X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İbrahim Kalın: Erdoğan, Putin ve Obama'yla Halep'i tekrar görüştü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İbrahim Kalın: Erdoğan, Putin ve Obama'yla Halep'i tekrar görüştü

  • Giriş Tarihi: 6.9.2016 16:01 Güncelleme Tarihi: 6.9.2016 17:38
İbrahim Kalın: Erdoğan, Putin ve Obama'yla Halep'i tekrar görüştü
İbrahim Kalın: Erdoğan, Putin ve Obama'yla Halep'i tekrar görüştü

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Halep'teki çatışmalara ilişkin "Biz, dün oradan (Çin) ayrılmadan son anda bile Cumhurbaşkanımız, Obama ve Putin'le ayrı ayrı görüşmesinden sonra birer defa tekrar görüştü. İkisine de tekrar 'Aman şu Halep'teki ateşkes ya da çatışmasızlık ortamının sağlanmasıyla ilgili anlaşmayı bir an önce hayata geçirelim.' bunu söyledi" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, NTV'de katıldığı canlı yayında gündeme dair soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı 'ın dünkü açıklamaları hatırlatılarak, "Ne noktadayız uçuşa yasak bölge konusunda? Türkiye yıllardır söylüyor, ikna edebildi mi muhataplarını?" sorusuna Kalın, öncelikle Fırat Kalkanı Harekatı'nın başarılı bir şekilde hayata geçirildiğini söyledi. Kalın, Çobanbey üzerinden yani batı yakasından hattın tamamlandığını belirterek, "Böylece yaklaşık 90 kilometrelik bir hat üzerinde bulunan bütün DAİŞ unsurları sınırımızdan temizlendi. Bugün itibarıyla sınırlarımızda artık DAİŞ terörizmi yok. Bu çok önemli bir tespit ve durumdur." ifadesini kullandı.

AMAÇ SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK

Konuyla doğrudan muhatap olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Başkanı Barack Obama'nın da bunu takdirle izlediklerini ifade ettiklerini aktaran Kalın, harekatın amacının ne Suriye'nin toprak bütünlüğünü bölmek ne de oradaki herhangi bir etnik grupla çatışmak olduğunu söylediklerini vurguladı.

Kalın, özellikle Türkiye sınırının terör unsurlarından temizlenmesi noktasında tam bir mutabakat olduğunu ve Türkiye'ye destek verildiğini gördüklerini aktardı.

"HAYATIN NE KADAR KISA SÜREDE NORMALE DÖNDÜĞÜNÜ GÖRDÜK"

Şu anki aşamada, o sınıra bir derinlik kazandırılması gerektiğine işaret eden Kalın, şöyle devam etti:

"O yüzden şimdi diğer muhalif gruplar yavaş yavaş aşağı doğru inerek hem o bölgeyi temizliyorlar hem de orada bir asayiş ortamı inşa etmeye çalışıyorlar. Çünkü bu kolay değil. Suriye'de sahada çok değişken bir durum var ama gerçek olan bir şey var ki o bölgede DAİŞ, yaklaşık bir buçuk iki yıldır fiilen bir hüküm sürmekteydi, insanlara zulüm etmekteydi. İşte Cerablus'ta onun neticelerini gördük, insanların nasıl mutlu ve huzurlu bir şekilde sokağa çıktığını, hayatın ne kadar kısa bir sürede normale döndüğünü gördük."

"MUTLAKA BİR HAVA KORUMASI, HAVA DESTEĞİNİN OLMASI GEREKİR"

Kalın, mülteci meselesinde Türkiye'nin üstlendiği yükün adil olmadığı, başkalarının da bu yükü eşit şekilde paylaşması gerektiği konusunda bir konsensüsün bulunduğuna değindi.

"Mesele sadece sineklerle uğraşmak değil, bataklığı kurutmaksa; burada yapılması gereken 'sadece bu mülteciler harekete geçmesin, bulundukları yerde kalsın ya da şurada yaşasın' meselesi değil" diyen Kalın, şunları söyledi:

"Asıl mülteci krizine yol açan sorunu ortadan kaldırmak gerekir. Bu da tabii ki Suriye'de bir siyasi geçişin sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi. Orada maalesef hala karmaşık bir tablo var ama en azından bu geçiş sürecinde bu bölge, bir güvenli bölge haline getirilebilir. Cumhurbaşkanımız bu teklifini yeniledi, hem Sayın Obama ile hem Sayın Putin ile hem diğer AB ülkeleriyle. Tabii bir itiraz yok ama nasıl uygulanacağı konusuna gelince de 'tamam, bunu beraber yapalım' şeklinde bir ortak irade de sergilenmiyor. Dolayısıyla şöyle diyebiliriz; aslında fiilen orada bir güvenli bölge haritası ortaya çıkmış oldu ama bunun formel manada güvenli bölge ilan edilebilmesi için mutlaka bir hava koruması, hava desteğinin olması gerekir."

"NİHAİ ANLAŞMAYI BEKLİYORUZ"

Kalın, uluslararası toplumun tekrar taşın altına elini koyması gerektiğine dikkati çekerek, "Tamam, bu sınır boyu temizlendi. Belki mülteciler için de mülteci akımını durdurma anlamında olumlu bir sonuç da doğuracak ama bu tek başına sorunu çözmeyecek." dedi.

Şu anda Halep'te çatışmaların devam ettiğine işaret eden Kalın, şunları kaydetti:

"Biz dün oradan ayrılmadan son anda bile Cumhurbaşkanımız, Obama ve Putin'le ayrı ayrı görüşmesinden sonra birer defa tekrar görüştü. İkisine de tekrar 'Aman şu Halep'teki ateşkes ya da çatışmasızlık ortamının sağlanmasıyla ilgili anlaşmayı bir an önce hayata geçirelim.' bunu söyledi. Ayrılırken ikisiyle de ayrı ayrı tekrar özellikle bu Halep meselesini tekrar konuştu.

Çünkü bize o sırada farklı haberler geliyordu. 'Anlaşma tam bitti, yok henüz bitmedi, yüzde 95'i tamamlandı' gibi haberler geliyordu. Cumhurbaşkanımız, Obama'ya bunu sordu, o da 'bitmek üzere' dedi. Yani dün akşam ya da bugün için 'umutluyuz' gibi bir ifade kullandı. Biz de şimdi nihai anlaşmayı bekliyoruz."

Kalın, kendilerine anlaşmayla ilgili bir taslağın geldiğini bildirerek, "Biz tabii nihai olarak 'evet, bu tamam. Bütün aktörlerin mutabık kaldığı ve uygulayacağı bir anlaşmadır' şeklindeki kağıdı bekliyoruz." diye konuştu.

"BİZİM ÖNERİMİZ, KURBAN BAYRAMI BOYUNCA UZATALIM"

"Bayramdan önce olabilir mi bu beklenti?" sorusuna Kalın, "Umudumuz o yönde. Cumhurbaşkanımız aslında G20'ye gitmeden yaklaşık bir hafta önce Sayın Putin'le yaptığı telefon görüşmesinde söylemişti. ' da geliyor, Müslüman dünyanın hassasiyetlerini de dikkate alarak bu zamanlamayı böyle planlayalım. Hiç olmazsa Kurban Bayramı'nda Halep ve civarındaki insanlar rahat nefes alsın.' diye." yanıtını verdi.

Kalın, taslakla ilgili olarak da şu değerlendirmelerde bulundu:

"Temel olarak çatışmaların durması. Burada en önemli unsur, Rusya'nın hava operasyonlarını durdurması. Dolayısıyla burada önemli aktör Rusya. İlk planda 48 saat gibi bir süreden bahsediliyor ama neticeler olumlu olursa bizim önerimiz, bunu Kurban Bayramı boyunca uzatalım. Cumhurbaşkanımız bu teklifi de yaptı.

Bu sürede Ruslar uçmayacak, rejim Halep üzerinde uçmayacak, bombardıman olmayacak, muhalifler de çatışmaları durduracaklar. Bir tür çatışmasızlık ortamı, herkes tetikten parmağını çekecek. O sırada da insani yardım koridoru açılacak. Bir, güneyden Şam üzerinden yardımların ulaştırılmasıyla ilgili koridor ya da hat oluşturulacak, bir de Türkiye üzerinden."