X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ABD'li uzman: PYD Türkiye ile anlaşmadan hayatta kalamaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ABD'li uzman: PYD Türkiye ile anlaşmadan hayatta kalamaz

  • Giriş Tarihi: 14.7.2015 13:06 Güncelleme Tarihi: 14.7.2015 17:17
ABD'li uzman: PYD Türkiye ile anlaşmadan hayatta kalamaz
ABD'li uzman: PYD Türkiye ile anlaşmadan hayatta kalamaz

ABD’nin Suriye’deki PKK bağlantılı PYD ile gerçekleştirdiği yakın işbirliğinin büyüyen boyutları özellikle son haftalarda Ankara’nın endişelerini artırdı. PYD’nın Erbil üzerinden IŞİD karşıtı koalisyon hava kuvvetleriyle özel operasyonlar gerçekleştiriyor olması Suriye’de bir Kürt devleti kurulduğu teorilerini de beraberinde getirdi. Ben de konuyla ilgili Washington’da konuşan pek çok kişiden ayrışan ve ABD’nin Kürt politikasına şüphe ile yaklaşan Dr. Denise Natali ile Washington'da bir araya geldim.

Natali, ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı Ulusal Savunma Üniversitesi'ndeki Ulusal Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nde kıdemli uzman olarak çalışıyor. Ortadoğu, Kürt sorunu ve Irak özelindeki çalışmaları ile bilinen Dr. Natali, IŞİD ile mücadele sonrasında ortaya çıkacak Suriye için yeterince düşünülmediğini ve Kürtlerin Türkiye ile Sünni Araplar'la anlaşmadan ayakta kalmasının mümkün olmadığını söylüyor.

20 yıldan beridir Irak, Türkiye, İran ve Suriye üzerine çalışmalar yapan Natali, röportajda yer alan tüm görüşlerin kendisine ait olduğunu ve ABD Savunma Bakanlığı'nı temsil etmediğini özellikle belirtmemi istedi.

"TÜRKİYE VE PYD KARŞILAŞTIRILAMAZ"

Sizce ABD, Suriye'deki PYD için Türkiye'den vaz mı geçiyor?

Öncelikle ABD ve Türkiye arasındaki ilişki, ABD ve bir ülkenin içindeki alt bir grupla mukayese edilemez. Türkiye paha biçilmez bir ABD müttefiki. NATO ittifakının parçası olması yanında, Türkiye'nin jeo-stratejik konumu da önemli. Türkiye demokratik bir ülke, mükemmel değil ama öyle. Geçen yıldan beri Suriye meselesi özünde bir gerginlik olsa da, iki ülke arasındaki ilişkiler istikrarlı. Fakat bazı değişkenler oldu. Suriye'deki PYD'nin, Kürtlerin IŞİD'e karşı koalisyonun bir parçası olarak savaşması bunlardan biri. Fakat bana göre bu ABD Türkiye'den Kürtler için vazgeçiyor olduğu manasına gelmemeli. Suriye'de atılacak herhangi bir adım için bölgesel ortaklarımız ile yakın bir çalışma içerisinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ABD-Türkiye ilişkilerini devlet altı grupların [PYD'nin] silahlandırılması gibi bazı miyop stratejiler ve politikalar için riske etmemeliyiz. Bu gruplar şu anda bizim için faydalı olsa da, bunların daha sonra bize faydalı olup olmayacaklarını bilmiyoruz.

PYD Suriye'de Türkiye ve Sünni Araplar ile bir anlaşmaya varmadan hayatta kalabilir mi?

Ne koşulda olursa olsun hayatta kalamaz. Bence bunu PYD de daha önce söyledi. PYD, ideal olarak Türkiye ile bir anlaşmaya varmadan çalışamayacağı gibi Sünni Araplar olmadan da hareket edemez. Suriye haritasına baktığımız zaman Arap kuşağı denilen bir bölge olduğunu görüyoruz. Cezire kantonu dışında büyük çoğunlukla Kürtlerden oluşan bir bölge yok. Haseke'de bile Sünni Araplar var. Bu bölgeleri koalisyonun desteğiyle birbirine bağlayabiliyor olmaları, bu bölgeleri tutabilecekleri, güven altına alabilecekleri, yönetebilecekleri manasına gelmiyor. Özellikle koalisyonun hava desteği olmadan, yerel nüfusun desteği olmadan bu mümkün değil. Koalisyon güçleri Kürtlerin hava kuvvetleri olarak hareket etmeyecek. Kürtler bir noktadan sonra bu bölgede hava saldırıları olmadan nasıl hayatta kalacakları üzerine düşünmek zorunda kalacaklar. Türkiye ile 200 km'lik bir sınırdan bahsediyoruz. Ve içerde de sınırlar var. [PYD]'nin sınırları geliştirmesi, Irak'taki Kürtlerin yaptığı gibi en büyük hatalardan biri. Haddinden fazla bir bölgeyi elinizde tutarsanız buraları güvenli hale getirmeniz gerekir. Buralar için ödeme yapmalısınız, hizmet sağlamalısınız, insanlara düzgün bir yaşam vermelisiniz. Bu bölgeleri ele geçirmek kolay olandı, zor olan buralara nasıl bekçilik edeceksiniz, istikrarlı bir hayat nasıl sağlayacaksınız o. PYD, Barzani gibi değil. Barzani'nin aşiret desteği var. Onun demokratik seçimlere bile ihtiyacı yok. İnsanlar aşiret bağları nedeniyle gözleri kapalı bir şekilde ona bağlılar. Fakat PYD bir şekilde demokratik bir yönetim kurmak zorunda. Dolayısıyla halka hizmet sağlamak Türkiye ile iyi ilişkiler kurmadan, Sünni Araplar bölgeler ile birlikte çalışmadan mümkün değil.

"KÜRTLER ESAD'I ALTERNATİF OLARAK GÖRÜYOR"

Sizce Esad rejimi ve Kürtler arasındaki ilişkinin durumu nedir?

Suriyeli Kürtler, Esad rejimini en kötü durumda çalışabilecekleri bir alternatif olarak görüyor. Kürtler Esad rejimini devirmeye çalışmıyor. Bana göre çoğunluktaki Suriyelilerin de böyle bir amacı yok. Kürtlere göre, eğer ortada çalışabilecekleri ılımlı bir Sünni güç yoksa ve IŞİD gibi radikal ve ne yapacağı belli olmayan bir örgütlenme ile mücadele etmek gerekiyorsa, Esad rejimi çalışabilecekleri bir alternatif oluyor. Çünkü mesela Rakka'da olduğu gibi Sünni Arap bir ortağınız olmadan bu şehri alsanız da elinizde tutamazsınız. Fakat bunu söyleyemezler çünkü Kürt milliyetçiliği buna izin vermez. Bana göre onlara seçenek sunsanız, Esad en iyisi gibi duruyor. Fakat bu değişebilir. Mesela 6 ay içinde bir ortak ortaya çıkabilir.

Yakın zamanda HDP lideri Selahattin Demirtaş, Hizbullah'a ait El Manar televizyonuna çıkarak "onurlu direnişinizi selamlıyorum" dedi. Hizbullah, Esad güçleriyle muhaliflere karşı savaşıyor. Yine aynı şekilde PYD'nin İran kolu, İran'daki Kürtlere uygulanan baskılara rağmen İran'a karşı bir silahlı mücadele yürütmüyor. Sizce burada, PYD-İran ve Esad'ın aynı hedef doğrultusunda bir arada hareket ettiğini söylemek mümkün mü?

Evet buna katılabilirim. Kürtler bölgedeki her türlü İslami kökenli radikalleşmeden kurtulmak istiyorlar. Bu da IŞİD manasına geliyor. Eğer IŞİD'le savaşmak için çeşitli ittifaklara girmeleri gerekiyorsa, buna da girecekler. PYD Suriye iç savaşı başladığından beri bölgeye bağlı olarak çeşitli gruplarla ittifaklara girişti ve daha sonra bunları bozdu. Bu açıdan çok pragmatikler. 2012 ve 2014 başlarında Resulayn'da Nusra güçleriyle birlikte hareket ettiler. Kobani ve Tel Abyad'ta Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket ettiler. Şimdi de Halep'te yerel İslami kökenli muhalif gruplarla hareket ediyorlar. Fakat tüm bunlara baktığınız zaman tüm bu bölgeleri birilerinin desteği olmadan ellerinde tutacak kapasiteleri olmadığını görüyorsunuz.

"KÜRTLERİ SİLAHLANDIRIN DEMEK ÖFKE YARATIR"

ABD basınında "Kürtleri silahlandırın", "PKK'yı terör listesinden çıkarın" şeklinde kampanyalar görüyoruz. Sizce bu kampanyalar gerçekçi mi? Yoksa sadece Türkiye'yi kızdırmaya mı yarıyor?

İkinci sorudan başlamak gerekirse, Türkiye olsaydım bu yayınlara oldukça öfkelenirdim. Bu sadece silahlanma meselesi de değil, bu kampanyalar Türkiye'nin tüm tehlike algılarını aşındıracak bir dizi şey ortaya çıkarıyor.

Kürtlerin daha fazla bölgeyi ele alması gibi. Fakat bu tür kampanyaların ne kadar kredibilitesi var?

Ben fazla olmadığını söyleyebilirim. Ben bu "avukatların", think-tank'lerin söyledikleri ile yönetimin ne söylediğini ayrı ayrı değerlendirirdim. Bu think-tank'çilerin söylediği şeyleri görmezden gelirdim. Silah verilmesi ya da terör listesinden çıkarılması gibi bir yola girilmesi için daha çok şeyler olması gerekiyor.

"ABD'LİLER STRATEJİ HATASI YAPIYOR"

Bağlantılı olarak, ABD kendi güvenlik endişelerini sanki Türkiye'nin endişeleriymiş gibi mi düşünüyor ve böyle bir strateji oluşturuyor?

Bu ABD'nin yaptığı bir hata. Stratejilerimizi oluştururken, değerlendirmelerimizi yaparken diğer ülkelerin de bizimle aynı önceliklerinin olduğunu varsayıyoruz. Bölgedeki tüm ülkelerin bizim gibi olması gerektiğini ve bizim gibi düşünmesi gerektiğini varsayıyoruz. Bu naif olmasının yanında büyük bir anlama eksikliğinin bulunduğunu da gösteriyor. IŞİD'le komşu olmak ile IŞİD'den binlerce kilometre ötede yaşayarak şunu yap, bunu yap demek gerçekten birbirinden çok farklı şeyler. Bence biz hesap hatası yaptık.

Türkiye'nin ülkesel bütünlüğü ile ilgili endişeleri hafife alınıyor olabilir mi?

Yönetimdekiler için diyemem ama Washington'daki pek çok insan Türkiye'nin ülkesel bütünlüğü ile ilgili endişelerini görmezden geliyor. Bunun Türkler için ne kadar önemli olduğunu anlayamıyorlar. Bu sınırlar bölgedeki ülkeler için çok önemli ve bunu yok saymak büyük bir hesap hatası. Türkiye aslına bakılırsa bu bakımdan haklı çıktı. Türkiye 1991'de Kuzey Irak'ta bir Kürt yönetimi oluşturmayın dedi. "Bu Kürt devletinin başlangıcıdır" dedi. Kimse dinlemedi ve Türkiye haklıydı. Yani Türklerin bunları görmek açısından kendi tecrübeleri var. Ve Türkiye'nin güneyinde başka bir Kürt devletinin kurulmasından ne gibi bir çıkarı olabilir?

"IŞİD SONRASI İÇİN STRATEJİ YOK"

ABD, PYD'yi IŞİD'e karşı ciddi bir ortak olarak görüyor. Peki IŞİD'le savaş sonrası için ortada bir plan var mı?

Bence hiç kimse şu anda buna bakmıyor. Şu an her şey IŞİD'i yok etmek üzerine kurgulanmış durumda. Bazılarımız tüm bunların ikincil ya da üçüncül sonuçlarına bakıyor. Ben bu olanları oldukça tehlikeli buluyorum. IŞİD'i yok ettik diyebilirsiniz. Fakat başka bir grup gelecek. Ve bence bu sefer Sünni Arap milliyetçiliğine kuşanmış bir şekilde gelecek. Bence bu milliyetçilikler ortadan kalkmadı. Bence hiçbir şey tamamen mezhepsel değil. Bence her şey etnik hale gelecek, Kürt ve Arap bölgeleri arasında. Bence hiç kimse bu tür yerel ortaklar ile çalışmanın uzun vadede geleceği noktayı düşünmüyor. Şu anda başka bir çatışmayı da bu şekilde kendimiz yaratıyoruz.

Irak'taki gibi mi?

IŞİD sonrasında Irak Kürtleri aynı sorunu yaşadı ama en azından onların Bağdat'tan gelen petrol paraları vardı ve kendi bölgelerini geliştirebildiler. Suriye'de bu yok ve yeniden imar için para uluslararası toplumdan gelecek. Bu Türkiye için de iyi bir fırsat olmakla birlikte ülkedeki tansiyonu da yükseltecek. Fakat mesele yine dönüp dolaşıp, kim hizmetleri sağlayacak, kim okul inşa edecek, kim maaşları ödeyecek noktasına gelecek.