Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kulp'ta 11 köylünün öldürülmesi davasında önemli gelişme!

Giriş Tarihi: 8.12.2015 13:46 Güncelleme Tarihi: 8.12.2015 13:56
Kulp'ta 11 köylünün öldürülmesi davasında önemli gelişme!

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 1993'te 11 köylünün öldürülmesiyle ilgili emekli Tuğgeneral Ertürk'ün yargılandığı davada, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Arşiv Müdürlüğünden o yıl Kulp'ta yürütülen operasyonlara ait bilgi ve belgelerin istenmesine karar verildi.

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 1993'te 11 köylünün öldürülmesiyle ilgili dönemin Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk'ün yargılanmasına devam edildi.

Güvenlik gerekçesiyle Diyarbakır'dan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine alınan davanın duruşmasına tutuksuz sanık Ertürk ile sanık ve müdahil avukatları katıldı.

Duruşmadan önce söz alan şikayetçi avukatlarından Hasan Anlar, Diyarbakır Baro Başkanı ve davanın avukatı Tahir Elçi'nin bir saldırıda hayatını kaybettiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Elçi, Türkiye'deki faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için faaliyetlerde bulunmuştu, bu davanın açılmasında da büyük emeği vardır. Tahir Elçi, faili meçhullerin üzerine gitmesinden dolayı birçok örgütün hedefi halindeydi. Bir avukatın düşüncelerini açıklamasından dolayı katledilmesini kabul etmiyoruz, Tahir Elçi'nin yeri doldurulamaz."

Duruşma öncesinde müzekkereleri okuyan Mahkeme Başkanı Mehmet Önder Kabasakal, Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığından istenen, olayda görevli subay ve astsubaylarla ilgili evraka, 12 Kasım 1999'daki depremde komutanlık arşivini su bastığı için ulaşılamadığının bildirildiğini söyledi.

Kabasakal, maktullerden Ümit Taş'ın gözaltına alınması ve serbest bırakılmasıyla ilgili tutanaklarda imzası bulunan jandarma personelinin kaydına Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığında rastlanmadığını anlattı.

- "23 yıldır acı çekiyoruz, adalet tecelli etsin"

Maktullerden Bahri Şimşek'in oğlu Aslan Şimşek, babasının, 1993'te askerlerce götürüldüğünü, bugüne kadar da kendisinden haber alamadıklarını belirterek, "Bu olaydan dolayı mağduriyetimiz söz konusu, suçtan zarar gördük. Sorumlularının tespitiyle cezalandırılmasını talep ediyorum" dedi.

Maktullerden Behçet Tutuş'un oğlu Harun Tutuş da babası öldürüldüğünde çocuk olduğunu, yetim kaldığını kaydetti.

Tutuş, "Evsiz, barksız kaldık. 23 yıldır acı çekiyoruz, adalet tecelli etsin ve gidip gelmeyelim. Bu olayın faili Yavuz Ertürk'tür. Ertürk'ün cezalandırılması gerektiğine inanıyorum. Duyduğuma göre Yavuz Ertürk'ün sorumluluğundaki tugay bu suçta sorumlu" iddiasında bulundu.

Babasızlık nedeniyle yokluk ve sıkıntı çektiklerini ifade eden maktullerden Turan Demir'in oğlu Kerem Kılıç da "Adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Yaklaşık 23 yıldır acı çekiyoruz, sanık cezalandırılınca bir nebze de olsa acımız hafifleyecek" diye konuştu.

Maktullerden Salih Akdeniz'in oğlu Mizbah Akdeniz ise olayların ardından babasını aramak üzere Bolu'ya gittiğini söyledi.

Babasının aşiretlerinde söz sahibi olduğuna dikkati çeken Akdeniz, şunları dile getirdi:

"Babamı almaya gelen askerler, Yavuz Paşa'nın emriyle götüreceklerini söylediler, bunu duydum. 1994'te Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına giderek babamın bulunmasını istedim. Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığına giderek, Yavuz Paşa'yla görüşmek istedim. Nöbetçi astsubay, kendisini aradığımda görüşmek istemediğini belirterek, bana küfretti."

Maktullerden Bahri Şimşek'in kardeşi Keleş Şimşek de olay tarihinden beri kardeşinden haber alınmadığını aktararak, "Kardeşimin akıbetini bilmek istiyoruz, hayatta olsaydı en azından sesini duyardık. Mezarını bilsek, gider, mezar taşına sarılır, dua ederiz" şeklinde konuştu.

- AİHM kararı dosyada

Talepleri sorulan müşteki avukatlarından Hasan Anlar da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kulp'taki olaylarla ilgili 1997 ve 1998'de 2 karar verdiğini, kararların dava dosyasına konulduğunu belirtti.

Resmi makamlara gönderilen yazılara olumsuz yanıt verilerek mahkemenin kandırıldığını ileri süren Anlar, "Yetkili makamlar hakkında mahkemeniz suç duyurusunda bulunmalıdır. Ayrıca, mahkemeniz bölgeyi bilmemektedir. Görevsizlik kararı verilerek dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesini istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Müşteki avukatlarından Oya Aydın da mağdurların adalet arayışlarına ses verilmesi için sanığın tutuklanmasını ve iyi hal indirimine gidilmeden cezalandırılması gerektiğini iddia etti.

Sanık Ertürk, Jandarma Asayiş Komutanlığından emir alarak dava konusu operasyonu yaptıklarını söyledi.

Ertürk, şunları kaydetti:

"Bölgede PKK'ya ait 2 üssün olduğu ve başlarında Şemdin Sakık'ın bulunduğu bir bölge vardı, burada PKK eğitim yapıyordu. Bizim sivil halkı gözaltına alma yetkimiz yoktu. Biz sadece sivil halkı operasyon dışına çıkarttık. Bölgede sivil halkla başka temasımız olmadı.

Operasyon, ormanlık alanda olduğu için kimseyle görüşmem veya konuşmam da mümkün değildi."

Sanık avukatlarından Arda İşgören de müştekilerin beyanlarında çelişkiler olduğunu iddia ederek, "Yıllar geçmesine rağmen beyanların daha da netleştiği görülmekte" dedi.

- Ara karar

Savcı Şaban Yavuz, dosyanın yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmesi talebinin CMK'ya aykırı olduğunu belirterek, talebin reddedilmesini istedi.

Sanık avukatlarının, bazı kişilerin dinlenmesi talebinin de "esasa etki etmeyeceği" gerekçesiyle reddini isteyen Yavuz, sanığın duruşmalardan muaf tutulması talebinin reddi yönünde görüş bildirdi.

Mahkeme heyeti, davanın Diyarbakır'dan Ankara'ya alınmasına Yargıtay Özel Dairesinin karar verdiğini hatırlatarak, yetkisizlik gerekçesiyle davanın yeniden Diyarbakır'da görülmesi talebini reddetti.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Arşiv Müdürlüğüne 1993'te Kulp'ta yürütülen operasyonlara ilişkin bilgi ve belgelerin istenmesi için müzekkere yazılmasına hükmeden heyet, dönemin Kulp Jandarma Komutanı Jandarma Yüzbaşı Ali Ergülmez ve dönemin Asayiş Komutanı emekli Korgeneral Hasan Kundakçı'nın da tanık olarak dinlenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

Duruşmayı CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan ve KESK Başkanı Lami Özgen de izledi.

- Davanın geçmişi

Diyarbakır'ın Kulp ilçesi Alaca köyündeki kazıda kemikler bulunmuş, DNA testi sonucunda kemiklerin 1993'te gözaltına alındıktan sonra kaybolan 11 köy sakinine ait olduğu kesinleşmişti.

İddianamede, sanık Yavuz Ertürk hakkında "kasten adam öldürme" suçundan 11 kez müebbet ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "halkı silahlı isyana teşvik" suçlarından 25 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Kulp'ta 11 köylünün öldürülmesi davasında önemli gelişme!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz