X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhurbaşkanı Erdoğan: O sözümü başka yere çekerek...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: O sözümü başka yere çekerek...

  • Giriş Tarihi: 9.7.2015 21:43 Güncelleme Tarihi: 10.7.2015 00:39
Cumhurbaşkanı Erdoğan: O sözümü başka yere çekerek...
Cumhurbaşkanı Erdoğan: O sözümü başka yere çekerek...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de büyükelçilere verilen iftar yemeği sonrası konuştu...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "DEAŞ, demokrasi, özgürlük ve onur mücadelesi veren Suriye halkına karşı kullanılmak üzere rejim tarafından desteklenen bir terör örgütüdür. Bu örgütün insanlık dışı, barbarca eylemlerini buradan bir kez daha kınıyorum" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde büyükelçiler ile bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, ramazanın barış, huzur, uyum ve kardeşlik mesajlarını hatırlattığını belirterek, bu mesajlara dünyanın her yerinde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemin yaşandığını söyledi.

Türkiye'nin Irak, Suriye, Ukrayna ve Yunanistan'da yaşanan sıkıntılar ve buhranları izlemek yerine elini taşın altına koyduğunu ve sorunların çözümüne katkı verdiğini ifade eden Erdoğan, bu kararlı duruşun sergilenmesinde son 12 yılda siyasi ve ekonomik alanda elde edilen başarıların büyük rolünün olduğunu vurguladı.

Kararlılıkla uygulanan politikalar sonucunda ülkenin 2003-2014 döneminde ortama yüzde 5 büyüdüğünü ve ülkedeki doğrudan uluslararası sermaye yatırımının 150 milyar doları aştığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bölgemizin içinde bulunduğu tüm sıkıntılı duruma rağmen geçtiğimiz yıl ülkemize 12,1 milyar dolar uluslararası yatırım geldi. 2014 sonu itibariyle ülkemizde yaklaşık 40 bin uluslararası sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Çok sayıda uluslararası marka bölgesel merkezlerini İstanbul'a taşıdı. Yine bu süreçte EFTA ülkelerinin yanı sıra 22 ülkeyle serbest ticaret anlaşması, 80 ülkeyle çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması, 93 ülkeyle yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşması imzaladık. Açılım politikalarımız sayesinde 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatımız 2014 yılı sonu itibariyle 158 milyar dolara ulaştı. 2023 yılında bu rakamı 500 milyar dolara çıkartmayı hedefliyoruz."

"AFRİKA'YA AÇILIM VE ORTAKLIK POLİTİKAMIZ DEVAM EDECEK"

Erdoğan, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına paralel olarak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere sağladığı kalkınma yardımlarını da giderek artırdığını dile getirerek, geçen yıl bu çerçevede yapılan yardımların 4,5 milyar doları bulmasının beklendiğini söyledi.

Dünya İnsani Zirvesi'nin ilk kez 2016'nın mayıs ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenleneceğine dikkati çeken Erdoğan, "Bu zirve uluslararası insanı hukuk, insani müdahale ve yardımlar gibi alanlarda geleceğin gündeminin belirlenmesine önemli katkıda bulunacaktır" dedi.

Türkiye'de son 13 yılda yüzden fazla yeni diplomatik temsilciliğin açıldığını, farklı şehirlerde 259 yabancı misyonun faaliyet gösterdiğini ve fahri konsoloslukların sayısının 342'ye ulaştığını bildiren Erdoğan, Türkiye'nin 228 temsilcilikle dünyada en yaygın şekilde temsil edilen 6. ülke olduğunu vurguladı.

Söz konusu rakamların belirli bir siyasi ve diplomatik gücü resmettiğini ifade eden Erdoğan, "Sadece Afrika ülkeleriyle son yıllarda gelişen ilişkilerimiz dahi Türk dış politikası için başlı başına bir başarı öyküsüdür. Afrika'da izlediğimiz insani diplomasi odaklı dış politikanın en güzel örneği Somali'de kendisini gösteriyor. 2011'de uluslararası toplumun dikkatini Somali'ye çekmek ve Somali halkıyla dayanışmamızı göstermek için yaptığım ziyaretten beri bu ülkede yeni bir dönem başladı. Afrika açılım ve ortaklık politikamız bundan sonra da kıtanın tamamını kapsayacak şekilde devam edecektir" diye konuştu.

