X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "İsteseniz de olacak istemeseniz de olacak..."
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"İsteseniz de olacak istemeseniz de olacak..."

  • Giriş Tarihi: 12.11.2015 10:34 Güncelleme Tarihi: 12.11.2015 11:20
"İsteseniz de olacak istemeseniz de olacak..."
İsteseniz de olacak istemeseniz de olacak...

Ahmet Kekeç bugünkü yazısında muhalefetin, Doğan ve FETÖ medyasının panik halinde başkanlık sistemine saldırıya geçmesini kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset macerasında yoluna hep “istemezük”cülerin çıktığının altını çizen Kekeç, “isteseniz de Türkiye’ye başkanlık gelecek istemeseniz de” dedi. İşte Ahmet Kekeç’in bugünkü yazısından bazı başlıklar…

BİZ BAŞKANLIK SİSTEMİNE 2007 REFERANDUMUNDA GEÇTİK, SİZİN HABERİNİZ YOK!

Hoşlanmayacaklar yeni durumdan... "Yine mi Başkanlık sistemi?" diyecekler. "Esasında biz Başkanlık sistemine çoktan geçtik... Hem de sizin aracılığınız ve yol göstermenizle" dediğimizde de hoşlanmamışlardı. "Gerçeği" görmek istememişlerdi.
Gerçek şuydu:
Biz başkanlık sitemine, 21 Ekim 2007 referandumuyla geçmiştik.

ARTIK TÜRKİYE'DE YÖNETİM SİSTEMİ DEĞİŞMİŞTİR

Bunu hatırlatan ("Yönetim sistemi değişmiştir" diyen) Cumhurbaşkanı Erdoğan'a demediklerini bırakmamışlardı. Paralelcilerle ağız birliği edip"Erdoğan darbe yaptığını itiraf ediyor. Savcılar neredesiniz" diye ortam kızıştırmışlardı. Kimi ulusalcılardan ve "t24 rehabilitasyon merkezi"nde bakıma alınmış Fethullahçı liberallerden söz ediyorum.
Başından itibaren şu iki cümle üzerinde tepiniyorlar:
BİR- Erdoğan Padişah olmak istiyor.
İKİ- Başkanlık sistemi tartışmaları da nerden çıktı?

BAŞKANLIK SİSTEMİ DURUP DURURKEN ÇIKMADI

Başkanlık sitemi tartışmaları "durup dururken" çıkmamıştı... Böyle bir tartışma zaten vardı. Ayrıca, Padişahlığın yolu Meclis'ten geçmez.

Bazıları görmek istemese de ortada kaos potansiyeli yüksek bir durum var. Zaten var olan Başkanlık sistemi tartışmaları, bu yeni durumdan sonra iyice elzem hale gelmiştir.

Bunu, köşemde ve katıldığım televizyon programlarında dilim döndüğünce anlatmaya
çalışıyorum. Birazdan söyleyeceklerim tekrar olacak belki ama iyi olacak.

ERDOĞAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN BERİ BU SİSTEMİ SAVUNUYOR

BİR- Konu, 60 darbesinden sonra gündeme geldi. Daha doğrusu, bir-iki sağcı aydın, fantezi kabilinden konuyu terennüm etti. Fantezik bulunduğu için üzerinde durulmadı. Oysa, Başkanlık sistemi, parlamenter sistemi çalışamaz hale getiren (yani Cumhurbaşkanlığı makamını, Senatoyu, yargıyı, bürokrasiyi vesayetin aracı kurumları olarak gören) devletluyu zapturapt altına almak için bulunabilecek en iyi formüldü. Bunu ilk kez, kuvvetli bir şekilde,

Turgut Özal dillendirdi. Gerçi Senato, 12 Eylül darbesinden sonra ortadan kaldırılmıştı ama diğer aracı kurumlar parlamento üzerindeki ağırlığını sürdürüyordu. Özal "güçlü parlamenter sistem olamıyorsa, bari başkanlık sitemine geçelim" diyordu.

Bu fikir, bir süre sonra, vaktiyle"Başkanlık sistemi saçmalıktır" demiş bulunan Süleyman Demirel tarafından da kabul gördü; çünkü zatıalileri Cumhurbaşkanı seçilmiş, 5+5'le sağlayamadığı iktidarını başkanlık sistemiyle sürdüreceğine inanmıştı yahut inandırılmıştı. Başkanlık sisteminin yararlı ve elzem olduğunu düşünen üçüncü siyasetçi Recep Tayyip Erdoğan'dır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren bu düşünceyi savunuyor.


BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZE YABANCI DİYENLER SALLIYOR

İKİ- Başkanlık sisteminin bize yabancı olduğunu söyleyenler, en hafif ifadesiyle "sallıyor..." Tek parti dönemi Cumhurbaşkanları adlı adınca başkanlık yetkilerini kullanıyorlardı. Öncesinde de (monarşi döneminde de), bir tür başkanlık sistemi uygulanıyordu. "Başkanlık sistemi de nerden çıktı?" diyen arkadaşların öncelikle şu soruyu cevaplamaları gerekiyor: "Niçin doğru dürüst bir parlamenter sistem kuramadık ve niçin bu kadar darbeye izin verdik?" (65 yıllık parlamenter sistem tarihinde 5 darbe, sayısız muhtıra, 22 darbe girişimi yaşadık.)

367 REZALETİ İLE BU SİSTEMİ SİZ TARTIŞMAYA AÇTINIZ

ÜÇ- "Mis gibi parlamenter sistem varken başkanlık da nerden çıktı?" diye ağlayanlar, bu soruyu öncelikle kendilerine sormalıdırlar. Bu durumu siz yarattınız... 367 rezaletine ve e-muhtıraya sahip çıkarak "mis gibi parlamento"yu işlevsiz hale getirdiniz.

HEM SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI HEM SEÇİLMİŞ HÜKÜMET OLMAZ

DÖRT- Hem seçilmiş Cumhurbaşkanı, hem seçilmiş hükümet olmaz. Bu durum ileride ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Bu (kaotik) durumu giderecek bir sistem değişikliğine ihtiyaç var. Bu başkanlık mı olur, yarı başkanlık mı, Türk tipi başkanlık mı, yeni Cumhurbaşkanlığı formülü mü? Siz seçin..."Biz seçim yapmak durumunda değiliz" diyenlerin bir "öneri" getirmeleri gerekiyor.

"Erdoğan'ı başkan seçtirmeyeceğiz" demek marifet değil. Siz ne söylüyorsunuz? İleride yetki karmaşasına yol açacak bu kaotik görüntü nasıl ortadan kaldırılacak? Eski sistem daha iyiyse, niçin çıkıp bunu savunmuyorsunuz?

BEŞ- Eski sisteme dönmek de bir fikirdir. Ciddi bir fikirdir hem de... Niçin fikrinize sahip çıkmıyorsunuz?

Ahmet Kekeç/Star