X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Bölge halkı artık bir tercih yapmalı'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Bölge halkı artık bir tercih yapmalı'

  • Giriş Tarihi: 20.8.2015
'Bölge halkı artık bir tercih yapmalı'
'Bölge halkı artık bir tercih yapmalı'

PKK ve HDP'nin tercihini şiddetten yana kullandığını belirten Tayyip Erdoğan: Mağdur olan yine bölge insanı. Bir tercih var, ben devletimin yanındayım veya terör örgütünün yanındayım. Öleceksek bir kere ölelim ama adam gibi ölelim

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 9. kez muhtarlara seslendi. Daha sonra da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve il müftülerini kabul etti. Erdoğan, şunları söyledi:

BAZI MUHTARLAR KORKTU, GELEMEDİ:
Birçok muhtarımızın tehdit edildiğini biliyorum. Tehdit edildiğinden dolayı buraya gelemediğini de biliyorum. Şimdi silahı doğrultanlar aynı şeyi söylemiyor mu? Her şey yapıldığı halde bunlar ne istiyor? Bunlar ülkemizi bölmenin gayreti içindeler.

SONUNDA ANLARLAR:
Geçtiğimiz 12 yıllık dönemde birliğimizi beraberliğimizi güçlendirmek için çok samimi gayret sarf ettik. Çok ciddi riskler aldık. Bölgenin kalkınması gelişmesi için çok ciddi yatırımları hayata geçirdik. Sadece Doğu ve Güneydoğu'da yapılan yatırımların tutarı 260 milyar. Herhalde onlar da sonunda anlarlar.

ÖRGÜT VE HDP SÜRECİ ZEHİRLEDİ:
Türk'tür Kürt'tür Roman'dır diye bakmadık. Onun için de ret, inkar ve asimilasyon politikalarını ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attık. Açık söylüyorum bu süreçte devlet de hükümet de üzerine düşenleri ziyadesiyle yerine getirmiştir. Milletimizde sabırla ve umutla bu sürece gerekli desteği vermiştir. Ancak örgüt ve onun güdümündeki parti, ortaya çıkan bu güzel iklimi, yalanla, şımarıklıkla zehirlemiş, tercihini şiddetten baskıdan yana kullanmıştır.

ÖLECEKSEK ADAM GİBİ:
Teröristler hasta taşıyan ambulansa saldırır, mağdur olan bölge insanı. Malzeme taşıyan kamyonları yakar, mağdur bölge insanı. Teröristler yola mayın döşer, ulaşımı engeller. Mağdur olan yine bölge insanı. Bir tercih var, ben devletimin yanındayım veya terör örgütünün yanındayım. Bu tercihi yapacağız. Öleceksek bir kere ölelim ama adam gibi ölelim. Bir köyde, kasabada, ilçede eğer teröristler halkın arasına karışarak rahatça hareket edebiliyorsa, burada bölge insanı da üzerine düşeni yapmıyor demektir.

SİLAHLAR BETONA GÖMÜLECEK:
Son seçimde aldıkları oyları teröre alan açmak için kullananlar, bunun hesabını millete de adalete de verecek. Gelinen noktada örgüte değil devlete silah susturma çağrısı yapanlar da apaçık bir gaflet ve hıyanet içindedir. Terörist silahı bırakacak. Sadece bırakmayacak, betona gömecek ve bu da tespit edilecek.

MÜREKKEBİNİZ KAN:
Bunlar ihanet içindedir. Ekmeğinin peşinde veya görevinin başında olan insanları, hunharca öldüren teröristlere tek çift söz söylemeyip, güvenlik güçlerine saldıranların yeri alçaklık çukurunun en dibidir. O köşe yazarlarına söylüyorum. Önünde bir çok kariyeri olanlara da söylüyorum. sizin kariyeriniz, sizin kalemlerinizden akan mürekkep kandır. Benim için önemli olan şehidimin o ulaştığı makamdır.

ŞAHSIMLA UĞRAŞIYORLAR:
Türkiye henüz yeni hükümetine kavuşamadı. Çözümü yine millet iradesinde aramak durumundayız. Bu süreci yürütüyorum. Bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye'nin önünde hükümet kurma sorunu var. Bununla birlikte ciddi bir terör sorunu var. Suriye sınırında yaşanan ciddi hadiseler var. Ekonomide atılması gereken adımlar var. Çözüm yolları aramamız gereken öncelikli meseleler bunlar. Ama ülkemizde bir kesim tüm bunları bırakarak, gece gündüz şahsımı tartışıyor.