"SURİYE'YE SADECE DEAŞ MERCEĞİNDEN BAKMAK BIRAKMALI"


Erdoğan, Suriye'de 5 yıldır devam eden olaylar nedeniyle hem Türkiye'nin hem de uluslararası toplumun güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"DEAŞ demokrasi, özgürlük ve onur mücadelesi veren Suriye halkına karşı kullanılmak üzere rejim tarafından desteklenen bir terör örgütüdür. Bu örgütün insanlık dışı, barbarca eylemlerini buradan bir kez daha kınıyorum. Bu yapılanların bizim dinimizle, ahlakımızla, vicdanımızla, kültürümüzle hiçbir ilişkisi yoktur. İnşallah bu kanser hücresinden beraber mücadeleyle her birlikte kurtulacağız. Türkiye sınırlarının yanı başında ne terörün kök salmasına, ne de tek yanlı oldu bittilere rıza göstermeyecektir. Suriye'de demografik yapıyı değiştirme girişimlerini asla kabul edemeyiz. Bu noktada uluslararası toplum Suriye'ye sadece DEAŞ merceğinden bakmayı bırakmalıdır. Suriye'de gerçek bir çözüme varılmadığı ve bu zeminde ülkede istikrar yeniden tahsis edilmediği müddetçe terör örgütlerinin etkinliği devam edecektir. 300 bin insanın ölümüne neden olan bir rejimi savunmak insanı ve vicdani değildir. İslami de değildir. Böyle bir noktada hala Suriye rejimini savunmanın uluslararası anlamda da takdir edersiniz ki asla yeri olamaz."

"2 MİLYON İNSANA ÜLKEMİZDE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ"

Türkiye'nin başından beri Suriye'de gerçek bir siyasi çözümü savunduğunu, bu çerçevede Cenevre Bildirisi'nden sapılmaması ve tam yetkili bir geçiş hükümeti marifetiyle Suriye'de istikrarın seçimler yoluyla demokraside aranmasını istediğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin her zaman olduğu gibi bundan sonra da Suriye halkının haklı mücadelesine destek vermeye devam edeceğini bildirdi.

Erdoğan, ülkelerindeki şiddetten kaçan Suriyeliler için din ve etnik köken ayrımı gözetmeden açık kapı politikasının izlenmeye devam edildiğini belirterek, "Şu anda Irak'tan 300 bin kişi, Suriye'den 1 milyon 700 bin olmak üzere 2 milyon insana ülkemizde ev sahipliği yapıyoruz. Ülkelerini terk eden Suriyelilerin yarıdan fazlası şuanda ülkemizde barınıyor. Tüm Batı'da acaba ne kadar Suriyeli var? Yaklaşık 250 bin civarında" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her ülke adı ister DEAŞ ister El Kaide ister PKK ister DHKP-C olsun teröristlere karşı bilgi paylaşımı dahil etkin işbirliği yapmak mecburiyetindedir. 'Benim teröristim iyi seninki kötü', böyle bir anlayış olamaz. Teröristlerin hepsi vahşidir, hepsi kötüdür" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde büyükelçiler ile bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, ülkelerini terk eden Suriyelilerin yarıdan fazlasının Türkiye'de barındığını söyledi.

Tüm batıda yaklaşık 250 bin civarında Suriyeli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "İşin ekonomik boyutunu düşündüğümüz zaman Türkiye'nin ekonomik gücü ortada, batının ekonomik gücü ortada ama batı yaklaşık 250 bin kişiye ev sahipliği yaparken biz 2 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız harcama 6 milyar doları aşmıştır. Sadece Tel Abyad'daki gelişmelerden dolayı haziran ayının ilk iki haftasında çoğu hasta, çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere 20 bini aşkın Suriyeli sığınmacıyı topraklarımıza kabul ettik" diye konuştu.

