X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Halkımızla hiç bir zaman ayrılmadık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Halkımızla hiç bir zaman ayrılmadık

  • Giriş Tarihi: 19.10.2015
Halkımızla hiç bir zaman ayrılmadık
Halkımızla hiç bir zaman ayrılmadık

AK Parti İl Başkanı Fikret Yeni, 1 Kasım seçimlerine giderken yaptıkları çalışmaları anlattı. Partisinin Adana'da ve Türkiye'de oy patlaması yapacağını belirterek, tek başına iktidar olacağını söyledi

1 Kasım seçimlerine sayılı günler kaldı. Siyasi partiler seçim çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı. Her siyasi parti seçmenlerine programını anlatmak ve daha fazla oy alabilmek için bütün gücünü sahaya yansıtıyor. Bu süreçte göreve geldiği günden beri birçok seçim sürecini yürütmüş olan AK Parti İl Başkanı Fikret Yeni ile seçim sürecini, yaptıkları çalışmaları, Adana'da ve Türkiye'de iktidara yürümenin gayreti içinde olan AK Parti'nin durumunu konuştuk. Seçimlerin Türkiye'ye hayırlı olmasını dileyen Fikret Yeni, "Tüm engelleme çabalarına karşın 1 Kasım seçimleri başarı ile yapılacak ve partimiz beklenenin üstünde bir oy oranı ile tek başına iktidar olacak" dedi.

Sayın Yeni, 7 Haziran sonrasında çıkan tablo neticesinde, partiniz tarafından çok uzun süren bir koalisyon görüşmesi trafiği yaşandı. Ancak bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. Şimdide anayasanın amir hükmü yerine getiriliyor ve 1 Kasım'da yeniden seçime gidiliyor. Sizce görüşmeler neden sonuçsuz kaldı?
Öncelikle teşekkür ediyorum. Türkiye sizin de ifade ettiğiniz gibi 1 Kasım'da yeniden sandık başına gidecek ve iradesini ortaya koyacak. Demokratik sistemlerde sonuca milletle gidilir. 7 Haziran seçimleri sonrasında evet bir koalisyon yolu gözüktü. Partimiz de, milletimiz ne talimat verirse o yönde hareket ilkesiyle Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımız tarafından koalisyon hükümeti kurma görevi verilince, Sayın Ömer Çelik başkanlığında kurulan komisyon, çalışmalarını çok fedakârca sürdürdü. Süreci tüm Türkiye izledi. Bizler partilere gittik, partiler bize geldi. Maddeler konuşuldu, irdelendi ve sonuç raporlarını genel başkanlara sunuldu. Son olarak, genel başkanlar görüştü ancak nihai bir karar verilmeyince koalisyon hükümeti kurtulamadı. Buraya kadar her şey normal. Demokratik sistemlerde olması gereken düzeyde bir süreç işledi. Ancak bu görüşmeler biter bitmez, muhalefet partileri bize koalisyon teklif edilmedi diye, milletimizin gözünün içe baka baka dar alanda top çevirmeye başladılar. Milletimizin aklı ile dalga geçildi. AK Parti'nin bu görüşmelerde çok iyi niyetli tutum sergilediğini gördü.

CHP'nin tutumu takdir edilirken, MHP ilk günden erken seçimi işaret etti ve bu görüşmelere kapıyı kapatmasının nedeni nedir sizce?
MHP reddetmedi görüşmeleri, Sayın Bahçeli reddetti. MHP'nin Meclis'te güçlü bir şekilde temsil edilmesi Türkiye için hem bir şans hem de bir fırsattı. Bahçeli kalkan olarak sarıldığı zırhla, bu fırsatı tepmeyi tercih etti. Herkese düşen görev, bu şansı kullanmak ve Türkiye'nin dirliğine, birliğine, güvenliğine, kalkınmasına ve kardeşliğine katkıda bulunmak olmalıydı ancak, Sayın Bahçeli böyle olmasını istemedi. MHP gibi bir partinin Genel Başkanı tarafından hem ülke çıkarları, hem de milliyetçilik ilkelerine uymayan tutumu, tabandan çok ciddi tepkiler almıştır.

Bahçeli'nin, kurulan mevcut hükümette bakanlık teklifi götürülen ve bu teklifi kabul eden Tuğrul Türkeş'i MHP'den ihraç etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Önyargılar,
karşınızdaki sorunları içinden çıkılmaz hale getirir. Korkuların, endişelerin ve empati yapmamanın beslediği önyargılar gözümüzün önünde duran gerçeği ve fırsatı maalesef her seferinde gölgeler. Sayın Türkeş, kurulan kabinede bakanlık teklifine evet demiş, ülke çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir duruş sergilemiş ve MHP tabanından çok ciddi bir takdir toplamıştır. Ne var ki bu ülke sevgisi Bahçeli'yi rahatsız etmiş, Sayın Türkeş'i babasının kurduğu partiden ihraç etmiştir. Bu hamlesi MHP camiasını derinden üzmüş ve yaralamıştır. Sorumlu bir MHP ve ülke çıkarlarını hakkıyla düşünen bir taban varken, bunların tam karşısında duran bir Devlet Bahçeli gerçeği de maalesef MHP camiasının karşısında durmaktadır. Bu sorunuzun cevabını aslında Tuğrul Bey "Devlet, Devlet Bahçeli'den daha önemlidir" diyerek vermiştir.

CHP koalisyon görüşmelerindeki ılımlı tavrını son günlerde değiştirip, karşı atağa geçti. Sürekli AK Parti'yi hedef alan açıklamalarda bulunuyor. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
CHP'nin ülkemizin, krizlere sürüklenmeden, önündeki zor dönemi başarıyla atlatmasında ana muhalefet rolü üstleneceği yerde, sorunun kaynağı olmayı tercih etmesi alışık olduğumuz, klasik bir CHP siyaseti zaten. Bu şahsen beni şaşırtmıyor. Türkiye'yi krize sürüklemek ve bu krizden çıkan sonuçtan oy beklemek gibi bir mantıktan bahsettiğimizde hemen mesela aklımıza CHP geliyor. Bütün Türkiye'yi negatif mesajlar ve vaatler üzerine inşa etmek deyince de, aklımıza bu parti geliyor.

7 Haziran sonrası ne oldu da terör eylemleri birden arttı, şehit haberleri her gün bir ocağa düştü ve buna HDP sesini neden çıkarmadı acaba?
Ben şimdi size bir cümle kuracağım sonrasında bu cümledeki öneme dikkatinizi çekmek istiyorum. "Biz sırtımızı milletimize dayadık" Bu cümleyi kurduktan sonra benim cümlemde geçen "millet"e ses çıkarmam mümkün mü? HDP'nin de yaptığı aynen bu. Milletten güç almak yerine illegal terör örgütüne sırtını dayayanlardan, PKK'ya tepki beklemek, eylemleri kınamasını beklemek yanlış ve boş bir beklenti olur. Terörle dans ederek insanı yaşatma sözü, barış sözü vermek mümkün değildir. HDP'nin kandili meşru kılan hareketleri ve söylemleri milletimiz tarafından açık seçik görülmektedir. Bu nedenle, HDP'nin terör durmalı, demesini arasına mesafe koymasını bekleyemiyorsunuz. Türkiye, canını yakan terör sorununa dökülen onca kanın durması noktasında, terörü bitirmek isterken, bunun karşı mevzisinde duran HDP, hala PKK'yı meşru ve kendisine yakın buluyorsa, bugünkü sonuçlardan dolayı HDP'nin teröre eylemlerine katkısını teslim etmek gerekir. HDP'nin, ortada biriken ve canımızı yakan teröre karşı isyan dili kullanmak yerine, PKK'lı cenazesine gitmeyen HDP'li vekilleri partiden ihraç etmekle tehdit etmesi, üstlendiği ve yerine getirdiği misyonla bütünleşiyor.

