X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER UFUK TEKİN: Teşbihte hata olmaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

UFUK TEKİN: Teşbihte hata olmaz

  • Giriş Tarihi: 2.1.2013

Neden hep teşbih yaparak konuşur insan? Sıradan sözcükler güçsüz kalır da ondan mı? Mesela niye "aslan" yaparız oğlumuzu, başarılı ve tuttuğunu koparan biri olmadığı halde. Tuhaf değil midir hayvandan medet umması insanın. Takımlar bile alır payını teşbihlerden. Kimisi Sarı Kanarya'yı sever, kimi Aslan'ı, bazısı da Kartal'ı. Temizliğin en arısı için tertemiz yerine neden "melek" deriz ki! Her kim ki arkadan vur - muşsa "Kancık", ummadığımız biri yapmışsa son vuruşu "Brütüs", yok eğer âdetlerine bağlı ve dayanıklıysa bir kadın "Osmanlı", ahlâklıysa "iffetli", her şeye karışıp kavga çıkarıyorsa "şirret" olur. Neden kaba biri, hayvanların en ballısı ayıyı getirir aklımıza? Küfretmek için neden en sadık dostumuzun köpeğin adını veririz ki. Dalkavuk, yağdanlık, yalaka, soytarı gibileri var oğlu varken biz yine de tutar "sahibinin sesi" olan ikiyüzlüler için "çakal" deriz. Hayvanlar âlemi her teşbihe derya deniz. Hafızası nisyanla malûl bir ulus için demiyor muyuz "balık hafızalı" diye. Tavuğun genci piliç ama alımlı genç kız da piliç olur bizim oğlanın gözünde. Yaşlanan biri olgun değil 'dinozor' veya ihtiyar, öylesine ve boş bakana angut, çok ders çalışana 'inek' demekten vazgeçmeyiz bir türlü. Kurt iki anlama birden gelir; işini iyi yapıyorsa 'işin kurdu', acıkırsa da 'kurt gibi acıkır'. Çok yiyen fil, inatçı olan keçidir. Sarp kayalıkların bol kıllı cambazının sütünü de etini de, kılını da, derisini de alırız; ama inatcı der çıkarız. At mesela, sadık, güzel ve muhteşem. Çok işe yarar ama o da alır payını insanın çürümüş ruhundan. İrice bir kadın 'at gibi karı' olur, yeni yetmeler 'celfin', kurnazsa tilki, inceyse sesi sivrisinek, yaramaz bir çocuksa eşek sıpası, komiklik yapıyorsa maymun, çok düşünüyorsa hindi, uysalsa kedi ve sesi çıkmıyorsa koyun. Ve belki de en güzel tarifi yurdum insanının, Nazım'dan gelir. Anadolu, 'Akdeniz'e uzanan bir 'kısrak başı', insanı ise 'akrep', 'koyun', 'midye' ve 'serçe' gibidir: 'akrep' gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi / serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin / midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat / ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim / bir değil, beş değil, yüz milyonlarcasın maalesef / koyun gibisin kardeşim / gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye / dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani / hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf / ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende / ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak / kabahat senin, demeğe de dilim varmıyor ama / kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.