X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER “Akan kanın sorumlusu sensin Hasan Cemal!”
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

“Akan kanın sorumlusu sensin Hasan Cemal!”

  • Giriş Tarihi: 13.8.2015 12:48 Güncelleme Tarihi: 13.8.2015 12:50
“Akan kanın sorumlusu sensin Hasan Cemal!”
“Akan kanın sorumlusu sensin Hasan Cemal!”

FETÖ medyası ve uzantıları aylardır PKK şiddetinin üstünü kapatarak, her eylemden Mehmetçiği sorumlu tutan bir iftira kampanyası içine girdi. FETÖ medyası ile birlikte hareket eden Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve Nuray mert gibi kalemler de bu alçak propagandaya alet oluyor. Ahmet Kekeç bugünkü yazısında doğrudan Türk ordusunu hedef alan bu alçak algı operasyonunu yazdı.

İŞTE O YAZIDAN BAZI BAŞLIKLAR

HİÇ SORUMLULUK ÜSTLENMEYECEK MİSİNİZ?
Niye elinizi yıkayıp çıkıyorsunuz meslek büyüklerim?
Sizin hiç kabahatiniz yok mu (sizlerin de ifadesiyle) "ülkenin şiddet sarmalıyla yeniden tanışmasında?"
Hiç sorumluluk üstlenmeyecek misiniz?
Nedamet getirmeyecek misiniz?

HALA KOBANİ TEZVİRATI YAPIYORLAR!
Biricik derdi Cumhurbaşkanı'nın uçağında yer almak olan, bu ihtimal uzaklaştıkça delirip zıvanadan
çıkan türdeşiniz bir gazeteci, hâlâ ergen yalanlarından medet umuyor: "Kobani düştü, düşüyor diyen bir Cumhurbaşkanı..."
Üç gün önce yazıldı bu yazı.
Bu sözün hangi bağlamda söylendiğine ilişkin, hiç yazılmadıysa, en az 100 yazı yazıldı. Binlerce cümle kuruldu. Sözün bağlamına ilişkin on binlerce mesaj paylaşıldı.
Hâlâ Kobani üzerinden tezvirat yapıyorsunuz ve hiç utanmıyorsunuz.
Bir "tık" uzağınızda oysa hakikate ulaşmak.
Küçük bir çabayla elde edilebilecek "bilgi"nin çarpıtmasına dayalı yorumlar yapmak ve "yalan"a tenezzül etmek nasıl bir duygudur?
Hâlâ buna gazetecilik diyebiliyor musunuz?

SİZİN GAZETECİLİĞİNİZİ ÇÖZÜM SÜRECİNDE DE GÖRDÜK

Kaldı ki, gazeteciliğinizi (gazeteciliklerinizi) "çözüm süreci"nde gördük.
Dağ bayır dolaşıp, "Ne karşılığında silah bırakacaksınız ki?" diye zihin çelmeye uğraştınız ve "içeri"de kamuoyu oluşturmaya çalıştınız. Bununla da kalmadınız (yine sizlerin ifadesiyle) "gerilla"yı Erdoğan'a karşı "müteyakkız" olmaya çağırdınız.
Bu Erdoğan var ya, her an "gerilla"yı satabilirdi.
Bunu siz yazdınız.
Öcalan'ın devletin elinde rehin bulunduğunu, dolayısıyla Erdoğan'ın yörüngesine girdiğini, İmralı'dan çıkacak herhangi bir kararın "nihai karar" olmayacağını da siz yazdınız.
Barış konuşulurken, "Bu asayişsizlik de ne oluyor? Devlet daha ne kadar müsaade edecek bu yol kesmelere, bu dağa adam kaldırmalara, bu haraç toplamalara?" diye (güya) isyan perdesinden ünlediniz. Bol bol da paralel destekçi buldunuz tabii. Paralel destekçileriniz, mahut asayişsizlikleri Emniyet Müdürlüğü'ndeki tasfiyelere bağlıyordu. Bu tasfiyelerle devletin elinin zayıfladığı tezine sizler de balıklama atlıyordunuz.

OPERASYONLAR BAŞLAYINCA "BARIŞ"A SARILDINIZ!
PKK ateşkesi bozduğunu ilan edince, yeniden "barış" mottosuna sarıldınız.
Barış konuşulurken "Önce asayiş" diye tutturmak, asayiş sağlanınca "Ne oldu barışa?" diye ağlamak nasıl halettir?
Kaldı ki, barış nihai hedef değildi sizlere göre.
Demokrasi olmadan barış olmazdı.
Demokrasiyi mumla aradığımız dönemlerde de, "Barış olmadan kâmil bir demokrasiyi nasıl kurabiliriz?" diyordunuz ve meydanlara saldığınız ikinci cumhuriyetçi kalemlerinizle demokrasiyi mutlak barış şartına bağlıyordunuz.
Barışı "demokrasi"yi tesis ettikten sonra mı kuracağız, yoksa barış yaptıktan sonra mı demokrasiyi konuşmaya başlayacağız?
Hangisi?

BARIŞ SÜRECİNDE PKK'YI SİZ KIŞKIRTMADINIZ MI?
Şuna bir karar verin artık.
Barış nihai hedef olmadığına göre, "demokrasi"nin önünde engel olarak duran Erdoğan'ın yapacağı barışı sahiplenmek de gerekmiyordu.
Evet, sahiplenmediniz
Erdoğan'la yapılacak "dar çerçeveli barış" Kürtlere bir şey kazandırmayacaktı. PKK'nın silah bırakması, bu aşamada "taktik hata" olurdu. Kürtler daha büyük düşünmeliydiler. Daha büyüğüne talip olmalıydılar. Hazır "Kobani direnişi"yle dünyanın hayranlığını kazanmışken, bunu fırsata çevirmeliydiler ve "bağımsız devlet" peşine düşmeliydiler.
Bunu da siz yazdınız.
Hâlâ "barış güvercini" havalarında dolaşmayı nasıl başarıyorsunuz
ve bunu insanlığınıza nasıl yakıştırıyorsunuz?

AKAN KANIN SORUMLUSU SENSİN!
HAMİŞ:
Ermenilerden gasp edilmiş köşkün varislerinden olan liberal büyüğümüz, dünkü yazısına, "Akan kanın bir numaralı sorumlusu, Saray'daki Sultan'dır, nokta!" diye başlık atmış...
Dağ bayır dolaşıp, "Sakın silah bırakmayın" diye PKK'nin zihnini çelmeye çalışan bir zattır bu.
Dolayısıyla, akan kanın gerçek sorumlusudur.