X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AK Parti Meclis Başkan adayını yarın açıklayacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AK Parti Meclis Başkan adayını yarın açıklayacak

  • Giriş Tarihi: 25.6.2015 21:34 Güncelleme Tarihi: 25.6.2015 23:17
AK Parti Meclis Başkan adayını yarın açıklayacak
AK Parti Meclis Başkan adayını yarın açıklayacak

Başbakan Davutoğlu AK Parti Meclis Başkan adayının yarın açıklanacağını kaydetti

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, hükümeti kurma görevini aldıktan sonra muhalefet liderlerine saygı içinde gideceklerini, bir takım şartlar dayatmayan her türlü görüşe açık olacaklarını belirterek, "Ne 'en büyük partiyiz' diyerek herhangi birine dayatmada bulunuruz ama 258 kişilik, 258 kahramanın bulunduğu bir Meclis'te de hiçbir dayatmayı kabul etmeyiz" dedi.

Başbakan Davutoğlu, ATO Congresium'da düzenlenen iftar programında AK Parti milletvekilleriyle bir araya geldi.

Davutoğlu, iftar programında yaptığı konuşmada, 7 Haziran seçimlerine giderken birilerinin sadece AK Parti'nin gücünü kırmaya çalışmadığını aynı zamanda Türkiye'nin 13 yıl içinde Afganistan'a uzanan eli, Myanmar'a uzanan gönlünü, Somali'ye uzanan nimetini, Suriye'ye uzanan muhabbetini, Balkanlar'a uzanan gönül dilini de kesmeye çalıştıklarına vurgu yaparak, bunun için AK Parti'nin sendelemesinin istendiğini ifade etti.

"AK Parti'nin sendelemesini, AK Parti ile birlikte Türkiye'nin omurgasının sarsılmasını istediler ama başaramadılar ve başaramayacaklar" diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Belki bugün tek başına iktidar olma şansımız yok ama bilinsin ki yüzde 41 ile Türk siyasetinde alınan en yüksek oy oranlarından biriyle ve işte 258 kişilik bir demir yumruk ve çelik bir iradeyle bir araya gelmiş AK Parti grubu buradadır. Bu çelik irademizi sarsamayacaklar. Bu çelik irade hem ülkemizin bugünlerde seçim sonrasında ortaya çıkartılan siyaset mühendislik tablolarını yerle bir edecek hem de her zaman savuna geldiğimiz ilkelerin, ahlaki önceliklerimizin egemen olmasının, dünyada verdiğimiz mücadelenin önü açılacak."

-"YARIN, MECLİS BAŞKAN ADAYIMIZI AÇIKLAYACAĞIZ"

Davutoğlu, önümüzdeki salı gününden itibaren Meclis Başkanı seçimlerinin başlayacağını belirterek, şunları kaydetti:

"İnşallah yarın biz de Meclis Başkan adayımızı açıklayacağız, MYK toplantımızdan sonra. Daha sonra Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle koalisyon turlarına başlayacağız. Buradan bir kez daha muhalefet liderlerine sesleniyorum; biz onları ziyaret ederken tam bir iyi niyetle samimiyetle, dürüstlükle yaklaşacağız. Hiçbirine kapımızı kapatmadık. Hiçbir muhalefet partisine kapatmadığımız gibi hiçbir vatandaşımıza gönül kapımızı kapatmadığımızı herkes bilir. Bizi misafir edecekleri zaman, bize hazırlanırken aynı iyi niyet dürüstlük ve samimiyet içinde olmaları halinde ülkemizi bu ateş çemberi içinden, suhuletle ve istikrarla yönetecek bir hükümeti kuracağımıza inanıyorum.

Zor şartlar, zor kararları gerektirir. Eğer bugünkü seçim tablosu, Meclis tablosu zor bir kararı bizim önümüze koymuşsa herkes o zor kararın gerektirdiği cesareti göstermelidir. Geçmiş hesapları açmaya kalkarlar, rövanşizm içinde hareket ederse, öncelikle kaybedenler onlar olur. Biz 13-14 yıl içinde hiçbir zaman rövanşizmi kültürümüzün parçası haline getirmedik. Hiç kimseye kapımızı kapatmadık. Hiçbir etnik veya mezhebi grubu dışlamadık, siyasi topluluğa karşı ön yargılı yaklaşmadık. Özgürlük alanlarını genişlettik."

