Ali Atıf Bir'le ilgili bir skandal daha

Giriş Tarihi: 7.10.2015 20:25 Güncelleme Tarihi: 7.10.2015 21:49
Ali Atıf Bir'le ilgili bir skandal daha

Murat Ülker'in İstanbul Şehir Üniversitesi’ne rektör olarak atayacağı paralel medya yazarı Ali Atıf Bir'le ilgili skandallar bitmiyor.

Milat gazetesi yazarı Prof.Dr. Sefa Saygılı, Ali Atıf Bir'in bozuk siciline çarpıcı bir örnek verdi. Saygılı, Bir'in 2006 yılında Hürriyet gazetesindeki köşesinde taharet musluğuna irtica ile mücadele yöntemi olarak karşı çıktığını hatırlattı. Saygılı, yazısında "Şimdi merak ettiğim konu şu: Sayın rektörümüz Şehir Üniversitesi'nde göreve başlayınca ilk iş olarak tuvaletlerdeki muslukları mı kaldıracaktır?" diye sordu...

Prof.Dr. Sefa Saygılı'nın Ali Atıf Bir'le ilgili skandalı ortaya koyduğu yazısının o bölümü;

Paralel medyanın yazarı Prof. Dr. Ali Atıf Bir'in Şehir Üniversitesi'ne rektör olarak atanacağı haberi kamuoyunda şaşkınlık uyandırdı.
Şaşkınlığın sebebi sadece paralel medyada yıllardır yazması değildi. Ali Atıf Bir 28 Şubat döneminde Hürriyet'te yazarken 28 Şubatçılara destek vermiş, onları yazılarıyla savunmuştu. Fatih Altaylı'nın kaydettiği gibi bazı ilke sorunları olması da ayrıydı. Asıl benim yazacağım husus, bu zatın tuvaletlere taharet musluğu koyulmasına karşı çıkması ve bunu irtica ile mücadele yöntemi olarak görmesiydi. Bu mealdeki yazısını o zaman okuyunca garipsemiştim.

Evet, 6 Eylül 2006'daki Hürriyet'teki yazısında irtica kampanyalarına şöyle destek oluyordu: "İş çocuklara tuvalet kâğıdının yanında tuvalet musluğu, tesettürlü Barbie satmaya kadar vardı."

Şimdi merak ettiğim konu şu: Sayın rektörümüz Şehir Üniversitesi'nde göreve başlayınca ilk iş olarak tuvaletlerdeki muslukları mı kaldıracaktır?

FETÖ MEDYASINDAN REKTÖR ATANDI!

İŞTE BU DA BİR'İN 10 EYLÜL 2006 TARİHLİ HÜRRİYET YAZISI:


Nasıl destek isteseydi

DÜN Enis Berberoğlu'nun yazısında İsmailağa Tarikati'ne akan 200 milyon doları okumuşsunuzdur. Diğer cemaat ve tarikatlara "din kardeşliği" uğruna akan paraları bilmemek için zır cahil olmak lazım.

İşte okulları, dersaneleri, televizyonları, gazeteleri, radyoları, marketleri, inşaat şirketleri, bankaları… AKP iktidarının verdiği "ılımlı İslam" gazı, cesareti ve göz yumması ile büyüdükçe büyüyor, iyice arsızlaşıyor.

İş çocuklara tuvalet kağıdının yanında taharet musluğu, tesettürlü Barbie satmaya kadar vardı. Önemli hedefleri çocuklar, gençler ve kadınlar. Yani eğitim. Beyinler yıkandıkça da Türkiye'de laiklik kurumunun işi iyice zorlaşıyor. Hem de çok

Kafayı dinle bozmayan, laik, Türkiye'nin dini hassasiyetlerine saygılı, yüzü batıya dönük, liberal, işinde gücünde kesim ne yapıyor peki..

Bir örnekle anlatayım. Fen ve Teknoloji Lisesi'ni duymuşsunuzdur. Daha önce yazdım. Türkiye'de ilk ve tek. Bahçeşehir-Uğur Eğitim Kurumları'nın kurucusu Enver Yücel, bir ABD ziyaretinde bu tür lise ile tanışıyor.

Türkiye döndüğünde kár amacı gütmeksiniz, dibine kadar bir eğitim gönüllüsü olarak sadece Türkiye'ye bilim adamı yetiştirmek için teknoloji ağırlıklı lise kuruyor. 4 milyon dolara yakın bir parayı da gözünü kırpmadan harcıyor.

OKS sonuçlarında başarı mükemmel. İlk 500'den 48 öğrenci Türkiye'nin geleceği, bilim adamı olmak için Fen ve Teknoloji Lisesi'ni seçiyor.

Enver Yücel, Anadolu'nun bozkırından çıkıp Türkiye'nin geleceği olacak 48 öğrenciye (yatılı maliyeti yıllık 25, yatısız 15 bin YTL) sponsor bulmak amacıyla iş dünyasında bir tura çıkıyor. 48 öğrenciye sponsor olacak 48 gönüllü arıyor.

Kuşku yok ki Yücel bu öğrencilerin hepsini başında bulunduğu Vakfın desteğiyle okutabilir. Ama önemli olan bir eğitim sinerjisi yaratmak, kaynakları eğitime yönlendirmek, iş dünyasından gelecek destekle fen ve teknolojilerini yaygınlaştırmak, yüzü batıya dönük gençlerin sayısını artırmak…

Sonuç… Enver Yücel desteği bir tarikat, bir cemaat bir din adına istemediği için gönülsüz davranılıyor. Verdiği eğitim, çağdaşlık, sosyal sorumluluk mücadelesinde bir avuç insan dışında yalnız bırakılıyor.

Tabii ki o 48 öğrenci ve sonrakiler de tabii ki en iyi eğitimi almaya devam edecekler ama Fen ve Teknoloji'nin ışığının başka yerlere yansımasının gecikeceği ortada…

Bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi? Tarikat, cemaat, din deyince bir tür iş adamları ellerinde avuçlarında ne varsa paraları akıtıyorlar. Din baronları bu paralarla bir eli yağda bir eli balda yaşayıp, İslami bir devletin alt yapısını içten içe hazırlıyorlar.

Gerçekten paraları aydınlığa, çağdaşlığa, bilime, yüzü batıya dönük değerlerle eğitime yatıracakların ise heveslerini kırmakta üstümüze yok. Sonra da "Vah vah ülkeyi tarikatlarla cemaatlara teslim ettik" deyip duruyoruz.

Daha durun, bunlar hiç birşey… İran'da da yıllarca bu aymazlık devam etmişti..

ÜLKER'İN REKTÖR SEÇTİĞİ FETÖ YAZARI BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANI ÇIKTI

ARKADAŞINA GÖNDER
Ali Atıf Bir'le ilgili bir skandal daha
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz