X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ABD ile umut verici bir döneme giriyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ABD ile umut verici bir döneme giriyoruz

  • Giriş Tarihi: 14.11.2016
ABD ile umut verici bir döneme giriyoruz
ABD ile umut verici bir döneme giriyoruz

Bir hafta önce bütün dünya kamuoyu Hillary Clinton'un ABD'nin ilk kadın başkanı olacağını düşünüyordu. Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump'un 70 yıllık hayatı didik didik edilmiş ve itibarsızlaştırılmak için her yönteme başvurulmuştu. Kendilerinden o kadar eminlerdi ki gazetelerin taşra baskılarına "ABD'nin 45. Başkanı Hillary" başlığı atmakta bir sakınca görmediler. Ancak sabaha karşı Cumhuriyetçilerin adayı Trump'tan ABD'li Demokratları, Fetullahçı hainleri, PKK ve Suriye'deki uzantısı PYD'yi şoke eden açıklama geldi. ABD artık 4 yıl boyunca Cumhuriyetçi Parti tarafından yönetilecek. Peki bu gelişme Türkiye için ne anlam ifade ediyor? ABD seçimleri hakında merak edilen tüm soruları SETA-Washington D.C. Araştırma Direktörü ve Penn State Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Kılıç Buğra Kanat'a sorduk.

10 SORUDA TRUMP'IN TÜRKİYE POLİTİKASI


-Trump'un hayatının didik didik edildiği ilginç bir seçim dönemi yaşandı? Bu süreç seçim sonuçlarını nasıl etkiledi?

Amerikan tarihi uzun süredir bu kadar bayağı ve seviyesiz bir seçim kampanyası yaşamamıştı. Amerikan başkanlık seçimleri tarihine baktığımızda birçok oldukça tartışmalı, çekişmeli ve sorunlu seçim ve seçim kampanyası görebiliriz. Ancak uzun zamandır bu seçimlerde olduğu gibi adaylar bayağılaşmadı.

Amerikan toplumunun tüm fayhatları neredeyse harekete geçirildi. Ortaya daha sonra demobilizasyonu oldukça zorlu olacak bir toplumsal hareket çıkardı.

SEÇMEN 'PAPA DEĞİL BAŞKAN SEÇİYORUZ' DEDİ

-Bu seviyesiz olarak tanımladığınız kampanya süreci Trump'ın seçim kazanmasında etkili oldu mu?

Tabi burada ciddi bir şekilde medyanın da Trump'ın kampanyasına isteyerek veya istemeyerek ne kadar yardımcı olduğunu anlamak gerekiyor. Trump karşıtı medyanın devamlı saldırıları bir yandan mağdur bir Trump imajı ile Trump seçmenini konsolide ederken öte yandan da Trump'ın sürekli olarak gündemde olmasını sağladı. Her gece Trump'ın başka bir falsosu başka bir açığı konuşulurken Trump'ın en baştan çok ciddi bir etik iddia da bulunmamış olması bu etkiyi sıfırladı. Bir analistin daha önce ifade ettiği gibi Amerikalı seçmen 'Papa seçmiyoruz başkan seçiyoruz' diyerek bu eleştirileri taca attı.

-Trump'un nasıl kazandığını anladık. Peki Hillary neden kazanamadı?

Elbette bu noktada ileride farklı analizler yapılacak.Clinton'un seçim sonrasındaki konuşmasında ifade ettiği gibi toplumsal kutuplaşma ve polarizasyonun etkisi oldu. Amerikan seçmeni sadece partilerin geleneksel pozisyonlarından ve idam cezası ve silah taşıma izni gibi geleneksel ayrımların üzerine yukarıda bahsi geçen korkunun yarattığı ayrımı da yaşadı. Müesses sistemin bu duruma çözüm olamayacağını anladı.

Obama'nın mobilize ettiği kesimlerle tam olarak ilişki kurmakta zorlandı. Özellikle gençler ve Afrikan Amerikalılar'ın sandığa gitmesini sağlamak için yeterli etkiyi yaratamadı. Her ne kadar neredeyse başkanlık için biçilmiş kaftan olarak görülse de seçmen ile bir kimya tutturamadı.

OBAMA HAYAL KIRIKLIĞI OLDU

-Obama'nın yarattığı hayal kırıklığı Demokratların kaybetmesinde etkili oldu mu?

Obama'nın ikinci döneminin en büyük başarısızlığı dış politika alanında oldu bana göre. Neredeyse tüm müttefiklerle güven ilişkisi krize girdi.Amerika kredibiletisini, caydırıcılığını ve inanılırlığını yitirdi bazı konularda. Kararsız ve mütereddit bir süpergüç imajı ortaya koydu.

-Trump'ın kazanması çok düşük bir ihtimal olarak görülüyordu. ABD bu şoku atlatabildi mi?

Bunu düşük ihtimal olarak görenlerden biri de bendim. Ancak geçtiğimiz haftalar içinde konuştuğum bazı uzmanların 'Gizli Trumpçılık' fenomenini tartışmaya başladığı an soru işaretleri bende de başlamıştı. Ancak yine de bahsi geçen mevzunun bu etkiyi yaratabileceğini öngörmek oldukça zordu. Mesele şuydu. Trump'ın fikirlerini Trump'ın adını koymadan halka sorduğunda anketlerde oldukça yüksek bir destek görüyordu. Bunun yanında Trumpçı olmanın toplumsal anlamda yaratacağı tepki sebebiyle anket sorularında kendini saklayan bir kesim olmasından endişe ediliyordu. Bu gizli Trumpçı kesimden Demokratlar sanıyorum ancak geçtiğimiz haftalarda endişelenmeye başladı. Amerika bu şoku atlatamadı ve sanıyorum bir süre atlatamayacak.

