X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER '10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesiyle bir dönem sona ermiştir'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesiyle bir dönem sona ermiştir'

  • Giriş Tarihi: 21.3.2015 19:38 Güncelleme Tarihi: 22.3.2015 01:09
'10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesiyle bir dönem sona ermiştir'
'10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesiyle bir dönem sona ermiştir'

Denizli'de STK temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan "10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesiyle bir dönem fiilen sona erdi. Parlamenter sistem bir daha geri dönmemek üzere halk tarafından bekleme odasına alındı." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle Türkiye'de bir dönemin fiilen bittiğini belirterek, "Kimilerinin 1876'dan, kimilerinin 1924'ten, bazılarının 1946'dan başlattığı parlamenter sistem, 10 Ağustos'ta bir daha geri dönüş olmamak üzere milletimiz tarafından bekleme odasına alındı. Bu bekleme ne kadar sürecek veya ne zamana kadar sürecek? Ya mevcut uygulamaya anayasal zemin kazandırılana ya da bunun yerine yeni bir sistem ikame edene kadar. Bunun kararı da 7 Haziran seçimlerinde verilecek" dedi.

Erdoğan, Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiği yemekteki konuşmasında, Türkiye'nin halkın oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak Denizli'de bulunduğunu anımsattı.

Denizli'ye 24'üncü kez geldiğini, cumhuriyet tarihinde gerek başbakan gerek cumhurbaşkanı olarak kente bu kadar çok ziyaret gerçekleştiren siyasetçi olmadığını düşündüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz Ankara merkezli çalışmadık, biz Türkiye merkezli çalıştık. Gidilmedik yer bırakmadık, koştuk ve büyük ilçeleri dahi elden geçirdik. Bu ifade bir kaç saniye içinde ağzımızdan kolaylıkla çıkıyor olabilir, ancak bu ifadenin gerisindeki manayı çok iyi kavramamız gerektiğine inanıyorum" diye konuştu.

Vatan ve millet aşkı olmadan bu çalışmaların yapılamayacağını ifade eden Erdoğan, "Eğer bu sevda sizde varsa yaparsınız, yorulmak da bilmezsiniz ama böyle bir sevdası, aşkı, derdi olmayan çok çabuk yorulur ve tökezler" dedi.

'10 AĞUSTOS'TA CUMHURBAŞKANI'NI HALKIN SEÇMESİYLE BİR DÖNEM SONA ERMİŞTİR'


10 Ağustos'ta cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle bir dönemin fiilen bittiğine dikkati çeken Erdoğan, "Kimilerinin 1876'dan, kimilerinin 1924'ten, bazılarının 1946'dan başlattığı parlamenter sistem 10 Ağustos'ta bir daha geri dönüş olmamak üzere milletimiz tarafından bekleme odasına alındı. Bu bekleme ne kadar sürecek veya ne zamana kadar sürecek? Ya mevcut uygulamaya anayasal zemin kazandırılana ya da bunun yerine yeni bir sistem ikame edilene kadar. Bunun kararı da 7 Haziran seçimlerinde verilecek" ifadesini kullandı.

'BU, TÜRKİYE'NİN VE MİLLETİMİZİN BEKASI MESELESİDİR'


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de kimsenin, işlerin 2014 öncesinde, özellikle de 2002 öncesinde yürüdüğü gibi yürümesini beklememesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

"O dönem geride kaldı. Ne diyor Mevlana 'Dün dünde kaldı cancağızım, yarın için bir şeyler söylemek lazım'. Artık Türkiye için yeni şeyler söyleme zamanıdır. Her büyük değişim gibi bu da hiç şüphesiz sancılı olacak, sıkıntılı olacak. Şunu açık ve söyleyeyim, bir büyüğümün ifadesidir, 'Evlat her kutlu doğum sancılı olur' derdi.