- "BUGÜNKÜ MECLİS'TEKİ TEMSİL ÇOK YÜKSEK ÖLÇEKTEDİR"

Meclis'teki yemin töreninde geçici Meclis Başkanı Deniz Baykal'ın yanında başörtülü bir milletvekili ile HDP'li genç bir milletvekilinin oturduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İşte bu AK Parti'nin eseridir. Herhalde AK Parti kadroları, bu özgürlükçü çizgiyi sürdürmeselerdi bir tarafta AK Parti'li diğer tarafta HDP'li iki genç hanımın o verdiği sahne gerçekleşemezdi. CHP ve MHP'yi dışladığım anlamına gelmesin. Hepsi için, bugünkü Meclis'teki temsil çok yüksek ölçektedir. Ama bu temsil içinde rengarenk, her mezhep, her etnik grup temsil edilmişse bunda AK Parti'nin 13 yıl içinde gerçekleştirdiği özgürlükçü atmosferin izleri vardır. Herkes bu izlerin hakkını vermek durumunda. Bugün özgürlükçülük adına AK Parti'yi otoriterlikle suçlayanlar bu tabloyu görsünler. Bir de 28 Şubat'ın daha 15 sene önceki Meclis tablosuna baksınlar yada 90'lı yıllarda Meclis'in genel kurulundan sürüklenerek çıkarılan milletvekillerini düşünsünler ve karşılaştırmayı öyle yapsınlar. Biz bu demokrasi tablosundan gurur duyuyoruz. Bu demokrasi tablosunu gerçekleştiren AK Parti kadrolarından başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere geçmişte emek vermiş bütün AK Partili'lerle gurur duyuyoruz."

- "CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI HER TÜRLÜ SAYGININ ÜSTÜNDE GÖRÜLMELİDİR"

"Kimse buradan hareketle özellikle Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere, devletin makamlarına ve milletin tercihlerine karşı saygısızlık yapmamalıdır. Milletin yüzde 52 ile oyla seçtiği Cumhurbaşkanı ve o Cumhurbaşkanlığı makamı her türlü saygının üstünde görülmelidir" diye konuşan Davutoğlu, şöyle dedi:

"Çünkü o makamı bugün Sayın Recep Tayyip Erdoğan dolduruluyor olabilir yarın başka birisi, belki de eğer millet takdiri ederse bugün onu eleştirenler tarafından doldurulabilir. Dün, evvelsi gün, Cumhurbaşkanının Meclis'e gelmesiyle ayağa kalkmayan milletvekillerine buradan bunu söylüyorum; ben ve bundan sonra gelecek bütün AK Parti'liler adına söz veriyorum, kim seçilmiş olursa olsun, milletin seçtiği Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, bundan sonraki bütün AK Parti kadroları onu Meclis'te ayakta karşılayacaktır. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Kanaatlerimiz farklı olabilir. Hatta birbirimize sert dil de kullanmış olabiliriz seçim psikolojisi içinde ama eğer devlet geleneği, millet ahlakı bir şeyi gerektiriyorsa, bunun uygulanmasında kimse tereddüt etmemelidir. Biz tutumlarımızı, kendi doğrularımızla değil de muhatap olduğumuz kişiye göre değiştirirsek bunun adı ahlak olmaz. Ahlak, kim olursa olsun herkese kendi içinde gelen doğrularla hitap etme, davranma ilkesine dayanır."

- "MUHALEFET LİDERLERİNE SAYGI İÇİNDE GİDECEĞİZ"

"Ümit ederim, TBMM'deki bu yüksek temsil ve şimdiki içine girdiğimiz koalisyon sürecindeki gösterilecek olgunluklar karşılıklı saygı içinde yapılacak müzakerelerle yeni bir çığır açarız" ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Evet, geçmişte koalisyonlar Türkiye için çok kötü örnekler oluşturdular. Başarılı koalisyon örneği yok gibi. Evet, seçim kampanyası sürecinde biz vatandaşlarımıza geçmiş koalisyon örneklerinin yaşanmaması için çağrıda bulunduk. Evet, 'tek başına bu emaneti tekrar verin' dedik ama milli irade 'siz koalisyon olacaksınız' demişse biz bu milli iradeyi tartışmayız. Millete saygısızlık yapmayız. Millete olan saygımızın gereği olarak, görevi aldığımızda diğer muhalefet liderlerine saygı içinde gideceğiz, görüşlerimizi ifade edeceğiz. Görüşlerini saygıyla dinleyeceğiz. Ön yargılı olmayan, kırmızı çizgilerle bir takım şartlar dayatmayan her türlü görüşe açık olacağız ve inşallah aynı muameleyi muhataplarımızdan görürüz ve milletimizin beklediği uzlaşma kültürünü hep beraber hayata geçiririz. Bundan sonraki dönemde Anayasa'nın öngördüğü 45 gün dolana kadar gece gündüz çalışacağız. Samimiyetle çalışacağız,. Bu konuda kurullar oluşturduk, komisyonlar oluşturduk. En detaylı şekilde kendi ilkelerimizle başka muhtemel koalisyon ortaklarımızın ilkelerini ve yaklaşımlarını karşılaştırdık, değişik komisyonlarda. Bir hazırlık içinde bu çalışmayı sürdüreceğiz."

- "HİÇBİR DAYATMAYI KABUL ETMEYİZ"

Millet iradesine sahip çıkma konusunda kararlılıklarının da açık ve net olduğuna vurgu yapan Davutoğlu, "Ne 'en büyük partiyiz' diyerek herhangi birine dayatmada bulunuruz ama 258 kişilik, 258 kahramanın bulunduğu bir Mecliste de hiçbir dayatmayı kabul etmeyiz. Açık yüreklilikle her şeyi konuşuruz ama birisi bu açık yüreklilik karşısında nefret diliyle konuşursa ona da hak ettiği cevabı veririz. Nefret diliyle değil muhabbet diliyle hak ettiği cevabı veririz. İnşallah önümüzdeki günlerde, bu anlamda güzel örneklerin sergilendiği ve güzel ve karşılıklı anlayışa dayanan saygının inşa edildiği bir dönem olur" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çevremizde en az 6-7 ülke yönetilemez durumda. İç çatışmalara, kimlik bölünmelerine uğramış ülkelerin yaşadığı travmaların bedelini o ülkelerden gelen mültecilerle biz de ödüyoruz ama o ateşin ülke içine sıçramaması için de her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz" dedi.

Davutoğlu, ATO Congresium'da partisinin milletvekilleriyle bir araya geldiği iftarda, ortak bir mücadelenin ağır sorumluluğunu birlikte taşıyacakları milletvekillerine yeni dönemin hayırlı olmasını temennisinde bulundu.

3 Kasım 2002'deki seçimlerin ardından oluşan Meclis'teki gruplarının önünde devasa problemleri bulduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ülkenin yeni bir vizyona, anlayışa ihtiyacı vardı. 28 Şubat'ın kalıntıları vardı, özgürlükler kısıtlanmıştı. Ülkenin bir kısmında olağanüstü hal vardı. Ülke içinde karamsarlık ekonomik kriz dolayısıyla had safhaya ulaşmıştı. Bir ışık, bir ümit, tabir caizse bir deniz fenerinin açacağı bir yol işareti gerekiyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yola çıkmış AK Parti kadroları, o ışığı milletimizin önüne koydular ve hep birlikte kutlu ve onurlu bir yolculuğa çıkıldı. O günleri hatırlıyorum, sadece ülke içinde büyük sıkıntılar yoktu. Sadece ekonomik krizlerle karşı karşıya değildik. 11 Eylül travmasının üzerinden daha bir yıl geçmişti ve dünya bir kutuplaşmaya doğru seyrederken Irak savaşı eşiğimizdeydi. Çok ağır kararın sorumluluklarını hep yüreğimizde hissederek gece boyu Rabbimize hiçbir zaman yanlış bir kararın parçası bizi kılmaması için niyazda bulunarak, çok çetin bir görevi o zaman AK Parti kadroları, hükümetleri, Meclis grubu üstlenmişti."

- "NEREDEYSE HER SEÇİM ÖNCESİ BİR BÜYÜK SINAV BİZİ BEKLİYORDU"

Söz konusu dönemde hem Afganistan'da hem Irak'ta savaş olduğunu, 11 Eylül'ün, İslam karşıtlığını neredeyse küresel bir seferberlik halinde dünyaya yaydığını belirten Davutoğlu, "Bu ülkenin değerlerinden hareket eden AK Parti kadroları, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni bir çığır açmışlardı ve ülkenin karamsar tablosu değişti, kara bulutları dağıldı ve çevremizdeki o ateş çemberinin içinden ümit dolu yeni bir ülkenin yükselişi, ayak sesleri duyulmaya başlandı" diye konuştu.

