X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER HDP Güneydoğu'da bir baskı ve korku rejimi kurmuş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

HDP Güneydoğu'da bir baskı ve korku rejimi kurmuş

  • Giriş Tarihi: 25.5.2015
HDP Güneydoğu'da bir baskı ve korku rejimi kurmuş
HDP Güneydoğu'da bir baskı ve korku rejimi kurmuş

AK Parti Mardin milletvekili adayı : HDP Kürt siyasetinin Berlin duvarıdır. Bu duvar yıkılmadıkça Türk siyaseti hiçbir şey kazanmaz. HDP barajı geçerse PKK güçlenir barış süreci tehlikeye girer. Bölgede tehditler altında siyaset yapıyoruz. Tehditler olmasa HDP'nin oyu %25 düşer."

Kürt siyasetinin yakından tanıdığı bir isim. 1970-80'li yıllarda sosyalist gençlik hareketleri içerisinde faaliyet gösteren 1980 darbesinden sonra 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1988 yılında tahliye edildi. HADEP ve DTP'de Genel Başkan Yardımcılığı yapan Orhan Miroğlu bu siyasi çizgi ile yollarını ayırdıktan birçok kez ölüm tehditleri aldı. 2012 yılında Taraf gazetesi ile yollarını ayıran Orhan Miroğlu uzun yıllar ara verdiği siyasete AK Parti'ye katılarak geri döndü. AK Parti Mardin Milletvekili adayı olan Orhan Miroğlu ile 7 Haziran seçimlerinde Kürt seçmenin tercihini ve HDP üzerinden yapılan siyasi hesapları konuştuk.

KÜRT SİYASETİ YAPMANIN BEDELİNİ EN AĞIR ŞEKİLDE ÖDEDİM

-Siyasete dönmek nereden aklınıza geldi? Mesleğinizde başarılı iken sizi siyasete iten motivasyon ne oldu?
-Siyaset hiç aklımdan çıkmamıştı ki.. 70'li yıllardan beri siyasetin içindeyim. Ama o yıllar çok zor yıllardı ve siyaset yaptığınızda, hele Kürt siyaseti yaptığınızda, ağır bedeller ödemek zorunda kalıyordunuz. Bu bedelleri, kendi payıma düştüğü kadarıyla, belki de fazlasıyla ödedim ben. Sıkıyönetim mahkemeleri, yargılanmalar, hapislikler ve 20 yıldan fazla bir zaman süren siyasi yasaklar. Son siyasi yasağım, bu yılın Ocak ayında bitti. Çözüm sürecini ve Türkiye'nin Kürt yurttaşlarıyla, hatta yurttaşı olmayan Kürtlerle geliştirdiği ilişkiler bana büyük bir heyecan veriyor. Siyaseti biraz da daha etkin bir konum kazanarak, çözüm sürecine sunabileceğim katkılar ve kırk yıllık tecrübelerimi siyaset alanına taşımak için istiyorum.

-Bir işaret ya da bir teklif aldınız mı? Adaylık süreci nasıl gelişti?
-Sayın Erdoğan'la 2012 yılında gerçekleşen AK Parti kongresi öncesinde bir görüşmem oldu. AK Parti'de siyaset yapabileceğime dair ilk işareti de ilk teklifi de o gün aldım. Güven veren bir lider, arkasında yürünecek güçlü ve samimi bir insan sayın Erdoğan.. Siyaset yasağım olmasaydı, sanırım daha o zaman AK Parti'ye üye olacak ve muhtemelen merkez yönetiminde görev alacaktım. Ama yasaklı olduğum için bu mümkün olmadı. Siyaset yasağım bittiğinde Parti'nin en yetkili isimlerinden biriyle görüştüm, işin adını koymanın zamanı geldi dedim. Durum Başbakan'a iletildi ve süreç öyle başladı.

