X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhurbaşkanı Erdoğan: Onlar bu ülkenin katilidir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Onlar bu ülkenin katilidir

  • Giriş Tarihi: 22.9.2015 21:49 Güncelleme Tarihi: 24.9.2015 01:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Onlar bu ülkenin katilidir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Onlar bu ülkenin katilidir

Cumhurbaşknı Erdoğan, Kanal 7 televizyonunda gündemi değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HDP'li bakanların istifasına ilişkin, "Bugün bu aldığımız haber manidardır. İstifa ettiler, kendi takdirleridir, edebilirler. Kalmaya mecbur da değiller. Fakat burada Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik yakıştırmaları, suçlamaları, bunlar tabii çok çok gerçekten ağır ithamlar ve çirkin ithamlar" dedi.

Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınıyla ekrana gelen "İskele Sancak Özel" programında, gazeteci Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Acet'in "Sıcak bir gelişme oldu bugün. HDP'li iki bakan istifa ettiler ve hızlı şekilde de atamalar yapıldı. Hem Kalkınma Bakanlığı'na hem AB Bakanlığı'na. HDP'li bakanlar ayrılırken birtakım suçlamalarda da bulundular. Bu suçlamaların bir kısmı da size dönüktü. Ne dersiniz, bu konu nasıl gelişti? Bu istifaların arkasında ne gibi faktörler oldu?" şeklindeki sorusu üzerine, şunları kaydetti:



"Öncelikle bu zatların malum bakan olması aslında bir geçici seçim hükümetinin kurulmasına zemin hazırlayan süreç ki malum hükümet kurma görevini en fazla milletvekiline sahip olan AK Parti Genel Başkanı Sayın Davutoğlu'na vermiştim. Gerek ana muhalefet, gerek diğer muhalefet partileriyle ilk turda görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerden sonra, uzun süren görüşmelerden sonra tabii hükümet kurulamayınca malum 45 günlük süre sebebiyle, 5 gün kala bana görevini iade etti. Bana görevini iade ettikten sonra tabii ben o 5 günlük süre içerisinde de dolayısıyla ikinci bir hükümet kurma görevini vermedim. Zira yaklaşım tarzları zaten belli. Görümeler yapılmış ve bu görüşmelerde anlaşamadıklarına göre böyle yeni bir süreci başlatmanın da bize ciddi bir zaman kaybı olacağını düşünerek bu adımı attık."

Daha sonra Meclis Başkanı İsmet Yılmaz ile yaptığı görüşmelerde, parlamentodaki temsile göre, seçim hükümetini kurma görevini Başbakan Davutoğlu'na verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Meclis Başkanı'nın bütün partilerin ne kadar temsile sahip olduğunu belirlemesi neticesinde, o partilerin milletvekillerine de burası yalnız çok önemli, burada kalkıp o partinin genel başkanından veya yöneticilerinden burada izin almak diye bir şey yok. O partili milletvekillerinden parlamentoda olanlara Sayın Başbakan teklif götürür. Bu tekliflere olumlu veya olumsuz cevap verirler. Nitekim CHP'in mensubu olan milletvekilleri buna olumsuz cevap verdi. MHP'den sadece buna Tuğrul Türkeş Bey olumlu cevap verdi. HDP'den ise onların da mensubu olan üç kişi fakat bir tanesi daha sonra çekildi, kabul etmedi. İki tanesi kabul etmiş oldu" diye konuştu.

Erdoğan, böylece 11 AK Partili, bunun yanı sıra Tuğrul Türkeş, 2 HDP milletvekili ve diğerleri bağımsız olmak üzere kabinenin oluşturulduğunu söyledi.

Bugün bu alınan haberin manidar olduğunu dile getiren Erdoğan, HDP'li milletvekillerinin istifa etmelerinin kendi takdirleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Edebilirler. Kalmaya da mecbur değiller. Fakat burada tabii Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik yakıştırmalar, suçlamaları bunlar tabii çok çok ağır ithamlar ve çirkin ithamlar. Öncelikle bu tür ifadeleri Sayın Başbakan'a kullanmadılar veya Bakanlar Kurulu'nda kullanmadılar. Benim merakıma mucip olan şey şudur; acaba bunların önüne metin nereden geldi? Ve o gelen metin burada okunmak suretiyle kalkıp Saray'ı veya Cumhurbaşkanlığı makamını lekelemeye çalışıyorlar. Son günlerde bunların tabii bu çirkin alışkanlıkları devam edip gidiyor."

#Sayfa#

- "ÇÖZÜM SÜRECİ'Nİ YIKAN ONLARDIR"

Açıklamada çok çirkin ifadeler kullanıldığını belirten Erdoğan, "Mesela bunlardan bir tanesi, 'Saray ve talimatlandırdığı AK Parti'nin tüm kamuoyunun gözleri önünde bir savaş ve darbe konsepti yürürlüğe konmuştur. Saray tarafından tekmelenen çözüm masası seçim sonrası tamamen devrilmiş, olağanüstü sıkı yönetim günlerini bile aratan savaş konsepti ortaya konmuştur'. Şimdi burada şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar" dedi.

Erdoğan, Çözüm Süreci'ni başlatanın kendisi olduğunu aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çözüm sürecini başlatan mensubu oldukları parti değil. Tam aksine Çözüm Süreci'ni yıkan onlardır. Burada çok açık ve net bir şeyi ifade etmek isterim. Şu anda arkasına aldıkları terör örgütüyle birlikte ayakta kalmaya çalışanlar da bunlar. Arkalarında zaten bu terör örgütü olmamış olsa bunlar buraya kadar gelemezler. Ama terör örgütünden aldıkları destekle, gördüğümüz, gördüğünüz gibi ayakta durmaya çalışıyorlar. Şimdi ülkemizin özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde bunca olaylar yaşanıyor. Tüm bu yaşanan olaylarda mayınlamalar kimler tarafından yapılıyor? Bölücü terör örgütü tarafından yapılıyor. Bunu artık herkes biliyor. İki, bütün bu hendekler kazılıyor. Cizre'de, Silopi'de, şurada burada. Dikkat edin bunlar HDP'li belediyeler tarafından kazılıyor. İş makineleri onlara ait. Kendi iş makinesi yoksa bakıyorsunuz hizmet alımı suretiyle iş makineleri kiralıyorlar, bunlarla yapıyorlar."

- "GÜNEYDOĞU'DA ESNAF VE HALK TEHDİT EDİLİYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer taraftan Güneydoğu'da şu anda özellikle esnafın ve halkın tehdit edildiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Özellikle esnafa yapılan tehditte belli haraçlar toplanıyor. 'Şu kadar para göndereceksin. Gönderemiyorum dersen o zaman yargılanacaksın. Mahkemeye geleceksin' diyor. Kendilerine göre mahkemeler oluşturmuşlar. Bütün bunlar şu anda yaşanıyor. Ve daha da ötesi diyelim ki AK Parti'den milletvekili olacak birisi. Arıyorlar kendisini 'Olduğun anda bilesin ki sen öldürüleceksin'. Yeni, bu seçimde de, bu seçimden önce de bunlar yaşandı. Benim genel başkanlığım dönemimde de bu tür tehditler oldu. Bunca insanlar kaçırılıyor. Bunları kim kaçırıyor? Bölücü terör örgütü kaçırıyor. Benim aziz milletimin bir defa çok iyi bilmesi lazım ve bunlara da gereken dersi en yakın zamanda vermesi lazım. Bakın burada çok ilginç bir şey var, 'savaş konsepti' diyor. Savaş konseptinin faili bunlardır. Ellerinde silahla dolaşan bunlardır. Evlerinde silah yakalananlar bunlardır. Bunca mühimmat yakalananlar bunlardır. Herhangi bir AK Partili'nin evinden çıkmıyor bunlar. Veya bir başka partilinin evinden çıkmıyor, sadece bunların evinden çıkıyor. Bunların koordine oldukları yerden bunlar çıkıyor. Bunlar, kendi partilerini dahi zaman zaman bu işler için koordinasyon merkezi olarak kullanıyorlar."

#Sayfa#

- "ZATEN BU İŞİN BAŞ AKTÖRÜ SİZSİNİZ"

Bakanlık görevlerinden istifa eden HDP'li milletvekillerinin açıklamalarında kullandıkları "Savaşın daha çok boyutlandırılacağı, büyütüleceği mesajı Saray tarafından ve AK Parti tarafından belirtilmektedir" ifadelerini Erdoğan, "Kim söyledi bunu? Hangi AK Partili söyledi? Böyle bir şeyi bizden duydunuz mu? Tüm halkım bunun şahididir. Böyle bir şey var mı?" şeklinde değerlendirdi.

