Siyasi sapıkları ne yapacağız?

Giriş Tarihi: 7.4.2016
Siyasi sapıkları ne yapacağız?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23’üncü Muhtarlar Toplantısı’nda CHP lideri ’nu sert sözlerle eleştirdi: Ana muhalefetin üzerinden siyaset yapmaya çalıştığı cinsi sapık şu an cezaevinde. Peki bu siyasi sapıkları ne yapacağız? Bu zat için söylenen her söz israftır, kendisi gibi gereksizdir

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na yönelik hakaret içeren sözler sarf eden CHP Genel Başkanı 'nu sert sözlerle eleştirdi: "Ana muhalefetin üzerinden siyaset yapmaya çalıştığı cinsi sapık, şu an cezaevinde ve yaptıklarının hesabını adalete veriyor. Peki bu siyasi sapıkları ne yapacağız?" Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 23. Muhtarlar Toplantısı'nda , Batman, Burdur, Erzincan, Giresin, İzmir, Kırşehir, Osmaniye, Zonguldak, Sakarya, Şanlıurfa, Mersin, Mardin, Sivas, Konya'dan gelen muhtarlara hitap ederek özetle şunları söyledi:

BAKAN ALBAYRAK'TAN O SÖZLERE SERT TEPKİ

BENİM YERİM MİLLETİMİN YANI: İşi, beni eleştirmek adına muhtarlarımızı, onlarla birlikte tüm milletimizi tahkir etmeye, aşağılamaya kadar vardırıyorlar. Biliyorsunuz bir konsolosun, casusluk davasından yargılanan bir gazeteciyle yanak yanağa resim çektirmesini eleştirmiştim. Bunun üzerine güya bir mizah dergisi benim muhtarımızla yanak yanağa resim çektirdiğimi gösteren bir karikatürü kapak yaparak, 'Biz konsoloslarla fotoğraf çektiririz, sen ise ancak muhtarlarla' demeye getiriyor. Benim yerim milletimin, onun seçilmiş temsilcileri olan muhtarların yanıdır. Siz de işte o konsolosların yanındasınız, varın siz onlarla yolunuza devam edin. Bunlar sorsan kendini aydın, solcu ve demokrat olarak tanımlar ama aslında bunlar halk, millet düşmanının önde gidenidir. Bu millete ve bu topraklara dair ne varsa hepsine husumet besleyenler, yaptıkları işin adını halkçılık koyarak, tam bir kara mizah örneği sergiliyor.

CHP'Lİ KADIN VEKİLLER REZALETE SAHİP ÇIKTI

MİLLETSİZ DEMOKRATLAR: Dün çarığı, şalvarı, belindeki kuşağı, üstündeki yeleği, başındaki kasketi yüzünden Aşık Veysel'i Ankara'ya sokmayan kafayla, muhtarımla benim resmimi milleti aşağılamak için kapağa basan kafa aynı. Bunların demokratlığı, milletsiz bir demokratlıktır. 'Şu millet olmasa 'yi ne güzel idare ederiz' diyorlar. Allah kuvvet verdiği müddetçe ülkeme hizmet için, milletimle birlikte olmak için gece gündüz çalışmaya devam edeceğim.

CİNSİ SAPIKLARA BEL BAĞLAMIŞLAR: Son 13 yılda siyasi ve sosyal muhalefetin, ülkenin, milletin hayrına herhangi bir teklifini, projesini hatırlıyor musunuz? Maalesef ülkemizde şöyle bir muhalefet anlayışı var: 'Biz rahat koltuklarımızda oturalım. Parti içi dedikodularla uğraşalım. Biraz polemik yapalım. Cumhurbaşkanı ve hükümete sövelim. Böylece siyaset yapmış olalım.' Bu şekilde iktidara gelebilmek mümkün mü? Onun için şöyle bir formülleri var: 'Biz yine rahat koltuklarımızda oturalım. Cumhurbaşkanı, hükümet, iktidar partisi yanlış yapsın, halkın gözünden düşsün. Ya da dışarıdan bir güç gelsin, üst akıl diyorum ya ben, o bir talimat versin ve bunları devirsin.' Mantık bu... Hatta daha üzüntü verici olanı, cinsi sapıklara bel bağlamış durumdalar.