- Neden AK Parti'yi tercih ettiniz?
-Bir çok sebebi var elbette. Hem Erdoğan hem Davutoğlu Türkiye için bir şans, bizim siyasi tarihimizde böyle bir uyuma rastlanmaz pek. AK Parti'nin olmadığı bir Türkiye, 30 yıl geriye gitmeye mahkum olmuş bir Türkiye demek..Çözüm süreci, yeni anayasa ve başkanlık sistemi için, AK Parti'den başka bir şans yok..

AK PARTİ'NİN DEMOKRATİKLEŞME PROGRAMINI DESTEKLEDİM

Kürt siyasetini yakından tanıyan birisiniz. Çevrenizdeki insanların, meslektaşlarınızın, hemşehrilerinizin tepkisi ne oldu?
-Fikirlerimden ve duruşumdan hoşlanmayanların çok şaşırdığını söyleyemem. Ama başından beri doğru zamanda doğru yerde durduğuma inananların da epey sevindiklerini söyleyebilirim. Ergenekon sürecinden bu yana, referandum dahil, AK Parti'nin demokratikleşme programlarını destekledim. İnkar bitsin diye bir ömür verdim ve işte bir parti gelmiş, inkarı bitiriyordu. Siyasi kariyerini ve hikayesini, bir kimliğin inkarına karşı çıkmakla yaşamış ve öyle de sürdürmüş biri için, inkarın bitmesi elbette her bakımdan yeni bir başlangıç ve muhasebe demektir. Kürt Kürde siyaset yapmanın dönemi kapandı. Tıpkı Türk Türke siyaset yapma döneminin kapanması gibi.

-Musa Anter cinayetine şahit oldunuz. Bölgede yaşanan tüm acıları siz de yaşadınız. 1990'lara geri dönüyoruz gibi bir eleştiri var. Türkiye barış sürecinde 1990'lı yıllara geri mi dönüyor?
-Siyasi hesaplarını buna bağlayanlar var. Sağa sola bombalar atacaklar, devletin kafası bozulacak ve devlet demokratik zemini terk ederek şiddete yönelecek. Halk bu şiddete karşı çıkacak ve ortalık bir anda karışacak. 'Halk kurtarıcıları sahneye çıkacak ve istediklerini elde edecekler! Kürtçe'de bir laf vardır: Kero nemir bıhar tê! (ölme eşeğim bahar geliyor.) Mardin'de seçim çalışması yapıyorum. Gördüğüm şey şu: Devleti 90'lı yıllara dönüş için müthiş zorluyorlar. Ama devlet, her şeye rağmen bulunduğu zeminden, yani çözüm süreci zemininden bir adım bile geri atmıyor..



HDP BARAJI AŞAMAYACAK!

-Mersin ve Adana'da HDP binasına bir saldırı yapıldı. Bu saldırı siyasi ortamı nasıl etkiledi?
Kamuoyu bu türden provokasyonlara şerbetli artık. İlk değil son da olmayacak. Ama PKK medyasında olaydan sonra atılan manşetler, bu bombaların kime hizmet ettiğini gösteriyordu. Erdoğan ve Davutoğlu'nu, AK partiyi suçlayan manşetler attılar. HDP barajı aşamayacak. Şimdiden bir mağduriyet algısı inşa ediyorlar.. Parti binalarına atılan bombalar buna hizmet ediyor. Veya kim yapıyorsa bu işi, hizmet edebileceğine inanıyor… Zor bir işe girdi HDP. Barajı aşamayacak. Bu bombalar, şimdiden faturayı başkasına kesme çabası biraz da..'Devrimci halk savaşı' yıllarını hatırlayın. Sadece üç-dört yıl önceydi. PKK 'devrimci halk savaşı başlattığını ilan etti ve bir yıl içinde aralarında sivillerin de olduğu iki bine yakın insan hayatını kaybetti..Ama PKK'de savaşı kaybetti.. Kurtarılmış bölgeler filan, bunların hepsi yalandı.. PKK içinde tam da ciddi bir sorgulama ve hesaplaşma başlamıştı ki, Uludere katliamı yaşandı. Uludere katliamı, hem PKK içindeki tartışmaları bitirdi, hem ona yeniden psikolojik üstünlük sağladı..