O AÇIKLAMALAR SİTEDEN KALDIRILDI

-Trump'ın islamofobik ve yabancı düşmanı olduğu gibi iddialar da var. Böyle bir tehlike olduğunu düşünüyor musunuz?

Trump elbette başkan seçildiği andan itibaren tüm Amerika'nın başkanı olduğu yolunda bir söyleme döndü. Mesela Müslümanlar'ın Amerika'ya girişini yasaklama konusundaki açıklamasını da web sitesinden sildi. Trump'ın tetiklediği bu hisler önümüzdeki dönemde Trump artık daha pragmatik diye yok olmayacak. Ancak bu konuda önemli bir fırsat alanı da olabilir. Onu da belirtmek gerekiyor. Bazen bu tip liderler sahip olduğu siyasi sermayeyi bu hisleri kontrol altına almak ve mevcut korku politikasını sonlandırmak için de kullanabiliyor. Toplumun belirli bir kesimine güven aşılarken öte yandan diğer grupların içini rahatlatacak farklı bir duruş sergilenebilir. Trump'ın bu duruma yapacağı yapıcı müdahaleler oldukça önemli olabilir.

-Trump döneminden ABD'nin Ortadoğu politikasında bir değişiklik bekliyor musunuz?

Trump bu konuda Obama dönemi politikalarına oldukça eleştirel oldu kampanya boyunca ancak bu konularda neler yapacağı konusunda ipucu vermedi. Yaptığı eleştirilerin aslında birçoğu Washington'da sıkça dillendirilen Obama yönetiminin dış politikasını eleştiren mevzulardı. Mesela Irak'ın tamamen İran'ın etki alanı altına bırakıldığını defalarca ifade etti ancak bunun ne şekilde düzeltileceğini söylemedi. İran Nükleer Anlaşması konusunda da eleştireldi ve bu noktada neler yapılacağını göreceğiz. Bazı konularda seçimler sonrası biraz daha açık konuşmaya başlamış görünüyor.

-Peki Suriye meselesi?

Suriye'de muhaliflerin silahlandırılması programını bırakacağının ilk sinyalini en son verdiği bir mülakatta dile getirdi. Bölgedeki önceliğin DEAŞ olmaya devam edeceğini anlıyoruz bu açıklamalarla. Ancak Obama döneminde takip edilen sorunlu Suriye politikasının ne denli düzeleceği pek belli değil. Mesela DEAŞ'e karşı Esad ve Rusya ile daha yakından koordinasyon kurulmasını öne çıkarıyor. Ucu acık bır iki ay var önümüzde. Bu dönem oldukça ciddi opsiyonlar ve fırsatlar da sunuyor bölgenin istikrara kavuşması için. Takip edilecek politikalar oluşmaya başladığında bunu bir daha konuşmak gerekecek.

-Trump döneminde Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl bir gelecek bekliyor?

İki boyutu olacak bu durumun. İlki direk ikili ilişkilerle ilgili. İkincisi de iki ülkeyi ortak şekilde ilgilendiren bölgesel meselerle ilgili. Baktığımız zaman şu an itibari ile Türk Amerikan ilişkileri belki de tarihin en krizli dönemlerinden birinde. Bu da iki ülkenin arasındaki güven meselesini ciddi bir şekilde sarsmış durumda. Son olarak 15 Temmuz sonrası özellikle Gülen meselesinde ciddi bir kriz ortaya çıktı ve bu durumu bir şekilde Amerikan yönetimi iyi yönetemedi. Türkiye'nin burada ABD'den beklentileri konusunda ortada şeffaf bir durum var. Ancak her üç konuda da bir ilerleme elde edilmiş değil. İlişkiler bu şekildeyken yeni bir yönetimin gelmesi elbette ilişkileri bu noktadan çıkarmak için oldukça önemli fırsatlar da sunabilir.

GÜLEN KONUSUNDA MESAJLAR OLUMLU

-Peki ilişkiler bundan sonra nereye gider ve ne yapmalı. Mesela Gülen'in iadesi konusu nasıl sonuçlanır?

Öncelikle Trump'ın ve takımındaki bazı önemli isimlerin Türkiye hakkında 15 Temmuz sonrası daha empatik davrandığı görünüyor. Trump'ın darbeden sonra verdiği ilk tepki ve hem başkan yardımcısı olacak Mike Pence'in hem de üst düzey diğer isimlerin ilk etapta Türk-Amerikan ilişkileri konusunda yaptığı açıklamalar oldukça umut verici ikili ilişkiler açısından. Ancak bu durum artık sadece hisler ve temenniler ile düzelmeyecek. Bazı belli başlı başlıklar var. Öncelik güven tazelemesi olacak. Bu da PYD'ye silah yardımının durdurulması ve Gülen konusunda Amerikan yönetiminin atacağı adımlar ile mümkün olacak. Bu noktada Trump dış politika kadrosundan önde gelen bazı isimler iade konusunda daha pro-aktif davranmayı daha doğru gördüğü anlaşılıyor. Bu elbette ikili ilişkilerde farklı bir dinamik yaratacak. Önümüzdeki iki ay da yani Trump yönetimi tam olarak göreve gelene kadar bu konuda nasıl bir gelişme olacağı da önemli.