X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Bu sistem artık miadını doldurdu'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Bu sistem artık miadını doldurdu'

  • Giriş Tarihi: 1.5.2015
'Bu sistem artık miadını doldurdu'
'Bu sistem artık miadını doldurdu'

Türkiye'deki mevcut sistemi "Motor tekliyor, mazot bitiyor" sözleriyle tarif eden Erdoğan: Milletin oylarıyla seçildiğim andan itibaren Türkiye yeni bir dönemin kapısını araladı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan "Parlamenter sistem artık miadını doldurdu" dedi, "Artık motoru tekleyen, her tarafından ses gelen bu arabayla yolumuza devam edemeyiz. Hele bir de bu aracın mazotu bitmek üzereyse, onunla en fazla yakındaki akaryakıt istasyonuna gidebilirsiniz" diye ekledi. Erdoğan, Bilkent Üniversitesi'nde düzenlenen Başkanlık Modeli Sempozyumu'na katıldı, Başkanlık tartışmalarıyla ilgili önemli mesajlar verdi. Mesajlarına Ankara otobüs ve minibüsçü esnafı ile buluşmasında devam eden Erdoğan, şunları söyledi:
PARLAMENTER SİSTEM MİADINI DOLDURDU: Türkiye'nin bu istikrar ve güven iklimini kalıcı hale getirelim. Bugüne kadar, uygulanan parlamenter sistem artık miadını doldurdu. Esasen 10 ağustos 2014 itibariyle yani şahsımın doğrudan milletin oylarıyla seçildiğim günden itibaren Türkiye yeni bir dönemin kapısını aralamış oluyor. Biz buna ne diyoruz? "Yeni Türkiye" diyoruz.
400'Ü VERİN: Yeni Türkiye'nin artık bir zemine oturması lazım. Bu nedir? Yeni anayasa... 400'ü verin ve yeni anayasa rahatlıkla kurulsun. Ben her partiye eşit mesafedeyim, kime vereceksiniz verin ama 400 verin.
TORUNLARIMIZ DAVACI OLUR: Bundan sonraki hedefe ancak yeni anayasamızı hazırlayarak ve başkanlık sistemine geçerek ulaşabiliriz. Sanıyorlar ki Tayyip Erdoğan bunu kendisi için istiyor. Hepimiz faniyiz yahu. Hepimizin gideceği yer kara toprak. Biz göremiyoruz ama torunlarımız görsün dememiz lazım. Biz eğer bugün bu adımları atmazsak çocuklarımız, torunlarımız yarın bizden davacı olur. Bu dünyada olmazsa öbür dünyada olur.
MOTOR TEKLİYOR: Başkanlık sistemi Türkiye'nin akıntıya karşı kürek çekmeye çalışmak yerine akıntının gücünü arkasına alması demektir. Artık motoru tekleyen, her tarafından ses gelen bu arabayla yolumuza devam edemeyiz. Hele bir de bu aracın mazotu bitmek üzereyse, onunla en fazla yakındaki akaryakıt istasyonuna gidebilirsiniz. Aksi takdirde yolda kalırsınız. Türkiye yakıtı bitmek üzere oran araçla yoluna gitmeye çalışıyor. Türkiye yolda kaldığında sanmayın ki bu muhalefet partileri el atıp itecekler, inanın itmezler. Tam aksine işte yurt dışında gidip Türkiye'yi şikayet ediyorlar. Onlar ancak en zor anda sıvışmayı bilirler.
BÜROKRATİK OLİGARŞİ SORUNU: Türkiye'nin şekil olarak Anglosaksonlar, ruh olarak Fransız kökenli bir demokrasisi bulunuyor. Bu da demokrasi ile cumhuriyetin birbirine karışmasına yol açıyor. Daha açık bir ifadeyle, Türkiye'de bürokratik oligarşiye dayalı bir anlayışla sistem tahkim edilmeye çalışılırken, halkın demokrasi yoluyla bu sürece etkin katılımına yeterli önem verilmemiştir.
KAYBEDEN, SİYASETTEN ÇEKİLECEK: Liderler ancak partileri adeta yok olup gittikten, ortada yönetecek bir teşkilat, sözüne kulak verecek kitleler kalmadıktan sonra bir zorunluluk olarak kenara çekilmişlerdir. Biz başkanlık sistemini kaybedenin sahneden çekilmesini zorunlu kılan seçim yöntemiyle bu konuda da bir çıkış yolu olarak görüyoruz.
MONARŞİ PARLAMENTER SİSTEMLERDE : Dünyada başkanlık sisteminin olduğu hiçbir ülkede monarşi yani krallık yokken, parlamenter sistemlerin pek çoğunda bunu görmek mümkündür. Bunu nereye koyacaksın? Parlamenter sistemde, yasama ve yürütme iç içe geçtiği için güçler ayrılığı üç değil, iki ayak üzerine oturur. Halbuki başkanlık sisteminde yasama, yürütme ve yargı çok keskin hatlarla birbirinden ayrılmıştır. Güçler ayrılığı sistemi başkanlıkta çok daha sağlıklı ve etkin şekilde kurulabilir.
O SİSTEM ÇÖKTÜ : Biz sadece devletin temsilcisi, bir cumhurbaşkanı değil, devletle birlikte milletin de temsilcisi olarak bir devlet başkanlığı istiyoruz. Biz sadece devletin temsilcisi bir cumhurbaşkanlığı değil, devlet ile birlikte milletin de temsilcisi olacak bir devlet başkanlığı istiyoruz. Rejimin muhafızı olarak tasarlanan ve milletin temsilcisi durumundaki hükümeti yola getirmekle vazifeli olarak konumlandırılan cumhurbaşkanlığı sistemi, 10 Ağustos 2014 tarihi itibariyle çöktü.
KIRMIZI KİTAP: Milletimizi parçalamak isteyenlere, bayrağımızı yakmak isteyenlere, vatanımızı bölmek isteyenlere, devletimizin içine virüs sokmak isteyenlere, paralel yapı gibi, dün MGK'da artık Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin içine girmesiyle ilgili tavsiye kararını aldık ve hükümete gönderdik. Artık bunlara asla taviz yok. Eski Türkiye onların işine geliyor olabilir ama milletimin faydasına asla değildir.

