X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sizler bize hayat veriyorsunuz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sizler bize hayat veriyorsunuz

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 11:59 Güncelleme Tarihi: 22.4.2015 15:31
Sizler bize hayat veriyorsunuz
Sizler bize hayat veriyorsunuz

Geçmişle geleceğin, duayenlerle gençlerin, gün görmüşlerle gün göreceklerin buluştuğu bir masaydı. Son 30 yıla damgasını vuranlar masanın konuklarıydı. Kimi dobralığını koydu masaya kimi kahkahalarını, kimi güzelliğini kimi hınzırlığını kimi de anılarını. Böylece iddialı, enerjik, az biraz hınzır ama saygılı bir masa ortaya çıktı. Barlas konuklarımıza “Bize hayat veriyorsunuz” diyerek teşekkür etti.

Her sey büyük, klas, incelikli... Tarihi Pera Palas'ın büyük salonlarından birindeyiz, ortada kocaman bir masa. Birazdan konuklar gelecek ve o masa senlenecek! Ev sahibi, pek sevgili sefimiz Sengül Balıksırtı. Masa fikrinin de sahibi aynı zamanda. 'ın 30. yılı için ne yapsak diye 'büyük' düsünceler havada uçusurken ansızın "Çocuklar" dedi... "Ailecek yenilen yemekler insanlar için ne kadar özel ve anlamlıdır. Unutulmazdır. Biz de büyük bir aileyiz ve sevdiklerimizle yemekte bulusalım." En sevilenler, aileden bildiklerimiz davet edildi bu yemege. Iste onları bekliyoruz! Ilk gelen Azra Akın'dı, hemen arkasından Mehmet Barlas göründü.

Mehmet Bey, Azra Hanım'a "Gerçekten güzelmissiniz" deyince, o tescilli dünya güzelinin yüzü kızarmasın mı! Hıncal Uluç kahkahasıyla geldi. Emel Sayın ise koltuk degnegiyle. Hasan Bülent Kahraman, Hülya Avsar, Kenan Imirzalıoglu, Funda Arar, Bergüzar Korel, Ayse Özyılmazel gelince de o sahane masaya geçildi. Mustafa Sandal biraz geç kaldı, Fatih Terim ise çok istemesine ragmen Spor Bakanı ile son anda gerçeklesen randevusu nedeniyle gelemedi. Sinan Özedincik, Sonat Bahar ve bendeniz ise ev sahibinin yardımcıları dalında Oscar'a adayız! Edip Cansever, Masa da Masaymıs siirinde "Adam masaya, aklında olup bitenleri koydu. Ne yapmak istiyordu hayatta, iste onu koydu" der ya bu masa da öyle bir masaydı iste. Mehmet Barlas her duruma uygun hikayelerini koydu masaya, Hıncal Uluç dobralıgını, Hasan Bülent Kahraman entelektüelligini... Hülya Avsar sasırtıcı bir sekilde hem hınzırlıgını hem de sen sakraklıgını koydu. Bunu gören Kenan Imirzalıoglu "varım" deyip karizmasıyla birlikte o da hınzırlıgını koydu masaya. Bergüzar Hanım dogallıgını, Azra Hanım güzelligini, Mustafa Sandal samimiyetini... Emel Sayın'ı sona sakladım. Önce bir itiraf. Emel Sayın gerçekmis (görüp inandım) ama insan olmadıgı kesin. Hani Pele, Mick Jagger gibi baska gezegenden gelenler vardır ya Emel Sayın da iste onlardan, kesin bilgi. Masanın da yıldızı, öyle bir aurası var ki, hemen etkisi altına giriyorsunuz, kimse gözünü ondan alamıyor... Ama buna ragmen o masaya mütevazılıgını koyuyor.


