X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Otoriterlikten demokratik devlete geçiş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Otoriterlikten demokratik devlete geçiş

  • Giriş Tarihi: 10.5.2015
Otoriterlikten demokratik devlete geçiş
Otoriterlikten demokratik devlete geçiş

Dr. Ali Aslan, Türk tipi başkanlık sisteminin çerçevesini çizdi: Başkanlık ve parlamento seçimleri ayrı yapılır. Otoriter bir devlet-toplum ilişkisinden demokratik bir devlet-toplum ilişkisine geçiş için fırsat

Sivil toplum ve siyaset konularında araştırma ve projeler yürüten SETA, başkanlık sistemiyle ilgili çalışmasını yayımladı. Dr. Ali Aslan'ın hazırladığı "Türkiye İçin Başkanlık Sistemi" adlı çalışmada, Türkiye'deki yönetim modelleri, parlamenter sistemin geçmişten bugüne yaşadığı yönetim sorunları, başkanlık sisteminin avantajları ve eleştiriler ele alındı. Sistem değişikliğinin gerekli olduğunu vurgulayan Dr. Ali Aslan'ın çizdiği Türk tipi başkanlık sisteminin çerçevesi şöyle:

BAŞKANLIK VE PARLA MENTO SEÇİMLERİ BİRBİRİN DEN AYRI :
Evrensel ölçütler ile ülke siyasi gerçekleri arasında bir denge kurulmalı. Başkanlık sistemini parlamenter sistemden ayıran başlıca ölçüt yürütme ve yasama organı olan parlamentonun birbirinden net bir şekilde ayrı olmasıdır. Başkanlık ve parlamento seçimleri birbirinden ayrı bir şekilde yapılır. Başkan ve parlamento sabit bir süre için seçilirler. Yürütme ve yasama organları birbirlerine karşı sorumlu değildirler. Bakanlar parlamento dışından başkan tarafından atanır ve sadece başkana karşı sorumludurlar.

ÇİFT MEŞRUİYET:
Yönetim sisteminde iki meşruiyet sahibi merci var. Cumhurbaşkanının seçimle başa gelmesinin ardından halkın meşruiyetine sahip olan en güçlü erk Cumhurbaşkanlığı... TBMM'nin de seçimden gelen yetkilere sahip olması nedeniyle oluşan çift başlılık ileride ciddi sorumluluk ve yetki kargaşası doğurabilir. Başkanlık sistemine geçiş sadece bir demokratik yönetim sisteminden başka bir demokratik yönetim sistemine geçiş olarak algılanmamalıdır. Ülkede modern siyasetin temellerinin atıldığı 19. yüzyıldan günümüze kronikleşen önemli siyasi- toplumsal problemlerin çözümü, cemaatler toplumundan modern bir topluma ve otoriter bir devlettoplum ilişkisinden demokratik bir devlet-toplum ilişkisine geçiş için önemli bir fırsat olarak görülmelidir.

HEDEF TOPLUM İÇİN "ORTAK İYİ" OLANI BULMAK :
Türkiye'de siyaset halkın talepleri doğrultusunda oluşturulamıyor. Halkın egemenlik hakları sürekli olarak darbelerle kesintiyle uğratılıyor. Ayrıca hükümet krizleri ve parlamenter sistemin kırılganlıklarının yanı sıra geçmişten beri süregelen yönetim sistemlerinin toplumsal farklılıkları garanti altına alacak demokratik bir yönetimi tesis edemedi. Sistemi tıkayan asıl husus toplumda farklı görüşler arasında ortak bir zeminin, "ortak iyi" arayışının olmayışıdır. Tıkanıklığın yaşanmamasının veyahut da mekanizmalarla aşılabilir bir noktaya çekilebilmesinin şartı, toplumsal ortak zeminin ve dolayısıyla da otoritenin tesis edilmesidir. Parlamenter sistem otorite eksikliğini çözme noktasında başkanlık sistemine oranla çok daha dezavantajlı bir konumda bulunmaktadır.

İSTİKRARA HİZMET EDER:
Başkanlık sistemi bu anlamda, toplumda tarafları istikrar adına ortak bir noktaya yönlendirmek ve toplumsal otoritenin inşası için gerekli şartları hazırlamak gibi pozitif bir rol üstlenebilir. Başkanlık sistemine toptan karşı çıkmak yerine belirtilen spesifik sorunların yaşanmaması ya da sınırlandırılması adına hangi adımların atılması gerektiğini tartışmak şüphesiz ülke demokrasisine çok daha katkı yapacaktır.