Yıllardır sahip oldukları gücü, imkanı kaybetmek istemeyenler bu değişime sonuna kadar direnecekler. Muhalefet partilerinin direnişi bu yüzdendir. Hatta bir kısmı kendi geçmişlerini kendi savundukları ilkeleri reddetme pahasına bu direnişi sergiliyor. Aynı şekilde kurumlar buna direnecektir, aynı şekilde eski Türkiye'nin zaaflarından beslenerek varlıklarını sürdüren aydınlar, gazeteciler, iş adamları da buna direnecektir. Bir de bu süreci doğru okuyamadıkları için, meseleyi tam olarak kavrayamadıkları için değişime direnç gösterenler var. Onların zaman içinde doğruyu, gerçekleri görerek saflarını yeniden belirleyeceklerine inanıyorum.

Bu dönemde önemli olan bizim bu değişimi sebepleri, sonuçları, getirileriyle milletimize doğru ve tam olarak anlatabilmemizdir. Yeni Türkiye'nin ne olduğunu, yeni anayasaya niçin ihtiyaç duyduğumuzu, başkanlık sisteminin ülkemize neler kazandıracağını sabırla, doğru argümanlar ve örneklerle milletimize izah etmeliyiz. Seçim süreci bunun için önemli bir fırsat. Artık ok yaydan çıktı, önemli olan hedefine ne derece isabetle varacağıdır. Bunun için hepimize çok önemli görevler düşüyor. Bu mesele günlük siyasetin malzemesi olacak kadar basit değildir. Bu, Türkiye'nin ve milletimizin bekası meselesidir. Ben damdan düştüm, dertliyim. Patinaj yapan bir Türkiye istemiyorum. Bizim çok daha hızlı, sıçrayarak, çok daha ileri gitmemiz ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmamız lazım. Onun için de kaybedecek vaktimiz yok."

'HERKES TOPU ŞU ANDA BİRBİRİNE ATIYOR'


2023 hedeflerinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kişi başına milli gelirin 25 bin doların üzerine çıktığı bir Türkiye'nin, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmış olacağını dile getirdi.

Yeni anayasa yapma fırsatının 2011'de kaçırılmasının ardından ülkede, bölgede ve dünyada önemli gelişmeler yaşandığına, Suriye, Irak, Filistin, Mısır, Libya ve yakın coğrafyada dört yıllık dönemde yaşananların Türkiye'yi de yakından ilgilendirdiğine vurgu yapan Erdoğan, Rusya'da, Ukrayna'da ve Gürcistan'da önemli gelişmeler yaşandığının altını çizdi.

Ukrayna'ya dün yaptığı ziyareti anımsatan Erdoğan, ülkenin yaklaşık yüzde 7-10'luk bölümünün işgal altında olduğu bilgisinin kendisine aktarıldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Minsk Süreci'ne işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bir hafta önce Sayın Putin ile görüştüm, o 'Ukrayna, Minsk Sürecine uysun' diyor. Sayın Poroşenko ile görüştüğümde, o da 'Sayın Putin, Minsk Sürecine uysun' diyor. Herkes topu şu anda birbirine atıyor. Biz de 'Etmeyin, eylemeyin bunların hepsi sizin için, bölge için kayıp' diyoruz. Kırım Tatar Türkleri şu anda zulüm, eza cefa içerisinde. Bir taraftan bunları da takip ediyoruz, kovalıyoruz. Onun için Türkiye'nin üzerindeki yükün ne kadar ağır olduğunu bilmemiz lazım. Biz kabuğunun içinde küçülen bir ülke, bir millet olamayız. Biz nasıl tarihte büyük bir milletsek bugün de büyük bir millet olma yolunda devam etmek zorundayız. Şu anda bizden beklenen, istenen bu. Soruyorlar, 'Nerede kaldınız?' Niye? Çünkü geçmişimiz itibarıyla üzerimizde böyle bir yük var. Diyor ya şair, 'Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz, gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz'. Biz böyle bir milletiz. Öyleyse bu millet küçülemez."