X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Çantayı Davutoğlu'na açsaydı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"yı Davutoğlu'na açsaydı"

  • Giriş Tarihi: 31.10.2015 00:03 Güncelleme Tarihi: 31.10.2015 00:15
"Çantayı Davutoğlu'na açsaydı"
Çantayı Davutoğlu'na açsaydı

Başbakan Yardımcısı Yıldırım , Genel Başkanı 'nin koalisyon görüşmelerinde yaşananlar hakkındaki açıklamalarına ilişkin, "Televizyondaki hanım kıza açacağına, Davutoğlu'na açsaydın yı o zaman" dedi.

Kendisinin siyasetçi bir aileden geldiğini, siyasette usta çırak ilişkisinin önemli olduğuna işaret eden Türkeş, "Ustan iyi olacak, iyi ustanın yanında eğitim alacaksın sende de çırak olarak bir şey varsa işi kaparsın" değerlendirmesinde bulundu.
Türkeş, siyasette siyasi partilerin araç değil, amaç olduğunu, siyasetin insan için yapılması gerektiğini, siyaset yapmak isteyenlerin önce kendisini, milletini ve insanı sevmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin 20 ayda 4. seçimi yapacağını ve artık seçimlerden yorulduğunu aktaran Türkeş, 2014 yılında partilerin belediye başkanlığı seçimleriyle bir tartıya çıktığını, kendilerini ölçtüğünü anlattı. Belediye seçiminin ardından Cumhurbaşkanlığı seçiminin gündeme geldiğini hatırlatan , o dönemde yaşanan adaylık tartışmalarını hatırlatarak, "ANAP iktidardaydı, rahmetli Özal, Cumhurbaşkanı oldu, normaldi. Sonra hakkın rahmetine kavuştu. O dönemde Doğru Yol Partisi iktidardaydı, rahmetli Süleyman bey, Cumhurbaşkanı olmak istedi ve oldu. Demek ki normal, doğal. İktidarda kim varsa onun başındakini meclis gönderiyor" dedi.

iktidarında ise Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olması döneminde çeşitli tartışmaların yaşandığına dikkati çeken Türkeş, tartışmalara rağmen Gül'ün Cumhurbaşkanı olduğunu kaydetti.
Geçen yıl ise ilk defa cumhurbaşkanını halkın belirlediğini anımsatan Türkeş, AK Parti'nin 'ı aday gösterirken, diğer partilerin kendi içlerinden bir aday çıkaramadıklarını ifade etti.

KENDİ İÇLERİNDEN LAYIK BİR ADAY BULAMADILAR

ve 'nin kendi içinden aday olmaya layık bir adam bulamadığını dile getiren Türkeş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Koskoca rahmetli Atatürk'ün, rahmetli İnönü'nün partisi, yılların ana muhalefet partisi, koskoca Cumhuriyet Halk Partisi içinden cumhurbaşkanı adayı olmaya layık olabilecek bir adam çıkartmadı, bir adam. Bu çok gariptir. Bugün 'ben iktidara talibim, iktidar olmak istiyorum, benim mutlaka iktidar olmam lazım' diyenlerin ne halde olduğunu görün diye anlatıyorum. Bir adam ya... İçinizde bir adam yok mu cumhurbaşkanı olacak. Çıkmadı. Bizim eski mahallede, sağolsun Devlet beye bir gazeteci soruyor, diyor ki 'Biz haddimizi biliriz'. Türkiye Cumhuriyeti Devletine cumhurbaşkanı adayı olmak, en önemli şereftir. Sen her gün çıkıp, bu sevilesi millete keskin bakıyorsun kızar gibi. Bir, bunları sevmen gerekiyor, seveceksin. İki, vatan millet sakarya deyince, 'en iyi ben bilirim' diyorsan en iyi de senin haddin, hakkın olması lazım".

CHP ve MHP'nin ithal cumhurbaşkanı adayı gösterdiğini belirten Türkeş, 'böyle bir uygulamanın yanlış olduğunu', MHP içindeyken söylediğini ve o günden itibaren bir gün bile çalışmadığını kaydetti. Kendisinin hayatta yanlışla beraber olmadığını aktaran Türkeş, "Bizim usta bize öyle öğretmedi, ben iyi ustanın yanında yetiştim" ifadesini kullandı.

Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın yüzde 52'sinin oyunu alırken, diğer iki partinin belediye başkanlığı seçiminde çıkan sonuç kadar oy alamadıklarını bildirdi.
Siyasetin, "Birileri koltuklarda otursun, baş köşelerde dursun, büyük büyük laflar etsin, ondan sonra da hiçbir lafın gereğini yerine getirmesin" anlamı taşımadığına işaret eden Türkeş, siyasetin içinden çıktığı milleti sevip, ona hizmet etme sanatı olduğunu belirtti.

HDP'Yİ DESTEKLEDİLER

"İki parti ithal adayla böyle bir sonuç aldığı halde, boyunun ölçüsünü almadı demek ki öğrenememişler" diyen Tuğrul Türkeş, 7 Haziran'daki seçimde de Türkiye'de büyük bir ayıp, yanlış yapıldığını vurguladı.

İktidarda olmayan her iki partinin, "Bizden bir şey olmaz" diye başka bir partiyi meclise sokma gayretine girdiğini ifade eden Türkeş, "Bunu daha çok CHP yaptı. Kendisi 'Ben fikrimi söyleyeyim, programımı yapayım, derdimi anlatayım, vatandaşın desteğini alayım' demek yerine, PKK terör örgütünün siyasi kanadını partiymiş gibi muamele ederek, ona oy verip, ona oy verdirip, onu arkasından kaktırıp, meclise soktular" dedi.
Tuğrul Türkeş, kimseyi etnik kimliğine göre ayırmadıklarının, herkesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gördüklerini, etnik ayrımcılık yapıp, bunu da şiddete ve teröre çevirmenin büyük bir ayıp olduğunu vurguladı.

AK Parti karşıtları tarafından 'ye hak etmediği halde oy verildiğini anlatan Türkeş, "(Benim partiden bir şey olmaz, ben bunları meclise kaktıralım, sokayım, böylelikle AK Parti'yi iktidardan alaşağı alayım. Aldılar, 7 Haziran'ın akşamına geldik. Ne oldu? AK Parti'yi aldık iktidardan aşağıya. Peki Türkiye hükümetsiz kalmaz. Şimdi senin arkasından ittirdiğin silah kaçakçısından eşkıyaya kadar meclise soktuğun partiden de bir düzen olmaz. Ne yapacaksın o zaman, sen hangi partiden isen o partinin hazır AK Parti'yi de alaşağı ettiğine seviniyorsan, bu işe girişmen lazım. Nedir bu iş, koalisyon."

BENİM ADIM CEMİL DERDİ BU DA BENİM ADIM KEMAL DİYOR

Her iki partinin Türkiye'nin 35 gününü yediğini ve koalisyon görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarını anlatan Türkeş, Kılıçdaroğlu'nun, koalisyonu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın istemediği yönünde açıklamalar yapmasını da doğru bulmadığını ifade etti. 'nu, "Bizimkiler" dizisindeki "Cemil" karakterine benzeten Türkeş, "Eskiden bir dizi vardı, terzi bir hanımefendinin eşi vardı. Hiçbir şey yapmazdı, balkondan sepet sarkıtır, bir de 'Benim adım Cemil' derdi, bu da 'benim adım Kemal' diyor. İş yap, sen iş yap. Terzinin beyi gibi evde bütün gün boş oturma öyle, bir şeye yara" diye konuştu.

SOLCUSU TERÖRİSTİ BİR OLDU

HDP'yi meclise sokup, AK Parti'yi iktidardan indiren sol zihniyetin ayrılıkçılık, bölücülük yaptığını, Türkiye'deki dirliği, düzeni bozduğunu ifade eden Türkeş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi solcusu, teröristi bir oldu, Türkiye'de muhafazakar, dinine bağlı, merkez sağ seçmen dediğimiz insanların iktidardaki partisini alaşağı etti. Bu durumda her fırsatta 'milliyetçi' olduğunu söyleyen, adında da milliyetçi bulunan bir partinin yönetimi, genel başkanın tavrı ne olmalı. Baktın ki PKK terör örgütü ile CHP işbirliği yaptı, bunlar merkez sağ seçmenin yetkiyi sana vermemiş olabilir vatandaş ama aynı oy tabanında aynı insanlar, aynı zemin üzerinde iki partisin, Türkiye'nin meselelerini 10 yıldır, 13 yıldır yüklenmiş götüren bir merkez sağ iktidarı hile ile PKK terör örgütüyle CHP'nin yandaşları alaşağı etti, bir takım basın kuruluşları ve batı da buna şak şak çalıyor, siz MHP'nin Genel Başkanı ya da üst yönetimi olsaydınız ne yaparsınız, ne yapmanız gerekir? O yıkılmaya çalışan merkez sağ hükümete bir omuz vermeniz gerekir, ülkenin menfaati bunu gerektirir."

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin 7 Haziran ve sonraki tutumunu eleştiren Tuğrul Türkeş, Bahçeli'nin koalisyona girmemesine, geçici hükümette de yer almamasına tepki gösterdi.

RAHATSIZ OLDUĞUM İÇİN BAKANLIĞI KABUL ETTİM

'Milliyetçiyim' diyen bir partinin AK Parti'yi HDP'nin kucağına itmeye çalıştığını öne süren Türkeş, kendisinin böyle bir durumdan rahatsız olduğu için bakanlık teklifini kabul ettiğini bildirdi.
Merkez sağ seçmenin oy verdiği bir partinin HDP'ye mahkum bırakılmasını içine sindiremediğini aktaran Türkeş, Bahçeli'nin kendisine yönelik, "Bir kırmızı plaka için değer miydi" şeklinde eleştiride bulunduğunu hatırlatarak, "Değmezdi, burada kırmızı plaka işi yok, devlet işi var. Ülkeyi bir daha seçime giderken sahipsiz bırakmaya, tek bırakmaya, onları eşkıyaya, bölücüye, şuna, buna mecbur kılmaya ben içime yediremedim" ifadelerini kullandı.

ONLAR SAYESİNDE AK PARTİLİ OLDUM

Kendisini MHP'den atmak istediklerini ve Bahçeli'nin de bu yönde bir açıklama yaptığını aktaran Türkeş, "Kötü mal sahibi adamı ev sahibi yapar, şimdi onlar sayesinde AK Partili oldum. Bundan bir rahatsızlığım yok, memnuniyetim var" diye konuştu.
Türkeş, 13 yıllık AK Parti iktidarında yanlışların, eksikliklerin olabileceğini ancak AK Parti'nin ülkenin sorunlarına eğilerek 13 yıl boyunca hizmet ürettiğini, başkalarının ise sorumluluk almaktan kaçtığını bildirdi.

Türkeş, şunları söyledi:

"Çalışan, işi götüren partiyi iktidardan alaşağı edeceksin, sonra da yerine neyi koyacağını bilmeyeceksin. Ya da aksadı bir parti, aksadığı yerde karşı tarafta hainle işbirliği yapanı göreceksin ama 'milliyetçiyim' deyip omuz vermeyeceksin. Bu terbiyeye, ahlaka, örfe sığıyor mu? Demek ki 1 Kasım'da öncelik bunların bir hesabını görmektir. İkincisi, kurban olduğum bir daha bizi bunların kapısına yollamayın. Aynı netice olursa aynı adamların kapısına gideceğiz. Diyor ki 'Bende siyah hazırdı.' Çanta kahverengi olunca iş yapmıyor mu yani, çanta siyah olunca korkacak mıyız, ne... Televizyondaki hanım kıza açacağına, Davutoğlu'na açsaydın çantayı o zaman. Ne var yani... Böyle bir şey olur mu ya... Televizyoncuya gösteriyorsun, Başbakana göstermiyorsun. Allah Allah..."

ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığını da anlamadığını belirtti. Abdullah Gül görüşmek istediğinde Bahçeli'nin köşke gittiğini ancak Erdoğan istediğinde görüşmelere gitmediğini aktaran Türkeş, "Diyor ki 'yok ben onu fanusa koyacağım.' Yavrum bu Çin çiçeği değil, insan. Sen kendin fanusta yaşamak istersin, kavanozda durursun onu bilmem ama halkın seçtiği adam susup, köşesinde oturamaz" dedi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne yönelik yapılan eleştirileri de yersiz bulan Türkeş, G20 Zirvesi'nin yapılacağı ve turistlerin ağırlandığı Belek'te daha lüks otellerin var olduğunu kaydetti.

Koalisyonun tabanda olması gerektiğine işaret eden Türkeş, "Demek ki artık siyasette, siyasetçi de bir iş kalmadı. Siz bu koalisyonları, bu ittifakı, bu dayanışmayı, bu bütünleşmeyi, tabanda yapacaksınız. Vebal, yük, sorumluluk sizin omzunuzda. Biz yapamadık, siyasetçi olarak, ben bir kendimi getirebildim, öbürlerini ikna edebilsem onları da getirirdim ama gelmiyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

MHP'nin tabanındaki insanların koalisyon, iktidar istediğine işaret eden Türkeş, "Bugün MHP'nin başında bulunan 30-40 kişi gazoz şişesinin üstüne konmuş mantar gibi. 30-40 kişi var orada, 'Devlet bey, beni listeye yazıversin, dünya ne olursa olsun' diyen. MHP'deki problem bu. Artık benim problemim değil ama MHP'dekilerin buna bakması lazım" ifadelerini kullandı.