X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ankara'da demokrasi Diyarbakır'da terör
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ankara'da demokrasi Diyarbakır'da terör

  • Giriş Tarihi: 3.8.2015
Ankara'da demokrasi Diyarbakır'da terör
Ankara'da demokrasi Diyarbakır'da terör

Başbakan Davutoğlu: "Öyle ikili oyun ki Ankara'da demokrasi, Diyarbakır'da, Batman'da, Hakkâri'de şiddet ve terör"

"Bir anda barışı hatırladılar, çatışmasızlığı hatırladılar. Niye polislerimiz, askerlerimiz şehit olduğunda hatırlamadılar?"

dün Çankaya Köşkü'nde Doğu ve Güneydoğu'dan gelen sivil toplum temsilcileriyle kahvaltıda biraraya geldi.HDP'yi sert bir dille eleştiren Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

'Silahlar bırakılmalı' (TIKLA-İZLE)

ŞEHİT İKİ POLİSİ KÜÇÜK GÖRDÜLER : 20 Temmuz'da, Suruç'ta yaşanan alçakça katliamla terör saldırısı sonrasında sadece 32 vatandaşımızın yakınlarına değil hepimizin yüreğine bir ateş düşmüştü. O günden bu yana Türkiye'de şiddet sarmalını derinleştirmek isteyenlerle insan hak ve özgürlüklerini, kamu düzenini savunanlar arasında çok ciddi mücadele seyrediyor. Barıştan, demokrasiden, teröre karşı mücadeleden bahsedenler Ceylanpınar'da iki polisimiz ensesinden şehit edilmişken onu yapanlara dönüp herhangi bir kınamada dahi bulunamadı. Ve o kadar acı ki yıllarca vicdanı temsil ettiğini söyleyen bazı aydınlar "İki polis için böyle bir operasyona değer miydi" diyerek iki polisin katlini küçük görmeye, o iki polisin annesinin, bacısının, eşinin, çocuklarının acısına vicdanlarını kapatmaya çalıştı. Mesele sadece bir olay meselesi değildi, bizim için mesele ortak vicdanın katledilmesiydi.

ORTAK VİCDANI TEMSİL ETMELİYİZ: Hükümetler olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, her bir fert olarak eğer ortak vicdanı savunmaktan imtina edersek, cumartesi annelerinin yaşadığı kayıplara yıllarca gözünü kapatanlar ne kadar suçluysa açık söylüyorum, Ankara'ya gelip gözyaşlarıyla 'oğlumu kurtarın, kızımı kurtarın' diyen Diyarbakır annelerinin acısına gözlerini kapatanlar da o derece suçludur.

SİLAHLAR BIRAKILMALI: Değişik inançlara sahip olabiliriz ama bir araya geleceğiz ve diyeceğiz ki ortak aklımız bize şunu söylüyor; "Etrafta ateş çemberi varken, Türkiye'de silahlar bırakılmalıdır', hükümet kurulma süreçleri yürürken herkesin sükunetle beklemesi lazım." Bir terör saldırısı varsa omuz omuza vermemiz lazım, o acıları istismar ederek başka bir terörü başlatmak yerine ortak bir coğrafyada ortak bir aklı harekete geçirmek lazım.

KÜSTAHLIK VE AYMAZLIK:
Şimdi 7 Haziran'dan sonra yeni bir dönem başlatma imkanı varken, temsil kabiliyeti çok yüksek bir Meclis'te Çözüm Süreci'ni de her konuyu da tartışma imkanı varken tam bir küstahlıkla, tam bir aymazlıkla öyle mesajlar verildi ki Türkiye şöyle bir kanaat doğdu, iki alternatif için de hazırlık vardı sanki. Eğer barajın altında kalınsaydı "Haksızlık yapıldı" diye bir başka şiddet sarmalına gidilecekti. Baraj aşılınca bu sefer aşırı kibir, Mesut Barzani'nin basına yansıyan ifadesiyle söylüyorum, aşırı kibirle ve Ortadoğu'daki kargaşadan aldıkları cesaretle bu sefer de bir başka şiddet sarmalı çağrısında bulundular.

İKİLİ OYUN : Öyle ikili oyun ki Ankara'da demokrasi, Diyarbakır'da, Batman'da, Hakkâri'de şiddet ve terör. Öyle bir ikili oyun ki İstanbul'da Türk-Kürt kardeşliğinden bahsetmek ama Doğu ve Güneydoğu'da kendisinden farklı düşünen herkesin demografik bir yapı değişimine de yol açacak şekilde şehirlerden sürülmesi için baskıda bulunmak. Öyle bir ikili oyun ki bir taraftan özgürlüklerden bahsetmek, diğer taraftan her tür illegal yapılaşmayla şehirlerimizi baskı altında tutan uygulamalara yönelmek. Bir anda barışı hatırladılar, tekrar çatışmasızlığı hatırladılar. Çatışmasızlığı niye polislerimiz, askerlerimiz şehit olduklarında hatırlamadılar?

MÜSLÜMANLARA TEHDİT: DAEAŞ denilen örgütü, bütün çevre ülkelere olduğu gibi Türkiye'ye tehdittir, DAEŞ denilen örgüt, Hristiyanlardan daha çok Müslümanlara tehdittir.

MESELE SADECE GÜVENLİK DEĞİL: Bu mesele, sadece güvenlik meselesi değil. Eğer ona inanmış olsaydık, 2003'te devraldığımız Türkiye'nin, bütün güvenlik odaklı yasaklarını sürdürürdük. İlk günden beri, özgürlük-güvenlik dengesini muhafaza ettik. Ama bizim siyasi irade olarak ve siyasi akıl olarak bunu muhafaza etmemiz yetmez. Sivil toplumun da bunu benimsemesi, hep beraber ortak mesajlar verebilmesi lazım.

#Sayfa#

'MİLLETİN HAFIZASIYLA ALAY EDİYORLAR'

"Şimdi yeni yeni şartlar öngörenler, birtakım konuları gündeme getirenler bu milletin hafızasıyla alay ediyor. 2013 nevruzunda verilen mesaj açıktı. 'Silahla mücadele dönemi bitmiş, demokratik mücadele dönemi başlamış ve bütün silahlı unsurlar Türkiye'den çekilecek.' 26 Haziran'da geri adım atıldı. Çünkü Gezi olayları yaşandı. Türkiye'de kardeşliği, milli birliği, beraberliği, ortak kader bilincinin gelişmesini istemeyenler, provakatif eylemlerle çevre meselesi gibi başlayan olayı istismar ederek toplumsal anarşiye dönüştürdüklerinde Çözüm Süreci'ne en büyük darbe vurulmuş oldu. Aynen 1993'te rahmetli Özal'ın çabalarına son verilmesi gibi. 26 Kasım'da Diyarbakır'da Sayın Barzani'nin ziyaretiyle yeni bir atmosfer yaşandı. Arkasından 17-25 Aralık olaylarıyla yine bu sürecin durdurulmasına çalışanlar söz konusu oldu."

DEMİRTAŞ'A KOBANİ EYLEMLERİ ELEŞTİRİSİ

"Hangi demokratik ülkede, cumhurbaşkanlığına aday olmuş bir lider (Selahattin Demirtaş), "Silahlanın ve sokaklara çıkın" diye bir çağrıda bulunabilir? Kamu düzenini ihdas etmek üzere harekete geçtik ama hiçbir şekilde Çözüm Süreci'nden de vazgeçmedik. Özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik paketi gündeme geldiğinde bütün partiler bize karşı birleşti ama biz yaklaşmakta olan tehlikeyi ve kamu düzeni ortadan kalktığında özgürlüklerin korunamayacağı gerçeğini gördüğümüz için harekete geçtik."

'KANDİL HDP'Yİ TEKZİP ETTİ'

"7 Haziran'dan beri eşbaşkanların, sayın Demirtaş'ın, Yüksekdağ'ın yaptığı her açıklama yukarıdan bir yerlerden tekzip edildi. Şu denmeye çalışıldı, 'Sen siyaset oyunu oynayabilirsin ama aklı ben üretirim, senin söz söyleme hakkın yok.' Her açıklama ertesi gün Kandil'den tekzip edildi. Ha 12 Eylül rejimi partilere dönüp 'Hizaya girin' demiş, ha Kandil'den birileri HDP'ye dönüp 'Hizaya girin" demiş. Aynı mantıktır, aynı zihniyettir, hiçbir farkı yok.'

'NEREDEN TALİMAT ALDINIZ?'

"Suriye'de Rojava veya Kobani, Haseke bölgelerinde PKK'nın olduğu yerde farklı herhangi bir başka Kürt hareketinin olmasına dahi izin vermediler. Türkiye'ye Kobani'den, Haseke'den gelen ilk mülteciler DAEŞ'ten kaçarak gelmedi, oradaki baskılardan kaçarak geldi. 19 Temmuz, Suruç'tan bir gün önce KCK, Cemil Bayık açıklama yaptı ve "Silahlanın ve halk savaşına hazır olun" dedi. Kime karşı, kiminle savaşıyorsunuz? Türkiye'yi Suriye ya da Irak'a benzetme yönünde nereden talimat aldınız?"