Erdoğan, açıklamadaki "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fiili olarak rejimi değiştirdiğini ifade etmesi, anayasal düzenleme istemesi bile darbe konseptini açık bir şekilde ele vermiştir" görüşlerine yönelik olarak da şunları kaydetti:

"Bunlar ne zavallı insan. Çok enteresan. Fiili olarak bizim buradaki ifademizin kastı nedir? İlk defa halk tarafından bu ülkede cumhurbaşkanı seçiliyor. Yani bununla halkın kendi başkanını, cumhurun başkanını seçmesi olayıdır. Şimdi buradan anayasal bir düzenlemeyle Başkanlık sistemine geçilmesinin, ifade edilmesinin anormal ne yanı var? Ben bunları zaten çok açık ve net olarak söyledim. Bunu bile bir darbe konsepti olarak görüyor. Mesela bir başka tespitten daha bahsediyor yine. 'Devrilen çözüm ve koalisyon masalarının sorumluluğu tüm halklarımız tarafından bilinmesine rağmen HDP ve diğer muhalefet partilerine fatura edilmiştir'. Bundan daha kabul görecek bir tespit olmaz ki. Zaten bu işin baş aktörü sizsiniz ve sizler kendinize gelen tekliflere sıcak bakmadınız, olumlu bakmadınız."

- "SİZİ KİMSE ZORLAMADI"

CHP ile MHP'nin buna olumlu bakmadıklarını belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Zaten MHP, böyle bir şeye hiç yaklaşmadı. Olumlu hiç bakmadı. Dedi ki 'Bana milletim ana muhalefet partisi olma görevini verdi. Dolayısıyla ben o görevdeyim', kabul etmedi. CHP'nin, ana muhalefetin yaklaşımına bakıyorsunuz, o yaklaşımda da yine çok garip şeyler istendi. Bundan dolayı tabii şu andaki hükümet, özellikle Sayın Başbakan buna da olumlu bakmadı. HDP ile zaten yaptıkları görüşme o süreci bir tamamlama noktasındaydı. Bakın seçim hükümetine neden dahil olduğunuzu defalarca ifade ettim. Neden oraya katıldınız? Sizi kimse zorlamadı. Diğer iki parti katılmayacağını bildirdi ama buna rağmen bir tanesinin içinden Sayın Türkeş çıktı, 'Bana milletim bir görev verdi. Ben milletimin vekiliyim ve ben bu ülkede hükümet krizine neden olmam. Bana böyle bir teklif geldi, ben babamdan da bunun yaşayarak tavsiyesini aldım ve bu tavsiyenin gereğini şimdi de evladı olarak yerine getiriyorum' dedi. Sağ olsun o hükümete katıldı. Düşünün anında partisinin onun hakkında aldığı kararlar da belli ve genel başkanının söylediği ne? 'Recep Tayyip Erdoğan'a hayırlı olsun'. Böyle bir ifade şık düşer mi? Bir defa burada 'Bu ülkeye hayırlı olsun' der siyasetçi ama bunu diyememiştir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadelenin en üst düzeyde verilmesi gerektiğini belirterek, "Vereceğiz ki bu terörle mücadelede milletimiz huzura kavuşsun. Huzura kavuşmadan bu işin bırakılması mümkün değil" dedi.

#Sayfa#

Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınıyla ekrana gelen "İskele Sancak Özel" programında, gazeteci Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı.

