X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tarihin her aşamasında Payas önemini korudu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tarihin her aşamasında Payas önemini korudu

  • Giriş Tarihi: 16.12.2014
Tarihin her aşamasında Payas önemini korudu
Tarihin her aşamasında Payas önemini korudu

Türkiye'nin en önemli sanayi merkezlerinden Payas, tarihin her döneminde stratejik bir merkez olarak kendini gösterdi. 2 yıl önce ilçe olan Payas, yakın çevrenin en eski yerleşim yerlerinden biri

Barındırdığı tarihi mirasla mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri Hatay'ın yeni ilçesi Payas. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu yıllardan bu yana önce tarım sonra da sanayi merkezi olarak öne çıkan, Osmanlı döneminde sancak beyliği yapmış bir buluşma noktası olan Payas, daha eski yıllarda da Haçlı ordularının kullandığı, Tapınak Şövalyeleri'nin konumlandığı bir merkez. Kıbrıs adasının fethinin de yine Payas'taki tersane sayesinde yapıldığı belirtiliyor. İşte bu kadar önemli bir noktada kendini gösteren Payas, bugün hem gelişmiş sanayisi hem de tarihi birikimi ile Hatay'a gelenlere göz kırpıyor.

HER DEVİR GÖZDE

Yaklaşık 3 ay önce göreve başlamasının ardından kenti keşfe çıkan Payas Kaymakamı Hasan Kılınçkaya, ilçeye olan sempatisini esprili bir dille anlatıyor: İlk geldiğim gün Payas'ı çok sevmiştim, hâlâ da çok seviyorum. Payas'ın özellikle Osmanlı döneminde çok önemli bir merkez olduğunu anlatan Kılınçkaya, "Anadolu'nda Hacca gidecek olanlar Payas'taki o ünlü külliyede konaklıyor. Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan o eşsiz konakta. Anadolu'daki en büyük külliye olarak öne çıkıyor burası. Sadece han değil, camisi, kalesi, hamamı, ticaret merkezi ile bir yaşam merkeziydi külliye" dedi.

EKONOMİSİ ÇOK GÜÇLÜ

Payas'ın 2012'de ilçe olmasına rağmen köklü bir tarihe sahip olduğuna değinen Kaymakam Hasan Kılınçkaya, en önemli eserleri Osmanlı verse de öncesinde de stratejik bir yer olduğunu vurguluyor. Cenevizliler döneminden kalma Payas Kalesi'nin, yıkıldıktan sonra Osmanlı tarafından aslına sadık kalınarak yenilendiğini aktaran Kılınçkaya, "Payas önemini tarihin her döneminde koruyor. Bugün Türkiye'nin en önemli sanayi kentlerinden. Nüfusu 40 bin civarında ama gün içinde 80-100 bin kişi geçiyor Payas'tan. Ticaret sayesinde ekonomisi çok güçlü bir ilçe. İSDEMİR ve diğer sanayi kuruluşlarının faaliyete başlamasıyla Anadolu'dan büyük göç almış. Sadece İSDEMİR'de 6 bin 100 kişi çalışıyor. Nüfusun büyük çoğunluğu sanayiden geçimini sağlıyor" diye konuştu.

ÜRETİM VE YAŞAM DENGESİ
Sanayi yapılarının, bazı olumsuzlukları da beraberinde getirdiğini kaydeden Hasan Kılınçkaya şunları söyledi: Vatandaşlarımız hava kirliliğinden şikayet ediyor. Ancak burası bir sanayi kenti. Fabrikalar çalışmazsa, çarklar dönmezse iş olmaz, ekmek çıkmaz. Bize düşen denetimleri sıkı bir şekilde yaparak çevreyi korumak. Yaşam ve üretim dengesini korumaya çalışıyoruz. Kentsel dönüşümle kentin yapılaşması da yenilendikçe bu sıkıntıların azalacağını umuyorum. Zaten falezlerin üzerine çıkıp gün batımına karşı bir bardak çay içen herkes derdini tasasını bir kenara bırakıyor. Sırf o manzara için yaşanabilir Payas'ta" şeklinde konuştu.

ZENGİN KÜLTÜREL YAPI

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bir tarım kenti olan ve birçok tarım ürününün ilk hasadının yapıldığı Payas, 1970'li yıllardan itibaren sanayileşen yapısıyla dikkat çekti. Sanayi tesislerinin çoğalmasıyla Anadolu'dan büyük göç aldı. Bugün ilçe nüfusunun yüzde 30'luk bir dilimi atadan dededen Payaslı. Bu nedenle çokkültürlü bir yapıya sahip. Hatay'ın kültürü, Anadolu kültürüyle harmanlanmış. İlçede hem Arap mutfağı hem Anadolu mutfağının en güzel örneklerine rastlamak mümkün. Fatih BALTACI - Bora ERDEM

PAYAS KALESİ
Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi'nin batı kısmında, etrafı hendekle çevrili, sekiz kuleli bir savunma yapısıdır. Payas Kalesi, aslen Haçlılar tarafından inşa ettirilmiş, hacıların güvenliğini sağlamakla görevli Tapınak Şövalyeleri'nin kontrolü altında hizmet etmiş. Harap vaziyetteki kale kalıntıları üzerine, Osmanlı İmparatorluğu tarafından, temelleri tamir edilemeyeceği anlaşılınca (1567-1571) aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmesi ile bugünkü şeklini almış. Kale şimdiki haliyle teknik ve sanat bakımından tamamen bir Osmanlı yapısıdır. Payas Kalesi, fiziki konum itibariyle külliyenin doğu kanadındaki kervansarayın simetrik olarak dengeleyici unsurudur. Vatan şairi Namık Kemal sürgüne gönderildiği Kıbrıs'a gitmek üzere bir süreliğine Payas Kalesi'nde tutulmuştur.

CİN KULESİ
Payas Kalesi ile liman arasında, limanı korumak için 1577 yılında inşa edilmiştir. Eskiden 'İskele Kalesi' adıyla anılan bu yapı 360 derecelik görüş alanına sahip iki katlı bir karakol kulesidir. Bir Osmanlı şehri oluşturmak için gösterilen gayretin son halkasını teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Yani yapım tarihi göz önüne alınırsa kule, iskele, gümrük, tersane ve külliyeden sonra, Payas'ta inşa edilen çekirdek yerleşim dokusunun son büyük yapısını oluşturmaktadır. 17. yüzyılda Payas'ı gören Evliya Çelebi, gözlemlerini şöyle dile getirmektedir: İskele kulesi yuvarlak ve sağlam bir kule olup üzerinde kale koruyucuları gece gündüz gözcülük ederler. Çünkü gümrük buradadır.

PAYAS MİMOZASI
Payas'ın bol güneşi, ılıman özelliği ve toprak yapısından dolayı mayıs aylarında açan sarı çiçekleri ile sık esen rüzgar sayesinde tüm kenti mimoza kokusu sarar. Payas Beeldiyesi Türk Patent Enstitüsü'ne marka tescili ile ilgili başvuru yaptı ve mimoza bitkisinin marka tescil ve coğrafi işaretleme işlemlerine başladı.

MERYEM ANA SUYU
Sincan yaylasında bulunan Meryem Ana Suyu şifalı olarak kabul ediliyor ve cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılıyor. Çeşmenin bulunduğu alanda eski bir kilise kalıntısı da var. Rivayete göre Meryem Ana ve Hz. İsa bu su pınarının bulunduğu yerde konakladı.

İPEK YOLU KÖPRÜSÜ
Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi civarında arasta (çarşı) içinden geçen kervan ve Hac yolu, güney kapısından çıktıktan sonra Payas Çayı'na varmaktadır. Bu çay üzerinde yapılan üç gözlü, kemerli köprü İpek Yolu ticaretinin külliyeye bağlandığı kısımdır.

DAMLATAŞ MAĞARASI
Payas'ın Sincan yaylası sınırlarında bulunan Damlataş Mağarası 120 milyon yaşında. 95 metre uzunluğundaki mağarada görülmeye değer sarkıt ve dikitler var.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.