GÜLMEM İÇİN ÇAĞRILDIM GALİBA


Aslında herkes birbirini tanıyor. Kimi tanıs degil, tanısılıyor ve ortamın dostane havasıyla da hemen kaynasılıyor. Malum bu tür büyük masalarda yanınızdakilerle sıkı fıkı olursunuz. Mesela Hıncal Abi, Ayse Özyılmazel ve Azra Akın yan yana düsmüs. Sen kahkahalarıyla masayı inletiyor. Sonra bize dönüp "Gülmem için çagrıldım galiba" diyor. Hasan Bülent Kahraman ile Emel Sayın koyu bir muhabbet içindeler. Bir ara Hasan Bey, Emel Hanım'a Ankara'da izledigi bir konserini anlatıyor. Emel Hanım'ın zar zor hatırladıgı konserle ilgili Hasan Bey'in verdigi ayrıntılar sonrası, hafıza bu diyoruz. Mehmet Barlas kah Hülya Avsar ile kah Emel Sayın ile konusuyor. Ama o masaya koydugu kıssadan hisse hikayelerini anlatmaya baslayınca herkes kulak kesiliyor. Zaman atlamalı hikayeler bunlar, 19. yüzyıl sonundan da gelebilir, 1950'lerden de ama en çok Özal'lı anıları ragbet görüyor. Mustafa Sandal ve Bergüzar Korel yan yana düsmüsler. Sonra Funda Arar da aralarına katılınca ebeveyn olmak üzerine derin bir sohbete girdiler. Bu arada Funda Arar ile Hülya Avsar tatlı bir atısma yasadı. Paylasamadıkları ne derseniz? Seyda Hanım'ın adı geçip duruyor. O kim derseniz, beslenme uzmanı Seyda Coskun'mus. Sonat ile ben ise damardan 'ovır doz ünlü' almıs gibiyiz. Mesleki deformasyon galiba. Kime baksak ekler için kapak söylesisi görüyoruz ve kime bakacagımızı sasırıyoruz. Durumu anlayan Sengül Hanım'ın çimdik etkisi gösteren bakıslarıyla kendimize geliyoruz! Masada aslında üç grup var. Birinci grup, görmüs geçirmisler. Hasan Bülent Kahraman, Hıncal Abi, Mehmet Barlas, Emel Sayın, Sengül Hanım bu gruptan. Bunun için de muhabbetlerin lokomotifi onlar. Ikinci grupta ise görmüs ve geçirenler var. Hülya Avsar, Kenan Imirzalıoglu, Mustafa Sandal, Funda Arar, Sinan Özedincik de bu gruptan. Sakinler, kendilerine gelen muhabbet pasını güzelce havalandırmayı biliyorlar. Zaman zaman kendilerini gösterip alkısı alıp geri çekiliyorlar.

Üçüncü grup ise görüp sasıranlar. Bergüzar Korel, Azra Akın, Sonat Bahar ile bendeniz de bu gruptanız. Tecrübemiz az belki, bunun için sürekli bir sasırma hali içerisindeyiz ama enerji kozumuzla masada tutunmaya çalısıyoruz. Tutunuyoruz da! Agatha Christie'den Mustafa Kemal'e kaç mühim sahsiyetin yolu düstü Pera Palas'a. Yani bir agırlıgı var bu otelin koridorlarının, masalarının, koltuklarının. Mimarisiyle de bunu hissettiriyor. Lakin öte yandan bir taraftan da evinizde gibi hissediyorsunuz. Bunun sebebi de basta otelin genel müdürü Pınar Kartal Timer olmak üzere tüm görevlilerin bizim bu coskumuza ortak olması... Ama ne cosku. Naçizane bu özel yemegin en akılda kalıcı anı nedir derseniz? Ilham Gencer'in Bir Sarkısın Sen sarkısını çalarken Hülya Avsar ve Kenan Imirzalıoglu'nun dansıydı! Hayat, bizi hep belirli bir amaç dogrultusunda bulusmalara alıstırmıs ya. Bu masa bunu kırıyor iste. Insani, çıkarsız, egonun kapı dısarı edildigi, güler yüzlü bir masa... Simdiki zamanın iklimine, egri bügrü degerlerine meydan okuyan bir hali var. Tabii kusaklar arası haliyle de zamana da... Eskiyle yeninin, geçmisle gelecegin, duayenlerle gençlerin, gön görmüslerle gün göreceklerin bulustugu bir masa. Mehmet Barlas, yemege baslarken "Hepiniz bize hayat veriyorsunuz" demisti. Öyle, hayat verenlerle o hayatı yazanların masası. Iddialı ama mütevazı, enerjik, az biraz hınzır ama saygılı. SABAH gibi iste!

