X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER “En son ailece ‘Küçük Prens’ filmini izledik”
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

“En son ailece ‘Küçük Prens’ filmini izledik”

  • Giriş Tarihi: 26.10.2015 13:33 Güncelleme Tarihi: 26.10.2015 13:35
“En son ailece ‘Küçük Prens’ filmini izledik”
“En son ailece ‘Küçük Prens’ filmini izledik”

Seçimlere Ak Parti’den katılan, İstanbul milletvekili adayı Berat Albayrak sanat ve edebiyatta ailesinden gördüğünü çocuklarına aktarıyor. Türk sinemasını yakından takip ediyor, müzikle arası iyi. Eşiyle birlikte geniş bir kütüphaneleri var. Çocuklarını da bu yönde teşvik ediyorlar. Ailece film izlemeyi de seviyorlar

Berat Albayrak'la sanattan ekonomiye uzanan geniş bir söyleşi yapan Milliyet gazetesi sadece ekonomiye değil sanata da hakim Albayrak; büyük bir kütüphanesi olan bir evde, babanın daktilo sesleri annenin edebiyat okumaları arasında yetişiyor. Babası abisiyle kendisini sık sık sinemaya, tiyatroya götürüyor. Evlerine her gazete giriyor. Şimdi o da eşiyle birlikte çocuklarıyla benzer bir sosyokültürel ortamı paylaşmaya çalışıyor. Köşe yazarlığı da yapan Albayrak Kitap yazma konusunda ise "İleri bir dönemde, uygun ortam olduğunda hep zihnimin bir köşesinde olan bir düşünce" diyor.

-Köşe yazarlığınız sizin için ne ifade ediyor?

Baba mesleği demek benim için. Şaka bir yana ben yapı olarak bildiğini, edindiği tecrübe ve birikimlerini başkalarıyla paylaşmayı seven ve onlardan alacağı geri bildirimlerle heyecanlanan bir insanım. Üniversitede ders vermeye devam etmemin de, yazarlık sürecimin de arkasında bu yatıyor sanırım. Bilmenin ve öğrenmenin sonu yok. Bu yaşam yolculuğunda kabımızı doldurmaya ve doldukça paylaşmaya son nefese kadar devam.



-Yazılarınızı toplayacağınız kitap projeleriniz var mı?

Konu kitap olunca en büyük zenginliğim büyük bir kütüphanesi olan bir evde ve hayatı boyunca birçok kitaba imza atmış bir babayla ve çok sıkı bir okur olan çok kıymetli bir anneyle büyümüş olmaktır. Babamın önünde daktilosu, annemin elinde ise özellikle romanları eksik olmazdı. Her zaman kitaplarla iç içe oldum, bugün de eşimle ortak, geniş bir kütüphanemiz var. Çocuklarımızı da kendi kitaplıklarını oluşturmaları için teşvik ediyoruz. Kitap yazmak ise ileri bir dönemde, uygun ortam ve vakit oluştuğunda hep zihnimin bir yerinde bulunan bir düşünce. İnşallah nasip olur.

"Pazar günleri sabahtan akşama gazete okuma günüydü bizim için"

-Türkiye'deki kültür sanat ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün Türkiye'de kültür ve sanat ortamı 10-15 sene öncesine göre çok daha olumlu bir seyir içinde bence. Özellikle yerlileşme noktasında bir hareketlilik olması benim zaviyemden sevindirici. Geleneksel olanla modern, postmodern olanın buluşması çok farklı bir zenginlik olarak karşımıza çıkacak zamanla... Bu olumlu seyir yeterli mi? Elbette henüz değil... Bir keşif dönemi yaşıyoruz. Bunun da biraz eski Türkiye-yeni Türkiye bağlamında okunabileceği kanaatindeyim. Bugün Türkiye, Eski Türkiye'deki kültür sanat iklimindeki tek kutuplu, lineer, dışlayıcı hegemonik yaklaşımdan uzaklaşıyor. İşte liberal kesim, muhafazakâr kesim ve Türkiye'nin daha pek çok etnik, dini unsuru sanatın farklı dallarında ürün, eser ortaya koymaya başladı. Bu gelişmeler önümüzdeki 10-20 yıl içinde elbette kültür sanat iklimimizi daha canlı, daha dinamik ve zengin hale getirecektir. Son 10 yılda sinema alanında son derece başarılı sanatsal ve entelektüel yapıtlar da ortaya kondu. Daha iyileri, özgünleri de gelecektir, bundan eminim.

-Son dönemlerde Türk sinemasında en çok beğendiğiniz yönetmen/film hangisi?

Derviş Zaim'in geleneksel Türk sanatlarıyla sinemanın ilişkisini anlattığı "Cenneti Beklerken", "Nokta" ve "Gölgeler ve Suretler" üçlemesi.

-Genel olarak film seyredecek vaktiniz oluyor mu? Sinemaya gidemeseniz bile zaman zaman DVD izlediğiniz...

Hem evde hem de sinemada film izlemeye vakit ayırmaya çalışıyoruz. En son ailece "Küçük Prens"i izledik. Kitabını okumaya başlamış olan oğluma dedim ki "Önce kitabı bitir, sonra filmine götüreceğim seni". Kitabı bitirdi öyle gittik. Gözleri yaşardı, epey duygulandığı yerler oldu. Çok hoşuna gitti. "Kitap mı güzeldi? Sinemada seyrettiğin film mi?" diye sordum.
O da dedi ki "Kitap daha güzeldi ama sonunu filmde daha iyi anladım".

-Kaç yaşında?

9 bitiyor, şimdi 10'a girecek. Kitapta kendi oluşturduğu hayal gücü çok daha müthiş bir ufuk açmış onda. Yine de "Filmi de çok beğendim" dedi. Kültür sanat açısından bu yaşlarda kitap, tiyatro, sinema, karikatürle beslenmek insanı yetişkin çağına farklı bir şekilde hazırlıyor. Bizim peder de abimle beni hem tiyatroya hem sinemaya götürürdü; eve her gazete girerdi. Pazar günleri zaten sabahtan akşama kadar gazete okuma günüydü. Biz de çocuklarımızla benzer bir sosyal kültürel ortamı paylaşmaya çalışıyoruz.

"Matrix son dönemin en iyi filmlerinden biri"


-Sizin unutamadığınız filmler var mı?

"Gazap Üzümleri" ve "Doktor Jivago" çok etkilendiğim filmlerdendir. Popüler sinemada ise "Matrix" bence son dönemin en iyi filmlerinden biri. Bu filmler sadece içerik, yönetmenin hayal dünyası özelinde kült filmler değiller. Hakikaten son 100 yılın en önemli olayı kapitalizmin küresel sistemi domine etmesiyse eğer, bu filmlerin çok önemli bir özelliği de aslında ciddi birer sistem eleştirisi içermeleridir. "Gazap Üzümleri" 1929 buhranını etkileyici bir dille anlatır. "Doktor Jivago" malum komünist devrimine dayalı, Çarlık Rusyası'nda yaşanan süreci bir aşk hikayesi üzerinden müthiş tespitlerle anlatır. "Matrix" ise bence son 100 yılın kapitalist sisteme dayalı toplumsal resmini çok iyi çeken ve eleştirisini ortaya koyan bir film. Modern insanın kozmosla ilişkisine dair de çok ilginç saptamalar yapan bir filmdir.

-Müzik dinliyor musunuz?

Klasik musikiden halk müziğine, popüler müziğe kadar müziğin iyi yorumlanmış her formunu dinlerim. Fakat Barış Manço gibi, MFÖ gibi isimleri özellikle severim. Nilüfer de sesiyle, yorumuyla çok özgün bulduğum bir sanatçıdır. Ancak Barış Manço'nun yeri ayrıdır. Zira "Sanat toplum içindir"i en iyi başarmış sanatçılardan biridir bence. Popüler olana savaş açmak yerine, iyi olanın popülerleştirilebileceğini bilfiil göstermiş değerli bir sanatçı...

"Referans kitaplarına vakit ayırıyorum"

-Eşinizle birlikte oluşturduğunuz kütüphaneyi tarif eder misiniz?

Eşim sosyal bilimci, biz de finansçı olunca kütüphanemizin bir tarafında yerli ve yabancı sosyolojik çalışmalar, diğer tarafında işletme, finans üzerine yoğunlaşan çalışmalar; ortasında da kültür, sanat, edebiyat, siyaset, dünya tarihi ve gezi kitapları... Keyifli bir kaçamak alanıdır kütüphanemiz.

-Hangi kitapları tercih edersiniz okumak için?

Bugün eskisi kadar popüler ve güncel kitapları takip etmeye vaktimiz olmuyor. Okuma gündemimi daha çok raporlar, araştırmalar, makaleler kaplıyor son dönemde... Bunlardan arta kalan dar zamanlarımda da referans kitaplarını taramaya vakit ayırmaya çalışıyorum. O da eski yoğunlukta ve sıklıkta değil.

-En son ne okudunuz?

En son Gazali'nin "Minhacu'l-Abidin" adlı kitabını okudum.

Filiz Aygündüz/Milliyet Pazar