X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kobani, HDP'nin seçim yatırımı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kobani, HDP'nin seçim yatırımı

  • Giriş Tarihi: 14.6.2015
Kobani, HDP'nin seçim yatırımı
Kobani, HDP'nin seçim yatırımı

Türkiye 7 Haziran seçimlerinde iktidarın seçim hilesi yapacağını konuştu. Bununla ilgili olarak “oy ve ötesi” gibi batı destekli organizasyonlar sandıkları bekledi. Ama bu önlemlerin hiçbiri PKK-HDP şiddetinin etkili olduğu bölgelerde alınmadı. Açıktan ve toplu olarak kullanılan oylar ne “oy ve ötesi”ni ne de batılı gözlemcileri ilgilendirmedi. 7 Haziran seçimlerini bir de bu gözle bakalım dedik. Hüda-Par Genel Başkan yardımcısı Said Şahin 7 Haziran seçimlerini Sabah’a yorumladı.

7 Haziran seçimlerinin hemen ardından HDP'lilerin bölgedeki şiddetin dozunu yükseltmesi, Kandil'den gelen siyasete müdahale mesajları ve bölgeden yansıyan seçim günü görüntüleri sandık güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. Seçim öncesinde sandık güvenliği ile ilgili yapılan batı destekli "Oy ve Ötesi" gibi organizasyonlar nedense HDP ve PKK'nın seçmen iradesine yönelik tehditlerini hiç gündeme getirmedi.
Tüm bu konuları seçim sonrasında HDP'liler tarafından gerçekleştirilen saldırılarla yeniden Türkiye gündemine gelen Hüda-Par'ın Genel Başkan Yardımcısı Said Şahin'e sorduk.

PKK HALK ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURDU

-Bölgede nasıl bir seçim süreci yaşandı?

7 Haziran seçimleri bağımsız adaylar açısından son derece eşitsiz şartlarda gerçekleşti. Partiler kendi logo ve özel işaretleri ile iri puntolarla pusulada yer alırken bağımsız adaylar, logo ve işaret olmaksızın ve de çok küçük puntolarla pusulada yer aldı. Bu durum tercihini bizden yana kullanmak isteyen çok sayıda seçmene de direkt yansıdı. Pek çok oyumuz yanlış kullanım sebebiyle ya geçersiz sayıldı, ya da başka partilerin hanesine yazıldı. Buna ek olarak PKK halk üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Çözüm süreci sayesinde devletin kendine alan açtığı bir vasatta silah gücünü baskıya dönüştürdü. Kendini güvende hissetmeyen halk özellikle kırsalda tercihini korkudan yana yaptı.

AÇIKTAN VE TOPLU OLARAK OY KULLANILDI

-Bölgedeki bazı sandıklarda oyların açıkta kullanıldığı, sandık görevlilerinin yetersiz olduğu, ortamın güvensizliği göze çarpıyordu. Bu görüntü bölgenin geneline hakim miydi?


Seçime girdiğimiz yerlerin tamamında oy verme gunü aşağı yukarı benzer sorunlar yaşandı. Kırsalda pek çok yerde açıktan veya toplu olarak oy kullanıldığı bilgisini aldık. Müşahitlerimizin bulunduğu bazı sandıklarda bile itirazlarımızı ilçe seçim kurullarına kadar iletmemize rağmen engellemeye muvafak olamadık. Devlet seçim güvenliğini sağlamak yerine herşeyi oluruna bırakan bir anlayışla hareket etti. Ancak seçim sonuçları itibariyle oluşan tablo, halkın zorla veya fiili baskı ile oluşan tercihinin sonucudur diyemeyiz. Halk büyük çoğunlukla oyunu, korkularının baskın geldiği bir irade ile kullandı.

-Medyada merkez sola HDP oturtulmaya çalışılıyor. Sizce HDP merkez soldaki boşluğu doldurabilir mi?

Aslına bakarsanız Türkiye'de gerçekte bir sol siyasetin veya sağ siyasetin var olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Merkez soldan maksat CHP'nin yerine HDP'nin geçmesi ise, bugün için uzak ihtimal olarak görünüyor. çünkü HDP bugün elde ettiği oy oranını sol seçmene değil, geçmişte AK Parti'ye oy vermiş muhafazakar ve bilhassa da Kürt seçmene borçludur. Türkiye'de sol anlayış, halkın çoğunluğunun inanç değerleriyle teori ve pratikte pek barışık olmayan, batı taklitçisi bir yaşam tarzı benimseyen, çoğunlukla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadrolarını kutsayan bir anlayıştır. HDP ve PKK çizgisi yönetim kadroları itibariyle böyle bir anlayışın heveslisi olsa da üzerinde yükseldiği ana kitle bu anlayış ve yaşayıştan uzaktır.

HDP'NİN YÖNETİCİ KADROSUNUN SİLAHLI OLDUĞUNU GÖRDÜK

-HDP Eşbaşkanı Demirtaş "bizi silahla ilişkilendirmeye çalışıyorlar" demiş. Şiddetle HDP arasında hiçbir ilişki yok mu gerçekten?


Çözüm sürecine kadar silah, PKK'nın dağ kadrosunun elindeydi. Çözüm sürecinin boşluğunda şehir içleri de çok ciddi silahlandırıldı. Bunu 6-7 Ekim olaylarında bütün Türkiye net olarak gördü. Şehir içi silahlanma HDP'nin sadece taban kitlesinde yaşanmadı bilfiil HDP'nin yönetici kadrosunun da silahlanmış olduğu ortaya çıktı son süreçte. Örneklendirecek olursam;
1- Geçenlerde yol aramasında, HDP'nin Diyarbakır Çınar ilçesi belediye meclis üyesinin arabasında birkaç adet uzun namlulu silah yakalandı.
2- Birkaç ay once Mardin'in dargeçit ilçesinde Mehmet Uğurtay adlı kardeşimizin katili olarak HDP ilçe yöneticisi yakalandı.
3- 7 haziran öncesi seçim çalışmaları kapsamında İdil'in Kozluca köyüne giden HDP konvoyunun tahrikleri ile köylüler arasında çıkan tartışmada, HDP'lilerin uzun namlulu silahlarla taradığı köylülerden iki üyemiz şehit edildi. Bu örnekler zannedersem her şeyi ifade ediyor.

-Bunlar HDP'nin şiddetle mesafe koymadığı aksine şiddetin öznesi olduğu anlamına mı geliyor?

Evet. Selahattin Demirtaş'ın şiddetle, silahla ilişkilerinin olmadığı söylemine gelince; hatırlarsanız yerel seçim çalışmaları kapsamında Lice'ye giden Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanımız Hüseyin Yılmaz, ki partimizin genel başkanıydı, HDP binasından çıkan 50 kişilik bir grubun taşlı sopalı saldırısına maruz kalmıştı. Demirtaş yaptığı açıklamada saldırganları savunarak, oraya giden belediye başkan adayımızı suçlamıştı: "orada bir üyeleri yok, neden oraya gidiyorlar" demişti. İşte S. Demirtaş budur! Şimdi biz, S. Demirtaş'ın pratiğine mi bakacağız, yoksa ikiyüzlü söylemine mi?

HDP-PKK'NIN 500 SALDIRISINA MARUZ KALDIK

-Size yapılan saldırılarda hep HDP mi ön plandaydı?

Bugüne kadar bize yönelik 500 civarı saldırı oldu, çoğu da gün ortasında faili HDP/PKK'lıların olduğu saldırılardı. Onlarca kardeşimiz şehit oldu ve yaralandı. Tüm bu saldırılarda başta Selahattin Demirtaş ve HDP yöneticileri hep saldıranları savundu ve yaşananları çarpıtarak saldırıya uğrayanları suçladı. 6-7 Ekim'de de provokasyon ve provokatörler dediler. Daha sonra Yasin Börü'nün faillerinin gözaltına alınması sonrası eşbaşkan ve milletvekilleri ile yürüyüş yaptılar ve tutuklamaları engellemek için adliyeyi ablukaya aldılar. 6-7 Ekim'den sonra bir söylem stratejisi geliştirdiler: PKK; YDG-H saldırıyor, siyasiler saldırıları yarım ağız kınıyor.Bundan sonra karanlık ellerin işleyeceği cinayetlerin de müsebbi Demirtaş, HDP ve PKK'dır. Silah onların elinde.


-Ulusalcı ve milliyetçi çevrelerin HDP'ye oy vermesini bir çelişki olarak görüyor musunuz?


Normal şartlarda gerçekleşmeyecek bir çelişkidir ama Türkiye şartlarında bu gerçekleşti. HDP'ye barajı aştırmak ve meclisin aritmetiği üzerinden dengelerle oynamak isteyenlerin örtük bir ittifakı oldu. Bu ittifaka tabanda CHP ve MHP de dahil oldu.

"BARAJI GEÇEMEZSEN KIYAMET KOPAR" MESAJI ETKİLİ OLDU

-Kürtlerin HDP'ye yönelişi sadece baskılarla açıklanabilir mi?

Sahadaki fiili baskı çok etkili olduğu gibi, barajı aşamazsak kıyameti koparırız sözlü tehditleri de toplumda baskı oluşturdu. 6-7 Ekim toplumun travma geçirmesine neden oldu ve toplumun hafızasındaki tazeleğini koruyordu. 6-7 Ekim'in şimdi yeniden sorgulanmaya tabi tutulması lazım. Bence Kobani üzerinden sokakların savaş alanına çevrilmesi ve işlenen vahşi katliamlar, Kobani'ye yönelik olmakla birlikte, parti olarak girecekleri seçim için toplumsal bir dehşet yatırımıydı. Yani once "kıyameti koparma"nın pratiğini yaşattılar topluma, sonra bunu barajı aşamamanın tehditi olarak tolumun önüne koydular. Yani Kobani bahaneli vahşet aynı zamanda bir seçim yatırımıydı.

Bütün bunlarla birlikte HDP'nin kendi oyları da azımsanmayacak derecede bir orandır. Ayrıca AK Parti'nin yanlışlarına tepkisel oyların da bir kısmı HDP'ye kaydı.

-Kobani eylemlerinden bu yana Hüda-Par çevresi HDP-PKK saldısı altında . Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Aslında Kobani eylemleri ile başlamadı bize yönelik PKK'nın saldırıları. 6-7 Ekim ile sadece Türkiye kamuoyu duydu bunu, görmeyenler de görmüş oldu. Hüda Par'ın siyasi yapılanmasının omurgası olan sivil toplum kuruluşlarına yönelik 2005 yılndan bugüne kadar 500 civarı saldırı oldu.

YAPILAN SALDIRILARIN SUÇLUSU HDP'DİR

- Şimdi yeni bir dil gelişti. HDP failler açık açık ortada olduğu halde yapılan saldırıları üstlenmiyor ve devleti suçluyor. Bu yeni bir taktik mi?

HDP bizimle ilgisi yok demekle kurtulamaz. Aytaç kardeşimiz HDP'liler tarafında tehdit edilmişti. Bugüne kadarki pratikleri de bu saldırıyı yapacaklarını gösteriyor. Onlar değil karanlık eller yapmış olsa da kardeşlerimize tehditle ve elinde silah olup sürekli bunu kullanmakla zemin hazırlayan HDP suçludur. Katili bulup ortaya çıkarmadıkları müddetçe bize yönelik cinayetlerin kanı HDP'nin üzerindedir. Ellerindeki silahı ve tehditleri bıraksalar, karanlık hesaplar ortaya ve boşa çıkar.