BAŞINDAKİ PARTİNİN DE YÜZ KARASI: Ana muhalefet partisi genel başkanı dün bir konuşma yapıyor. 'Karamandan sonra Türkiye'nin dört bir yanında olaylar patladı' diyor. 'Bunlar sabah akşam dinden, imandan bahseder' diyor. 'Dinime küfreden Müslüman olsa bari' diyorum. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız olan hanımefendiye tekrar etmeye terbiyemin elvermeyeceği, galiz ifadelerle saldırıyor. Televizyon haberlerinde bu sözler biplenerek, yani sansürlenerek veriliyor. Ana muhalefetin üzerinden siyaset yapmaya çalıştığı cinsi sapık, şu an cezaevinde ve yaptıklarının hesabını adalete veriyor. Peki bu siyasi sapıkları ne yapacağız? Biz bunları ademe mahkûm edip hiç yerine koydukça, çirkefliğin, çirkinliğin, ahlaksızlığın çıtasını sürekli yükseltiyorlar. İnanın bana bu zat için söylenen her söz israftır, tıpkı kendisi gibi gereksizdir. Bu kişi başında bulunduğu partinin de yüz karasıdır.

YALAN VE TAKİYENİN HER TÜRLÜSÜ: Kendisi bir kasetle bu partinin başına gelmedi mi? Bu kaset olayı olmasa zaten bu partinin başına gelecek ne mecali ne hali vardı. Bunda yalan, takiyenin her türlüsü var. Kendi genel başkanı yanından ayrılıyor. Aday mısınız diye sorduklarında, 'Hayır, değilim' diyor. Ertesi gün aday oluyor. Bunlardan siyasetçi olmaz. milletim siyasette de dürüst olana, adam gibi adam olana prim verir. Bunlara benim milletim ülkeyi temsil eder mi, etmiyor.

'BU KADAR YÜK ONLARI BOZAR'
Aslında muhalefet partilerinin iktidar olup rahatlarını bozmak gibi bir niyetleri yok. Öyle ya, iktidar sorumluluğunu üstlenirsen, ekonomiyle, dış politikayla, terörle, sağlıkla, eğitimle, garip gurebayla, fakir fukarayla ilgileneceksin. Bu kadar yük bizim muhalefeti bozar. Çünkü onlar sadece konuşmaya, sadece lafla peynir gemisi yürütmeye alışıktır. Normal şartlarda siyasi parti dediğin tek başına iktidar olmak, bunu başaramıyorsa da iktidarın bir parçası olmak ister. Bizdeki muhalefet partileriyse fellik fellik iktidar sorumluluğundan kaçmanın yollarını arıyor.

'TUZAKLI BİNALAR YIKILABİLİR'
Türkiye, kendi toprakları içinde ve hemen yanı başında yaşanan dünyanın son yıllarda karşılaştığı en büyük terör tehditlerinin doğrudan hedefi durumunda. Güvenlik güçlerimiz terör örgütüne her gün ağır darbeler veriyor. Asker, polis, köy korucularımızın verdikleri kayıplar çatışmalardan ziyade büyük miktarlardaki patlayıcılarla hazırlanan bombalardan kaynaklanıyor. Şu anda özellikle Nusaybin'de böyle bir sıkıntı yaşanıyor. Biz sivil vatandaşlarımızın zarar görmemesi konusunda hassasiyet gösterdiğimiz için bu derece büyük sorunla karşılaşıyoruz.
Ancak, güvenlik kuvvetlerimizin de can güvenliğini düşünmek mecburiyetindeyiz.
Gerekiyorsa operasyon yürütülen yerlerin tamamen boşaltılması ve zaten artık kullanılamayacak hale gelmiş binaların uzaktan yıkılması yoluna gidilebilir.

'SERÇE PARMAĞINA DEĞİŞMEYİZ'
Hemen spekülasyonlar başlıyor. Burada sıfırdan yeni yerler yapıyorsunuz, ama şehitlerimiz için bu tür şeyler yapmıyorsunuz. Niçin böyle yalanlar? Devletimizin şehitlerimizle ilgili verdiği birçok imkân var. Bunları her defasında açıklamak şehidimize saygısızlık olur diye biz bunların üzerinde durmuyoruz. Hiçbir polisimizin, askerimizin değil canını, serçe parmağını dahi oradaki beton ve demir yığınına değişmeyiz.

YARGI BAŞKANLARI KÜLLİYE'DE
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde dün yargının üst düzey temsilcilerini de kabul etti. İlk olarak görevlerine geçtiğimiz günlerde seçilen Danıştay Başsavcısı Halil Yılmaz ile Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Nuri Necipoğlu'nu ayrı ayrı kabul eden Erdoğan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca, Başsavcı Vekili Halil Adıgüzel ve görevi sona eren Başsavcı Vekili Mehmet Ekmekçi ile de görüştü.

Kılıçdaroğlu'nun skandal sözlerine Erdoğan'dan ilk tepki

ARKADAŞINA GÖNDER
Siyasi sapıkları ne yapacağız?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz