X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Davutoğlu Facebook'ta erişim rekoru kırdı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Davutoğlu Facebook'ta erişim rekoru kırdı

  • Giriş Tarihi: 25.10.2015 08:44 Güncelleme Tarihi: 25.10.2015 10:54
Davutoğlu Facebook'ta erişim rekoru kırdı
Davutoğlu Facebook'ta erişim rekoru kırdı

Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan bir ilk. Davutoğlu Facebook'ta canlı yayında gençlerin sorularını yanıtladı. Davutoğlu 1 milyon erişimle rekor kırdı.

Başbakan Davutoğlu, Kral FM'de "Gezegen Mehmet" ismiyle tanınan Mehmet Akbay'ın konuğu oldu. Davutoğlu, sosyal paylaşım sitesi Facebook'tan da yayınlanan söyleşide, internet üzerinden gelen soruları yanıtladı. 1 milyona yakın erişim ile programda rekor kırıldı.

Radyo sunucusu Mehmet Gezegen'in program sonunda açıkladığı bilgiye göre söyleşide 1 milyon kişiye erişim oldu ve rekor kırıldı. Gönderiye yaklaşık 150 bin de yorum geldi. #BaşbakanFacebookta Etiketiyle de kısa sürede Twitter'da trend topic olan Davutoğlu, Twitter üzerinden de soru aldı.


SORULARA CEVAP VERDİ

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Seçimden sonra Türkiye'nin güvenlik sistemiyle, askerlikle ilgili genel bir yapılanma, daha profesyonel bir askere gidiş konusunda attığımız adımlar var, olacak" dedi.

İlk kez Facebook üzerinden canlı yayına katıldığını da aktaran Başbakan Davutoğlu, gençlerin her türlü soruyu kendisine yöneltebileceklerini ve yorumları da okuyacağını dile getirdi.

Askerlik konusunda bir çalışma olup olmadığı sorusu üzerine Davutoğlu, "Şu anda hemen yapılan bir çalışma yok. Zaten daha önce geçen sene bu aylarda biliyorsunuz bedelli askerlik konusunda bazı adımları atmıştık. Seçimden sonra Türkiye'nin güvenlik sistemiyle, askerlikle ilgili genel bir yapılanma, daha profesyonel bir askere gidiş konusunda attığımız adımlar var, olacak" dedi.

Yurt dışında yaşayanlar için bedelli askerlik ücretinin düşeceğini ifade eden Davutoğlu, "6 bin avrodan bin avroya düşürüyoruz. Bunun bir yük olmasını istemiyoruz. Kimse Türkiye'de askerlik yapmayı kendine yük gibi telakki etmemeli. Bu bir vatani görev" ifadelerini kullandı.

4C'ler ile ilgili bir soru üzerine de Davutoğlu, toplu sözleşmede alınan bütün kararların uygulamaya konduğunu, bunun ayrıca vurgulanmasına ihtiyaç duymadıklarını ifade ederek, seçimden sonra tüm bu hususları kapsayan bir çalışma yapacaklarını kaydetti.

Davutoğlu, gençlere yönelik projeleri konusunda da bilgi verdi. İnternetin ücretsiz olacağını, ikinci üniversiteye girenlere yurt imkanı sağlayacaklarını, gençler için pasaport harcını kaldıracaklarını, THY'nin gençlere seyahatlerinde indirim sağlayacağını aktaran Davutoğlu, yeni iş kuracakları gençlere projelerine göre hibe ve kredi imkanı sağlayacaklarını, genç istihdamında maaş ödeyeceklerini aktardı.

- TRAFİK CEZASI AFFI

"Trafik cezalarına af gelecek mi?" şeklindeki soru üzerine Davutoğlu, trafik konusundaki toplumsal hassasiyetin artması gerektiğini belirterek, "Can güvenliği çok önemli. Onun için bu anlamda bir af planımız içinde değil ama eğer toplumsal bir talep varsa ve bir ihtiyaçsa bu ayrıca düşünülür" diye konuştu.

Davutoğlu, bir dinleyicinin, muhalefetin Fatih Projesi'nin yürümediğini iddia ettiğini söylemesi üzerine, projenin devam ettiğini belirterek, "Muhalefet tabii doğası gereği neyse onu yapacak. 'Kullanılmıyor' diyorlarsa, ellerinden tutar kullanılan sınıflara götürürüz. Türkiye sathında son derece başarılı bir şekilde uygulanıyor, daha da yaygın şekilde uygulanacak" dedi.

Atama bekleyen öğretmenlerle ilgili sorular üzerine Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'nin ihtiyacı olan öğretmenler atanıyor her sene. Şubat ayı itibariyle inşallah tekrar 30 bin öğretmen atayacağız. Bu anlamda Türkiye'nin ihtiyacı olan öğretmenleri atamaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

1 KASIM SEÇİMLERİ

"1 Kasım'da beklenen sonuç alınamazsa ne olur?" sorusu üzerine Davutoğlu, şöyle konuştu: "Beklenen sonucun çıkacağını ümit ediyorum. 7 Haziran'da bir söz vermiştim, tek başına iktidar imkanı olmayınca millete karşı sorumluluktan hiç vazgeçmedik. 'Bir an dahi ülkeyi hükümetsiz bırakmayız' demiştik. Şu ana kadar da sözümüzde durduk. İnşallah 1 Kasım'da da milletimiz tek başına iktidar yönünde bize gerekli yetkiyi verir."

Davutoğlu, AK Parti'nin Seçim Beyannamesi kapsamında gençlere iş kurmaları halinde verecekleri teşvikleri anlattı.

Gençlerin kendilerine iyi bir projeyle başvurmaları durumunda, onlara öncelikle karşılıksız 50 bin lira vereceklerini belirten Davutoğlu, bunun için özel bir mekanizma kuracaklarını ifade etti.

Davutoğlu, söz konusu tutarın gençler için bir "cansuyu" olacağını kaydederek, "Bunu verirken de uzun bir bürokratik süreç olmayacak. Bu 50 bin liranın üzerinden, 100 gençten gerçekten yarısı girişimciliği başarır ve iyi bir şirket, iyi bir proje gerçekleştirirse bir kaç sene sonra yeni gençler istihdam edecek ve bize vergi ödemeye başlayacak. Yani burada kayıp yok. Ufak tefek fireler olsa dahi, uzun dönemde bu proje genç istihdamı artırıcı ve yeni gençleri de istihdama katıcı bir rol oynayacak" diye konuştu.

Davutoğlu, "Bu kredileri verirken gencin hangi partiye oy verdiğinin bir önemi var mı?" sorusuna da "Hayır. Burada bütün gençlerimize ve vatandaşlarımıza bir şeref sözü olarak söylüyorum; herhangi bir vatandaşımızın hangi partiye oy verdiğini bilerek ayrımcılık yaptığım anda bu makamın tümü, hatta bu can da bize haram olur. Bu bir şeref sözüdür" dedi.

Öğretim üyesi olduğu dönemde de aynı tavrı takındığını, gençleri siyasi görüşleriyle değerlendirmediğini aktaran Davutoğlu, "Bilirdim hangi gencimizin siyasi görüşü nedir diye ama bir tek öğrencim çıkar da 'Ahmet Davutoğlu öğretim üyesiyken benim siyasi görüşümü bildiği için bana olumsuz bir tavır takındı' derse, ben bununla da yüzleşmeye de hazırım. Dolayısıyla o zamanki tutumum neyse, şu anda başbakan olarak da tutumun bu. Gençlerimiz istediği yere oy verebilirler ama oy verdikten sonra biz hükümet olduğumuzda ben o gençlerin hepsinin Başbakanıyım ben. Bana en sert eleştiri yapan gencin de başbakanı benim" diye konuştu.

Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle bir soru üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti: "Girecek. Çok zorluklar konulacak önümüze ama bu zorlukları birer birer aşacağız. Dışişleri Bakanı olduğum dönemde, bürokratlar Schengen'e girmenin imkansız olduğu, dolayısıyla vize kolaylığı sağlayacak bir yol takip edilmesi yönünde görüş bildirdi. Ben dedim ki 'biz mutlaka vize muafiyeti isteyeceğiz. Yani Schengen'e girme talebinde bulunacağız.' 2009 Aralık'ı. Şimdi zorlayarak, üzerine üzerine giderek, AB'nin bütün süreçlerini kullanarak elhamdülillah şimdi şunu söyleyebiliyoruz; 2016'nın yazında, en geç 2017'de Shengen'e gireceğiz. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye'yi ziyareti esnasında da Schengen konusunu görüştük. Prensipte şu anda AB ile 2016 yazı gibi geri kabul anlaşmasıyla Schengen'e giriş sürecini birbirine zaten paralel kılmıştık. Bunun tamamlanacağını ümit ediyorum. İnşallah, Schengen kalktığında belki bir grup gençle ilk seyahati birlikte yaparız".

