X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 14 Mayıs 1950'nin parolasıdır: Durmak yok yola devam
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

14 Mayıs 1950'nin parolasıdır: Durmak yok yola devam

  • Giriş Tarihi: 14.5.2015 12:01
14 Mayıs 1950'nin parolasıdır: Durmak yok yola devam
14 Mayıs 1950'nin parolasıdır: Durmak yok yola devam

Aziz Milletimiz; Millî mutabakatın, gönüllü beraberliğin yegâne zemini, kimsenin kimseye üstünlük taslayamadığı idare tarzı olan demokrasi ve onun ayrışmazı olan refahla 14 Mayıs 1950'de tanışmıştır. İnsan olmaktan kaynaklı dokunulmaz, vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri olduğunun bilincine varmıştır.

Demokrat Parti'nin 1946'daki "Yeter, Söz Milletindir" çıkışının arkasında esasen Millet kavramında saklı tarihî birikime geçerlilik kazandırmak yatıyordu. Çünkü Demokrat Parti için Millî Egemenlik, demokrasinin gereği olmaktan da öte bir anlam taşıyordu. Milleti merkeze alan bu anlayışa göre demokrasi Milleti önemli kılmıyor, Milletin mevcudiyeti demokrasiyi mecburi kılıyordu. Cumhuriyet'i bir milât olarak alan CHP zihniyeti; Milletin Millî Mücadeleden de, Cumhuriyet'ten de mukaddem olduğu gerçeğini görmezden geliyordu.

Cumhuriyet'in Millete karşı taahhüdü olan ve Cumhuriyetin de demokrasinin de ortak kurucu öğesi olan 'Egemenliğin kayıtsız, şartsız Milletin olması' prensibi bundan tam 64 yıl önce 14 Mayıs 1950'de sandıkta; Milletin hür iradesiyle, kansız, kavgasız bir şekilde hayata geçirilmiştir.Milletimiz hür oylarıyla CHP'nin 27 yıllık saltana-tına son vermiş; onun yerine DP'yi iktidar yapmıştır. Milletimizin yüksek karakter ve hür iradesinin ürünü olan bu demokrat şahlanış Millî Mücadele'den son-ra yaşanmış en muhteşem halk hareketinin siyasî zemini ve adıdır. Ensesinde boza pişiren elitist, ja-koben zihniyete karşı yaptığı bir AK DEVRİM'dir. Demokrasimizin doğum günüdür. Öncesi karanlık, sonrası aydınlık yarınlara doğru yol alıştır.

1946'dan sonra Demokratlar, dışarıya karşı göstermelik bir demokrasi peşindeki İsmet Paşa'ya "Biz bu oyunda yokuz" dediler. Oyların açıktan attırılıp, gizli gizli sayılmasından vazgeçildiği 14 Mayıs 1950'de ise Milletin zoru İsmet Paşa'nın oyununu sonsuza dek bozdu.
Sessiz milyonlar Adnan Menderes'in öncülüğünde tarih sahnesinde yürümüş, sandıkları adeta patlatarak sonuç almışlardır. 14 Mayıs 1950 Milli İrade demektir, 14 Mayıs 1950 demokrasi demektir. 14 Mayıs 1950 sıçrayan rakamlarla 10 yılda en az 100 yıllık hizmet demektir, çarıktan medeniyete geçiş demektir,

Ezan'ın hürriyetine kavuşması demektir. Bir Milleti olduğunu unutan devletin, Milletin ayağına götürülüp barıştırılması demektir. Merhum Menderes'in boynuna geçirilen yağlı ilmek aslında Millete, iradesine, millî ve manevi değerlerine, geleceğiyle ilgili ümitlerine, birliğine, beraberliğine, demokrasiye geçirilmiştir.

Tarih Menderes'i Milletin ebedi Başvekili, Şehid Başvekil, demokrasi kahramanı olarak yazarken İsmet Paşa'yı ise Milletin iradesini tanklara çiğnetip demokrasiyi ortadan kaldıran kişi olarak kaydetmiştir. Menderes'in açtığı kutlu çığır türlü baskılara rağmen Milletimizin kafasından ve gönlünden sökülüp atılamamıştır. O'nun Ulu Çınar'ı yine, yeni ve yeniden verdiği sürgünlerle azametini koruyagelmiştir. Her dönemde, kim; "Biz de O kökten geliyoruz" demişse bu aziz Millet onlara güç kuvvet vermeye devam etmiştir, ediyor, edecektir.

Yakın siyasi tarihimizin en önemli ayrışma noktalarından biri yapılmıştır Adnan Menderes. Menderes üzerinden sağa, dine, milli değerlere, İnsan'a, insanın hata ve sevaplarına, demokrasiye, milli iradeye, çok partili sisteme inanılmaz saldırılar yapılmıştır ve halen de saldırılmaktadır.

Adnan Menderes anlaşılamazsa; Özal da, Erdoğan da anlaşılamaz. Adnan Menderes savunulamazsa Özal da, Erdoğan da savunulamaz. Menderes, Özal ve Erdoğan bir nevi Abdülhamid Han'ın, Atatürk'ün uğradığı saldırıya uğramışlardır.

İşte Adnan Menderes Demokrasi Platformu; Menderes-nÖzal-Erdoğan üzerinden demokrasinin, milli iradenin, Milletin, tarihimizin, siyasetin mesajlarını görsel, işitsel ve yazılı olarak ve tarihî mekânlara inşa edilecek eserlerle hafızalarda canlı tutacak, mevcut ve gelecek nesillerin düne bugüne yönelik doğru mesajları almasını sağlayacaktır.Ülkemizin ara rejimlerle hapsedilmemesi için, de-mokrasinin, barışın, inancın, birliğin ve beraberliğin bayrağını zirvelere dikebilmemiz için; 14 Mayıs'la-rın "Milli İrade ve Demokrasi Günü" olarak kutlanması ile yeni kuşaklara demokrasi bilinci aşılanması gereği aşikardır.

Ahmet Şerif BAYINDIR
Yönetim Kurulu Başkanı