X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Berktay: HDP, PKK’nın başlattığı savaşın faturasını çok ağır ödeyecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Berktay: HDP, PKK’nın başlattığı savaşın faturasını çok ağır ödeyecek

  • Giriş Tarihi: 26.8.2015 16:44
Berktay: HDP, PKK’nın başlattığı savaşın faturasını çok ağır ödeyecek
Berktay: HDP, PKK’nın başlattığı savaşın faturasını çok ağır ödeyecek

Betül Soysal Bozdoğan’ın sunuculuğunu yaptığı, TRT haber ekranlarında yayınlanan Değişen Türkiye programının bu haftaki konuğu Prof. Dr. Halil Berktay oldu. Berktay, seküler Kürt hareketini, Türkiye’nin içine çekilmeye çalışıldığı terör ortamını ve sözde özyönetim ilanları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Halil Berktay, 7 Haziran seçimleri sonrasında muhalefet partilerinin uzlaşmaz bir tavır sergilediğini söyleyerek erken seçim sonucunu bu tavırlardan doğduğunu ifade etti. Hükümet istikrarsızlığından istifade PKK'nın 2,5 yıl süren huzur ortamını bozduğunu belirten Berktay, erken seçimin yerinde bir karar olduğunu vurguladı. Terör örgütünün amacının, daha fazla eşitlik değil devletleşmek olduğunu dile getiren Berktay özyönetim ilanı cesaretinin PKK silahlarından alındığını açıkladı. Prof. Dr. Berktay, halka yapılan silahlanma çağrısının, geniş Kürt kitleleri tarafından karşılık bulmadığını sözlerine ekledi.

MUHALEFET, BENCİL VE DAR KAFALI BİR TAVIR SERGİLEDİ

Betül Soysal Bozdoğan (BSB): 1 Kasım'da tekrar seçime gidiliyor. Muhalefetin tepkileri üzerine siz muhalefetin tavrını 'oynamam-oynattırmam çocuksulukları' olarak değerlendiriyorsunuz. Açar mısınız efendim?

Halil Berktay (H.B.): Ortaya her şeye hayır diyen, istemezükçü ve bu tavrının Türkiye'yi nasıl bir krize sürükleyeceğini hesaplamayan son derece bencil son derece dar kafalı bir muhalefet çıktı. HDP'yi bir kenara koyalım. Kendi çekirdek kitlesi dışında bütün inandırıcılığını kaybetti. MHP zaten ben hiçbir koalisyonda yokum dedi. Hepsi kabul edilmeyeceğini bildikleri şartları öne sürdüler. Kaolisyona giderken, niyetiniz ciddiyse en azından uzlaşılabilir şartlar benimsemeniz gerekir. Çok ayrıntıya girdiğiniz zaman zaten istemiyorsunuz demektir.

UZLAŞMAZ TAVIRLARIYLA ERKEN SEÇİMİ MUHALEFET PARTİLERİ GARANTİLEDİ

BSB: Muhalefet tarafından da AK Partiye yönelik, Ak partinin koalisyon kurmak istemediğine yönelik bir suçlama var.

H.B.: Bence gerçeği tam tersine çevirerek ifade ediyorlar. Muhalefetin seçim öncesinden başlayarak genel olarak seçim stratejisi tamamen AK Parti ve Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerine kuruldu. Aslında erken seçimi uzlaşmaz tavırlarıyla muhalefet partileri garantiledi. Daha en başından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın erken seçime gitmekten başka düşüncesi yoktur düşüncesini empoze ediyorlar ama ondan sonra kendileri bu sonuca gitmek için ellerinden geleni yaptılar. Üstelik PKK bize savaş ilan etmiş durumda Türkiye'nin çok ciddi hükümet istikrarına ihtiyacı var koalisyonda kurdurtmam diyorlar, erken seçime de gidilmesi diyorlar.

PKK ARTIK EŞİTLİK İÇİN DEĞİL DEVLETLEŞMEK İÇİN SAVAŞIYOR

BSB: Geçtiğimiz süreçte muhalefetin ortak bir duruşu vardı, diyorsunuz. Önümüzdeki propaganda süreci de böyle mi devam edecek? Öngörünüz..

H.B.: Önümüzdeki süreci madde madde sunmak tabi ki imkansız ama böyle bir mecraya girmiş bulunuyoruz. CHP her türlü reforma ve yasa tasarısına karşı geldi olay oralardan başlıyor. Ve bugün 2,5 yıldır devam eden çatışmasızlık halinin ardından PKK savaş ilan etti. PKK artık daha fazla eşitlik ve özgürlük için savaşmıyor. PKK artık elinden geldiğince devletleşme politikası güdüyor.

KÜRT SORUNU SONA ERMİŞKEN SAVAŞ BAŞLATMAK KENDİ SÖYLEMLERİNE AYKIRI

BSB: 80 vekil meclisteyken, böyle tarihi bir fırsatı eline geçirmişken neden seçim sonrası PKK bu barış halini bozdu?

H.B.: Sadece daha fazla eşitlik ve hak için savaşsalardı hiçbir şekilde böyle bir savaş ortamı olmazdı. Ulaşmak istediğiniz amaçlarla mücadele ettiğiniz alan arasında bir tutarlılık olması lazım. Silahlı mücadele, savaş toplumlarda, insan ilişkilerinde var olabilecek en korkunç en acımasız yoldur. Türkiye; Kürt Sorununun tanınması, Kürt Kimliğine karşı inkar politikasının sona ermesi anlamında inanılmaz mesafe kaydetti. Türkiye'de artık tarihte hiç olmadığı kadar özgür bir ortam söz konusu her şey konuşulabilir hale geldi. Meclise 80 tane milletvekili sokmuş bir parti var eğer mesele Kürt haklarıysa, Kürtlerle ilgili yeni yasalar çıkarmaksa bunun için her türlü elverişli zemin mevcut. Ama bu koşullarda bir örgüt yine silahlı mücadele veriyorsa kendi söylemlerinin ötesinde, başka türlü elde edilemeyen hedefler nelerdir diye sorulduğunda işte o hedefler de zaten peş peşe gelen özyönetim tabirleriyle ortaya çıkmış oluyor.

BSB: Özyönetim nedir? Bunu net bir şekilde konuşalım..

H.B.: Özerklik veya Özyönetim farklı paradigmalar farklı politik söylemler söz konusu. Anlamını bu paradigma içinde bulan sözcükler. Özerklik, Batı'nın yerel yönetimleri veya etnik kültürel grupları, azınlıkların daha fazla kültürel haklara sahip olmaları, yönetim üzerinde daha fazla söz sahibi olmalarında kullanılır. İkincisi; artık var olmayan bir sosyalist ekonomi tecrübesidir, kendi üretim hedefleri kendi yatırımları kendi fiyatlandırma politikaları olmasıdır.

ÖZYÖNETİM, HİÇBİR RESMİ MECRAYI TANIMAMAKTIR

BSB: Bir fikir olarak demokrasilerde özerklik tartışılabilir ancak kendi mahallende veya ilinde kendi kendine karar alarak "ben burayı kendi kendime yöneteceğim, devleti de tanımıyorum" demek.. Böyle bir şey kabul edilebilir mi?

H.B.: Aslında olay YPG'nin biz devleti tanımıyoruz anlamına gelen ilandan başka bir şey değildir. PKK veya onun birçok örgütü geliyor ve diyor ki; biz kendimizi halk veya kent meclisi diye ilan ediyorlar. Biz burada özyönetim ilan ediyoruz diyorlar. Bunun anlamı; biz burada Valiyi veya kaymakamı veya belediye başkanını hiçbir şekilde tanımayacağız biz burada kendi devlet yapımızı koruyoruz demektir ve gücümüzü de PKK'nın silahlarından alıyoruz demektir.

BSB: Adı üstünde PKK, bölücü terör örgütü diyoruz yıllardır. Ve şuan bu amacını gerçekleştirmeyi test ediyor. Devletin vermiş olduğu refleksi konuşalım. Devletin tepkisini nasıl karşılıyorsunuz?

H.B.: Devletin refleksini söyleyebilmek için olayın içinde olmak lazım. İstihbarat teşkil edilecek bilgilere sahip olmak lazım. Biz sadece PKK saldırdığı zaman ona verilen karşılığı görebiliyoruz. Ama bunlar nasıl bir bütünsel stratejinin içine oturuyor bilemiyoruz.

DEVLETİN SİLAHLI GÜÇLER KARŞISINDA NASIL BİR STRATEJİ İZLEDİĞİNİ SÖYLEMEK ZOR

BSB: Bir mahallede veya ilçede özyönetim ilan edilmişse devletin oraya gittiğini gerekli devlet kurumlarında eğer bayrak inmişse bunun yeniden yukarı çıkarıldığını ve devlet kurumunu temsil eden insanların iş başına geçtiğini gözlemliyoruz.

H.B.: Silahlı güçlere karşı onları temizlemek konusunda nasıl bir strateji ve taktikler bütünü izliyor bunu bilmem olanaksız. PKK'nın kendisi zaten biz sonuna kadar savaşacağız diyor.

HALK TARAFINDAN, SİLAHLANMA ÇAĞRISINA KARŞI BİR GERİ BİLDİRİM YOK

BSB: Çağrılar geliyor topluma. Siz de katılın bu devrimci halk hareketine diye. Pek çok çağrı gidiyor topluma siz nasıl gözlemliyorsunuz? Sanki geri dönüş yok halktan bu çağrıya. Ne dersiniz?

H.B.: Defalarca yaptılar bunu. Halktan bu çağrıya cevap yok. Halk 2,5 yıllık çatışmasızlığa alışmıştı. PKK'nin kendi çekirdek güçlerinin söyledikleri estirdikleri rüzgar başka bir şey, geniş kitlelerin nerede durduğu başka bir şeydir. Geniş Kürt kitleleri 7 Haziran'da HDP'ye barışın devam etmesi gerektiği sinyalini vermişti. Halkın aklı-selimi diye bir şey var. Halk savaşa zerre kadar hazır değil.

KÜRT VE TÜRK HALKI ARASINDA DUYGUSAL KOPMA YOKTUR

BSB: Kürtlerle, Türkler arasında bir duygusal kopuş olduğu vurgulanıyor ama bakıyoruz bunun realite'de bir karşılığı yok. Nasıl yorumluyorsunuz?

H.B.: Bu PKK'nin kendisi ve MHP için geçerli. Ben bunun halk içinde geçerli olduğu kanısında değilim. Pasif kalarak bulundukları bölgeyi terk ederek, neyi isteyip istemediklerini aslında söylüyorlar.

HDP'YE DESTEK VEREN MUHALEFET YANLILARI DA ŞOK İÇİNDE

BSB:HDP'yi konuşalım, bir seçim sürecine giriyoruz. Hdp'nin pırıltıları dökülüyor. Toplumun yaklaşımı HDP'ye 7 Haziran öncesindeki gibi devam eder mi?

H.B.: Devam etmeyeceğini görüyoruz. AK Parti düşmanları iktidarda olamasın diye HDP'ye destek verenler çoğunluktaydı. Ama o kitleler bile bu oyların altından bir savaş çıkacağını düşünemediler. Barış söylemlerine prim verdiler. HDP nasılsa meclis içinde barışçıl politikaya devam eder diye düşündüler, hiçbir şekilde böyle bir sonucu hesaplamadılar. Dolayısıyla o kesimlerin de şuan bir şok içinde olduğunu düşünüyorum. HDP'yi destekleyen medya kuruluşları bile bu olayları terör diye nitelendiriyorlar. HDP, PKK'nın başlattığı bu savaşın faturasını çok ağır ödeyecek.