X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sivil toplumdan yeni anayasa atağı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sivil toplumdan yeni anayasa atağı

  • Giriş Tarihi: 5.1.2016
Sivil toplumdan yeni anayasa atağı
Sivil toplumdan yeni anayasa atağı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, yeni anayasa için 'arama konferansı' önerisine STK'lardan destek geldi. Sivil Dayanışma Platformu'nun Başkanı Oğan: Başkanlık sisteminden, değiştirilemez maddelere kadar tartışmalı konular hakkında halkın görüşleri de ortaya çıkacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni anayasa için "arama konferansı" önerisine sivil toplumdan destek geldi. 2011-2013 arasında 34 ilde yeni anayasa için halk toplantıları düzenleyen Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Oğan, konferanslara yakında başlayacaklarını söyledi. Oğan şunları söyledi:

ERDOĞAN: MİLLETİMİZ YENİ ANAYASA'YI ONAYLAYACAKTIR


HALKIN TALEPLERİ: Arama konferansı, sadece hukukçular ve akademisyenlerle yapılacak bir çalıma değil. Yüzbinlerin, milyonların katılıp görüş beyan edebileceği bir çalışmadan bahsediyor. Buna literatürde "toplumu merkeze alan süreç odaklı anayasacılık" deniyor. Burada toplumun farklı kesimleriyle, farklılıklarıyla kanaatleri ortaya çıkarılacak. Demokratik bir hukuk devletinde egemenliğin gerçek sahibi olan halkın beklentileri, bakış açısı, talepleri ortaya çıkarılacak.

TOPLUMUN TALEBİ: Türkiye'de yeni anayasanın yapılması için halk iradesinin önünün açılması ve siyasete yansıtılması gerekiyor. Toplumda bu konuda çok geniş bir uzlaşma hakim. Yeni anayasa için toplumun bir talebi var. Toplumun dinamiklerinin siyaseti etkileyeceği kanalların açılması lazım. Arama konferansı kapsamında çeşitli yöntemlere başvurulabilir. Yüz yüze ve telefonla görüşmeyle, televizyon programlarıyla, STK'ların yapacağı halk toplantılarıyla milyonların sürece katılması lazım. Çalışmayla, başkanlık sisteminden değiştirilemez maddelere kadar tartışılan konular hakkında halkın görüşleri de ortaya çıkacak. Toplum, siyasetçilerin çok üstünde bir uzlaşma kültürüne sahip.

HALK YENİ ANAYASAYA EVET DEDİ

ÇALIŞMAYA BAŞLIYORUZ: Yeni anayasa için sadece STK'larınn değil, siyaset, hükümet, Meclis, medya, akademisyenler ve aydınlar geniş bir konsensüs olarak çalışmalı. Sivil toplum olarak bize düşen kısmını yapmaya çalışacağız. Geçmişteki çalışmalarımızı masamıza koyduk. Konferanslar için hazırlıklar sürüyor. Birkaç ay içinde çalışmayı başlatacağız. 2011-2013'te 34 ilde anayasa halk toplantıları yaptık. Bunlar raporlandı, kayda alındı. Vatandaşlar söz aldı, çok farklı kesimden insanlar konuştu, kendi beklentilerini ortaya koydu. Bunlar güncellenerek farklı yöntemler de devre sokularak geniş bir konsensüsün olacağı süreç ortaya çıkar. Halkımızın sağ duyusuna güvenmek lazım.

ARTIK UNUTULMA HAKKIMIZ VAR

Geçmişimize ilişkin pek çok bilginin Google gibi arama motorlarında da yer aldığı bir dönemde Yargıtay'dan "unutulma hakkı" kararı çıktı. 2006'da İzmir Adliyesi'nde Başsavcı Vekili Z., zabıt katibi olan M.T. isimli kadına sözlü ve fiziksel tacizde bulunduğu gerekçesiyle ceza aldı. Cezayı onayan dönemin Yargıtay 4'üncü Ceza Dairesi Başkanı Osman Yaşar, Üye Hüseyin Tahsin Gökcan ile Tetkik Hâkimi Mustafa Artuç olaya yazdıkları Yorumlu- Uygulamalı Türk Ceza Kanunu kitabında yer verdi. Kitapta isminin geçtiğini öğrenen M.T. tazminat davası açtı. M.T. olayın toplum hafızasından silinmesini istediğini ancak kitapta yer almasıyla olayı tekrar yaşadığını savundu. İzmir 3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi davalıları "unutulma hakkını ihlal ettikleri" gerekçesiyle tazminata mahkum etti. Yar-gıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin bozma kararına yerel mahkeme direnince dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na geldi. Genel Kurul, kararı onayarak "Unutulma hakkı ile geçmişteki yaşanan olayın unutularak hayatında yeni bir sayfa açma olanağı istemektedir" denildi. Kararda AB Adalet Divanı'nın bir haberin Google'dan silinmesi kararına atıf yapıldı.

GÜNEY AFRİKA'DA BAŞARILI OLDU

"Toplumu merkeze alan süreç odaklı anayasacılık yöntemi Güney Afrika'da başarıyla uygulandı. Yurtdışındaki yöntemler de incelenmeli. Ancak Türkiye'ye özgü bir yöntemin geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye'nin tarihi, kültürü, coğrafyası, sosyal, toplumsal yapısı dikkate alınarak, buranın şartlarına uygun yöntemleriyle hareket etmekte fayda var."