BEYHUDE:
Başbakan kendilerini ziyaret etti, dolaştı, görevi iade etti. Kendi kifayetsizliklerinin, başarısızlıklarının faturasını şahsıma keserek sorumluluklarını unutturmaya çalışanlar beyhude uğraşıyorlar. Siyaset işi gücü bırakıp Tayyip Erdoğan'ın şahsıyla ailesiyle uğraşmak değildir.

BUNLAR AİLE EVLAT BİLMEZ:
Kalkıp benim evladıma, ismiyle "Bilal'i ver iktidarı al" bu ne biçim yaklaşımdır ya. Eğer benim oğlumun yaptığı bir yanlış varsa buna hesabı soracak olan yargıdır. Sen kimsin? Nasıl böyle bir hakareti yaparsın? Ama evladı olmayanların böyle bir saygısızlığı yapmasından daha doğal bir şey olmaz. Çünkü bunlar aile nedir, evlat nedir bilmez. Nedir o Mussolini, Hitler, aynaya bak ya. Önce kendinin nerede olduğunu görürsün. Biz ilhamımızı ne Mussolini'den ne de Hitler'den aldık. Biz haktan aldık. Bunu bir defa bileceksin.

SORUMLU BELLİ:
Eğer şu anda bu ülkede, halkımın kabullenmekte zorlanacağı bir yola eğer gidiyorsa Türkiye'de hükümet kurma çalışmaları, bunun vebalinin kimde olduğunu halkım çok iyi görecek, bunun bedelini de ödetecektir.

'CAMİLERİMİZ ELDEN GİDİYOR'

UMUT TÜRKİYE'DİR:
Müslümanların umudu Türkiye'dir. Üzerimizde çok önemli bir sorumluluk var. İslam dünyasının içine düştüğü krizi görüyoruz. Eksiğimiz aramızdaki birlik, beraberlik, muhabbet. Müslümanları huzura, sükûna kavuşturmalıyız.

CAMİLERDEN SİLAH ÇIKIYOR: Özellikle doğu ve güneydoğuda görev yapan kardeşlerime çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Şimdi bakıyorsunuz camimizden silahlar çıkıyor. Camilerimiz elden gidiyor o hale geldik. Yapmamız gereken çalışma Ankara'ya geldikten sonra farklı olacağını düşünüyorum. Yeni bir heyecanın doğmasına inşallah bu buluşmanız vesile olacaktır.

BEŞTEPE'NİN YOLUNU BİLMEYENLERLE BİZİM YİTİRECEK VAKTİMİZ YOK

BEŞTEPE'NİN YOLUNU BİLMEYENLER:
Ufukları Beştepe ile uğraşmanın ötesine geçemeyenlerin milletimizin derdine derman olma ümidi verebilmesi mümkün değildir. Zaten Beştepe'nin adresini bilmeyenlerle de bizim vakit geçirecek bir zamanımız yok. Şahsımın üzerinden, milleti taciz eden, daha da ileri gidip millete hakaret eden bu anlayış kaybetmeye mahkumdur. Bunlar çalışmadan, terlemeden ülkenin geleceğinin kendi ellerine teslim edilmesini istiyorlar. Milletimiz "üç kuruşa beş köfte yok" diyor. Önce hak edeceksiniz, sonra talep edeceksiniz. Bu millet seni kurtarmaya geliyorum deyip, sırtına yeni yükler bindirerek kaçıp gidenleri çok gördü.

CUMHURBAŞKANI SİZİ KAPIDAN MI KOVDU:
Hezimetlerinin sebebi olarak şahsımı görenlere, dönüp kendilerini bir sorgulamalarını tavsiye ediyorum. Gerçi bunlar hep sandıktan kaçmanın çabası içinde olmuşlar. Ancak mecbur kaldıklarında seçim meydanlarına çıkmışlardır. Tablo böyle olunca, kürsüye çıktılar ne dediler? "Hodri meydan erken seçim" dediler. "Şimdi istemiyorum..." Öbürü çıktı "Şununla yapmam" dedi, sonra "Yapabilirim..." "Beştepe'ye gitmem" dedi, baktık "Beştepe'ye gidilebilir" demeye başladılar. Siz geldiniz de Cumhurbaşkanı sizi kapıdan mı kovdu? El sıkıştınız da Cumhurbaşkanı elinize mi vurdu?