2007'deki seçimleri ve sonrasını hatırlatan Başbakan Davutoğlu, o dönemde de AK Parti kadrolarının önüne mayınların döşendiğini belirtti. Davutoğlu, "27 Nisan muhtırası verilmişti, onun karşısında dimdik durulmuştu. 'Cumhurbaşkanını AK Parti seçemez' denilmişti, onun karşısında AK Parti kadroları 'Mademki millet emaneti bize vermiştir, biz bu emaneti sonuna kadar savunuruz' diyerek belkide 27 Mayıs'tan sonraki en sağlam ve dik duruşu sergilemişlerdi" ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, 2007'de sadece yurt içinde değil, çevresinde de krizlerin yaşandığını hatırlatarak, bunlardan örnekler verdi. Tüm bu olaylara rağmen bunları vakarla karşılayan ve tarihi sorumluluklarını yerine getiren AK Parti kadrolarının olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Tereddüt göstermedik, yanlış bir yolun izinden gitmedik, hiçbir zaman nefsimize, egomuza sığınıp ülke çıkarlarını kendi çıkarlarımızın arkasına almadık. Hedef edinilen makamlar, mevkiler yüceltilmedi ve AK Parti kadroları kendi içinden cumhurbaşkanı seçti. Arkasından da bir referandumla cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmesi karara bağlandı. 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül görevi o zaman devraldığında yaşanan sıkıntıları hepimiz hatırlarız. Hemen arkasından o dönem içinde yine parti kapatma davalarıyla karşılaştık ama 23. dönemde de milletvekilleri vakarla görevlerini yaptılar. Bu dönem dış ilişkiler bağlamında da büyük sancıların yaşandığı bir dönemdi. 2011 seçimlerine gidiyorduk, bu kez etrafımızda büyük umutlarla başlayan ama büyük çalkantıları da beraberinde getiren 'Arap Baharı'nın başladığı bir yıldı. Neredeyse her seçim öncesi bir büyük sınav bizi bekliyordu. Bu sınavların hepsinden ilham aldığımız tarihimizin ve değerlerimizin ışığında ve sırtımızı, gönlümüzü verdiğimiz milletimizin rehberliğiyle ak alınla çıktık. Hiçbir yerde başımızı eğmedik, hiçbir yerde yanlış bir tarafta durmadık. Etrafımızda komplolar yapıldı. Bir takım ağlar örülmeye çalışıldı, 'yalnız kalmakla' tehdit edildik, 'eksen kayması' ile tehdit edildik. Uluslararası medya komplolarıyla karşı karşıya kaldık ama 24. dönem milletvekillerimiz de 2011 seçimlerinin hemen arkasından, Türkiye'de başlatılan terör saldırılarını hatırlayacaksınız ve etrafımızdaki ateş çemberini hatırlayacaksınız, yine alnımız ak bir şekilde ülkemizi hiçbir riskin, maceranın içine sokmadan ama savunduğumuz değerler için alabileceğimiz bütün riskleri de alarak bu ateş çemberinin içinden tarihi bir onurla yolumuza devam ettik."

- "AYAKTAYIZ, DİMDİK DURUYORUZ"

Mazlumları savundukları için "eksen kayması", gönül coğrafyalarını savundukları için "yeni Osmanlıcılık" ile Müslümanların haklarını savundukları için "terör" ile suçlandıklarını ifade eden Davutoğlu, "Ama suçlayanlar değildi önemli olan, önemli olan milletimizin gönlünde edindiğimiz yeri sonuna kadar savunmaktı" diye konuştu.

Davutoğlu, seçimin ardından partisinin yeni milletvekilleriyle onurlu ve başı dik geçmiş üzerinde yeni bir yola yürüdüklerini dile getirerek, "Bu iftar sofrası bereketimizin sofrası olsun, irfanımızın, erdemimizin, ahlakımızın, Rabbimizin kutlu kıldığı bir sofra olsun. Bu sofradan bugün nimetlenirken bu nimetin çok daha azını dahi göremeyen açılar içinde kıvranan bütün bir İslam coğrafyasına, bütün insanlığa da merhem, şifa olacak yolların bizim tarafımızdan üretilmesi için basiret diliyorum" dedi.

Milletvekillerinin yemin ederek kutlu bir göreve başladığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Aynen 2002'deki ateş çemberi gibi, 2007'deki 23. dönemin önündeki ateş çemberi gibi, 24. dönemin önündeki o Arap Baharı'nın başladığı o ateş çemberi gibi şimdi çok daha yaygın bir ateş çemberinin ortasındayız. Çevremizde en az 6-7 ülke yönetilemez durumda. İç çatışmalara, kimlik bölünmelerine uğramış ülkelerin yaşadığı travmaların bedelini o ülkelerden gelen mültecilerle biz de ödüyoruz ama o ateşin ülke içine sıçramaması için de her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Mısır, Libya, Ukrayna sakin gibi görünmekle birlikte kendi içinde her an gerilim potansiyeli taşıyan bir Kafkasya coğrafyası, Balkan coğrafyasının ortasında hem ülkemizin istikrarını, refahını teminat altına almaya çalışıyoruz hem de bu coğrafyalarda İstanbul'a eski gönül bağlarıyla bağlı olan kardeşlerimiz dönüp baktıklarında, Ankara'ya İstiklal Harbimiz esnasında destek verdikleri o mücadeleden sonra, Hint Müslümanlarından bugüne, Cezayir'den destek alan o mücadeleden sonra Ankara'ya dönüp baktıklarında, 'Biz buradayız, kim ne derse desin buradayız' diye haykıracak kadar ayaktayız, dimdik duruyoruz ve her yere de ulaşmaya kararlıyız."