Kobani'den gelen yaklaşık 190 bin kişiye de etnik veya dini ayrım yapmadan kapıların açıldığını vurgulayan Erdoğan, "Fakat bu olaylar üzerinden bize ve ülkemize karşı bir kara propaganda başlatıldı. Oradaki kardeşlerimize Kürt oldukları için sahip çıkmadığımız gibi alçakça bir yalan ortaya atıldı, bize bu söylendi. Benim 'Kobani düştü, düşüyor' bu şekildeki ifademi bambaşka bir noktaya çekerek adeta bir Türkiye düşmanlığı pompalandı. Türkiye'nin ve bölgenin huzurunu barışını ve kardeşliğini gölgelemek isteyen bu tür kampanyalara karşı hepimizin dikkatli olması gerekir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilere bu işi kaynağından özellikle Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden öğrenmelerinin, ülkelerinde sağlıklı bilgi akışını sağlayacağını anlattı.

#Sayfa#

"HARCADIĞIMIZ 6 MİLYAR DOLARI AŞTI"

Türkiye'de geçici koruma altına alınan Suriyeliler için bugüne kadar uluslararası kaynaklardan yaklaşık 400 milyon dolar geldiğini dile getiren Erdoğan, "Harcadığımız 6 milyar doları aştı ama bize gelen 400 milyon dolar. Beklentilerimizin çok altında kaldı ama buna rağmen biz yardım elimizi asla çekmeyeceğiz. İnsani yardıma devam edeceğiz" dedi.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres ile Mardin Midyad'daki Suriyeli mültecilerin bulunduğu kampa gittiklerini ve Guterres'in konuşmasında "Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir kamp göremediğim için üzgünüm" dediğini anımsatarak, "İşte biz bu hassasiyet içerisinde bunu sürdürüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Diğer yandan terörizmle mücadelede ayrım gözetilmemesi ve terörizmin her hangi bir kültürel aidiyetle dini, etnik ilişkiden dirilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Her ülke adı ister DEAŞ, ister El Kaide, ister PKK, ister DHKP-C olsun teröristlere karşı bilgi paylaşımı dahil etkin işbirliği yapmak mecburiyetindedir. 'Benim teröristim iyi seninki kötü' böyle bir anlayış olamaz. Teröristlerin hepsi vahşidir, hepsi kötüdür.

Türkiye, Suriye ve DEAŞ bağlamında terör şüphesiyle bin 300 den fazla yabancıyı tutukladı ve sınır dışı etti. Terörle ilgili faaliyetlerinden şüphelenilen 14 binden fazla insanın ülkeye girişi yasaklandı. Türkiye bir yandan sınırları içindeki milyonlarca Suriyeli vatandaşın yükünü omuzlarken bir yandan da uzun kara sınırı boyunca güvenliğini sağlamanın çabası içindedir. Bizim sadece Suriye sınırımız 910 kilometre ve buranın güvenliğini sağlamak durumundasınız. Bu yöndeki çalışmalarımız bütün kurum ve kuruluşlarımızın eşgüdümüyle devam edecektir. Bu mücadelenin başarısı için teröristlerin geldikleri ülkelerin de üzerilerine düşeni yapması gerekiyor. Bize kimse 'Benim ülkemden böyle bir terörist geliyor, dikkat edin' demiyor. Derse zaten biz anında tutukluyoruz. DEAŞ'a potansiyel terörist akışı ancak bu şekilde durdurulabilir, bu dayanışmayla durdurulabilir."

Mısır'daki yaşananlarda değinen Erdoğan, hapisteki Cumhurbaşkanı Mursi başta olmak üzere ülkedeki muhalif sesleri susturmaya yönelik girişimlere son verilmesinin şart olduğunu ifade eden Erdoğan, meşru siyasetin alanının daraltılması ve her türlü muhalif sesin terör damgası vurularak, baskı altına alınmasının ülkede sadece istikrarsızlığın artmasına sebep olacağını, böylesi bir tablonun terör örgütlerinin zemin kazanmasından başka bir amaca hizmet etmeyeceğini bildirdi.

