X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ali Köse: DAİŞ zihniyetinin Türkiye’de yayılması mümkün değil
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ali Köse: DAİŞ zihniyetinin Türkiye’de yayılması mümkün değil

  • Giriş Tarihi: 3.8.2015 11:01
Ali Köse: DAİŞ zihniyetinin Türkiye’de yayılması mümkün değil
Ali Köse: DAİŞ zihniyetinin Türkiye’de yayılması mümkün değil

Betül Soysal Bozdoğan’ın sunuculuğunu yaptığı, TRT Haber ekranlarında yayınlanan ‘Değişen Türkiye’ programının bu haftaki konukları; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse ve Marmara Üniversitesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi DÇ. Dr. Halil Aydınalp oldu. Programda, DAİŞ terör örgütünün ortaya çıkış amacı, dini felsefesi ve toplumda oluşturmaya çalıştığı zihinsel karşılık değerlendirildi.

Türkiye'nin yaptığı operasyonlarla adı daha sık duyulmaya başlanan DAİŞ terör örgütünün İslam anlayışını değerlendiren Halil Aydınalp, örgütün yaptığı eylemlerin arkasında sağlam dini referansların bulunmasının imkânsız olduğunu dile getirdi. Dini metin ve argümanları kendi bağlamından koparıp, kendi felsefelerine uyguladıklarını belirten Aydınalp, otorite sayılan hiçbir İslam Devletinin DAİŞ terör örgütünü ciddiye almadıklarını ifade etti.
DAİŞ ve benzeri terör örgütlerinin Türkiye içinde taban oluşturamayacağını söyleyen Prof. Dr. Ali Köse, Türkiye'nin kültürel ve sosyolojik yapısının buna olanak tanımayacağını belirtti. Türkiye'nin DAİŞ terör örgütüne dini argümanlarla karşılık vermesinin yanlış olacağını söyleyen Köse, doğru savunma şeklinin siyasi arenada mücadele etmek olacağını vurguladı. Terör örgütlerinin; İslam Dünyasının Batı karşısında mağlubiyet hissiyle ortaya çıktığını dile getiren Köse, bu psikolojik mağlubiyet hissinin savaş ve katliamlarla değil politik sosyal yapının yeniden bir dirilişe geçmesiyle sona erebileceğini sözlerine ekledi.

DAİŞ: KARANLIK YÖNLERİ OLAN BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR

Betül Soysal Bozdoğan (BSB): Dini referansları olan bu örgüt hakkında ilahiyatçılarımız ne düşünüyor? DAİŞ'in İslam anlayışı nedir?

Halil Aydınalp (H.A) : DAİŞ şiddet uygulayan, içinde şiddet barındıran bir örgüt olmaya devam ediyor. Hakkında çok fazla şey söyleyebiliriz ama söyleyeceklerimiz bir süre sonra karanlık bir dünyanın içinde hapsoluyor. Dolayısıyla DAİŞ karanlık yönleri olan bir örgüttür. DAİŞ; 2003 senesinde ABD, Irak'ı işgal ettiğinde, daha önce cihad tecrübesi olan El-Kaide militanlarının o bölgeye yığılmasıyla oluşmuş El-Nusra cephesinin 2006'dan sonra bağımsız bir örgüt haline gelmiş şeklidir.

DAİŞ'İN SÖYLEM VE SLOGANLARI HİÇBİR DİNİ REFERANSA DAYANMIYOR

BSB: Dini felsefesine bakarsak, dini referansları neler?

H.A.: Aslına bakarsanız; çok önde aldıkları bir dini külliyatları yok. Söylemleri var, sloganları var ama çok sağlam yere basan bir dini referanstan bahsetmemiz söz konusu değil. DAİŞ ve benzeri örgütlere baktığımız zaman en dikkat çekici nokta; dini literal diyebileceğimiz bir yaklaşım okumalarıdır. Dini metinleri kendi bağlamından koparıp, lafız neyi söylüyorsa onu adeta bayraklaştırıp, onun için bir felsefe oluşturup bir dini kurgu alanı yaratıp, bütün bu eylemleri bu kurgu içerisinde geçerli göstermeye çalışıyorlar. İkinci olarak, işine geldikleri ayetleri öne çıkarırlar. İslam kültüründen de bu seçiciliği aynı şekilde uygularlar.

KAOS BU GRUPLARI BESLEYEN BİR UNSURDUR

BSB: Sayın Köse, önce IŞİD olarak tanıdık bu örgütü, sonra DAİŞ demeye başladık.Daeş olarak geçebiliyor. Farklı isimlendirmeler nasıl ortaya çıktı?

Ali Köse (A.K.) : Bizim ilk kullanmaya başladığımız 'IŞİD', Türkçesiydi aslında. DAİŞ Arapçasının ilk harflerinden oluşuyor; Al Devlet-İslamiye Fil Irak ve Suriye kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. IŞİD de; Irak, Şam İslam Devletinin baş harflerinden oluşuyor. Ama biz IŞİD'in İslam ve İslam ile hiç alakası olmayan örgütün özdeşleşmesinden kaçındığımız için çok kullanmak istemiyoruz. DAİŞ'i kullanmak bu açıdan çocuklarımızı da kötü bir özdeşleşmeden korumak için çok da kullanmak istemiyoruz.
Siz programa başlarken, güzel bir ifade kullandınız; kökleri nereye dayanıyor ve Türkiye'de nereye kadar gidebilir? Diye. Türkiye'de bir yere gidemez. Türkiye'de bir yere gidebilmesinin tek bir şartı vardır; ülke içinde bir kaos ortamının olmasıdır. Kaos ortamı oluşturmak isteyenler var ama karşı bir atakla Türkiye iradesinin bu ortama izin vermeyeceği ortaya konulmuş oldu. Bu örgüt nerede ortaya çıktı? Irak'ta ortaya çıktı. Irak'ta ve Suriye'de o kaos ortamı olmadan önce insanların aklına hiç mi Hilafet gelmiyordu? Hiç mi İslam Devleti kurmak gelmiyordu? Geliyordu mutlaka. Dolayısıyla bu tür terör örgütlerinin ortaya çıkması için bir kaos gerekiyor. Ve Orta Doğu bunun için uygun topraklardan bir tanesi. Ortadoğu tahrik edilmeye müsait bir grup yapısı söz konusu.

TÜRİYE'DE DAİŞ'IN GELİŞMESİNE KÜLTÜRÜMÜZ ENGELDİR

BSB: Böyle bir sosyoloji var fakat benim asıl merak ettiğim konu; bu zihniyete yakın bir zihniyet Türkiye topraklarında var olmuş mudur? Varsa kökleri ne kadar uzağa gider? 80'lerden sonra "oy kullanmam, çocuğumu okula göndermem, sistemin insanı olmam, demokrasiyi de tanımıyorum diyen küçük grupların varlığını biliyoruz.
A.K. : Evet ama bu grupların bir neticesi olmadı. Özellikle İran Devriminin o dönemde Türkiye üzerinde bir tesiri olması söz konusuydu ki tarihsel olarak bu mümkün değil. Çünkü bu toprakların üretmiş olduğu bir kültür var. O kültür nesilden nesle aktarıldığı sürece, ancak geçici hevesle hareket eden küçük gruplar oldu. Onlar da daha sonradan bu öykünmeden vazgeçtiler. Bizim farklı kültürlerin bir arada yaşamasını mümkün kılmış sosyolojik yapımızın İslamiyet'in en iyi şekilde algılanmasına neden olacağı hükmüne varıldı. Bakıyorsunuz, bir insanın ölümüne kendiliğinden hükmetmiş ve çok vahşi şekilde ölüm kararını uygulayan insanlar var karşımızda. Bunun bu topraklarda yaşayan insanlar tarafından kabulü mümkün değil. Bunu belki bir hayal uğruna, hilafeti getireceğiz düşüncesiyle yapıyorlar ama onların kendilerine böyle bir sorumluluk yüklemelerini biz kabullenmiyoruz.

DAİŞ İLE MÜCADELEDE İSLAMİ ARGÜMANLAR KULLANILMAMALI

İslam denilen olgu, suç işleyen veya günah işleyen insanların yakalanıp infaz edilmesinden ibaret olan bir olgu değil. Ortadoğu'nun kaos ortamına benzer bir yapıya dönüşürsek yanlış yapmış oluruz. Onun için tedbirlerin şimdiden alınması gerekiyor. Bazı din adamı görüntüsündeki insanlar, DAİŞ ile mücadeleyi bazı hadislere dayandırmaya çalışıyorlar ki bu hiç doğru değil. 'Siyasi bilgiler ve siyasi infaz hükümleri haline getirip, bununla ilgili hadisi şerifler var' babında fetva veren bir olgu hiç doğru değil. Biz de onları dini bilgilerin yanlışlığını ortaya koyabiliriz. Onlar dinden delil getirdikten sonra onları siyasi arenaya aktarıp bu hükümler karşısında duranı infaz etmeye yönelik hareket ediyorlar.

MÜCADELE SİYASİ ARENADA OLMALI

BSB: Bizim mücadelemiz nasıl olmalı?
A.K.: Biz aynısını siyasi açıdan yapabiliriz. Fakat dini litaritürde bizim bulduğumuz delilleri siyasi arenaya aktarıp DAİŞ ile mücadele, doğru bir yöntem değil. Onları yok etmek için onların bu tarafa göndermiş oldukları fetvaların aynısını bulup o tarafa karşı kullanarak bu işin neticesine gitmemiz mümkün değil. Bizim literatürümüzde hadisi şerifler var "bunlar kıyamete yakın çıkacaklar", tırnak içinde anlatıyorum buna inandığım için söylemiyorum," siyah bayrakları olacak, sakalları uzun olacak, saçları uzun olacak bunlara katılmayın bunları yok edin" babında dini literatürden gidersek, toplum için bir yanlış yapmış oluruz.
BSB: DAİŞ dini argümanlarla Müslümanlara savaş açtı ancak Türkiye mücadele ediyorsa, bunu dini argümanlarla yapmamalı diyorsunuz?
A.K.: Evet. Dini argümanlar olmamalı. Toplum bu konudaki fetvalara alıştırılırsa, uzun vadede tehlikeli bir şey olur. Toplum çok kolay bir şekilde adam öldürmeye, yok etmeye yol açan fetvalara kulak kabartmak durumunda kalır ki bu yanlış bir şeydir.

HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜ İSLAM DİNİNİ TASAVVUFİ ÖĞRETİLER İÇİNDE ANLAMIŞ BİR TOPLUMDA, KİTLESEL OLARAK TABAN BULAMAZ

BSB: Sayın Aydınalp, DAİŞ Hilafet ilan etti ve bakıyoruz İslam Camiasına, Müslüman olan ülkelere bir tabi olma durumu gerçekleşmedi, tepkisiz kaldılar. Nasıl yorumluyorsunuz bu sözde İslam Devletini ve Halifeliği?
H.A.: Kimse bunları ciddiye almaz. İslam dini bu kadar basit midir? 1400 yıllık içerisinde pek çok imparatorluk, o imparatorluklar içerisinde pek çok medeniyet insanlara örnek sayılabileceği uygulamalar var. Tutup da böylesine dar bir görüş ile dini sadece sloganlar ile oradaki otorite boşluğunu fırsat bilip siyah bayrak sallamakla İslam Devleti kurulmaz. Bu örgütü El-Kaide bile ciddiye almamıştır. Bunlar İslam dininin, ideolojik bir çerçevede okunması ve dar bir siyasal ajandaya hapsedilmesiyle ilgilidir. Orada otorite boşluğu kaldırıldığı andan itibaren bunların varlığı sona erecektir. Türk halkı zaten itibar etmez, İslam dinini tasavvufi öğretiler içinde anlamış bir toplumuz. Dolayısıyla bizde kitlesel anlamda taban bulması imkansız.

İSLAM DÜNYASININ KURTULUŞU, POLİTİK SOSYAL YAPISININ GELİŞMESİYLE MÜMKÜN OLABİLİR

BSB: Bakıyoruz; Avrupa'dan, Türkiye'den, Dünya'dan gönüllü akışları var. Türkiye bazında sorarsak; toplum olarak zihniyetle nasıl mücadele edeceğiz? Bu insanlar, örgüte neden gidiyor? Nasıl bir bilinçlendirme oluşmalı?
A.K.: İslam dünyasının Batı karşısında belki son 100 yılda son 200 yılda kazanılmış bir zaferi yok ve sürekli ezilmiş bir İslam Dünyası söz konusu. Dolayısıyla sürekli mağlubiyetin getirmiş olduğu bir psikoloji oluşuyor. Baktığınızda özellikle gençlere çok tatlı gelen bir İslam Devleti sözcüğü var ki Batı karşısında İslam Dünyasının tekrar dirilişine yol açacağını düşünen bir psikoloji sunuyor. Dolayısıyla özellikle gençler, kandırılmaya çok müsaitler. Her dini kültürün, literatürün içinden çıkarabileceğiniz sert ve savaşa götürebilecek argümanlar olabilir. Bu mağlubiyet psikolojisini iyiden iyiye hisseden gençler özellikle bunun bir çıkış yolu olabileceğini düşünüyor. İslam Dünyasının kurtuluşu oralarda değildir bu bir hayaldir. İslam Dünyasının kurtuluşu politik sosyal yapısının yeniden bir dirilişe sebep olacak şekle getirilmesidir. İslam Dünyası; fakirlik olduğu sürece ve üretim gerçekleştiremeyeceği müddetçe Batı karşısında mağlup olmaya mecburdur. Zengin mahallesinde kavga olmaz. İslam Dünyasının bugün üretimine baktığımız zaman hepsinin üretiminin tamamını topladığınız zaman, Almanya etmiyor.