Hükümetten istifa eden HDP'li iki bakanın "Savaş tezkeresinin gayri hukuki olarak TBMM'ye sevk edilmesine karşı çıktık", "İlk kez müstafi hükümetine kabine üyeleri olarak ret oyu verdik" şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Erdoğan, "Çok hayırlı bir iş yaptınız. Ne oldu? Siz 'hayır' verdiniz, diğer üç parti olumlu oy vermek suretiyle bu karar alındı. Eğer zerre kadar demokratik parlamenter sisteme saygınız varsa... Üç tane siyasi parti burada olumlu oy vermek suretiyle bu çıktı. Bir defa buradaki savaş kime karşıdır? Bu ülkeye saldıranlara karşı alınmış olan bir tezkeredir. Ama bunlar ne yazık ki ülkenin içinde terörü estirirken, bu terörü estirmede de özellikle güneyden alacakları desteği çok önemsiyorlar. İşte bu desteğin de güneydeki biliyorsunuz Kuzey Suriye'deki en önemli ayağı neresi? PYD. Çünkü PYD de PKK ile iç içedir. O da bir terör örgütüdür. Bu terör örgütüyle bunlar müşterek ve beraber çalışıyorlar. Burada da onu ifade etmek istiyor" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istifa eden HDP'li bakanların "Basın özgürlüğünün yanında olduk, siyasi soykırım operasyonlarına karşı durduk" ifadeleri üzerine de "7 Haziran seçimleri öncesinde, Sultangazi'de otobüsün üzerinden kendilerine karşı olan gazeteleri, orada gösterip yere atan bunlar değil miydi? Bunların eş başkanı değil miydi? Bir tane, iki tane, üç tane değil, hepsini göstere göstere yere attı ve hedef gösterdi. Bunları yapan da sensin. Bu nasıl basın özgürlüğünden yana olmaktır. Bunların hepsini gördük" dedi.

HDP'li bakanların kendi iradeleriyle istifa ettiğini belirten Erdoğan, bu istifaların ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun önerdiği iki yeni ismi onadığını söyledi.

- "NİYE ERDOĞAN İLE BU KADAR UĞRAŞIYORSUNUZ?"

"Çözüm Süreci nasıl bozuldu? PKK bu süreci nasıl bozdu? Bugüne nasıl gelindi? 7 Haziran sonuçları nedeniyle mi bu süreç başladı?" soruları üzerine Erdoğan, adı geçen siyasi partinin yüzde 13 oy aldığını, şu anda birinci olan partinin aldığı oyun ise yüzde 41 olduğunu hatırlattı.

Sistemden kaynaklanan bir netice sebebiyle AK Parti'nin tek başına iktidar olamadığını ifade eden Erdoğan, "En yakın partiye olan oy oranı farkı yüzde 16. Çok ciddi bir farktır. Dolayısıyla burada şu anda iktidarda olan AK Parti, seçimi kaybeden parti değildir. AK Parti seçimi kazanmıştır ve en yakın partiye 16 puan fark atarak. Ondan sonra gelenlerin durumu da ortada. Fakat Türkiye'de ve dünyada öyle bir algı operasyonu ortaya koydular ki sanki seçimi yüzde 13 oy alan parti kazandı. Böyle yansıttılar" dedi.

Yunanistan'da yapılan seçimlerde Syriza'nın yüzde 35 oy aldığını anımsatan Erdoğan, partinin bu oyla 6 milletvekili eksik bir netice yakaladığını, buna rağmen herkesin Syriza'nın çok büyük bir zafer kazandığını söylediğini belirtti.

Türkiye'de AK Parti yüzde 41 oy aldığı halde "Zafer kazandı" değil, "Kaybetti" dendiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sistemden gelen bir durum. Ben Cumhurbaşkanı olarak bu yorumu yaptığım anda, bunlar tekrar hop oturup, hop kalkıyorlar. Gerek ülkemde gerek dünyada ne diyorlar? 'Erdoğan aşağı, Erdoğan yukarı'. Niye Erdoğan ile bu kadar uğraşıyorsunuz? Benim ülkemde gelişen bu siyasi olaylarda, düşüncelerimi, yorum yapma kabiliyetimi ortaya koyma hakkım yok mu? Ben bunu ortaya koyuyorum ve koyacağım. Ben bu işe girdiğim zaman bir şey söyledim. 'Ben farklı bir Cumhurbaşkanlığı sergileyeceğim' dedim. Buna anayasada mani hiçbir engel yok. Burada da bu yetkimi kullanıyorum ve düşüncelerimi açıklıyorum çünkü bir gerçek var ortada."