- "DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ İÇİNDE KURALLAR İŞLER"

Başbakan Davutoğlu, "Aleni bir şekilde PKK'ya destek veren HDP'lilere neden yargı yolu açılmıyor?" sorusu üzerine, şunları söyledi: "Türkiye, demokratik hukuk devleti. Kime, ne temelde yargı yolu açılacağına yargı mercileri karar verir. Ben başbakan olarak herhangi bir siyasi veya vatandaş için, 'ona yargı yolu açılsın' diye empoze eden bir fikirde bulunamam. Ancak, herkesin de teröre destek veren bu anlayışa karşı sesini yükseltmesini, bu anlayışı telin etmesini de siyasetçi olarak tavsiye edebilirim. Dolayısıyla, demokratik hukuk devleti içinde kurallar işler. Nitekim bazıları için, belediye başkanları için, belli hukuki süreçler işliyor biliyorsunuz ve belediye başkanları bu tavırları alan, özerklik edenler hakkında hukuki süreçler neticesinde görevden alınanlar, göz altına alınanlar, tutuklananlar oldu. TBMM'ye üye olan milletvekillerinin dokunulmazlıkları var ancak bu demokratik hukuk devletinde hukuki süreçlerin işlemeyeceği anlamına da gelmez."

Davutoğlu, "Doğu'daki halkımız rahatça oy kullanabilecek mi?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Bunun için her türlü tedbiri aldık. Mesela bu sandıkların belli merkezlerde toplanması, daha doğrusu sandıkların mahalli tayin edilirken bunun göz önüne alınmasıyla ilgili bir husus YSK'da reddedildi. Eğer biz Meclis'i çalıştırabilseydik iki konuda seçim yasasında düzenlemeler düşünüyorduk. Birisi seçim barajının düşürülmesi, ikincisi de güvenliğin sağlanması açısından da sandıkların karıştırılarak seçmenlerin kimliklerinin tespit edilmesini imkansız hale getirileceği şekilde merkezlerde kullanılmasıydı. Bu açıdan gelecek baskıları karşılayacak şekildeki düzenlemeleri inşallah gelecek seçimler için yaparız. Bu seçim için mümkün olmadı. Bu seçim içinse güvenlik şartlarını temin etmek için gerekli her türlü tedbirler alındı."

- "PKK'YE PYD'YE SIRTIMIZI YASLIYORUZ DEMELERİ MAZUR GÖRÜLEBİLİR DEĞİL"

Başbakan Davutoğlu'nun soruları cevapladığı esnada verilen arada daha önceki günlerde çeşitli programlarda yayınlara katılan Kürt gençlerinin PKK'ya gösterdikleri tepkilerin yer aldığı kayıtlar yayınlandı.

Davutoğlu, gençlerin tepkileriyle ilgili, "Çok güzel mesajlar, vicdandan ve yürekten gelen mesajlar. Bu toprakların mayasının ne kadar sağlam olduğunu gösteren mesajlardır. Evvelsi gün Şanlıurfa'daydım, dün İzmir'deydim bugün Adana'ydım. Karşımda o kitleyi gördüğümde aralarında Türk var Kürt var... Hissettiğim tek şey ortak bir ruh ve haykırışla bu teröre karşı tutum konusunda hepsinin birleşmiş olmasıydı. Ama Meclis'e gelip de varsa bir haksızlık orada tartışma imkanına sahip olan HDP milletvekillerinin bunu yapmadan alanda 'PKK'ya ve PYD'ye sırtımızı yaslıyoruz' demeleri mazur görülebilir bir şey değildir" diye konuştu.

Davutoğlu, bayram namazını Diyarbakır'da kıldığını hatırlatarak, halkın kendisine "Bizi bunlardan kurtarın" dediğini kaydetti.

Başkanlık sistemiyle ilgili ne zaman çalışma yapılacağına ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, bunun tek başına AK Parti'nin elinde olan bir husus olmadığını belirterek, "Anayasa için yeterli sayıya ulaşmış olursak, o zaman salt başkanlık sistemi etrafında değil daha özgürlükçü, insan onuruna sahip ve insanı esas alan bir Anayasa yapma konusunda kararımız kesin. Ümit ederiz Anayasa'yı değiştirecek sayıya sahip oluruz, harekete geçeriz. Anayasa'yı değiştirecek sayıya gelmezsek bir mutabakat arayışı içinde diğer partilerle temasa geçip, bu Anayasa'yı mutlaka değiştirmemiz lazım" diye konuştu.

Memur maaşlarına zamla ilgili bir soru üzerine de Davutoğlu, "Memura yeni verdik. İşçi, memur diye ayırmıyoruz. Memur emeklilerine de aynı zammı yapıyoruz. Temmuz ayında memurlara çok yüksek oranda bir zam verdik. Enflasyona memurları kesinlikle ezdirmeyiz. Memura bir kademe artışı da sağladık" dedi.

Yurt dışında okuyan öğrencilerin denklikle ilgili sorusuna da Davutoğlu, şu an denklikte bir problem olmadığını, YÖK'ün bu denklikleri otomatik işleme soktuğunu ifade ederek, "Ama şahsi bir sıkıntısı varsa onu da iletsinler, hemen bakarız" yanıtını verdi.

Sınav sistemlerindeki değişimle bir soru üzerine Davutoğlu, şöyle konuştu: "Sınav sistemindeki istikrar başarı için önemlidir. İnşallah önümüzdeki dönem sınav sisteminin tekrar değişmemesi için gereken her şey yapılacak. Zaten şu andaki sınav sisteminde bir değişiklik planlanmış ya da yapılmış değil. Sınav sisteminde tek günlük değişiklik düşünüyoruz, o da üniversite giriş sınavını yılda bir kere değil aynı TOEFL gibi 2 kere, belki 3 kere yaparak öğrencinin tek bir güne sığdırmamak. O günden etkilenmemeleri için alternatifli sınavlar verebileceğiz. Onun dışında bir daha bir değişiklik olmayacak."

İstanbul gibi büyükşehirlerde trafiğin emniyetten belediyeye verilmesine ilişkin soruya Ahmet Davutoğlu, "Değerlendirilebilir ancak, trafiğin bir güvenlik boyutu da var. Bir süre sonra trafik canavarı diye bir tabir gelişiyor. Asayiş problemlerine dönüşebiliyor. Alkollü araç kullanan biri bir asayiş problemidir. Ya da uyuşturucu üzerinden işlenen bir takım şeyler. Prensipte karşı çıktığımız bir şey değil" ifadelerini kullandı.

- "TERÖRLE MÜCADELE KESİNLİKLE YÜRÜTÜLECEK"

Başbakan Davutoğlu, "Çözüm süreci tekrar başlayacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Çözüm süreci bitmiş diye bir tabiri hiçbir zaman kullanmadık. Süreç durdu ama vazgeçtik, bu süreci tamamıyla bitirdik anlamında bir ifade kullanmadık. 7 Haziran'dan sonraki, Ceylanpınar'da 2 polisimizin şehit olmasıyla başlayan saldırılar olmamış olsaydı, biz bütün bu süreçleri nihai kertede demokratik yollarla yürütmeye ve bu yolla engellemeye çalışacaktık. PKK, DHKP-C aynı anda, halkımızın huzurunu bozan terör faaliyetine girdiler ki buna karşı en etkin mücadeleyi yürütmek şart oldu. 2 şey birbirinin alternatifi değil. Terörle mücadele kesinlikle yürütülecek. Kamu düzenini kim bozuyorsa cezalandırılacak, adalete teslim edilecek. Vatandaşlarımızın demokratik haklarından da hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Terörist ile vatandaş arasında kesin bir ayrım yaparak, vatandaşlarımızın her türlü demokratik talebini karşılamaya dayalı olan çözüm süreci mutlaka işlev kazanacak."

Başbakan Davutoğlu, muhalefet partilerine oy vereceğini söyleyen vatandaşların radyo kayıtlarını dinledikten sonra değerlendirmede bulundu.

"Canlı bombaları biliyorduk ama eylem yapmadan tutuklayamazdık" diye bir ifade kullanıp kullanmadığı sorulan Davutoğlu, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirterek, "Söylediğim şey şu; Türkiye demokratik hukuk devleti. Hükümetin görevi, potansiyel bir suçluyu yakalayıp yargıya teslim etmek. Hakim onu bıraktığında, tekrar onu 'tutuklayın' diye talimat veremem. Elimizde istihbarat olduğunda, suç işleme potansiyeli olan birini yargıya teslim ederiz. Onun ötesinde bizim müdahil olma hakkımız yok."

Suriye konusundaki eleştirilere ilişkin Davutoğlu, "Bizim şimdiye kadar Suriye yönetimini uyarmamız, elimizden geldiği kadar olayların başında yardımcı olmaya çalışmamızın dışında Türkiye'nin Suriye'deki krizde hiç bir payı yok. Suriye'nin karışmasından AK Parti sorumlu değil ki, karıştıktan sonra 'karışacak' demenin bir faydası da yok. Bu karışıklıktan birinci sorumlu Suriye yönetimi" dedi.

Davutoğlu, "Muhalefet, 7 Haziran'da vatandaşın bütün partilere koalisyon talimatı verdiğini, sizin seçim hükümeti teklifinde bulunduğunuzu söylüyor" şeklindeki değerlendirmeye, şu yanıtı verdi:

"Sayın Kılıçdaroğlu, 7 Haziran'dan hemen sonra AK Parti'yi dışlayan formüller üretti. Bahçeli'ye başbakanlık teklif etti, blok siyasetinden bahsetti. Bahçeli, her şeye 'hayır' dedi. Demirtaş, 'AK Parti ile asla olmaz' dedi. Ben buna rağmen bütün partileri gezdim ve CHP ile uzun bir görüşme silsilesi yaptık. O görüşmelere başlarken, uzun dönem koalisyon kurma iradesiyle başladık ama o görüşmeler esnasında CHP çok açık bir şekilde AK Parti'nin 13 yıllık dönemini bir yıkım dönemi olarak görüp, bir restorasyondan bahsetti ki bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Anlaşamadık, o zaman seçim hükümetinden bahsettik."

Başbakan Davutoğlu, bir dinleyicinin "Kürdüm dedikten sonra utanıyorum" sözü üzerine, "Hiç utanmasın. PKK'nın yaptığı sebebiyle, hiçbir Kürt vatandaşımın başının öne eğilmesini istemem. Suçlu, suçludur. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Müslüman, hristiyan olsa da suçludur. Suç, niteliği itibariyle suçtur, kimin yaptığına bakılmaksızın suçtur. Dolayısıyla herhangi bir Kürt vatandaşımın PKK'nın yaptıkları dolayısıyla kendisini suçlu hissetmesini ben arzu etmem" dedi.

- "MİLLİ İRADE NE DERSE ONU KABUL EDERİZ"

Davutoğlu, 7 Haziran seçim sonuçlarıyla ilgili soru üzerine şunları kaydetti: "Milli irade ne derse onu kabul ederiz. Beklediğimiz bir sonuç kesinlikle değildi. Üç partili bir sistem olsaydı çok rahat iktidardaydık. Burada fark dört partinin birden Meclis'e girmesi. Bunun dışında biz kendi muhasebemizi yaptık. Ben vatandaşta hata aramam. Bizde de hatalar olabilir. 13 yıllık iktidarın getirdiği doğal bir yıpranma her zaman söz konusu olur. AK Parti'nin başarısı dünya ölçeğinde bir başarı. Hiçbir demokratik sistemde arka arkaya 4 genel seçim, 3 mahalli seçim, 1 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2 referandumdan birinci çıkmış bir parti yok. Bu bir başarı hikayesi. Burada en önemli faktör, 13 yıl önceki seçmenin beklentisiyle şimdiki seçmenin beklentisi değişti. Biz aslında kendi başarımızla yüzleşiyoruz. Çünkü 13 yıl içinde öyle bir seçmen tabanı oluşturduk ki çıta yüzde 10'lar seviyesinden 60-70'lere çıktı."

"7 Haziran'da böyle bir sonuç çıkmasaydı, AK Parti tek başına iktidar olsaydı, Türkiye'deki terör eylemleri, bu kaos ortamı olur muydu?" sorusu üzerine Davutoğlu, bunun bir kısmının seçimle, bir kısmının da Suriye ve Irak'taki gelişmeler sebebiyle PKK'yı kullanmak isteyen bir takım dış mihrakların PKK'yı yönetmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

AK Parti tek başına iktidar olsaydı da PKK'nın bu eylemlere yönelme niyetinde olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Çünkü Suriye'deki gelişmeler Irak'taki boşluk, bu güç boşluğunu bir takım istihbari çevreler de PKK'ya eyleme geçmeleri konusunda teşvik, tavsiye ve yardımda bulundular. 7 Haziran'da hükümet kurulamayacağı intibağıyla, PKK ve onu destekleyen çevreler 'işte şimdi tam vakti' dediler" şeklinde konuştu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aranızda bir problem var mı?" şeklindeki soruya Davutoğlu, "Söz konusu değil, bu sualin tekrar tekrar sorulmasından haz etmiyorum" yanıtını verdi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile her konuda anlaşıyor musunuz?" sorusunu Başbakan Davutoğlu, "Ben başdanışmanken Sayın Cumhurbaşkanımız başbakan iken farklı görüşler olurdu. Neden? Ben başdanışmanım? Çünkü gerektiğinde danışmanlarımın hepsi bana hergün 'haklısınız' dese ben onu niye danışman kılayım. (Erdoğan Başbakan iken) Anlaşamadığımız konular olurdu ama nihai sorumluluk ona aitti. Ben kanaatimi söylerdim ama genel perspektifimiz hep aynı oldu" diye yanıtladı.

Soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan ile şahsi ilişkilerini anlatan Başbakan Davutoğlu, "Şimdi ise başbakan ve cumhurbaşkanı ilişkisi olarak devletin zirvesinde şahsi ilişkilerimizin ötesinde bir devlet görevi yönetiyoruz. Şahsi ilişkilerimiz cumhurbaşkanımızla her zaman mükemmel oldu. Diyelim ki görüş ayrılığı olursa da iki makamın gereği neyse o yapılıyor" dedi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan yetkisini aşıyor mu?" şeklinde soru üzerine Davutoğlu şöyle konuştu: "Yetki aşmadan çok Türkiye'de 12 Eylül darbe Anayasa'sının getirdiği bir yetki çatışması var. 12 Eylül Anayasa'sını yapanların zihninde şu vardı; Kenan Evren gibi birisi cumhurbaşkanı olacak, halkın seçtiği başbakanı denetleyecek. Yol, bayındırlık işlerini başbakan yapacak ama 'Kıbrıs politikası ne olacak?' Bunları cumhurbaşkanı ve o dönemin şartları içinde söylüyorum asker belirleyecek. Sorumluluk başbakanda olacak fakat cumhurbaşkanı sorumsuz olacak. Bu, Özal'ın seçilmesiyle değişmeye başladı. Daha sonra birçok yetki çatışmaları yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın halk tarafından seçilmesiyle bir özel konuma da sahip oldu. Yetki farklılaşmalarının ortadan kalkması lazım. Başkanlık sistemi ya da parlamenter sistem etrafındaki tartışmalara şahsen bu nazarla bakıyorum. Türkiye'de yetkinin netleşmesi lazım. Yetki sahibi kimse sorumlunun o olması lazım. Sorumluluk sahibi kimse yetkinin onda birikmesi lazım. Bu anlamda hepimizin sükunetle, suhuletle seçimden sonra bütün bu sistem sorunlarını tartışmaya ihtiyacımız var. Muhalefetle birlikte sivil toplum olarak Türkiye'de bu Anayasa ile ülke denetlemenin zorluğunu herkes görüyor. Şu anda bu iyi yönetiliyorsa aynı zihniyete, perspektife sahip başbakanın, meclis başkanın, cumhurbaşkanın olması buna kolaylık sağlıyor."

"11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Bülent Arınç hakkındaki görüşünüz nedir?" şeklindeki soruya ise Başbakan Davutoğlu, şu yanıtı verdi: "Sayın Gül ile ilişkimiz 80, Sayın Arınç'la olan ilişkimiz 90'lı yıllara kadar gider. Biz aynı davayı birlikte savunmuş kişileriz. Her zaman karşılıklı saygıya dayalı güzel ilişkilerimiz oldu. Sayın Gül'e de Erdoğan'a da başdanışmanlık yaptım. Hiçbir zaman bu anlamda dostlar arasında bir fark gözetmedim. Farklı kanaatler olur, görüşler beyan edilir. Benim yürekten emin olduğum şu ki bizim aramızda dostluk her zaman bakidir. Başka partilerin içinde ne büyük depremler yaşanıyor, anormal görünmüyor. AK Parti içinde veya çevresinde farklı kanaatler olduğunda problemmiş gibi görülüyor. Bunu hepimizin olgunlukla karşılaması lazım. Nihai kertede AK Parti'nin kurumsal bir yapısı var. Kongresini yeni yaptı. AK Parti'nin Genel Başkanı olarak da partinin politikası konusunda sorumluk sahibi de yetki sahibi de hesap sorulma makamında ve gerektiğinde hesap verme makamında olan benim."