MISIR'DA İHVAN ÜYELERİNİN ÖLDÜRÜLMESİ

Mısır'da 9 kişinin öldürüldüğünü hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"9 tane alimi, ilim adamını beyinlerine kurşun sıkarak öldürenler, onları terörist olarak göstermenin senaryosunu da kendileri hazırlıyorlar. Bizim adli tıbbımız bu konuyla ilgili onlar da bir çalışma yaptılar. Ve gerçekten orada bu insanların, bu ilim erbabının acımasızca öldürüldüklerini tevsik ettiler. Nitekim son zamanlarda yaşanan bu gelişmeler endişelerimizi maalesef haklı çıkarıyor. Mısır halkı bizim kardeşimizdir, kadim dostlarımızdır. Bir dostun görevi acıda olsa dostuna hakkı ve hakikati söylemek ve samimiyet ve iyi niyetle doğru bildiklerini ifade etmektir. Biz Mısır halkının dostu ve kardeşi olarak konuşuyoruz."

YEMEN'DE YAŞANANLAR

Yemen'deki gelişmeleri de yakından izlediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkenin bugün içinde bulunduğu ve mezhepçi yaklaşımların ürünü olan durumdan üzüntü duyuyoruz. Yemen'deki sorunların çözümü siyasi diyalog yoluyla mümkündür. Gerek sorunun siyasi çözümü, gerekse Yemenli kardeşlerimizin ihtiyaçlarının giderilmesi için üzerimize düşeni yapıyoruz ve tırlarla oraya da gıda yardımı, giyecek gönderiyoruz. İslam dünyasında bir mezhep savaşı çıkarmak isteyenlere karşı hep birlikte akıl ile ahlak ile vicdan ve idrak ile mücadele etmek zorundayız. Sünni, Şii kim olursa olsun hiç bir kimse mezhebinden, etnik kökeninden yahut dininden dolayı ayrımcılığa ve haksızlığa maruz kalamaz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ortadoğu'da yaşanan diğer gelişmeleri de değerlendirirken, Libya'da akan kanın durması için BM öncülüğünde devam eden siyasi diyalog sürecinin tarafların mutabakatıyla bir an önce sonuçlandırılmasını diledi.

İsrail-Filistin ihtilafının Ortadoğu'da barış ve istikrarın tesisini engelleyen sorunların başında geldiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Filistin halkının karşı karşıya olduğu tarihi adaletsizlik bir an önce giderilmeli ve Filistin topraklarındaki işgal sonlandırılmalıdır. 1967 yılı öncesi sınırlar içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti'nin kurulması ertelenemez bir ihtiyaç halini almıştır. Uluslararası toplumlar ve özellikle BM Güvenlik Konseyi'nden Filistinli kardeşlerimizin onurlu özgürlük mücadelesine gerekli desteği vermelerini bekliyoruz. Türkiye olarak bütün Avrupa ülkeleriyle ilişkilerimizi daha ileriye götürmek, güçlendirmek ve zenginleştirmek arzu iradesine sahibiz. Avrupa Birliği ile tesis ettiğimiz çok yönlü ilişkilerin geliştirilmesi ve durgunluk içerisindeki müzakere sürecimizin canlandırılması tüm tarafların çıkarınadır. Bu bakımdan yeni fasılların açılmasına ve üyelik sürecinin hızlandırılmasına büyük önem addediyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa ve Amerika'da ırkçı ve Müslüman karşıtı tutumlarda görülen artış eğiliminin derin bir endişeye sevk ettiğine işaret ederek, "Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümünde Müslüman toplulukların çoğunluğunu ya da önemli bir bölümünü Türkler oluşturuyor. Dolayısıyla Türkler İslamofobiden en çok etkilenen kesimlerin başında geliyor" ifadelerini kullandı.