- "SİYASET YAPACAKSAN MEŞRU ZEMİNDE SİYASİ MÜCADELENİ SÜRDÜR"

"Şu anda ülkemi terörle bölmeye çalışan ve terörün baş aktörleri olan, dağda olanlar var, dışarıda olanlar var, aynı zamanda bir de siyasetle bu işi yapmak isteyenler var" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

Siyaset yapacaksan gel meşru zeminde bu siyasi mücadeleni sürdür. Neresidir bu? Parlamentodur. Yeri geldiği zaman bunlar dağa gidiyor mu, yeri geldiği zaman Kandil'e gidiyor mu? Gidiyor. Bütün bunlar ortada. Nasıl oluyor da bu meşru bir zeminde siyaset oluyor, böyle bir şey olabilir mi? Bunu milletimin bir defa çok iyi tespit etmesi lazım. Çünkü bizim birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ihtiyacımız var. Benim polisimi gelip de Ceylanpınar'da uyurken öldürenler, bu ülkenin kesinlikle ne yerli ne milli evladı olamaz. Onlar bu ülkeye düşmandır. Aynı şekilde hanımı ve çocuğuyla beraber çarşıda olan binbaşımızı Muş'ta şehit edenler asla yerli ve milli olamaz. Onlar bu ülkenin katilidir. Bu ülkenin düşmanıdır.

Şu anda konuşanların ve HDP'nin terör örgütünün desteğiyle ayakta kalmaya çalıştığını ifade eden Erdoğan, "Bunları biz açıkça söyleyeceğiz ama şunu da söylemek istiyorum; milletimin bunu iyi ayırt etmesi lazım, zulme rıza zulümdür. Burada böyle bir zulüm var, böyle katliamlar var. Bu katliamlara destek verenler de bunun ortağıdır. Bunu çok iyi bilmeleri lazım. 15 yaşındaki Yasin Börü'yü 3. kattan aşağı atıp, ondan sonra taşlayıp üzerinden geçenler bu ülkede yerli olabilir mi, milli olabilir mi? 13 yaşındaki ufacık bir yavruyu bu şekilde öldürenler, yerli, milli olabilir mi? O da Kürt, o da Kürt. Ölen Kürt, öldüren de Kürt. Bunlar Kürtlüğün istismarını yapıyorlar. Aslında benim Kürt vatandaşlarım, Kürt kardeşlerim adına bunların bu ülkede yaptıkları bir şey yok. Tam aksine Kürt kardeşlerime kazandırdıkları hiçbir şey yok."

- "YEREL YÖNETİMLER ÖYLE ÖZERK, ÖYLE ÖZERK Kİ"

"Yerli ve milli 550 milletvekili istiyorum demiştiniz? Neyi kastetmiştiniz bu sözünüzle?" sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Gerçekten bu vatanın sevdasıyla yaşayan benim nice Kürt kardeşlerim var. Laz'ı, Çerkez'i, Abhaza'sı, Roman'ı, Türk'ü var. Ama bu vatanın sevdasıyla onlar yaşıyor. Yerlidir, bu millidir. Burada bir etnik tanım yapmak değil bu işin aslı. Bu ülkeye aidiyet hissiyle bağlı olacak. Bu ülkenin tüm halkına hizmet aşkıyla yanıp yoğrulacak. Bütün mesele o. Biz bunu kastediyoruz ama onların böyle bir derdi var mı? Onlar bu bölgeyi özellikle Güneydoğu Anadolu, buralarda bir bölücülük, ayrımcılık yapmak suretiyle bunu bir zamanlar dillendiriyorlardı. Sonra bunu dillendirmemeye, gizlemeye başladılar. Mesela ne diyorlardı? Özyönetim. Ne demek özyönetim? Özyönetim, yerel yönetimlerde özerklik. Bir defa şu anda yerel yönetimler öyle özerk, öyle özerk ki. Kendi meclisinde kararını alabiliyor mu? İstediği gibi planını yapıyor mu? Yerel yönetimler, merkezi yönetimden daha özerktir. Ben çünkü yerel yöneticilik yaptım. Bütçede de yatırımlarda da çok daha rahatsın, çok daha seri karar alma imkanına sahipsin. Ama merkezi yönetimde bu kadar rahat karar alamazsın. Şu anda onlarda bu özerklik olduğu için zaten belediyelerin kendi iş makinalarıyla hendekleri açıyorlar, mayın döşüyorlar. Güvenlik güçleri oralara giremesin diye engelleri koyuyorlar."

- "BU MÜCADELEYİ EN ÜST DÜZEYDE VERMEK DURUMUNDAYIZ"

"PKK inanılmaz kayıplar veriyor', '1300 civarında terörist etkisiz hale getirildi', terör örgütü liderlerinden bir tanesinin 'Perişan olduk' anlamına da gelebilecek telsiz konuşmalarının tespit edildiği yönünde haberler çıktı. Devletin en üst makamında bulunan bir isim olarak elbette çok daha fazla bilgiye sahipsiniz. Bu anlamda bu tür bilgileri teyit ediyor musunuz? 'Dağlar, taşlar mı vuruluyor?' gibi bir soru işareti var insanların zihninin bir köşesinde" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları söyledi:

"Kuru kuruya dağ taş vurulmaz. İstihbarat teşkilatlarımız, içeride ve dışarıda, Kandil dahil olmak üzere bütün koordinat çalışmalarını yaptılar. Bu koordinat çalışmalarının hepsi Silahlı Kuvvetlerimizin elinde. Bununla birlikte de içeride nereleri vuruyorlarsa, o koordinatlar üzerinden vuruyorlar. Mühimmat depolarından tutunuz, saklandıkları yerlere varıncaya kadar. Kandil'de, nerelerde ne var? Bunlar o koordinatlar bilinerek, oralar vuruluyor. Bu açıklanan rakamlar öyle zannediyorum ki yurtiçi öldürülenlerdir. Kandil buna dahil değil. Kandil ile birlikte bu rakam 2 binin üzerindedir. Çünkü öyle şeyler var ki siz bu operasyonu yapıyorsunuz ondan sonra onlar o cesetleri alıyorlar, götürebildiklerini götürüyorlar. Ama arkadaşlarımız yukarıdan ya insansız hava araçlarıyla cesetleri tespit ediyorlar ya da oralardaki istihbarat elemanlarıyla bunları tespit yoluna gidiyorlar.

Operasyonlarda akıllı bombalara varıncaya kadar kullanılıyor. Çünkü bu mücadeleyi en üst düzeyde vermek durumundayız. Vereceğiz ki bu terörle mücadelede milletimiz huzura kavuşsun. Huzura kavuşmadan bu işin bırakılması mümkün değil. Devletin görevi nedir? Bu milletin bir defa canını, malını, her şeyini korumakla mükelleftir. Sınırlarımızda herhangi bir tecavüz olduğu zaman onlara gerekli dersi vermektir. Hiçbir dönemde bu kadar kararlı operasyon yapılmadı. Ama son dönemde yapılan operasyonlar gerçekten kararlı operasyonlardır. Burada DAEŞ vardır, PKK vardır. Gerektiğinde diğer terör örgütlerine karşı da bu mücadele aynı şekilde sürecektir. Bu süreç sadece hava operasyonlarıyla devam etmiyor. Kara da buna dahildir. Şu anda polisimiz, jandarmamız, kara kuvvetlerimiz, köy korucularımız bütün bu operasyonların içinde yer alıyorlar. Kendilerine Rabbimden başarılar, şehitlerimize rahmet, gazilerimize de şifalar diliyorum."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yarın Rusya'ya yapacağı ziyarete ilişkin, "Putin'le görüşmemizin ana ekseninde, daha önce Bakü'de görüşmüş olduğumuz Suriye meselesi var. Bu konuda onların bazı açıklamaları oluyor. Onların bu açıklamaları üzerine bizim bazı açıklamalarımız oluyor. Bunlar belki her iki tarafı üzüyor ama son gelişmelerde bizim üzüntümüzün yüksek düzeyde olduğunu söyleyebilirim" dedi.

#Sayfa#

Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınıyla ekrana gelen "İskele Sancak Özel" programında, gazeteci Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı.

Acet'in, "Burada beklentiniz şu mu? Terör örgütü PKK 'ben artık sınır dışına çekiliyorum. Türkiye'yle bir daha savaşmayacağım'. Böyle bir noktaya gelmesi mi bu operasyonların varacağı nokta?" şeklindeki sorusunu Erdoğan, "Bunu daha önce söyledik. Burada olması gereken şey şu; bir defa 'silahların susması' ifadesini ben kabul etmiyorum. Silahların bırakılarak gömülmesi, betona gömülmesi... Bu İngiltere'de böyle yapıldı. Aynı bu şekilde yapılacak. Ondan sonra bunların da tabii bütün kayıtları ilgili birimlere verilecek. Aksi takdirde bu ülkeyi terk edecekler. Başka bu işin şeyi yok. Çünkü bu kararlığımızı aksi takdirde gölgelemiş oluruz. Biz hep bunlarla mı uğraşacağız" diye yanıtladı.

Güneydoğu'ya doğru düzgün yatırım gitmediğini anlatan Erdoğan, "Niye gitmiyor? Bunlardan dolayı gitmiyor. Eğer orada işsizlik varsa, sorumlusu bunlar. Birçok adımlar atıyoruz. Havaalanları, yollar, barajlar vesaire. Her şeyi bunlar tehditle, insanları kaçırmakla, oralara malzeme getiren, götüren kamyonları yakmakla... Bütün bunlara rağmen bu yatırımlar yapılıyor. Bunlar okul yakar, bunlar hastane yakar, bunlar cami yakar. Bütün bunlara karşı bir mücadele veriliyor" değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, 12 yılda sadece o bölgeye 260 milyar lira yatırım yaptıklarını belirterek, bunun basit bir rakam olmadığını vurguladı.

Acet'in, "23 Temmuz'da Kandil'e ilk büyük operasyon yapıldığı gece PKK'nın Avrupa sorumluları, Doğu, Güneydoğu halkına 'başkaldırı' çağrısı yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da yine başkaldırı niteliğinde twitler atmıştı. Fakat o bölgede bu çağrılara uyarak sokağa çıkan, başkaldıran kimse olmadı. Siz bu tabloyu nasıl değerlendirirsiniz. Yani insanlar 'korkuyor', 'evlerine kapanmış durumda', 'çıkmak istemiyorlar mı' diyebiliriz, yoksa PKK'ya karşı 'biz sizin bu yaptığınızı tasvip etmiyoruz' gibi bir anlam da çıkartıyor musunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Erdoğan, "Bu son yaklaşımınız bana göre daha isabetli. Bundan önce bunlar meydanı tamamen boş buluyorlar ve istedikleri gibi at oynatıyorlardı ama artık meydan boş değil. Yani bir 6-7-8 Ekim artık yok. Bir Suruç olayı, bir Diyarbakır, artık bundan sonra bu tür şeyler olmayacak. Yani yasalar içerisinde hakları neyse, bunu yapacaklar" dedi.

- CİZRE'DEKİ SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

Erdoğan, Cizre'deki sokağa çıkma yasağına ilişkin de şunları söyledi:

"İçişleri Bakanlığımız sadece Cizre halkı belli saatler arasında dışarı çıkabilsin diyerek orada bir esneklik meydana getirmiştir. Zaten sokağa çıkma yasaklarında belli saatler arasında esneme vardır. Fırına gider, eczaneye gider, bakkala gider, ihtiyaçlarını karşılar ama yine sokağa çıkma yasağının olduğu andan itibaren evine girer. Bunlar olacak, bundan sonra da olacak. Ne zamana kadar? Her yer sükuna kavuştuğu ana kadar, bunlar devam edecek. Bunlar olduğu süre içerisinde oraya ne bakan girebilir, ne milletvekili girebilir. Çünkü oraya o tür bir giriş olduğu anda, bunun anlamı şudur: ben teröristim"

O bölgede Emniyet ile İçişleri Bakanlığı'nın, polisiyle jandarmasıyla askeriyle ve köy korucusuyla tedbirini aldığını aktaran Erdoğan, "Üst düzeyden gelen olabilir, bunların hepsinin can güvenliğini korumakla bunlar mükelleftir. Niye giriyorsun? Orada o saatlerde böyle bir yasak varsa senin orada ne işin var? Nerede bulunacaksan bulun. Yasak kalktığı zaman gelirsin. Bunun dışında oraya giremezsin. Onlar tabii belli şeyleri o arada aşabilmek için, bu tür şeyi delmek için bu tür adımlar atmışlardır. Hiçbir zaman da bunda başarılı olamadılar" diye konuştu.

#Sayfa#

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Teröristi gerçek vatandaştan ayırt etmek için sokağa çıkma yasağını getirdik ki gerçek vatandaş huzur içinde olsun. Zaten vatandaş onu da söylüyor. 'Ne olur' diyor, 'bize sahip çıkın, bizi yalnız bırakmayın, bizi bunlara bırakmayın'. Herkes artık bunlardan 'illallah' demiş ve korku belasına millet ses çıkaramıyor ama biz gereği neyse bunu sonuna kadar yapacağız. Eğer bu Cumhurbaşkanlığı makamını farklı yorumlara onlar tarafından sevk ediyorsa, bilsinler ki bu Cumhurbaşkanı bu kararında aynen devam edecektir."

- "ARTIK ÇÖZÜM SÜRECİ ŞU ANDA BUZDOLABINDADIR"

Erdoğan, Acet'in "Aslında o bölge 3 yıldır rahatlamıştı. Bunun üstüne bu noktaya gelinmesi konusunda daha çok örgütü mü sorumlu tutuyor burada insanlar?" sorusunu, "Şimdi tabii siz kimseye burada fişlemezseniz, o zaman tabii bu iş böyle devam eder. Biz Çözüm Süreci'ne gölge düşmesin diye, valilerimize, herkese bir talimat verdik ama karşı taraf, bu terör örgütü bunun istismarını yaptı ve şimdi gerçekler ortaya çıkıyor. Orada belki yönetimin de bazı eksikleri olmuş olabilir. O arada bunlar tabii kendilerine göre güç devşirdi ama her şeyin herkes farkında. Dolayısıyla şimdi de kararlı bir şekilde bunların üzerine gidiliyor. Artık Çözüm Süreci şu anda buzdolabındadır. Ne zaman şartlar normale döner, normale döndükten sonra milli birlik ve kardeşlik projemiz de hayata geçer" şeklinde yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın yapacağı Rusya ziyaretinde Suriye konusunun ağırlıklı olup olmayacağının sorulması üzerine de "Yarınki ziyaretimin birinci başlığı, Moskova'da muhteşem bir cami yapıldı. Burada Diyanet İşleri Başkanlığımızın da bizim hattatlarımızın da çok emeği var. 10 bin kişilik bir cami ve bu caminin açılışını, beraberce inşallah yapacağız" ifadelerini kullandı.

Cami açılışının ardından Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Vladimir Putin'le görüşmelerinin olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Putin'le görüşmemizin ana ekseninde, daha önce Bakü'de görüşmüş olduğumuz Suriye meselesi var. Bu konuda onların bazı açıklamaları oluyor. Onların bu açıklamaları üzerine bizim bazı açıklamalarımız oluyor. Bunlar belki her iki tarafı üzüyor ama son gelişmelerde bizim üzüntümüzün yüksek düzeyde olduğunu söyleyebilirim. Çünkü aldığımız haberler, yapılan açıklamalar hoş değil. Çünkü bizim Rusya ile olan ilişkimiz çok çok farklı. Ekonomik, ticari, bütün bu ilişkiler çok farklı bir konumda. Buna rağmen bunların olması, bizi ciddi manada üzmüştür. Bunları tabii gittiğimizde görüşeceğiz."

Rusya'nın en çok doğalgaz sattığı ülkenin Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, "Öyle bir ilişkimiz var. Ticaret hacmine baktığınız zaman 35 milyar dolar gibi bir ticaret hacmine sahibiz. Bu kadar hareketli bir ikili ilişkiye, hiçbir dönemde olmadığı kadar sahip olan iki ülkenin birbirini çok daha farklı bir anlayışla karşılaması lazım" değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, Putin'in Türkiye ziyaretinde de Türk Akımı'nı konuştuklarını anlatarak, "Burada da yeni bir adım atacaktık. Maalesef orada da yine bazı anlaşmazlıklar oldu. Tabii bir başka noktada fiyatlar konusu vardı. Fiyat konusunda da yine atılması gereken adımlar vardı. Bu konuda Rusya yapması gerekenleri, henüz yerine getirmiş değil. İşte bütün bunları kendileriyle ayrıca görüşeceğiz. Temenni ederim ki Sayın Putin'le yaptığımız bu görüşmeden çok daha olumlu bir şekilde ayrılırız ama Moskova böyle bir camiye kavuşmuş olması, tabi bu noktada sayın Putin'in de desteği var. Bundan dolayı da şükranlarımızı kendilerine ayrıca bildireceğiz" şeklinde konuştu.