-Bombalı saldırının ardından DHKP-C çıktı. Bu sizi şaşırttı mı?
-Hayır şaşırtmadı..Bugünün Türkiyesinde bu türden eylemleri yapabilecek örgütlerden biri DHKP-C'dir. Terör ve şiddet alanı bugün önemli oranda DHKP-C'nin elinde..

BELİMİZE SİLAH TAKIP SİYASET YAPMAK ZORUNDAYIZ

-Mardin HDP'nin güçlü olduğu şehirlerden biri. Burada zorluklarla karşılaşıyor musunuz?
-Sıradan zorluklara her seçimden rastlanabilir. Ama Mardin ve bölgenin diğer şehirlerinde yaşadığımız bu değil. Bir baskı ve korku rejimi kurulmuş.. Sistematik ve düzenli işleyen bir rejim bu. Kimi ilçelerde ve özellikle kırsal alanda adeta kurumsallaşmış bir işleyişi var bu rejimin.. Silahlı gücü, mahkemesi, ne isterseniz var.. Geçenlerde riskli bir bölgeye gidiyorduk, Benim aracımı kullanan partili dostum Hacı Ahmet, aracın kontağını çevirdi ve şöyle bir laf etti: 'Savaş moduna girdim! ' Aynen böyle yaptığımız siyaset 'savaş modunda siyasettir. Silahımızı belimize takıp seçim çalışması yapıyoruz. Grubumuzdaki arkadaşlarımızın epey bir kısmı silahlı..PKK'nın silahlı gruplarını neden geri çekmediğini, Ankara'da değil, sahada daha iyi anlıyorsunuz. Bu çok net olarak, stratejik bir durum ve tercih. Kurdukları sistemi HDP'yle korumaları imkansız. Silahlı kanat bunun için lazım. Seçimlerden önce Türkiye'yi terketselerdi, HDP'nin oyu iddia ediyorum,bölgede %20-25 oranında düşerdi. Aksini iddia eden varsa, PKK'ye geri çekilmeyi tavsiye etsin ve sonucu hep beraber görelim..

HALK BARIŞ İSTİYOR

-Seçim çalışması sırasında yaşadığınız aklınıza gelen ilginç bir olay var mı?
-
Cehennem deresi denilen bölgede, Gabar'ın eteklerindeki köylerde çalışıyorduk. Tek kelimeyle büyüleyici bir coğrafya. Seçim çalışmalarımda Kürtçe ve Arapça konuşuyorum. Bir köye girdik, Kürtler'in yaşadığı bir köy. Yolda bir köylü yanaştı yanıma ve Türkçe konuşmaya başladı..Yanımdaki arkadaşım, 'Adayımız Kürtçe biliyor istersen Kürtçe de konuşabilirsin' dedi.. Cevabı şu oldu köylü kardeşimizin: 'O kadar kötü şeyler yaşadık ki, artık Kürtçe'den nefret ediyorum!' Diyeceğim şu: Kirli savaşlar, en haklı talepleri bile zaman gelir, kirletir..Savaşın sonuçlarına, yarattığı acılara ve yasa baktığınızda değer miydi demek gelir içinizden..Bir Kürt köylüsünün nefretini kendi anadiline yöneltmesinin başka izahı yok bence..

SEÇİLİRSEM KAPIM HDP'LİLERE DE AÇIK OLACAK

-Mardin'de HDP'lilerle ilişkileriniz nasıl. Türkiye'deki gergin siyasi ortam Mardin'de de hissediliyor mu?
-
Evet oldukça hissediliyor..HDP'lilerle bir sorunumuz yok bizim. Sözünü ettiğim rejim-ya da sistem- bana kalırsa onları da tutsak etmiş, serbest hareket edemiyorlar. Şimdiye kadar, tesadüf oldu üç yerde selamlaştık.. Biri Savurda'ydı. Esnaf ziyareti yapıyorduk. Bürolarına girdim, belediye başkanları ve orada bulunanlara kısa bir süre sohbet ettik. Çay ısmarladılar içtik. Seçilirsem evimin ve ofisimin kapısı HDP'lilere de açık olacak, onlar beni pek anlayamıyorlar ama, Orhan Miroğlu herkes kabul eder ki, bu memlekette HDP'lileri anlayacak üç beş kişiden biridir..

PARALEL BÜROKRATLAR DOĞUDA RAHAT HAREKET EDİYOR

-Paralel yapı Mardin'de var mı ve Mardin'de ve civar illlerde hangi partiye çalışıyor?
-
Paralel yapı Mardin'de var.. Devlet içindeki paralel yapı tasfiyesi sonucu buralara gönderilen paralel yapı mensupları için Mardin ve başka iller adeta bir cennet. Çünkü çalışabilecekleri bir zemin var burada. Keşke buralara değil de Batı illerine gönderilseler..Hareket kabiliyeti bulamazlar Batı'da. Ama burada bulyorlar çünkü siyasi zemin çok uygun. AK Parti'ye karşı kim güçlüyse onu destekliyorlar, burada HDP tabi..
-Bu Paralel yapı bölgede siyasete yön verecek kadar etkili mi?
-
Siyasete yön verecek kadar güçlü değil, bunu hissetmedim, ama siyasete yön verenlere gücü yetenleri destekliyor..

AK PARTİ'YE HAÇLI SEFERİ KURULDU

-Binlerce insana plastik kelepçe takarak KCK davasından yargılayan Fetullahçı örgütün şimdi HDP ile bu kadar yakın bir ilişki içerisine girmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
-
AK parti'ye karşı haçlı seferi kurulmuş..Sefere katılanlar, geçmişte kendi aralarında yaşadıkları çatışmayı unuttular. Ama halk acaba unuttu mu? Belediye başkanlarına takılan kelepçeleri, KCK davalarını unuttu mu? Sanmıyorum unuttuğunu. HDP sandıkta bu işbirliğinin bedelini ödeyebilir..

-Biliyorum "HDP baraji geçecek mi" sorusundan sıkıldık. Ben de değiştirerek sorayım: 8 Haziran sabahı Türkiye nasıl bir seçim sonucu ile uyanacak? Bir tahmininiz var mı?
-Tahminim HDP'nin barajı aşamayacağı yönünde..Aşsa da aşmasa da dünyanın sonu gelmez. Aşarsa, Öcalan'ın rolü ve misyonu azalır, yeni anayasa ve çözüm süreci zora girer. Türkiye zaman kaybetme moduna yeniden ve üstelik Kürt siyasetinin tercihleri sonucu girmiş olur. Aşamasa, Öcalan'ın eli güçlenir, çözüm süreci mutlu sonla biter, yeni anayasayı yapar, başkanlık sistemine geçeriz. Dünyanın güç merkezleri de eh bu durumda Türkiye üzreinde yaptıkları ameliyatlara tahminim biraz mola verir.

HDP'NİN BARAJI GEÇEMEMESİ ÇÖZÜMÜ OLUMLU ETKİLER

Son anketlerde HDP'nin oylarında bir geri dönüş olduğu gözlemleniyor. HDP barajı geçemezse bu durumdan Türk siyaseti nasıl etkilenir?
-Olumlu etkilenir. Kürt siyasetinin içindeki Berlin duvarı çökmedikçe, yani değişim olmadıkça, bu siyasetin Türkiye siyasetine kazandıracağı hiçbir şey olmaz. HDP nihayetinde, bugün Türkiye'nin CHP'si olmaya çalışıyor. Türkiyelileşme değil bu. Bir çeşit Kürt kemalizmini, Türkiye'ye teşmil etmek çabası..Türk kemalizmi biterken, Kürtler'in hikayeyi başa sarmak istemesi, tarihin ilginç ve ironik bir şakası gibi geliyor bana..Öcalan'ın oturup düşünüp, bir paradigma güncellemesi yapmasının zamanı geldi sanırım..

İsa Tatlıcan - Sabah.com.tr