X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan: Madem Türkiye'siz olmaz, Niye AB'ye almıyorsunuz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan: Madem Türkiye'siz olmaz, Niye AB'ye almıyorsunuz?

  • Giriş Tarihi: 16.10.2015 10:26 Güncelleme Tarihi: 16.10.2015 12:25
Erdoğan: Madem Türkiye'siz olmaz, Niye AB'ye almıyorsunuz?
Erdoğan: Madem Türkiye'siz olmaz, Niye AB'ye almıyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan W20 açılış töreninde konuştu. Erdoğan Avrupa Birliği ile ilgili, "Terörle mücadele Türkiye'siz olmazsa neden AB'ye almıyorsunuz?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyümeye çok ihtiyaç duyulan bir dönemden geçildiğini belirterek, "Kadınların iş gücüne katılması, ihtiyacımız olan büyümeyi elde etmede en önemli imkanımızdır. Bu fırsattan yararlanmak için neler yapılabileceğini beraberce tartışmalıyız. Kaliteyle birlikte kadın ve gençlerin önünü açabilmek, teknolojik gelişmelere imkan sağlamak da ancak kapsayıcı bir büyümeyle mümkündür" dedi.

Erdoğan, G20 kapsamında düzenlenen W20 Zirvesi açılış törenindeki konuşmasında, W20'nin kadınların ekonomide adil şartlarda yer alabilmeleri için gerçekleştireceği çalışmalar ve geliştireceği önerilerle G20 gündemine önemli katkı sağlayacağına inandığını ifade ederek, G20 dışındaki ülkelerin temsilcilerinin de hazır bulunduğu zirvenin başarılı geçmesini diledi.

Dünya ekonomisinin yüzde 85'ini, dünya ticaretinin yüzde 75'ini ve dünya nüfusunun yüzde 65'ini oluşturan önemli bir iş birliği platformu olan G20'nin gelişmiş ve yükselen ekonomilerin aynı masa etrafında bir araya gelerek küresel sorunlara müşterek çözümler bulmalarına imkan sağladığını vurgulayan Erdoğan, bu çerçevede 2008'den bu yana atılan adımların küresel krizin etkilerinin giderilmesinde ve özellikle de küresel finans sisteminin daha dayanıklı hale getirilmesinde önemli rol oynadığını dile getirdi.

TÜRKİYE'NİN TEMEL HEDEFİ KAPSAYICI BÜYÜME

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 ülkelerinin temel meselesini "güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme" şeklinde açıklayarak, bunların yanı sıra Türkiye'nin dönem başkanlığı olarak temel hedefler arasına özellikle "kapsayıcı büyüme"yi dahil ettiğini söyledi.

Kadının çalışma hayatında hak ettiği yeri alamadığı, iş gücüne aktif biçimde katılamadığı, üretimde ve yönetimde de söz sahibi olamadığı ekonomilerde bu hedeflere ulaşamayacağına işaret eden Erdoğan, katılımcılara söyle seslendi:

"Elbette büyümenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, büyümenin kalitesinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini unutmuyoruz. Kaliteli büyüme demek, daha fazla istihdam, daha yüksek hayat standardı, daha adil bir refah paylaşımı demektir. W20'ye tüm bu konularda G20 çalışmalarına katkı sağlamak ve öneriler getirme bakımından büyük sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getireceğiniz hususunda ben sizlere güveniyorum, inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığını devraldığında önceliklerini "kapsayıcılık", "uygulama" ve "yatırımlar" başlıklarında topladığına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

BÜYÜMEYE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR

"Kapsayıcılık, sosyal istikrarın güvencesi olmanın yanında ekonominin sürdürülebilir biçimde büyümesinin de teminatıdır. Bu nedenle kapsayıcılığı G20'nin dönem başkanlığı önceliklerimiz arasında ön sıraya koyduk. Ekonomik büyüme ve refahtan herkesin pay alması anlamına gelen kapsayıcılığın en önemli boyutlarından biri de kadınların ekonomide hak ettiği yeri almalarıdır. Bugün G20 ülkelerinde kadının iş gücüne katılımı yüzde 58 iken, erkeklerin katılımı yüzde 86 seviyesindedir. Görüldüğü gibi arada önemli bir fark bulunuyor, makas açık. Dünya

Ekonomik Forumu'nun hesaplarına göre kadının iş gücüne katılımında kaydedilecek yüzde 1'lik bir artış, küresel gayrisafi hasılada 80 milyar dolarlık bir ilave artış anlamına geliyor. Büyümeye çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Kadınların iş gücüne katılması, ihtiyacımız olan büyümeyi elde etmede en önemli imkanımızdır. Bu fırsattan yararlanmak için neler yapılabileceğini beraberce tartışmalıyız. Kaliteyle birlikte kadın ve gençlerin önünü açabilmek, teknolojik gelişmelere imkan sağlamak da ancak kapsayıcı bir büyümeyle mümkündür."

10 YIL İÇİNDE 100 MİLYON KADIN

G20 ülkelerinin geçen yıl aldığı en önemli kararlardan birisinin kadınlarla ilgili olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin dünya genelinde 2025'e kadar kadın ve erkeklerin iş gücüne katılımları arasındaki farkı yüzde 25 azaltma hedefini benimsediğini, hedefe ulaşmanın, 10 yıl içinde tüm dünyada 100 milyon kadını iş gücüne kazandırmak anlamına geldiğini belirtti.

Erdoğan, kadınların istihdamı konusunda belirlenen hedefe ulaşmak için bu yıl somut adımlar atıldığını ifade ederek, ülkelerin en dinamik ancak işsizliğin en yüksek olduğu kesimini oluşturan gençlerin istihdam piyasasına daha etkin bir şekilde katılabilmelerini sağlamak için özel çaba gösterdiklerini vurguladı.

G20'nin genç işsizliğini 2025'e kadar yüzde 15 azaltmayı hedeflediğine değinen Erdoğan, dönem başkanı Türkiye'nin öncelikli konularından birinin de KOBİ'ler olduğunu belirterek, "Bu kararımızda KOBİ'lerin istihdam oluşturma kapasitesiyle ekonomik faaliyet ve ticaret bakımından oynadıkları önemli rol belirleyici olur. Dünya genelinde ve Türkiye'de KOBİ'lerin önemli bir bölümünün kadınlara ait olduğunu veya kadınlar tarafından yönetildiğini belirtmek istiyorum. KOBİ'lerin küresel finans ve ticaret sistemine erişimini kuvvetlendirmek ve uluslararası alanda seslerini duyurmalarını sağlamak için çaba gösteriyoruz" diye konuştu.


ARTIK PATİNAJA TAHAMMÜLÜMÜZ YOK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin önceliklerinden bir diğerinin "uygulama" olduğuna işaret ederek, ulusal ve küresel düzeyde güçlü, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı bir ekonomik büyüme sağlamanın en etkin yolunun, verilen taahhütlerin zamanında ve tam olarak uygulanması olduğunu söyledi. Erdoğan, "Yoksa eskilerimizin söylediği gibi 'Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur', aynı yerde sayarız. Bizim artık patinaja tahammülümüz yok. Eğer netice istiyorsak uygulamayı göreceğiz. G20 üyeleri olarak geçtiğimiz yıl kabul ettiğimiz büyüme stratejilerini uygulamaya geçirdiğimiz takdirde 2018'e kadar yüzde 2,1 oranında ilave küresel büyüme sağlanacaktır. Böylece 2 trilyon dolar ilave kaynak küresel ekonomiye kazandırılmış olacak" dedi.

G20 üyelerinin, verdiği tüm taahhütlerin hayata geçirilmesi ve izlenmesi yolunda bu yıl somut adımlar attığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"İki hafta önce G20 Enerji Bakanları toplantısına katılmıştım. Bu toplantıda dönem başkanlığımızın üçüncü önceliği olan yatırımların önemine dikkati çekerek, 2030'a kadar küresel altyapı yatırım ihtiyacının 70 ile 90 trilyon doları bulduğunu belirtmiştim. Tabii ilk bakışta '70 trilyon dolar, 90 trilyon dolar nereden bulunacak' diye bazı sorular sorulabilir. Onu ifade etmiştik. Burada atmamız gereken adım kamu-özel iş birliği olayıdır. Kamu-özel yatırımlar noktasında bunun en güzel örneğini Türkiye olarak biz verdik.

3. HAVALİMANINI 1 KURUŞ HARCAMADAN YAPTIYORUZ

Göreve geldiğimiz 2002 yılının sonunda biz projelerimizi ortaya koyarken, kamu-özel iş birliğinin, bu noktada dünyada ve ülkemiz girişimcilerine güven vermenin çok çok önemli olduğunu, güven ve istikrarın sağlanmasıyla birlikte bir defa yatırımların geleceğini ortaya koymuştuk. Şu anda Türkiye olarak eğer biz bu devasa yatırımları yapabiliyorsak, ki bunlardan son dönemlerin en önemli üçüncü havalimanı olarak ifade ettiğimiz yatırım, 12 milyar avrodur. Bu, devletin bütçesinden 1 kuruş çıkmadan yapılan bir yatırımdır. Kaldı ki bu yatırımı yapmakla kalmıyoruz, bir de bu yatırımdan kiralama süreci içerisinde de bizim alacağımız ücret 22 milyar avrodur. Hazır parayı, bütçeyi kullanmak kolaydır. Mesele bunun dışındaki kaynakları çeşitlendirebilmektir. Eğer bu kaynakları çeşitlendirebilirseniz, o zaman bir de yatırımcı size güvenebiliyorsa, inanabiliyorsa bu yatırımlar ülkenize muhakkak gelecektir. Az önce ifade ettiğim rakamı bu şekilde temin edebilmek, bulabilmek mümkündür."

ÇİN'İN ÇOK CİDDİ KAYNAKLARI VAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımların finansmanı için küresel düzeyde yeterli kaynağın bulunduğunu belirterek, "Çin'in çok ciddi kaynakları var, Japonya'nın çok ciddi kaynakları var ama bütün mesele o güven zeminini oluşturmakta. Önemli olan bu kaynağın yatırıma dönüştürülebilmesinin önünü açmaktır. Bunun için altyapı yatırımlarının teşvik edilmesi ve finansman ihtiyacını karşılayacak adımların atılması gerekiyor. Bu noktada özel sektör ile kamunun el ele vermesi, iş birliği yapması şart. Biz bunu Türkiye'de başardık ve bütün dostlarımıza da tavsiye ettik, tavsiye ediyoruz. Özel sektör ile kamu arasında tesis ettiğimiz verimli iş birliğinin olumlu neticelerini aldık, almaya devam ediyoruz. Kadın girişimcileri de bu konuda çok daha aktif olmaya, cesaretli davranmaya davet ediyoruz" dedi.

KADINLAR HER ALANI GÜÇLENDİRİYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2004'te yüzde 4,9 olan kadın girişimci oranının 2015 Haziran ayı itibarıyla yüzde 8 seviyesine ulaştığını belirterek, "Türkiye'deki kadın girişimcilerin sayısı bu vesileyle 110 bini aştı. Kadınlar Türkiye'de sadece ekonomik alanda değil, siyasal, kültürel ve sosyal alanlarda da etkinliklerini her geçen gün güçlendiriyor. Yeterli seviyede mi? Değil" dedi.

Erdoğan, G20 kapsamında düzenlenen W20 Zirvesi açılış törenindeki konuşmasında, BM'de kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma İçin 2030 Gündemi'nin, aslında önümüzdeki 15 yılın küresel kalkınma gündemini tanımlayan bir belge olduğunu ifade ederek, bu yeni kalkınma gündeminin en önemli unsurlarından birinin de kadın ve erkek arasındaki dengesizliğin ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.

G20 dönem başkanı olarak, sürdürülebilir kalkınma gündeminde yer alan hedeflerin hayata geçirilmesine yönelik çeşitli çalışmalara öncülük edildiğini vurgulayan Erdoğan, W20'nin kurulması ve bugün gerçekleştirilen zirvenin bu gayretlerin bir örneği olduğunu kaydetti.

Erdoğan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesi ve kadınların eğitime, istihdama ve iş fırsatlarına daha fazla erişebilmesinin yoksulluğun azaltılmasına da katkı sağlayacağını belirterek, Türkiye'de bu alanda son 13 yılda önemli adımlar atıldığına işaret etti.

Türkiye'de kadının iş gücüne katılım oranı 2004'te yüzde 23,3 iken, bu oranın bugün yüzde 32,3 seviyesine yükseldiğini dile getiren Erdoğan, "Bugün artık üniversiteden yeni mezun olan kız ve erkek evlatlarımızın iş gücüne katılım oranları hemen hemen aynı seviyededir. Bu başarılarda, izlemiş olduğumuz kararlı politikaların olumlu katkılarını görüyoruz" diye konuştu.

Erdoğan, aynı dönemde kadın girişimciliği konusunda da yaşanan olumlu gelişmeler olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti:

"2004 yılında yüzde 4,9 olan kadın girişimci oranı, 2015 Haziran ayı itibarıyla yüzde 8 seviyesine ulaştı. Türkiye'deki kadın girişimcilerin sayısı bu vesileyle 110 bini aştı. Kadınlar Türkiye'de sadece ekonomik alanda değil, siyasal, kültürel ve sosyal alanlarda da etkinliklerini her geçen gün güçlendiriyor. Yeterli seviyede mi? Değil. Eskilerin, kuyudan su çekebilmek için tulumba tekniği vardır. Tulumbaya önce bir miktar su doldururlar ve ondan sonra kolu çalıştırmaya başlayınca kuyudan su çıkmaya başlar. İşte şimdi biz o tulumbaya suyu döktük ve inşallah oradan su çıkmaya başlayacak."

ATILAN ADIMLAR TESADÜF DEĞİL

Erdoğan, 1934'teki anayasa değişikliği ile dünyada kadınlara seçilme hakkını veren ilk ülkelerden birinin Türkiye olduğunu anımsatarak, bu alanda tüm Avrupa ülkeleri arasında Türkiye'nin ilk sırada yer aldığını söyledi.

Mecliste kadınlar 2002'de 24 milletvekiliyle temsil edilirken, bu sayının bugün 4 katına ulaştığını dile getiren Erdoğan, bu rakamları hiçbir zaman yeterli görmediklerini ve görmeyeceklerini kaydetti.

Erdoğan, kadınların her alanda daha ileri düzeyde temsilini sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, şöyle dedi:

"Ancak kaydedilen bu gelişmelerin, atılan bu adımların tesadüf olmadığının da bilinmesini istiyorum. Tüm bu gelişmeler bilinçli olarak ve kararlılıkla hayata geçirilen politikaların sonucudur. Bu politikaların uygulamaları kesintisiz şekilde devam ediyor. Örneğin son dönemde gerçekleştirilen reformlarla çalışan anneler ile yeni doğum yapmış kadınlara yönelik ilave mali ve sosyal destek çalışmaları başlatıldı. Mikro krediden çocuk bakımına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsayan bu programlarla kadınların ekonomik hayattaki güçlerinin artırılması hedefleniyor. Kadınların ekonomik hayata katılımı kadar kadın-erkek ücret dengesinin de sağlanması önemli. Erkek ve kadınlar arasındaki ücret farkının halen devam ettiğini biliyoruz. Onun için başbakanlığım döneminde biz performans olayını gündeme getirdik. Performansla bunun değerlendirilmesi gerektiğini düşündük. Yani cinse göre değil. Bir hedef koyduk. Dedik ki 'Eşit işe, eşit ücret'. 'Bunun tam olarak hayata geçirilmesi' dedik."

Erdoğan, bu sorunun sadece Türkiye'ye mahsus olmadığını, dünya genelinde kadınların, aynı işi yerine getiren erkeklerin kazandığının ortalama yüzde 77'si oranında kazanç elde ettiğini belirterek, "Ülkemizde bu oran biraz daha iyi olmakla birlikte yine de katetmemiz gereken önemli bir mesafe bulunuyor. Bu adaletsizliği gidermek için kadınların genel çalışma şartlarının iyileştirilmesine, eğitim ve öğretim imkanlarının geliştirilmesine, karar alma süreçlerine katılımlarının artırılmasına ihtiyaç var" diye konuştu.

HAYDİ KIZLAR OKULA KAMPANYASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bunların zaten W20'nin önemli gündem maddelerini oluşturacağını ifade ederek, bu ayın sonuna kadar veya kasım ayının başında tüm bu açılımların başkan ve yöneticileriyle Ankara'da toplantılar yapmak suretiyle hazırlanan tebliğleri kendilerinden bizzat dinleyeceğini, G20'de başkanlığı esnasında bunları çok daha farklı bir şekilde gündeme getirme, tebliğ etme fırsatını bulacağını anlattı.

Başbakanlığı döneminde eşi Emine Erdoğan'ın bizzat teşviki ve katılımıyla yürütülen "Haydi Kızlar Okula Kampanyası"nın aslında bu amaca yönelik bir çalışma olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu kampanya sayesinde kızların okula kayıtları ve devamlılıkları oranı yüzde 90'dan yüzde 96 düzeyine çıkartılarak bu konuda önemli bir ilerleme sağladık. Ülkemizde 2000 yılında kadınlar arasında okuma-yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 19'du. Yine yürüttüğümüz kampanyalar ve desteklediğimiz projelerle bu oranı yüzde 6'ya kadar indirmeyi başardık. İnşallah yakın bir zamanda ülkemizde böyle bir sorundan söz edilmeyeceğini ümit ediyorum."

SAĞLIK ALANINDA GELİŞMELER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanında da önemli gelişmeler sağlandığını ifade ederek, Türkiye'nin şu anda sağlıkta dünyada örnek ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Fazla uzun sürmeyecek. Şurada 5 yıl içerisinde kurmakta olduğumuz şehir hastaneleriyle birlikte bu, dünyada önemli bir reformdur. Yani vatandaşımız hastanenin bir kapısından girdiği zaman artık böyle sokaklarda, şurada burada sedye üzerinde dolaşan hasta görmeyeceğiz. İnşallah şifasını bulmuş olarak o hastaneden çıkmış olacak. Bütün tedavisini hastanenin içerisinde görmüş olacak. Bunlar dünyada nadirattandır ve artık Türkiye hastasını yurt dışına gönderen ülke olmaktan çıkacak, tam aksine hastayı ülkesine davet eden bir ülke haline gelecek" dedi.

Doktorların sayısını çoğaltabilmek için tıp fakültelerinin hem kalitesinin hem de sayılarının çoğaltılması yönündeki adımların da atıldığını ve bunundevam edeceğini bildiren Erdoğan, "Türkiye, 1990-2008 yılları arasında doğum sırasında anne ölümlerini en aza indiren 10 ülkeden biridir. Bebek ölümlerinde de kayda değer düşüş sağlanmıştır. Aynı şekilde doğum öncesi ve doğum sonrası anneye sunulan hizmetler artırılarak bu konuda da kadınlarımıza önemli bir destek verildi" şeklinde konuştu.

MADEM TÜRKİYE'SİZ OLMUYOR NEDEN AB'YE ALMIYORSUNUZ?

Güneyde, dağda terör örgütlerinden çıkan silahlara bakın, Batılı dostlarımız. Silahlar onların silahları. Terörle mücadele Türkiye'siz olmazsa neden AB'ye almıyorsunuz?

Terör örgütleri arasında ayrım yapıyorlar, Batı'nın güvenliği ve istikrarı bizim güvenlik ve istikrarımızdan geçiyor. 'NATO'da biz bir yanlış yaptık, ama AB'de bu yanlışı yapamayız' diyorlar. Sıkıntı buradan geliyor. Samimi değiller.

TERÖRE KARŞI DURMAK, AHLAKİ BİR DURUŞTUR

Türkiye, adı, amacı, söylemi, yönetimi ne olursa olsun tüm terör örgütlerinin aynı şekilde karşısındadır. Birtakım ülkelerin yaptığı gibi, terör örgütlerinin bazılarını destekleyip, bazılarına karşı mücadele ediyor gibi görünmek, terörün yanında yer almaktır. Teröre karşı olmak, ahlaki bir duruştur.

Biz DAİŞ'le onunla birlikte PKK'yı da PYD'yi de YPG'yi de diğer tüm terör örgütlerini de insanlık için aynı derecede tehlikeli örgütler olarak görüyor hepsine karşı da mücadele ediyoruz. Terör örgütleriyle mücadelesinde Türkiye'ye yeterli desteği vermeyenler bilakis bu örgütlere alttan alta destek olanlar bölge ile birlikte tüm dünyayı bir felakete doğru sürüklediklerini bilmelidirler.

Türkiye'de 2 milyon 200 bin Suriyeli, 300 bin de Irak'lı var. Tüm mali desteği bizden. 8 milyon dolar harcama yapıldı.

NOBEL SİPARİŞ ÜZERİNE VERİLİYOR

Erdoğan, "Çok ilginç gelişmeler oluyor. Birileri mülteci kabulünde laf ediyor, işte 'biz' diyor, '30 bin-40 bin mülteci kabul edeceğiz', ondan sonra da tabii Nobel'e aday gösteriliyor, nasıl oluyorsa. Bizde 2,5 milyon şu anda mülteci var. Bu konu da kimsenin umurunda değil. Çünkü Nobel de siyasi. Nobel ödüllerinin nasıl verildiğini zaten çoğunuz biliyorsunuz. Sipariş üzerine Nobel ödülü veriliyor" diye konuştu.