'O başkanlardan hesap sorulmalı'

Giriş Tarihi: 7.1.2016
'O başkanlardan hesap sorulmalı'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terör örgütü mensubu gibi hareket eden milletvekilleri konusunda Meclis'in ve yargının harekete geçmesi şart. Terör örgütlerini ve eylemlerini savunmanın adı siyaset değildir. Artık bıçak kemiğe dayandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 18'inci Muhtarlar Buluşması'nda Antalya, Çanakkale, Çankırı, Denizli, İstanbul, Kayseri, Şanlıurfa, Tokat ve Trabzon'dan gelen muhtarlara hitap etti. "Muhtarlar seninle gurur duyuyor" sloganlarıyla karşılanan Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

AZAMİ DİKKAT:
Geçtiğimiz yıl yaşadığımız iki seçime rağmen Türkiye, siyasi ve ekonomik istikrarını muhafaza etmeyi başardı. Seçim dönemlerinin belirsizliğini ve bölgedeki gelişmeleri fırsat bilen bölücü örgüt bazı ilçelerimiz ve bazı mahallelerimizde terör eylemlerine başladı. Güvenlik kuvvetlerimiz eylemlere, sivil halka zarar vermemek için azami dikkat ve hassasiyetle müdahale ediyor. Bu da operasyonların nispeten uzun zaman dilimine yayılmasına sebep oluyor. Tek masum vatandaşımızın hayatını tehlikeye atmaktansa operasyonların uzamasını tercih ediyoruz. Bugün oynanan oyunların gerisinde bu coğrafyadaki bin yıllık hesaplaşmanın yattığını çok iyi biliyoruz. Fakat ne yapsalar boş. Özellikle iki yüz yıldır yaşadığımız tüm acılara, maruz kaldığımız tüm haksızlıklara, kayıplara rağmen hâlâ dimdik ayaktayız.

HENDEĞE PARA VAR AMA HİZMETE YOK

ANA MUHALEFET:
Sadece hükümete, Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na karşı pozisyon almak adına terör örgütüyle aynı safta buluşmakta sakınca görmeyen bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Maalesef hendek kazan teröristleri arkadaşı olarak gören, eylemlerine bilboard ilanlarıyla destek veren bir ana muhalefetimiz var. Meclis kürsüsünde dizi repliklerinden güvenlik güçlerimizi de töhmet altında bırakacak muğlak alıntılar yapan mektuplar okunarak terör karşısında dik duruş sergilenemez. Terör örgütünün ya yanında olursunuz ya da karşısında... Bu işin ortası olamaz.

KUKLADAN İBARETLER:
O evleri yakılan yıkılan, tarumar edilen insanlar Kürt değil mi? Bu kar kışta o insanların evini barkını terk ederek başka illere veya akrabalarına gitmesi zulüm değil mi? Bu zulmü yapan bu bölücü terör örgütü ve onun temsilcisi konumunda olan siyasiler bunun hesabını ne bu dünyada ne de ebedi âlemde veremez. Terör örgütü de sırtını ona dayayan parti de bölgede çıkarı olan güçlerin oyuncağı haline dönüşmüş birer kukladan ibarettir.

"PKK'NIN LOJİSTİK MERKEZİ GİBİLER"

YARGI HAREKETE GEÇMELİ:
Türkiye'de Kürt sorunu değil, terör sorunu var. Terör örgütü mensubu gibi hareket eden milletvekilleri konusunda Meclis'in ve yargının harekete geçmesi şarttır. Türkiyelileşmek iddiasıyla yola çıkanların, varlıklarını hendeklere endeksleyenlerin, Kandil'in şamar oğlanına dönenlerin durumunu ibretle takip ediyoruz. Kürt kardeşlerimin adını istismar ederek, bu ülkeye ve millete husumet besleyen kim varsa onun eteğinin altına girmenin adı siyaset değil ihanettir. Türkiye'nin tüm kazanımlarına, değerlerine, imkânlarına saldırmanın adı 5. kol faaliyetidir. Siz gidip Amerika'da, İngiltere'de, Almanya'da, Fransa'da, Rusya'da veya başka herhangi bir ülkede, o ülkenin bütünlüğüne yönelik adımlar atmaya kalkın, görün başınıza neler gelir. Dünyanın hiçbir ülkesinde terör örgütlerini ve eylemlerini savunmanın adı, siyaset değildir. Türkiye bu bakımdan gerçekten çok olgun, hatta gereğinden de fazla müsamahakâr bir ülkedir. Biz bunu yaptık ama artık bıçak kemiğe fazlasıyla dayandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP'lilerin dokunulmazlıkları konusunda net konuştu


BEDELİNİ ÖDEMELİ:
Siyasi partilerin kapatılmasına karşıyım, gereksiz görüyorum, hiç düşünmeye bile gerek yok. Ancak herhangi bir siyasetçinin suçunun, hatasının bedelini kurumsal olarak partisi değil şahıs kendisi ödemeli. Terör örgütünün diğer mensupları için hukuk neyi emrediyorsa bu kişiler için aynı yöntemler işletilmeli. Dokunulmazlık, terör örgütüne perde olmak için değil, Meclis'te millete daha iyi hizmet vermek için getirilmiş bir imtiyaz. Milletimizi 'ya devlet başa ya kuzgun leşe' deme noktasına getirmemeliyiz.

'MEZHEP ÇATIŞMASI OLSUN İSTİYORLAR'
"Mezhep fitnesi bir kez daha İslam dünyasını sarsıyor. Bunu bir üst akıl idare ediyor. Mesele nedir? İslam dünyasında bir mezhep çatışması olsun ve İslam dünyası kendi içinde paramparça olsun. Suriye'de, Irak'ta, Yemen'de, Lübnan'da yaşanan görüntülerin gerisindeki en önemli sebebin mezhep fitnesi olduğunu biliyoruz. Suudi Arabistan'da 47 kişi idama mahkûm edilmiştir. Türkiye'de bir idam müessesesi yok. Ama Suudi Arabistan'da bu müessese var. İran'da, Amerika'da, Rusya'da, Çin'de var. Buralarda yapılan idamlar noktasında ses çıkmıyor. Ama Suudi Arabistan'daki, bir iç hukuk meselesidir bana göre, böyle bir karar almıştır. Bunlardan 46'sı Sünni'dir, El Kaide'yle bağlantılı olduğu için idam edilmiştir, bir tanesi de Şia."

'BAŞKANLIK SİSTEMİ BU MİLLETİN TARİHİNDE VAR'
"Darbe anayasalarıyla yönetilen ülke utancından artık kurtulmalıyız. Burada asıl olan toplumsal mutabakatın sağlanması. Yeni anayasa çalışmaları kapsamında tartışılması gereken hususlardan biri başkanlık sistemi. Başkanlık sistemi bu ülkenin, milletin tarihinde var olan, adı ne olursa olsun, fiili uygulaması bulunan bir yönetim tarzı. 'Parlamenter sistem diktatör üretmez' diyenler var. Geçtiğimiz günlerde Hitler örneği vermiştim. Meselenin önünü, arkasını bilmeyenler, hemen şahsıma hücum etmeye kalktı. Halbuki benim söylediğim şey gayet basit. Almanya, parlamenter sistemle yönetiliyordu. Ama buna rağmen Hitler gibi bir diktatör ülkenin başına musallat oldu. Ben Türk biçimi veya Türkiye biçimi bir başkanlık sistemi dedim başladılar saldırmaya. Rahmetli Özal'dan rahmetli Türkeş'e kadar pek çok siyasetçinin teklifi olan başkanlık sistemini öneriyoruz. Şu anda Türkeş'in vârisleri buna karşı çıkıyor. Türkiye'nin hızlı karar alma ve uygulama ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Başkanlık sisteminin bu ihtiyacı karşılayacak şekilde tasarlanması gerektiği kanaatindeyim. 'Cumhurbaşkanı şuna karışmasın, buna karışmasın' diyenlerin hepsi de bu duruma mevcut sistemin yol açtığını bal gibi biliyor. Gökten zembille inmiş bir Cumhurbaşkanı değilim. Ne yaptıysam hepsi de anayasaya, yasalara uygundur."

MICROSOFT'UN CEO'SU İLE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Microsoft'un CEO'su Satya Nadella'yı da kabul etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen kabul yaklaşık 40 dakika sürdü.
ARKADAŞINA GÖNDER
'O başkanlardan hesap sorulmalı'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz