X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erhan ÖZMEN: Çözüm ve hasat sürecinde Mardin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erhan ÖZMEN: Çözüm ve hasat sürecinde Mardin

  • Giriş Tarihi: 8.6.2013

Geçtiğimiz hafta sonu Mardin'deydik.
Amacımız, yılda üç defa gerçekleştirdiğimiz ulusal toplantılarımızdan birini yeni hasat döneminin başlangıcı olan 1 Haziran'da Mardin'de karşılamak ve Cumhuriyet tarihimizin en önemli sosyal projesi olan barış sürecine de TUSAF olarak katkı sağlamak...
Toplantıda ülkenin hemen hemen her ilinden yaklaşık 320 katılımcı vardı. Yeni hasat döneminde buğdayın ulusal ve uluslararası durumunu üretim ve ticaret boyutuyla değerlendirdik. Meslektaşlarımıza, TMO temsilcilerine ve buğday ithalatçılarına iyi bir yorum imkanı kazandırdığımızı düşünüyorum...
Dünyada buğday üretiminden %7'lik bir artışla 700 milyon ton, ülkemizde ise 18 milyon ton civarında bir rekolte bekliyoruz ki ülke üretimimizde %13'lük artış demek. Sonuçta ülkemizde ve dünyada yeterli miktarda bir buğday üretimi oluşacak görüntüsü var.
Mardinli meslektaşlarımız, dostlarımız bizleri çok güzel ağırladı. Şehmus ve Orhan Duyan, Salim, Orhan ve Burhan İlhan ile birçok kardeşimiz, yurdun dört bir yandan gelen meslektaşlarına misafirperverlik örneği gösterdi. Gala gecesinde bölge un sanayisinin ve bizlerin ağabeyi olan Şehmus Duyan ile alakalı bir sürprizim vardı!
Rivayet bu ya: Günün birinde İstanbul kızı Halide âşık olur bizim Mardinli Şeyhmus'a. Şeyhmus da ona.
Halide'nin bir şartı vardır yalnız: "Şeyhmus der, ben İstanbul kızıyım, denizsiz, boğazsız, köprüsüz yaşayamam! İstanbul'da yaşayalım biz.
" Bizim Şeyhmus aşağıya kalır mı? "Merak etme sen Halide'm; bizim Mardin'de denizin de boğazın da köprünün de âlâsı var."
Kız işletildiğini düşünerek inanmaz önceleri, oğlan 'yemin billah' edince yumuşar, ama bir şartı vardır: "Göreyim denizi, basarsın nikâhı!"
Yola çıkılır… Akşam saatlerinde Kaşiyari Dağları yamacına yaslanmış Mardin'e ulaşılır.
Şeyhmus gösterir Halide'ye: "İşte boğaz, işte Marmara, işte Büyükada, Burgazada, Kınalıada… Bak şu ışıklar da Boğaz'da gezinen vapurlar.
Şu gördüğün de köprümüz. İnandın mı şimdi bana güzeller güzeli Halide'm?"
Kız gözleriyle görmüştür artık, kalbi emindir: "Evet, inandım meğer Mardin'de deniz varmış" der, nikâh falan derken sabah olur.
Aaaaa o da ne; Halide bir uyanır ki 'deniz'in yerinde yeller esmektedir.
Karşısında yemyeşil bir ova vardır, öfkeyle bağırır: "Şeyhmusssss, nerede benim denizim?"
Şeyhmus sakin sakin cevaplar: "Gözümün nuru, akşam sen kendi gözlerinle görmedin mi denizi?
Sabah sular çekilmişse ben ne yapabilirim?"
Hilton Oteli'nde gerçekleştirilen gala gecesinde, ben bunu anlattığımda misafirlerimizin salondaki kahkaha tufanını görecektiniz… Mardin'de mutlaka görülmesi gereken iki tarihi mekanı da paylaşmalıyım. Suut Ağaoğlu'nun işlettiği Antik Sur diye tarihi bir yer… Sabah kahvaltı ile başlıyor ve geç saatlere kadar sıra gecesi ile devam ediyor. İkincisi, Cercis Murat Konağı da en az Antik Sur kadar mükemmel diyebilirim.
Fatih Demir'in güzel işletmeciliği ile her gün dolu olan bir mekan…

NİCE YILLAR MEGİAD
Çarşamba akşamı MEGİAD'ın (Mersin Girişimci İş Adamları Derneği ) 10. yıl kutlaması için Mersin'deydik. Çok takdir ettim Alper Gürsoy'u. MEGİ-
AD'ı olması gerektiği gibi proje odaklı sosyal bir dernek haline getirmiş. 400 üyesi bugün sadece İstanbul, Ankara ve İzmir'de var. Elbette ki kurucu başkan Mehmet Karalar ve sevgili kardeşim Dr. Abbas Taşdemir ve Kasım Tanrıöver'in de bu nihai noktada çok büyük katkıları var.
İnanıyorum ki çok daha güçlenecek olan MEGİAD, hem STK'lara hem de GİAD'lara örnek olmaya devam edecek...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.