'CANİNİN MESLEĞİ OLMAZ'

Erdoğan, geçtiğimiz aylarda bir minibüste öldürülen Özgecan Arslan'ı anımsatarak şunları söyledi: "Özgecan alçakça bir cinayete kurban gitti. Bunun münferit bir olay olduğunu biliyorum. Caninin mesleği olmaz, eğitimi olmaz, sıfatı olmaz. Cani canidir. Özgecan'ın katili başka bir mesleğin mensubu da olabilirdi. Bu konuda şoför esnafımıza yöneltilen eleştirileri son derece haksız ve insafsız buluyorum. Ama bu olayı bir vesile olarak değerlendirerek, şoför esnafının içindeki mesleğin adabına uygun davranmayanları, çürük elmaları ayıklamanız gerektiğine inanıyorum."

CHP'YE: DÜNYAYI OKUMAKTAN ACİZLER

İMAM HATİP'LERİ KAPATACAKLAR: (Kılıçdaroğlu'nu işaret ederek) Ülkemizi ve dünyayı okumaktan aciz bir takım partiler hala eski Türkiye'yi ihya etmenin peşinde. Ne diyorlar, imam hatipleri kapatacağız. Yahu milletin açtığı imam hatipleri nasıl kapatırsın. Hani sizde özgürlük vardı?
MÜLTECİ TEPKİSİ: Birileri hala bu milletin inancıyla, kültürüyle inancıyla uğraşıyor. Suriyeli misafirlerimizi zorla geri göndermekten kapı dışarı etmekten bahsediyor. Bunlar kim biliyor musunuz, hani Azeri kardeşlerimiz, Iğdır'da esir düşmüşlerdi ya. Ve o zaman Stalin'in yönetimi ne yazık ki bunları Botan köprüsünün üzerinde kurşuna dizdi. Fakat o zamanki İnönü yönetimi bunları onlara teslim etti. Ne diyordu o zaman Azeri kardeşlerimiz, "Bizi onlara teslim etmeyin siz öldürün." Değişen bir şey yok, aynı zihniyet şimdi de "Biz zalim Esed'e bunları teslim edeceğiz ve zalim Esed de bunlara bildiğini yapsın" diyor. Ama biz buralarda olduğumuz sürece bu kardeşlerimiz bizim misafirimizdir.

HDP LİDERİ DEMİRTAŞ'A DİYANET TEPKİSİ

YAKLAŞIMLARI ORTADA:
Bölücü terör örgütü ve onun güdümündeki partinin yol açtığı sorunlar geleceğimiz için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Bu ülkede bizim dini sorunlarımızın yürütüldüğü yer neresidir. Diyanet İşleri Başkanlığımızdır değil mi? Eğer bir siyasetçi sözde siyasetçi "biz gelince diyaneti kaldıracağız" diyorsa bunların dine yaklaşımı nedir işte ortada. Bu ülkede eğer bizim dini değerlerimize, inancımıza, eğer hakaretler saldırılar yapılıyor da, bütün bunlara karşı birileri sessiz kalıyorsa işte bu millet bunu en iyi şekilde değerlendirecektir diye inanıyorum.
SİLAHLA OY ARAYIŞI: Bu ülkede ermeni mezalimi yoktur demek suretiyle Ermenilerin yanında ab parlamentosunda yer alanlar varsa bunlara da gerekli cevabı benim milletimin vereceğine inanıyorum. 12 yıllık başbakanlığım döneminde 40 yıllık siyaset hayatımda biz hiçbir zaman silahı tavsiye etmedik. Ama birileri silahla oy temin etme peşindeler. Bunlara gerekli cevabın verilmesi 7 Haziran için önemli değil mi?