X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Babalar da çözüm sürecinden yana
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Babalar da çözüm sürecinden yana

  • Giriş Tarihi: 19.3.2015 12:07 Güncelleme Tarihi: 19.3.2015 12:09
Babalar da çözüm sürecinden yana
Babalar da çözüm sürecinden yana

Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan, sadece annelere değil babalara da gözyaşı döktüren çatışmalı ortamda evladını kaybedenler, PKK'ya yapılan silahları bırakma çağrısını destekliyor.

Çocuklarını düzenlenen saldırılarda kaybetmenin üzüntüsünü ilk günkü gibi yaşayan babalar, başka ailelerin de yüreklerine aynı acının düşmemesi için çözüm sürecindeki gelişmeleri ve yapılan olumlu çağrıları yakından takip ediyor.

KIZINI KAYBETTİ

Siirt'te 20 Eylül 2011'de bir otomobile yönelik saldırıda kızı Nurcan'ı kaybeden, diğer kızı Gülcan Olgaç da ağır yaralanan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Hüsam Olgaç, AA muhabirine, çözüm sürecini ve bu süreçte yapılan silahların bırakılması çağrısını desteklediğini söyledi.
Yaşadıkları acıyı başka anne ve babaların da yaşamasını istemediklerini ifade eden Olgaç, bu nedenle çözüm sürecinin hayata geçirilmesine çok sevindiklerini belirtti.

"KAN AKMASIN DİYE DUA EDİYORUZ"

Olgaç, bölgede yaşanan olaylarda çok acı çekildiğini, gözyaşı döküldüğünü anımsatarak, "Analar kadar biz babalar da çok ağladık. İnşallah bundan sonraki çözüm sürecinin tamamlanmasında son adım olacak, silahlar bırakılacak ve herkes kardeşçe yaşayacak" dedi.
Atılan adımların arkasında durulmasını beklediklerini dile getiren Olgaç, bu sürecin sonuna kadar götürülmesini istediklerini vurguladı.
Olgaç, sürecin barışla sonlandırılmasını arzu ettiklerini kaydederek, "Bahar ayları ile güzel bir kardeşlik havasına girilecektir. Bu olayların durması ve kan akmaması için tüm bölge halkı dua ediyoruz" diye konuştu.
Aynı saldırıda hayatını kaybeden Kevser Çekin'in babası Abdurrahman Çekin de çatışmalı ortamda babaların da yüreğinin yandığını anlattı.
"Artık ne anneler ne de babalar ağlamasın. Kimsenin evi yanmasın. Barış olsun. Dili, lehçesi her ne olursa olsun herkes kardeş olsun. Dağdakiler de bizim insanlarımız. Onlar da anne ve babalarının evine dönsünler. Asker, polis ölmesin" ifadelerini kullanan Çekin, şunları dile getirdi:
"Biz yeteri kadar zaten ağlamışız. Bu acıyı biz çektik başka kimse çekmesin. Başka canlar yanmadan bir an önce barış sağlanmalıdır. Kızımın cenazesi yerde olduğu gün de bugün de düşüncemiz aynıdır. Silahların bırakılması çağrısını destekliyoruz. Bu çağrıda geç bile kalındı. Biz savaşa karşıyız. Yanan her can bizim canımızdır."
Çekin, sürecin bu şekilde devam etmesi halinde çok güzel bir sonuca ulaşılacağına inandıklarını ifade ederek, süreçle ilgili gelişmeleri takip ettiklerini aktardı.

"ACILARIN SON BULMASI İÇİN ÇÖZÜMÜ DESTEKLİYORUZ"

Diyarbakır'da 3 Ocak 2008'de askeri servis aracının geçişi sırasında bir dershane önünde bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırıda oğlu Rıdvan Süer'i kaybeden ve acısını oğluna yazdığı şiirlerle dindirmeye çalışan Şemsettin Süer de çözüm sürecinde atılan adımların kendilerini mutlu ettiğini anlattı.
Yaklaşık 2 yıldır şehit haberlerinin gelmemesinden duydukları memnuniyeti dile getiren Süer, bunun çok büyük bir gelişme olduğunu vurguladı.
Süer, silahların bırakılması çağrısını da herkesin gönülden destekleyeceğine inandığına işaret ederek, vatandaşların bu konuda hassasiyetinin yüksek olduğunu ifade etti.
"Silahların tamamen bırakılmasıyla ülkemizi daha rahat, huzurlu ve refah dolu günlerin beklediğine inanıyorum. Bu süreç inşallah kalıcı barışla son bulacak" ifadelerini kullanan Süer, şunları kaydetti:
"Ailelerin yürekleri yandı. Çok gözyaşı döküldü. Artık ülkenin tamamı bu olaylardan bıktı. Biz bu süreci ve silahların bırakılması çağrısını destekliyoruz. Kendimi, evladımı kaybettiğimde metanetim ve sarf ettiğim sağduyulu sözlerle bu sürecin ilk kıvılcımını yakmış bir kişi olarak görüyorum. Çünkü oğlumu kaybettiğim yerde adının yaşatılmasını talep etmiştim. Bu barış için bir adım ve bir çözümdü. Bu acıların son bulması için silahların tamamen bırakılmasını istiyoruz."
Süer, oğluna duyduğu özlemi 8 sayfalık ''Diyarbakır'da Matem'' adlı şiirinde, ''Ey oğul! Nasıl da karşılayabildin o körpecik bedeninle etrafa dağılan parçacıkları? Nereden bilirdim yavrum metrelerce önümde can verdiğini? Hiç mi hiç konduramadım Rıdvan'ım o kör olası patlamanın seni bizden ayıracağını'' dizeleri ile dile getirmişti.