Masada kalanlar
¦ Yıl 1985 SABAH yayın hayatına baslıyor. Kim ne hatırlıyor? Hülya Avsar SABAH'ın balonlu kampanyasını hatırlıyor. Bergüzar Korel "Babam Duvardaki Kan'da oynuyordu. Onu hatırlıyorum. Ama yıl 1985 mi emin degilim" diyor. Ama en güzeli Mehmet Barlas'tan geliyor "O yılı bir kere yasamıstım."

¦ 2003'te Hülya Avsar "Türkiye'de film çevrilecek jön yok" demisti. Bu jön meselesi bizim masada 'masaya yatırıldı.' Sonucu Kenan Imirzalıoglu açıkladı: "Nihayet Hülya Avsar aradıgı jönü buldu. Artık issiz kalmam." Hani bu ikili gün gelir bir filmde oynarsa bu masa unutulmasın lütfen! ¦ Hülya Avsar'ın kadın argosuna hakimiyeti insanı sasırtmıyor degil. Yaptıgı hınzırca esprilere bir örnek: "Siz vesikalık fotograf nasıl çekilir biliyor musunuz?" Bilmiyorduk gösterince ögrendik. Bir de igneyi kendisine çuvaldızı baskasına batırma konusunda epey usta!

¦ Rengarenk giyinip gelen Hıncal Abi'nin siyahla ilgili tespitlerine kulak vermeyen kaybeder! "Herkes siyah giyiniyor, iç karartıyor. Hayat bu kadar karanlık degil yahu. Biraz renklendirin kendinizi ve hayatı."

¦ Hasan Bülent Kahraman'ın sapka çıkarılası bir hafızası var. Emel Sayın'a hitaben "Size âsık olmayan yoktur, döktürmeyin sırları ortaya simdi" diyen Hasan Hocamızın engin magazin bilgisini biraz desmek gerekiyor bizce!!!

¦ Fotografını bir sonraki sayfada göreceksiniz ama ben notumu ileteyim. Günün sürprizi Kenan Imirzalıoglu ile Hülya Avsar'ın dansıydı. Ilham Gencer'in piyanosu esliginde onlar dans ederken, bir baktım ki bizler bir vokal grubu olusturmus, sarkılar söylüyoruz.

¦ Funda Arar ve Bergüzar Korel iki anne. Üstelik çocuklarına pek düskün iki anne. Akılları çocuklarındaydı o gün. Ama bu o güne has bir durum degilmis. Hep böyleymis. Anne olmak kolay degil ama söhretli anne olmak daha zor galiba!

¦ Azra Akın'ın caz sevgisini bilmezdik! Müzisyen Ilham Gencer Pera Palas'ta gün ortası mini konser verirken aldı mikrofonu sahane sarkılar söyledi. Yani "Güzel oldugunuz kadar yeteneklisiniz" diyoruz Azra Hanım'a... Peki Ilham Bey ne diyor Azra Hanım'a: "Gençsin, güzelsin sesin de umut veriyor. Iyi bir egitimle müzisyen olursun."

¦ Mustafa Sandal'ın müthis bir baba oldugunu ögrendik. Yaman ve Yavuz'un resimlerini çıkarıp gururla gösteriyor. Ögreniyoruz ki, Sengül Balıksırtı ile gazeteci- müzisyen olarak pek çok anı paylasmıslar. Sandal'ın her albümünü, çıkmadan önce Sengül Hanım'a dinlettigini de ögrendik. Sandal, otomobile biner müzigi sonuna kadar açar sonra da gaza basarmıs.

¦ Bir güzel anı, fotografla taçlandırma istegi takdir edersiniz ki çok insani bir duygu. Fotografçılarımız Kutup Dalgakıran, Ilhami Yıldırım, Murat Sengül iste bu noktada devreye girdiler. Kahve içerken de akıllı telefonlar çıktı ortaya. Hasan Bülent Kahraman'ın Emel Sayın ile fotograf çektirirkenki mutlulugu görülmeye degerdi. Sengül Hanım bir yanında Mustafa Sandal diger yanında Hülya Avsar'ı alıp üç eski dost olarak poza girdiler. Sonat Bahar genç kusaktan ya "Hadi, simdi selfie zamanı" dedi bastı deklansöre. Ben mi? Valla Kenan ile muhabbet etmeyi Hülya Avsar'la da kadraja girmeyi tercih ettim.