttüğü trafik belgelendi.

Türkiye'ye yönelik oyunun çökmesinin ardından muhalefet ve okyanus medyası büyük bir suskunluğa büründü. Milli İstihbarat TIR'larına yapılan baskını sayfa sayfa görerek Türkiye'yi karalayan okyanus medyasının amiral gemileri Zaman, Taraf ve Bugün gazeteleri ajanın itiraflarını hiç görmedi. Ajanın Kanada ve İngiltere bağlantılarıyla ilgili haber yapmadı.

Peki, bundan sonraki süreçte neler yaşanacak?
Oyunu bozulan dış güçler ve iç destekçileri nasıl bir strateji izleyecek?
Türkiye'yi dünyaya DAEŞ destekçisi diyerek şikâyet eden muhalefet özür dileyecek mi?
Şimdi bu soruların cevabı merak ediliyor...

Kaynak: AHaber