Paralel yapıyla mücadele konusundaki "İnsani duygularla hizmet etmeye çalışan cemaat yapısında olanlara bir mesajınız var mı?" şeklindeki soru üzerine Davutoğlu, "Paralel yapının işlediği suçlardan o yapıya geçmişte iyi niyetle bir şekilde katkıda bulunmuş kişilerin, kolektif bir suç ile bu suçu üstlenmemeleri lazım. Dolayısıyla nasıl PKK ile Kürt vatandaşlarımızı ayırt ediyoruz, aynı şekilde devleti içeriden bürokrasi üzerinden, milletten meşruiyet almaksızın ele geçirmeye çalışan bir yapıyla, mütedeyyin, hayırsever bir şekilde bir cemaat faaliyeti diyerek başta o düşünceyle yapıya katkıda bulunmuş olan kişileri ayırt ediyoruz. İkisi tamamıyla iki farklı dünyadır. Birinde iyi niyet vardır, birinde hayır yapma niyeti vardır, diğerinde ise bu hayırlar üzerinden istismar ile paralel yapı kurmak. Bakın KCK da bir paralel yapıydı, bu yapı da bir paralel yapı. Hepsi ne yapmaya çalışıyor? Devlet otoritesini hesap vermeden kullanmaya çalışıyor" diye konuştu.

Herkesin hesap verme durumunda olduğunu aktaran Davutoğlu, "Ben AK Parti Genel Başkanı olarak hesap vermek durumundayım, Başbakan olarak hesap vermek durumundayım ama Kandil'deki hesap vermiyor, o sadece gelip baskıyla hesap sormaya çalışıyor veya Pensilvanya'da oturan bir kaç hakim, bir kaç emniyet müdürü ayarlayıp insanların hayatını karartmaya çalışıyor. İşte bunlara karşı bizim 'meşruiyet' dememiz lazım. Meşruiyet, meşruiyet, meşruiyet" dedi.

Abdullah Gül'ün başdanışmanı olduğu dönemden itibaren pek çok sivil ve askerin birlikte gerçekleştirdiği toplantılara katıldığını hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti: "Bir resim olsa da keşke o günlerin MGK'sıyla bugünlerin MGK'sı karşılaştırılabilseydi. Düşünün, asker bir tarafta otururdu, biz siviller bir tarafta, asker bürokrat biz hesap verme makamındayız ama Dışişleri Bakanı olarak ben hükümet sırasında diyelim 8., 9. sıradayım. Karşımda bürokrat oturuyor, 'Benim müsteşarım benim karşımda oturuyor' gibi bir görüntü doğardı. Şimdi karışarak herkes birbiriyle oturuyor. O kadar insicam içinde. Bu terörle mücadelenin başarısının en önemli sırrı ne biliyor musunuz? Koordinasyon, insicam. Polis, asker, emniyet görevlisi, silahlı kuvvetler görevlisi, siyasi otorite, onu kullanan ve hesabı verecek olan siyasi otoritenin dirayeti, bütün toplantılarda biz ne yapacağına karar veriyoruz, hiçbir askeri yetkilimizin de 'buna katılmadım' dediğini duymadım. İstişare ederiz, onlar kanaatlerini beyan ederler. Hep beraber karar veririz, kimsenin zihninin arkasında, ikinci bir hesap yok. Herkes görevini yapıyor. İşte bu 13 yıllık en büyük devrim. Sessiz devrim bu. Demokrasi devrimi bu. Hatalar varsa onları da konuşuruz, onları da düzeltiriz. En büyük meselemiz şu anda bizim yargıyı rayına oturtmak. Yargıyı objektif ve tarafsız adalet anlayışı çerçevesinde istismar edilmesini engelleyecek şekilde rayına oturtursak Türkiye'nin geleceği çok daha parlak olacak."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Oylarımızın farklılaşması gönüllerimizi birleştirmemizin önünde engel olmamalı" diyerek dinleyici ve takipçilere selamla konuşmasını tamamladı.