X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Bunu iddia edenler devletin kanını emmek isteyen sülükler'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Bunu iddia edenler devletin kanını emmek isteyen sülükler'

  • Giriş Tarihi: 27.4.2016 11:33 Güncelleme Tarihi: 27.4.2016 11:44
'Bunu iddia edenler devletin kanını emmek isteyen sülükler'
'Bunu iddia edenler devletin kanını emmek isteyen sülükler'

Derin Analiz programında konuşan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut "laiklik" tartışmaları hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulunarak önemli uyarılar yaptı. .

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut, TRT Haber TV'de Hasan Kurtulmuş'un sunduğu Derin Analiz programında Meclis Başkanı İsmail'in kahraman'ın "laiklik" hakkındaki sözlerinin bazı medya unsurları tarafından bilinçli bir şekilde yanlış servis edildiğine dikkat çekerek önemli tespitlerde bulundu.

Yiğit Bulut geçmişte de sanal bir tehlike olarak "irtica tehlikesinin" ortaya atıldığını ve laik anti-laik çatışmasının yaratılmak istendiğini hatırlatarak bu ortamdan rant sağlayanların olduğunu belirtti.

Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın açıklamasında 'Anayasada laiklik olmasın' değil, 'Anayasada laikliğin tanımı olmasın' dediğine dikkat çeken Bulut, "Laiklikle kimsenin derdi yoktur. Bu ülkedeki hiçbir makam mevkideki hiç kimsenin, devletin düzeniyle bir derdi yoktur. Olduğunu iddia edenler, her türlü mevki- makama, medyaya sızmış bu devletin kanını emmek isteyen sülüklerdir" dedi.

'MECLİS BAŞKANIMIZ KENDİ KANAATLERİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR'

Yiğit Bulut'un konuya ilişkin yaptığı değerlendirme şöyle...

HER TÜRLÜ CÜMLEYİ ÇARPITARAK HABER YAPIYORLAR

Sayın Meclis Başkanı bir açıklama yaptı ve açıklamasında "Anayasa'da laiklik olmasın" demedi. Lütfen burayı herkes çok dikkatli dinlesin. Ama Türkiye'de tartışma o kadar farklı noktalara gelmiş ki, işler o kadar ucuzlatılmış ki haberler şöyle yapıldı "Meclis Başkanı açıklama yaptı anayasada laiklik olmasın". Meclis Başkanı anayasada laikliğin tanımıyla ilgili konuştu. "Anayasada laikliğin tanımı olmasın" dedi. İki cümle birbirinden çok farklı. Ama yurtdışından beslenen bazı medya unsurları, görevleri üst ahlaksızlığın buradaki temsilciliğini yapmak. Her türlü cümleyi çarpıtarak haber yapıyorlar. Biraz ahlakınız, biraz vicdanınız olsun. Sizde bu ülkenin insanıyım, diyorsanız bu yaptıklarınız bu ülkenin insanları tarafından görülmüyor sanmayın.

LAİKLİKLE KİMSENİN DERDİ YOKTUR

Laiklikle kimsenin derdi yok. Bir kere bunun altını çizelim ama laiklik kelimesiyle derdim var benim. Çünkü laiklik, seküleriz Sorbonne Üniversitesi'ndeki adam istedi diye benim hayatımın referansı olamaz. Ben binlerce yıldır ümmetimden, milletimden, coğrafyamdan getirdiğim sentezde zaten din ve devlet işlerini birbirinden ayırmışım. Bu sentez içinde Fransız kaşığıyla kendimi kaşıklamamın, kendimi ortaya koymamın, veya Fransız cetveliyle kendimi ölçmemin, İngiliz gönyesiyle, pergeliyle kendimi tanımlamamın bir anlamı yok. Meclis Başkanı'nın söylemek istediği bu. 'Laiklik anayasada çıkarılsın, ilk dört madde değiştirilsin, laikliğe karşıyım' demedi. Lütfen kimse bu tartışmayı farklı noktaya getirmeye çalışmasın. Anladığınız laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasıysa kimsenin bu laiklik anlayışıyla derdi yok. Ama benim bu kelimeyle derdim var. Başkasının koyduğu isimle kendimi tarif edemem.

BU KAVRAMLAR YÜZÜNDEN BU ÜLKEDE İNSANLAR HAYATINI KAYBETTİ

Sorbonne Üniversitesi'ndeki arkadaşın yüz yıllar önce keyfi gelmiş veya Paris'teki İtalya'daki laisizm demiş. Yada Roma'da ki sekülerizm demiş. Bakın bu kavramlar yüzünden bu ülkede insanlar hayatını kaybetti. Bu kavramlar yüzünden bu ülkede okula gidemedi. Bu kavramlar yüzünden neredeyse dönem dönem iç çatışmalar çıktı. Birileri cebini doldurdu. Devlet bu ülkede kırmızı kitap çıkardı. İki tane çok büyük tehlike varmış. Neymiş en büyük tehlike? Bir tanesi irtica tehlikesiymiş. Kimmiş bu irtica tehlikesinin altında yatan insanlar? İnancından dolayı başını örten anneler, bacılar, kardeşler ablalar. Ne yapıyor bu insanlar? törenine gidiyor. Oğlunun yemin töreninde, kışlada 60 yaşında başını açtı. Veya inancından dolayı başını örten kız üniversitede okuyamaz. Neden okuyamaz? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik karakteri zedelenir. Ne oldu? Kızlar okula, anneler yemin törenine gitti. Ne oldu? Şeriat mı geldi, zedelendik mi? Bu ülkenin DNA'sı mı bozuldu? Tam tersi, özgürlükçü bir anlayışla herkes birbirine saygı durmayı öğrendi.

BUNU İDDİA EDENLER HER TÜRLÜ MEVKİ MAKAMA SIZMIŞ DEVLETİN KANINI EMMEK İSTEYEN SÜLÜKLER

Bu kavramlar içimize nifak gibi sokulmuş. Kavram üzerinden kavga ediyoruz. Kimse din ve devlet işleri birbirine karıştırılsın demiyor. Bu ülkede irtica tehlikesi hiçbir zaman olmadı ve hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bizim sentezimizde böyle bir yapı yok. Ama bunu kullanarak bu ülkede yılarca laik anti-laik kavgası yapıldı. Bunu körükleyenler yüzde elli net faizle devletin 90 günlük hazine bonosunu alanlar. Söylemediği cümle üzerinden haber yapılıyor. Bu haber üzerinden tartışma çıkıyor. İnsanlar sokaklara dökülüyor, TBMM önünde gösteri yapılıyor. Bu ülkedeki hiçbir makam mevkideki hiç kimsenin, devletin düzeniyle bir derdi yoktur. Olduğunu iddia edenler, her türlü mevki- makama, medyaya sızmış bu devletin kanını emmek isteyen sülüklerdir. Kimse bunlara alet olmasın. İrtica diye bir tehlike çıkardılar. Devletin en büyük tehlikesi. Irak tehlike değil, Yunanistan tehlike değil, İran tehlike değil, Ruslar tehlike değil, balistik füze tehlike değil, nükleer savaş tehlike değil kimyasal savaş tehlike değil en büyük tehlike irtica. Neden, inandığı için başını örten kızlar okula gitmek istemiş. En büyük ikinci tehlike bölücülük. Kim bölücü? Bizim Kürdümüz. Bu ülkenin vatandaşı devlet için en büyük ikinci tehlike. Bölücülük değil tehlike. Bölücü faaliyetlerinde bulunan yurt dışında özelikle AB ülkeleri tarafından desteklenen bölücü terör örgütüdür tehlike olan. Benim vatandaşımda bir sorun yoktur. Vatandaşım kandırılmışsa onu da hep birlikte kurtaracağız. Yıllarca bu yanlış propaganda uygulandı. Yok böyle bir tehlike. Artık bu sanal tehlike tartışmalarını bu ülkede bitirelim. Laiklik diye bir kelime yok bizim için. "Benim dinim bana, senin dinin sana" diyen bir dini anlayışa sahibiz. Artık bu tartışmayı körüklemeyin.

GÜNEYDOĞU'DAKİ FETÖ'CÜ POLİSLER BÜYÜK TEHLİKE

ÇOLUK - ÇOCUĞUN AHLAKINI BOZUYORLAR

Bu ülkede laiklik tartışması da, irtica tehlikesi de yoktur. Eğer bir tehlike varsa onu anayasadaki tek bir cümleyle o tehlikeyi savuşturamazsınız. Gösteri mi yapmak istiyorsun? Bırak olmayan tehlike üzerinden gösteri yapmayı. Git yarın şöyle bir gösteri yap; 94 krizinde yüzde 50 net hazine bonosu faiziyle 90 gün vadeli devletin varlıklarını emen 5 bin kişi açıklansın. Bununla ilgili gösteri yap bende geleceğim. Vatandaş kendi haklarını koruyamıyor. Ne yapması gerektiği bilmiyor. Neye gösteri yapması gerektiğini bilmiyor. Çıkmış irtica tehlikesi, laiklik kavgası. Senin kanını emenler zaten senin sokağa sürerek aklını alıyorlar. Cumartesi- Pazar topla ile aklını alıyorlar, hafta içi adaya adam götürdük, yarışmak yaptık, şunu yaptık onunla aklını alıyorlar. Çoluk- çocuğunu ahlakını bozuyorlar. Bunları geç arkadaş haklarını ara. Bu ülkede emeğin hakkını arayan bir cumhurbaşkanı var. Neden arkasında sendikalar, sol örgütler, solcu olduğunu iddia eden partiler yok?