X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan: Sen kimsin, haddini bil!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

: Sen kimsin, haddini bil!

  • Giriş Tarihi: 25.5.2015 16:32 Güncelleme Tarihi: 25.5.2015 20:57
Erdoğan: Sen kimsin, haddini bil!
Erdoğan: Sen kimsin, haddini bil!

'da Başkanlık Sistemi panelinde önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, ABD'nin New York Times gazetesinde kendisi hakkında yayımlanan yazıya çok sert cevap verdi.

Recep Tayyip , iktidarlarının milletin iktidarı olduğunu belirterek, "Onun için bu kadar çok direnişle, tehditle, saldırıyla, kumpasla karşılaştık. Sadece içeride değil dışarıda da... İşte bakın Amerika'da New York Times, yine bir edep dışı yazıyla 'Erdoğan'ın Türkiyesi'nde şu oluyor, bu oluyor' diye yine göndermeyi yapmış. Adeta Amerika'ya talimat veriyor, başka güçlere talimat veriyor, 'Niye duruyorsunuz?' diyor. Düşünebiliyor musunuz? Sen bir gazetesin, bir defa haddini bileceksin" dedi.

Erdoğan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı () tarafından düzenlenen "Başkanlık Sistemi İçin Ülke Örnekleri ve Türkiye İçin Başkanlık Sisteminin Temel Dinamikleri" panelindeki konuşmasında, coğrafyada kurulan devletlerin tarih boyunca hep değişimci, dönüşümcü, reformcu adımların öncüsü olduğunu, Selçuklu'nun, Osmanlı'nın bulundukları coğrafyalardaki tüm medeniyet değerlerini alıp onları yeni bir tertiple kendi halklarının ve dünyanın hizmetine sunduğunu anlattı.

Son 150-200 yılda tarihi çizginin dışına çıkılarak birebir uyarlama, tercüme hatta kopya yoluyla yeni bir yol çizilmeye çalışıldığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:




"Karşılaştığımız sıkıntılar karşısında çözümü hep başka adreslerde aradığımız için bir türlü kendimize has yöntemler maalesef geliştiremedik. Halbuki çözüm yolu, Osmanlı Mebusan Meclisi'nin, İstiklal Harbi'ni veren ilk meclisimizin duvarında asılı duruyordu. Ne yazıyordu orada? Şura Suresi'nin 38. ayeti yazıyordu, 'Onların işleri aralarında istişare iledir'. Aslında bu şu anda bile yani Danıştay diye ifade ettiğimiz ki şura-yı devlettir ama tabii şura-yı devlet şu anda devrede değil tam aksine şura-yı devlet olmaktan çıktı devleti yargılayan bir mekanizma haline geldi. Hangi noktada? İdari noktada. Böyle bir sıkıntının içerisindeyiz. Sayın Başkan bu noktada hakikaten çok çok ferasetli bir hanımefendi. O bunu söylüyor yani biz, burada devletin işini nasıl kolaylaştırırız, nasıl yol açıcı adımlar atılmasını sağlayabiliriz, bu konuda yardımcı olmamız gerekirken, şu andaki yapı buna imkan vermiyor, müsaade etmiyor. Böyle bir durum var. Onun için bu reform, idari noktada çok çok büyük önem arz ediyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok kıymetli bir dönemin boş tartışmalar, kısır çekişmeler, darbeler, krizler arasında heba edildiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:





"Geçtiğimiz 12 yıl sadece Cumhuriyet döneminin değil, 200 yıllık modernleşme tarihimizin de sürekli ertelediği, halının altına süpürüp bıraktığı meseleleri çözmekle geçti. Biz, bu dönemde sadece geçmişte ülkeye verilen zararları telafi etmekle kalmadık, aynı zamanda devlet ile millet arasındaki bağları da ilmek ilmek adeta yeniden dokuduk, böyle bir süreci de yaşadık. Hatırlayın, 12 yıl boyunca bu ülkede siyasetçilerin, siyaset kurumunun itibarı, bizden önce hep yerlerde sürünüyordu, sistem tıkanmış, sıkıntılar dağ gibi yığılmıştı. Ama biz, bu süre boyunca bunu telafi etmek, bir taraftan sistemi yeniden inşa ve ihya etmek, bunun gayretiyle boğuşarak bir süreç geçirdik. Bu ülke, bu millet, vesayet odaklarının, darbecilerin oyuncağı haline getirilmişti. Daha düne kadar dünyanın en büyük devletini yöneten bu millet, inanın onları yaşarken kendini farklı bir alemde hissediyordu.

IMF memurların iki dudağına bakar duruma düşürülen bir ülke... Hani o hovardalığıyla filan falan da nam salmış bir tanesi vardı, onunla Davos'ta görüşüyoruz -ki benim Davos'a son gidişimdir- 'Siz bizi idare mi edeceksiniz yoksa bize bu parayı verecek misiniz? Parayı verecekseniz, parayı verin, borcumuzu ne zaman ödeyeceğimizi kayda bağlayalım. Biz de borcumuzu size ödeyelim' dedim. Ama yok, 'Ben bu parayı veriyorum, aynı zamanda da seni idare edeceğim' dersen, 'Biz öyle bir yönetim değiliz, öyle bir hükümet de değiliz' dedik ve kopardık bağları. Tabii takır takır paralarını ödedik, 23,5 milyar dolar ödendi, hamdolsun iş bitti. Bak şimdi ona kalmadı. O gitti, başkaları geldi. Şimdi Türkiye'den 5 milyar dolar ister hale geldiler. Bunların hepsi bir dik duruşu gerektiriyor. Bunu sürdürmediğiniz sürece, birileri devamlı boza pişirmeye devam eder."




"YİNE MALUM YERLERDEN TALİMAT ALARAK SÜRECİ DEVAM ETTİRECEKLER"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, duruşun çok önemli olduğuna işaret ederek, "Bu millete de zaten duruş yakışır. Başkanlık sisteminin özelliğinde ben bunu görüyorum. O dik duruşu sağlamak suretiyle hakikaten birilerine de buradan prim çıkmaz" dedi.

Türkiye'ye dışarıdan Bakan ithal edildiği günler olduğuna değinen Erdoğan, "Bakın şimdi bile yine konuşuluyor, 'Gelir misin?' Ne yapacak gelip de? Burada bir şey mi yapacak? Geldi, geldiği zaman ne yaptı? Geldiği zaman ne yaptıysa, bundan sonra da geldikleri zaman onu yapacaklar. Niye? Onlar kendi iradeleriyle bu ülkede iş üretmezler. Onlar, yine malum yerlerden talimat alarak süreci devam ettirecekler. Milli şeflik döneminin mirası oligarşik yapı, millete efendilik etmeye hevesli yüzlerce diktatörü memleketin başına musallat etti. Bu durum karşısında milletin yanında yer alması gereken parlamenter sistem, tam tersine oligarşinin meşruiyet aracı haline dönüştü" değerlendirmesinde bulundu.

Kapalı kapılar ardında nice oyunlar oynandığını, nice ittifaklar kurulduğunu vurgulayan Erdoğan, "İktidarlarını sürdürmek isteyenler, darbecilerle, cuntacılarla, vesayetçilerle, mafyayla, çetelerle, teröristlerle anlaşmaktan hiç çekinmediler. Dış güçlerle ittifak kurdular, acımasızca bunu yaptılar. Medya zaten kontrolleri altındaydı. Durum bugün de aynı, değişen bir şey yok. Bir tek kiminle anlaşamadılar, kime gitmediler biliyor musunuz? Millete gitmediler. Çünkü millete inanmıyorlardı, millete güvenmiyorlardı. Ak sakallı ihtiyarı, dili dualı nineyi, memuru, işçiyi, esnafı, çiftçiyi, bu memleketin gerçek sahiplerini hep küçümsediler, hep sömürdüler. Milletin sözcülüğüne soyunan, milletin sesini iktidara taşımak isteyen kim varsa, hepsini bertaraf ettiler. Hatta milletin safında olanları, rahmetli Menderes gibi, gerektiğinde daracağına çıkartmaktan dahi çekinmediler" diye konuştu.
#Sayfa#
"SEN BİR GAZETESİN, BİR DEFA HADDİNİ BİLECEKSİN"

Erdoğan, horlanan insanların içinden çıkıp geldiklerini ve milleti, milletin de desteğiyle iktidara taşıdıklarını ifade ederek, "Bizim iktidarımız milletimizin iktidarıdır. Onun için bu kadar çok direnişle, tehditle, saldırıyla, kumpasla karşılaştık. Sadece içeride değil dışarıda da... İşte bakın Amerika'da New York Times, yine bir edep dışı yazıyla 'Erdoğan'ın Türkiyesi'nde şu oluyor, bu oluyor' diye yine göndermeyi yapmış. Adeta Amerika'ya talimat veriyor, başka güçlere talimat veriyor, 'Niye duruyorsunuz?' diyor. Düşünebiliyor musunuz? Sen bir gazetesin, bir defa haddini bileceksin. 'Erdoğan'ın Türkiyesi'nde baskılar var' ve bu baskılara ABD'nin, şunun, bunun müdahalesini isteyeceksin. Bir defa sen bunu yazmakla, böyle bir haberi yapmakla bir defa kendi özgürlük alanının dışına çıkmak suretiyle Türkiye'ye müdahale ediyorsun. Sen kimsin ya? Önce haddini bil. Acaba sen bunu, şu anda Amerikan yönetimine karşı böyle bir şeyi yapabilir misin? Anında gereğini yaparlar, hiç bu işin şakası yok" diye konuştu.

Milletle devlet arasındaki bağı güçlendirdikçe, darbecilerin, vesayetçilerin gücünün azaldığını dile getiren Erdoğan, "Bundan rahatsız oluyorlar. Türkiye'deki malum medya grubu da aynı şekilde. Onlar da belli yerlerden destek almak suretiyle bu vesayetlerini sürdürmek istiyorlar. Özellikle Batı destekli tabii bir süreç. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi işte bu darbecilerin, vesayetçilerin önlerinin ebediyen kesilişinin, takatlerinin tamamen bitişinin ilanı olacaktır. Ben bunu yaşayarak gördüm. Çünkü teoriyle pratik buluşmasını sağlamadığımız sürece bazı şeyleri anlamakta zorlanabiliriz. Ama bu yaşanıldığı zaman, o zaman durum çok farklı olur. Bu tarihi değişimle menfaat şebekelerinin iktidarını bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde yıkmış, yeni Türkiye'nin önünü açmış olacağız" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim başkanlık konusundaki ısrarımızın en başta gelen sebebi de istikrar ve güven ortamının sağlanmasına yapacağı güçlü katkıdır. Bizim istikrar ve güvenin ikliminin önemine yaptığımız vurguya itiraz edenler olduğunu görüyoruz. Onlara göre her şey istikrar değilmiş. Başkanlık sistemine karşı çıkmak adına istikrarı gözden çıkartacak kadar gözlerini karartmıştır" dedi.

Erdoğan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen "Başkanlık Sistemi İçin Ülke Örnekleri ve Türkiye İçin Başkanlık Sisteminin Temel Dinamikleri" panelindeki konuşmasında, başkanlık sisteminin bugün dünyanın pek çok ülkesinde başarıyla uygulanan bir yönetim modeli olduğunu söyledi.

"Biz uygulanmayan bir şeyi getirmiyoruz, tam aksine uygulanan ve başarısı ispatlanmış olan bir yönetimi ortaya koyuyoruz" diyen Erdoğan, dönem başkanlığını yürüttükleri G20 ülkelerinin kasım ayında Antalya'da toplanacağını anımsattı.

Orada bir çalışmalarının olacağını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu G20 toplantısında tabi kurumlar da var. Bu G20 ülkeleri içerisinde başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler var. Bunlardan bir tanesi Amerika, bir tanesi Arjantin, bir tanesi Brezilya. Öbür tarafta Çin, öbür tarafta Endonezya. Yarı başkanlık Fransa, aynı şekilde Güney Afrika. Geliyoruz Hindistan'a ki ben İngiltere'yi de başkanlık sistemi olarak kabul ediyorum. İngiltere. Bunun yanında bakıyorsunuz Japonya. O da öyle. Bir diğeri Meksika, Rusya aynı şekilde. Herhalde Suudi Arabistan'da yine 'parlamenter sistem' diyemeyiz. O da adeta bir başkanlık sistemi ve bütün bunlar, neredeyse büyük çoğunluk başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Böyle bir durum var. Bunlar kendisini ispatlamış ve şu anda dünyanın da her alanında en güçlü olan ülkeleri."

"TÜRKİYE BU TALEBİYLE BİR ÜST LİGE ÇIKMANIN HAMLESİNİ İŞARET EDİYOR"

SETA'nın hazırladığı "Dünyada Başkanlık Sistemi Uygulamaları Raporu"nda bu örneklerin detaylı bir şekilde anlatıldığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin bu talebiyle dünyada bir alt lige değil bir üst lige çıkmanın hamlesini işaret ettiğini söyledi.

Siyasal sistem tercihi ve uygulamalarının, ülkelerin kendi tarihi, sosyal ve siyasi birikimlerine, ihtiyaçlarına bağlı olarak şekillendiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizde bugüne kadar olan uygulamalar, parlamenter sistem acaba diğer hangi ülkeden alındı diye şöyle bir değerlendirmede olursak. Parlamenter sisteminin beşiği olan İngiltere değil mi? Herşey ortada. Niye. En ufak bir yan çizmede veya herhangi bir şeyde kraliçe bu işe müdahele eder mi? Eder. Ama şu anda parlamenter sistem olarak görünüyor. Ülkemizdeki uygulamalar arasında çok ciddi farklılıklar var İngiltere'yle. Hiç şüphesiz başkanlık sisteminde de biz diyoruz ki bizim Türkiye'nin kendi şartlarına göre bir başkanlık sistemi istememizi eleştirenlerin bugüne kadar parlamenter sistem konusunda benzer bir beyanlarını duymadık. Bu eleştiriyi, kendine güvensizliğin, son 200 yıllık hastalığımız olan taklitçiliğin, tercümeciliğin bir tezahürü olarak görüyorum. Niye bir Türk tipi başkanlık sistemi olmasın."
#Sayfa#
"TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ GELİŞTİREBİLECEK POTANSİYELE SAHİP OLDUĞUMUZA İNANIYORUM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin çoğunda başkanlık sistemi olduğunu belirterek, hiçbirinin de birbirine benzemediğine işaret etti.

Erdoğan, "Almışlar kendilerine örf, adetlerine, geleneklerine göre uygun olarak başkanlık sistemini ihdas etmişler. Bakıyosunuz Meksika, başka Brezilya almış. Önemli olan genel prensiplere, genel çerçeveye uygun şekilde hareket etmektir. Bizim kendi ihtiyaçlarımıza, kendi birikimimize uygun şekilde milletimizin tasvip ettiği Türk tipi başkanlık sistemi geliştirebilecek potansiyele ben sahip olduğumuza ben inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Her sistem gibi başkanlık sistemlerinin de kendi içlerinde krize girebileceğini aktaran Erdoğan, buna "Hayır" demediklerini ifade etti.

Cumhuriyet tarihine bakıldığında başkanlık sistemimin önündeki kriz ihtimalinin, parlamenter sistemde yaşanan krizlerle karşılaştırıldığında çok daha az olduğunun görüldüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu da ortada. Bizim başkanlık konusundaki ısrarımızın en başta gelen sebebi de istikrar ve güven ortamının sağlanmasına yapacağı güçlü katkıdır. Bizim istikrar ve güvenin ikliminin önemine yaptığımız vurguya itiraz edenler olduğunu görüyoruz. Onlara göre, her şey istikrar değilmiş. Başkanlık sistemine karşı çıkmak adına istikrarı gözden çıkartacak kadar gözlerini karartmıştır. Halbuki Türkiye'nin son 12 yılda sağladığı istikrar ve güven ortamı sayesinde elde ettiği kazanımlar ortada. Bunların gözleri var görmüyorlar. Öyle bir durumda gerçeği göreceksin. Milli gelirimiz 230 milyar dolardan, 800 milyar dolara çıkıyor, ihracatımız 36 milyardan 158 milyar dolara çıkıyor, böyle bir Türkiye var. Hala istikrarla güvenle bu işin ne alakası diyeceksin. Böyle saçmalık olur mu? Bu açık gerçeğe rağmen sadece ve sadece bize olan, iktidardaki partiye olan düşmanlıkları yüzünden ülkenin kazanımlarını tehlikeye atmaktan kaçınmıyorlar."

"BU MİLLETİN MAYASINDA ONLARIN MAYASIYLA ÖZDEŞ BİR YAPI YOKTUR"

Erdoğan, başkanlık sistemine karşı çıkışların sebebinin ilkesel değil, tamamıyla kişisel olduğunu kaydederek, "Bilseler ki bu sisteme geçildiğinde kendi güdümlerindeki bir isim başkan olacak, inanın bana hepsi de en büyük başkanlık sistemi savunucusudur. Ama biliyorlar ki bu ülkede başkanlık sistemine geçilirse, bir daha bu zihniyetler, bu ülkede başkan olamayacak. Bunu görüyorlar. Niye? Çünkü bu milletin mayasında, onların mayasıyla özdeş bir yapı yoktur" dedi.

Bütün gelişmelerin ortada olduğunu aktaran Erdoğan, "Bugün başkanlık sistemine kim karşı çıkıyor diye bakıyoruz. En başta çıkıyor bir tanesi değmez ama mutlu olsun diye söylüyorum. 'Benim cenazemi kiliseden kaldırın' diye vasiyette bulunan yazarın medya grubunu görüyoruz. Onlar bunu savunuyor. Aynı medya grubu mesela çok enteresan. Yalan üstüne yalan. Şimdi benim resmimi koyuyor sosyal medyasına. İşte resmin var. Altına da Mısır Cumhurbaşkanı Mursi'ye istenen idam cezasını 'Yüzde 52 ile seçilen cumhurbaşkanına idam' başlığıyla veriyor. Bu tabi kendince bir tehdit. Ama ardından tabi karşı bir kontra saldırı gelince bu defa diyor ki 'Biz onu demek istemedik ki' diyor. Niye oraya benim resmimi koydun o zaman. Resmi koyuyorsun. Altına da 'Mursi'ye yüzde 52 ile idam' diyorsun. Bu ne demektir. Bunu herkes anladı zaten. Sıra sende demektir" diye konuştu.

"Şimdi tüm bunlar bize uyan şeyler değil. Sen hangi başlığı atarsan at, neyi yazarsan yaz o ayrı mesele" diyen Erdoğan, bu meselenin bir cibiliyet ve karakter meselesi olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bunlar tabi beyefendileri çok rahatsız ediyor. Şimdi bir yerde yapmış oldukları konuşmalarda 'bizi terörist de yaptılar, bize şunu da söylediler, bunu da söylediler', filan, falan. Sen ne istiyorsun önce bunu söyle. Bunların başkanlık sistemine karşı çıkmaları, demokrasiye olan bağlılıklarından değil, darbecilere olan aşklarındandır. Başka kim karşı çıkıyor başkanlık sistemine?" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkanlık sistemi ile ilgili olarak "Diktatörlük görmek isteyen, gitsin Milli Şeflik dönemine baksın. Oraları şöyle biraz karıştırsınlar. Merak etmesinler, milletin seçtiği ve millete hesap veren başkandan diktatör çıkmaz" dedi.

Erdoğan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen "Başkanlık Sistemi İçin Ülke Örnekleri ve Türkiye İçin Başkanlık Sisteminin Temel Dinamikleri" panelinde, başkanlık sistemine "sandıktan ödü patlayan siyasetçilerin" de karşı çıktığını söyledi.

Bu siyasetçilerin 10 Ağustos 2014'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "Biz bunları nasıl deviririz" düşüncesiyle bir araya geldiklerini ve 14 partinin bir isim üzerinde birleştiklerini belirten Erdoğan, "Çatı adayı buldular, çatı sonunda başlarına çöktü" diye konuştu.

Erdoğan, toplantıda başbakanlık sisteminin ne olduğu, dünyadaki uygulamaları, avantajları, dezavantajları gibi konuların görüşüleceğini, bu nedenle de bu detaylara girmeyeceğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Ama Türkiye için başkanlık sistemi ısrarımızın en başta gelen sebebinin istikrar ve güven ikliminin kalıcı olması olduğunun özellikle bilinmesini istiyorum. Zira işi hafifletmekse bu sistem işi hafifletiyor. Hatta patinaj yaptırıyor. Bakın İstanbul'da belediye başkanlığı yaptım. İnanır mısınız belediye başkanlığı, başbakanlıktan çok daha rahat bir çalışma zemini size hazırlıyor. Oradaki çalışma sürecim, karar alma sürecim, başbakanlığımla yakından uzaktan alası yok. Çok daha rahat, çok da sivil. Biz İstanbul'da 4,5 yılda elhamdülillah çok çok büyük işler başardık. O zaman 2,5 milyar dolar borç ile aldık İstanbul'u, 1,2 milyar dolara o süre içinde indirdik. Bir taraftan borcu ödüyorsun, bir taraftan o yatırımları yapıyorsun. Bir taraftan da bitmiş tükenmiş olan İstanbul'u yeniden ayağa kaldırıyorsun. Böyle bir süreç."
#Sayfa#
"TÜRKİYE BİR DAHA O GÜNLERİ YAŞAMASIN DİYE BAŞKANLIK SİSTEMİ İSTİYORUZ"

Erdoğan, Türkiye'yi yönetme noktasına geldiklerinde durumun çok daha farklı olduğuna dikkati çekerek, "Düşünebiliyor musunuz, parlamentonun yüzde 63'üne sahipsiniz, parlamentonun yüzde 63'üne sahip olduğunuz halde, parlamentodan yasama organı olarak karar çıkarmada veya yasa çıkarmada bir maddeyi icabında 1 hafta, 10 gün engelleyebiliyorlar. Böyle bir ülke çalışabilir mi? Böyle bir ülke neticeye gidebilir mi?" diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi noktasında sıkıntılar yaşanırsa, sürecin daha da uzayabileceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Böyle bir dönemin içerisinde yüzde 63 milletvekiline sahipsiniz bir de partinin kapatılmasıyla ilgili süreç başlıyor. Bunları hep bu ülkede yaşadık. Bu milleti 1940'ların milli şef uygulamalarına, 1970'lerin, 1990'ların koalisyon günlerine layık görenler tabii ki başkanlık sistemine kesinlikle karşı çıkarlar. Biz Türkiye bir daha o günleri yaşamasın diye başkanlık sistemi istiyoruz ve bu talebimizi de her fırsatta ifade etmeye devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle sisteme ilişkin teknik detayların akademisyenlerce, medya mensuplarınca incelenmesinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Yani bakıyorsunuz bir Meksika'ya durum farklı. Mahkeme üyelerine varıncaya kadar başkan atıyor. Anayasa Mahkemesi noktasında böyle bir yetkide. Amerika'da bakıyorsunuz buna benzer uygulamalar var" dedi.

Bu denli bir sistem içerisinde, Türkiye'de bazı köşe yazarlarının, televizyona çıkanların denetim mekanizmasının ortadan kalkacağını savunduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Niye denetim mekanizması ortadan kalksın. Şu anda Amerika'da denetin mekanizması yok mu? Üstelik çift kamaralı sistemle denetimi yapıyor. Yapmanın ötesinde çok güçlü geldiği halde Obama, mesela bir sağlık reformunu yapamamıştı. İnat ettiler, yüklendiler kestiler önünü. Halledemedi o işi. Biz Türkiye'de nice mücadelelerden sonra sağlıkta reformu hamdolsun yaptık, geçtik. Amerikalı turistler, Sultanahmet Camisi'nde cuma namazını kıldım, namazdan sonra baktım arka tarafta birikmişler, ben de o hafta Amerika'ya gideceğim. Bunlar orada duymuşlar. Tabii 'Sağlık reformunu nasıl yaptınız' dediler. Orada ayak üstü kendilerine biraz anlattım, örnekler verdim. 'Sayın Obama'ya da bunu anlat da Amerika'da bu sağlık reformunu gerçekleştirsin' dediler. Ben de onlara dedim ki 'Parlamentodan, temsilciler meclisinden, senatodan nasıl geçirecek?' dedim. 'Bunu duyunca geçirirler' dediler ama yine geçiremedi. Niye, tek başına? Biz zorlansak da bu oldu ama orada mesela bu iki yılda bir hani meclisin yenilenmesi, senatonun yenilenmesi olayı bana göre bir handikaptır.

Mesela Türkiye'de böyle bir şey olsa ben derim ki, bana göre bu yanlıştır. Bu yine 4 yılda bir devam etmeli. 5 olacaksa 5 yılda bir devam etmeli ama bir ara dönem, iki yılda bir yenilensin dendiği zaman siz hesabınızı 4 yıla göre yapıyorsunuz ama iki yıl sonra bir yenileme. Yenilenmede eğer halk size desteğini vermiyorsa o zaman yandınız. Bu nereye kaybettiriyor? Ülkeye kaybettiriyor, millete kaybettiriyor. Bu hesapları da iyi yapmak lazım. Önümüzde bu kadar güzel örnekler var. Biz bu örneklerden, önerim de şu diyorum ki bir arı gibi olalım. Her ağaçtan, çiçekten nasibimizi alalım, balımızı yapalım ortaya koyalım. Bunu kimlerle yapacağız? Bunu akademisyenlerle, medya mensuplarıyla, siyasetçilerle yapacağız. Hep birlikte bir araya gelerek bunu başarmamız lazım. Ama hayatın içinde olanlarla, teorisyenlerin bir araya gelerek başarması lazım. Sadece teoride kalırsa sıkıntıya gireriz."

"10 AĞUSTOS 2014'TE BİR DÖNEMİN KAPILARI AÇILDI"

Erdoğan, "Başkanlık sistemi diktatörlüğü getirir, padişahlığı getirir' diye tutturanlar da var. Bunlar İnönü'nün Milli Şefliği ile başkanlık sistemini birbirine karıştırıyorlar. Diktatörlük görmek isteyen, gitsin Milli Şeflik dönemine baksın. Oraları şöyle biraz karıştırsınlar. Merak etmesinler, milletin seçtiği ve millete hesap veren başkandan diktatör çıkmaz" dedi.

Çift kamaraya karşı olduğunu ifade eden Erdoğan, "Ben diyorum ki tek kamaralı sistem olması lazım. Niye? Biz zamanla yarışıyoruz. Çift kamaralı sistem olursa senato temsilciler meclisiyle yarışacaktır. Hep engelleyecektir. Birisinde birisi fazla olabilir birisi az olabilir. Böyle olacağına tek kamara ve burada bu işin olmasının çok daha isabetli, çok daha hayırlı olacağına inanıyorum ve seri kararlar çıkması lazım. Seri olarak da Türkiye'nin uçuşa geçmesi lazım. Biz 3 yıldır, 10 bin 500 dolarda kaldık. Şu anda aslında 15 bin doları yakalamamız lazım, kişi başına milli gelir olarak. Çünkü hedef koyduk, dedik ki biz, 2023'te kişi başına milli gelirin 25 bin dolara çıkması lazım. Bunun için çalışıyoruz. Bunun için çalışacaksak patinaj da yapmamak lazım. Sürekli yürümemiz, kalkınmamızın devam etmesi lazım" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, 10 Ağustos 2014'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ile Türkiye'de yeni bir dönemin kapılarının açıldığını anlatarak, bunu herkesin kabul etmesi ve kendini buna göre hazırlaması gerektiğini ifade etti.

Milletin, cumhurbaşkanını doğrudan kendisi seçerek elde ettiği bu kazanımdan geriye gidişe kesinlikle izin vermeyeceğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tam tersine bu sürecin tamama erdirilerek ülkenin bir an önce başkanlık sistemine geçmesi, milletimizin en büyük beklentisidir. Bunu ben meydanlarda görüyorum. Meydanlarda 'Yeni Türkiye'ye var mısınız?' dediğim zaman millet orada kendini ortaya koyuyor. Yeni anayasa dediğimiz zaman aynı şekilde koyuyor. Başkanlık sistemi dediğimiz zaman aynı şekilde koyuyor. Zaman zaman televizyon kanallarında da görüyorsunuz vatandaş az veya çok, bildiği kadarıyla bir şeye inanıyor. Diyor ki 'Biz yeni Türkiye'yi istiyoruz.' Bir defa eski Türkiye ile yeni Türkiye zaten birbiriyle çok zıt. Eskiye pek ilgi yok. Onun için yeni, yenilenen bir süreç, bunu istiyorlar.
#Sayfa#
"YENİ TÜRKİYE ÇOCUKLARIMIZ, GENÇLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa noktasında da liderlere "Yeni anayasayla ilgili baştan aşağıya ne gerekiyorsa yapalım" şeklindeki çağrısına "hayır" cevabı aldığını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Randevu istedim, randevu vermediler. Şu anda bu şahıs bir siyasi partinin başında. 3 kez randevularıma 'hayır' demiştir. Ülkenin başbakanısın, parlamentoda yüzde 60'ın üzerinde temsiliniz var, adam randevu vermiyor. Böyle siyasetçi olur mu? Bu adamın her yeri siyasetçi olsa ne yazar? Bu ülkeye hizmet etmek için çıkmamış ortaya, siyaset yapmak için çıkmamış, sadece kavga etmek için çıkmış. Bu noktada hakikaten bizim millet olarak layık olduğumuz, sistem genlerimizden gelen bana göre başkanlık sistemidir. Bizim bu genlerimizden geliyor. Yeni Türkiye en çok çocuklarımız, gençlerimiz için önemlidir. Biz 'Gelecek nesiller darbecilerin, vesayetçilerin, paralel örgüt gibi ihanet şebekelerinin ağına düşmesin' diye başkanlık sistemi diyoruz. Ancak şunu da söylüyoruz, başkanlık sistemine bir tabular sistemi olarak bakmıyoruz.

Başbakanlık sistemine bir uluhiyet makamı olarak asla bakmıyoruz. Böyle bir derdimiz, böyle bir sıkıntımız da yok. Şahsımız için böyle bir şey asla. Milletimiz için başkanlık sistemine 'evet.' Tabii burada bir hususu da vurgulamak isterim. Yaşadığımız bir seçim süreci var. Bu süreç dahi parlamenter sistemin öyle iddia edildiği gibi başkanlık sisteminden daha kontrollü, daha dengeli olmadığını zaten göstermeye yetiyor. Şimdi başkanlık sistemine yönelik söyledikleri ortada. Meydanlara şöyle bakalım. Ortalık hesapsız, kitapsız bol keseden vaatlerden geçilmiyor. Yolda akıllarına geleni meydanda 'proje' diye anlatıyorlar. İnanın çalışma filan yok. Her şey ortada. Niçin biliyor musunuz? Nasıl olsa iktidara gelemeyecekler, dolayısıyla vadettiklerinden sorumlu tutulmayacaklarını da biliyorlar. Milletimiz elbette bunlara inanmıyor, itimat etmiyor ama biz istismarı görmezden gelemeyiz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz dertliyiz. Karşımızda her seçimde olmayacak sözlerle milletin karşısına çıkan, her seçimde kaybeden ama sürekli yerini, koltuğunu koruyan genel başkanlar var. Hiçbirinin birinci olmak gibi bir derdi yok. Ben, hep 12 yıldır onu söylüyorum. Ben, 'Birinci olamazsam istifa ederim' diyorum Siz de, 'Birinci olamazsanız istifa eder misiniz?' diyorum, hiçbirisi 'Ederim' demedi" dedi.

Erdoğan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen "Başkanlık Sistemi İçin Ülke Örnekleri ve Türkiye İçin Başkanlık Sisteminin Temel Dinamikleri" panelinde, geçmişte çiftçilere dağıtılan mazot karnesini gösterdi.

Karnenin, bugün mazot fiyatlarını indireceğiz, çiftçiye bedava mazot vereceğiz diyen zihniyetin geçmişteki temsilcileri tarafından verildiğini belirten Erdoğan, "Yahu arkadaş niye yalan söylüyorsun? Ya sen mazotu nasıl bedava vereceksin ya? Hangi kaynakla bunu vereceksin?" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ismini anmadan, onun döneminde SSK'nın iflas noktasına geldiğini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

"2,5 milyon, ilk defa oy kullanacak. Bunları bilmez, o bunları yaşamadı. Bunları bilmediği için de onlar zannediyorlar ki bunlar yapılabilir. İşçiler kuyruklarda bekledi maaşını almak için. Emekli, işçi maaşını almak için kuyruklarda bekledi, alamıyorlardı. Delikli paraya muhtaç hale geldik. Bunlar ortada. Önüne gelen ne diyordu, 'O bir veriyorsa ben beş vereceğim' diyordu. Birileri anahtar sallıyordu, otomobil anahtarı, 'Otomobil vereceğim' diyordu. Bunların hiçbirisi oldu mu? Olmadı."

Erdoğan, bu konuda ülkenin düşünenlerine, vatanını milletini seven insanlara ciddi sorumluluklar düştüğünü ifade ederek, "Bizim bunları halkımıza anlatmamız lazım" diye konuştu.

Bugüne kadar yapılanları anlatmanın büyük önem taşıdığını belirtirken, geçmişte "Kaç derslik yaptık?" diye sorduğunda yakın çalışma arkadaşlarının dahi cevap veremediğini vurgulayan Erdoğan, "Bakanlar kurulundaki arkadaşlarım doğru cevabı veremezse, millet ne kadar derslik yaptığımızı nereden bilecek? Öyleyse ne yapacağız, 'Et tekraru ahsen, velev kane yüz seksen...' Başka çaresi yok. Bunu yapmadıkça bu yapılanları kalıcı kılmak da mümkün değil" ifadelerini kullandı.
#Sayfa#
"HAMDOLSUN BİZ İSPATLA GELDİK, YAŞAYARAK GELDİK"

Erdoğan, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi eserlerin Türkiye'ye adeta çağ atlatan yatırımlar olduğunu, bu yatırımları gören devlet başkanlarının "Bu ülke işi bitirmiş" yorumunu yaptığını söyledi.

Körfez Geçiş Köprüsü hakkında da bilgi veren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu anda Körfez Geçiş Köprüsü bittiği anda o da ciddi ses getirecek. İstanbul-İzmir 3,5 saate iniyor. Siz dünyanın üç tane asma köprüsünden bir tanesini oraya yapıyorsunuz. Bunlar zar zor da olsa kararlarını alıp adımları attığımız konular ama burada bir şey başardık biz. İş bilenin kılıç kuşananın. Yap-işlet-devret. Burada biz 9 milyar dolar İzmit geçişinde oranın yapım masrafı var. Biz buna para vermiyoruz. Burayı onlar yapacak. Aynı şekilde Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün maliyeti 12 milyar avro. 25 yıl burayı işletecekler, ama 25 yılda devlete de 22 milyar avro kira verecekler. Beyefendi çıkıyor, projeden bahsediyor. Buna sorun proje nedir, plan nedir bilmez. Birisinde kalkıyor diyor ki 'Bana 4 yıl süre verin, 4 yıl sonra bu ülkede işsiz kalmayacak' diyor. Öbüründe de diyor ki, 'Bu proje 20 yıllıktır, 20 yıl sonra işsizliği yüzde 5'e indireceğim'. Şimdi nasıl oluyor, bir tanesinde diyorsun ki 4 yıl, işsiz diye bir şey kalmayacak öbüründe diyorsun ki 20 yılda işsizliği yüzde 5'e indireceğim. İnanın çalışarak, düşünerek üzerinde konuşulmuş şeyler değil bunlar. Hamdolsun biz ispatla geldik, yaşayarak geldik. Başkanlık sistemiyle bunların çok daha farklı bir şekilde yürütüleceğine, yapılabileceğine inanıyoruz."

Erdoğan, milletin duygularının, beklentilerinin umutlarının, hayallerinin istismar edildiğini, bunun Türkiye'deki parlamenter sistem uygulamasının en büyük zaafı olduğunu ifade ederek, "Çünkü bu sistemde yüzde 50+1 oyla seçilmek zorundasınız" dedi.

İtalya'da da koalisyon sistemine son verildiğini kaydeden Erdoğan, "İtalya'nın durumu iyi değil, onu gördükleri için bu adımı atıyorlar. Kazanan söylediklerini yapmakla mükelleftir. Nerede, başkanlık sisteminde. Yapmazsa, millet onu sandığa gömer" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, parlamenter sistemde böyle bir durum olmadığı için son 12 yılda pek çok örneğini daha gördükleri nice çarpıklık yaşadıklarını ve yaşamaya devam ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:

"Biz dertliyiz. Karşımızda her seçimde olmayacak sözlerle milletin karşısına çıkan, her seçimde kaybeden ama sürekli yerini, koltuğunu koruyan genel başkanlar var. Hiç birinin birinci olmak gibi bir derdi yok. Ben, hep 12 yıldır onu söylüyorum. Ben, 'Birinci olamazsam istifa ederim' diyorum Siz de, 'Birinci olamazsanız istifa eder misiniz?' diyorum hiçbirisi 'Ederim' demedi. Sayın Başbakan da söylüyor, 'Ben çekileceğim' diyor, birinci olamazsam ama diğerlerinden hiçbir tanesi onu söylemiyor. Ne söylüyor, 'Bir önceki seçimin altında kalırsam çekileceğim' diyor. Böyle siyaset yapılır mı? Sen iktidara mı oynuyorsun yoksa bir önceki seçimde aldığın oyun altında mı, üstünde mi kaldın, bunu mu düşünüyorsun. Niye, siyaseti bu ülkeyi yönetme adına değil, bu ülkede iktidar olma adına değil, inanın oturdukları koltuk ve bu koltuktan kendilerine pay..."

"YALAN SÖYLEMENİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLUR MU?"

Erdoğan, "Dünyanın neresinde tüm hayatı başarısızlıklarla dolu olan genel başkanlar bu kadar uzun süre koltuklarını koruyabilmişlerdir?" diye sorarak, İngiltere'yi gördüklerini, orada da sistemin bozuk olduğunu söyledi.

İngiltere'de, 12,6'yla 1 vekil çıkarıldığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Öbür tarafta 4,6'yla 54-56 milletvekili çıkarıyor, İskoçya'da. Böyle sistem olur mu ya, o da adaletsiz ama onlar da yine nereye gelmişler. Bizdeki parlamenter sistem uygulaması işte maalesef bu sıkıntılara imkan veriyor. Burada ne diyorlar, özgürlük, demokrasi. Başarısızlığı milletin gözünün içine bakarak yalan söylemenin özgürlüğü olur mu? Türkiye'de artık böyle popülist siyaset anlayışına ve buna imkan sağlayan parlamenter sisteme diyorum ki bir son vermeliyiz. Bu seçimde olur veya olmaz ama biz, hafıza kayıtlarının içerisine bunu yerleştirmeliyiz. Mevcut sistemde ülkeye yön vermeye, istikamet belirlemeye heveslenenler kimler diye baktığımızda, bak bu da çok enteresan, hatırlayacaksınız. Şöyle bir hafıza kayıtlarını karıştırırsan. 'Cebrail parti kursa oy vermem' diyerek tüm muhalefet partileri arkasında, içinde olanları görüyoruz. Bu denli sapkınlar var. Aynı şekilde işte son dönemlerde görüyoruz, 'Kıblemiz Taksim'dir. Bu geçmişte, 'Kabe Arabın olsun bize Çankaya yeter' diyenlerden farklı şeyler değil ki, aynı. Diyaneti, imam hatipleri kapatmayı taahhüt eden, din dersini kaldırmayı taahhüt edenler, sokakları yakma, yıkma çağrısı yapanları görüyoruz, musluklardan kan akıtan. Ertesi hafta Van'daydım. Baktım ki, musluklardan kan akmıyor, normal su akıyor. Yani bu tepki reaksiyonlar gösterilmese onlar kan akıtmaya devam edecekler ama tepkiler gelince herhalde biz burada kayba uğrayacağız. Bu sefer aynı bilbordlarda yine musluklar ve bu sefer su akıyor. Zihinlerinde ne olduğu ortaya çıktı."

"7 HAZİRAN SEÇİMLERİ, YENİ BİR BAŞLANGICIN MÜJDECİSİ OLACAKTIR"

Erdoğan, millet olarak kavmiyetçi, ırkçı olmadıklarını vurgulayarak, "Bizim böyle bir durumumuz yok. Biz biliyoruz ki, Rabbim bizleri kabileler halinde yarattı, birbirimizle iyi tanışalım, anlaşalım. Üstünlük sadece takvayladır. Kim Allah'a daha yakın durursa, o üstündür. Ölçü bu. Onun için Türkü, Arabı, Lazı, Çerkezi, Boşnağı, Romanı, Arnavutu... Biz de böyle bir ayrım yok. Biz herkesi sadece yaratandan ötürü sevdik. Eğer biz bunu yapmazsak zaten kendi değerlerimizle ters düşeriz" ifadelerini kullandı.

Ülkenin seçilmiş başbakanına, hükümetine, darbe teşebbüsünde bulunan, darbecilerle kapalı kapılar ardında iş çevirenlerin başkanlık sisteminin karşısında durduklarını dile getiren Erdoğan, yapılanların eski Türkiye'nin alışkanlıkları olduğunu belirterek "İnşallah, 7 Haziran seçimleri tüm bu anlayışların tükenişin tescili aynı zamanda temenni ederiz ki yeni bir başlangıcın da müjdecisi olacaktır. 27 Mayısla birlikte biliyorsunuz bir parantez açılmıştı. Hamdolsun, 10 Ağustos'ta milletin seçimiyle kapanmaya başladı" dedi.

"7 Haziran seçimleri, 27 Mayıs ile milletimizi köklerinden koparmaya yönelik tüm girişimlerin de nihayet bulduğu gün olacaktır" diye düşündüğünü kaydeden Erdoğan, "Bu tarihi hesaplaşmanın eski Türkiye kalıntılarıyla olan mücadelenin milletimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadesini kullandı.