Fikret Bey, Ankara'nın göbeğinde Türkiye'nin kalbinde hunhar bir terör saldırısı gerçekleştirildi. 102 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ne söylemek istersiniz?
Ankara'da, terör örgütlerinin milletimizin tamamına karşı uyguladığı kalleşçe bir saldırı oldu ve 102 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu elim saldırıdan dolayı terörün her türlüsünü partim ve şahsım adına lanetliyorum. Orada hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımıza da Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Allah milletimizi bir daha böyle acılarla karışlaştırmasın diye dua ediyorum. Bizim için cinsiyeti, ırkı hiç fark etmez, bir insanımızın canını dünyadaki hiç bir şeye değişmeyiz. Bu kadar insanımız hayatını kaybetmiş ama ne yazık ki daha acımızı yaşayamadan birleri çıkıyor bunu devlet yaptı, katil devlet diye propaganda malzemesi yapıyor. Yazık, bu kadar hayatını kaybeden insanları hiçe saymak, oradaki insanlarımızın ailesine saygısızlık yapmak içler acısı bir durum. Kandan beslenen mahfiller kan aktıkça, o kanı lehlerine çevirmenin peşindeler. Bu kadar duygudan, bu kadar insanlıktan çıkılması şahsen beni korkutuyor. Orada ölen insanlarımız terör mağduru olmuş insanlarımızdır. Kalıpta acıyı ortak yaşamak varken, her bir ocağa düşen acıyı içimizde hissetmek varken, maalesef bunun tam tersi ile karşılaşıyoruz. Terörü kınayamayanlar bir tarafta, teröre gelin birlikte dur diyelim dediğimizde, 'hayır'dan başka bir şey bilmeyen ve her şeye 'hayır' diyenler başka bir tarafta kısaca siyasi irade ortaya koyamayanlarla aynı ülkede yaşamak gibi bir durumdayız. Bir defa olayın olduğu yere -tabirimi affetsin okuyucular- sırıtarak girenleri de gördü bu milletimiz. Bunların hepsini not ediyor. 1 Kasım'da karneler verilirken bununda gereğini yapacaktır. Bu milletin feraseti, sabrı büyüktür ama vereceği derste büyüktür. Devletimize, milletimize ve cumhuriyetimize karşı tuzak kuranlara inat, tüm değerimizi sahip çıkılması gereken gün bugün. Tüm kazanımlarımızı korku tacirlerinin, dikta heveslilerinin, halka tepeden bakan kendini seçkin zanneden cahillerin elinden kurtaramazsak yaşatamayız.

BİZİM ALNIMIZ DA YÜZÜMÜZ DE AK

Bu konu aslında gündemimizi meşgul edecek ve zamanı israf edecek kadar önemli bir konu değil. Bu konuyla ilgili ben İl Sekreterime talimat verdim, o da gerekli açıklamayı zaten yaptı. Bana göre konu kapandı. Ağzı bozuk Belediye Başkanı ve İl Başkanı partimize katılım yapan bir kardeşimizle ilgili sahte üye olduğunu ispatlamak için hafiyeliğe soyundu ama sonuçta biz de belgeli olarak cevabımızı verdik. Bize 'sahtekârlar' diyenlere, 'milletin içine hangi yüzle çıkacak' diyenlere haddini bildirmiş olduk. Adana BB Başkanı'nın üslubunu örnek almayı kendisine şiar edinen MHP Adana İl Başkanı, üye kayıtlarımız mevzusunda bizim için "Bunların sahtekârlıklarını belgeledik, bakalım halkın içine hangi yüzle, nasıl çıkacaklar" dedi. Biz, en gerçekleri paylaştık ama kimseye sahtekâr, yalancı gibi kırıcı cümleler kurmaktan üslubumuzu bozmaktan, aldığımız siyasi terbiye gereği imtina ederiz. Dikkat ettiyseniz, basın yoluyla bu konuda bu sataşmalara cevap vermeye bile tenezzül etmedim. O seviyeye inmemizi kimse beklemesin. Yusuf Bey de içini rahat tutsun, biz halkımızdan hiç ayrılmadık, halkımızda bizden. Ayrılmayı da düşünmüyoruz. Bizim alnımız da yüzümüzde çok şükür AK.

1 Kasım seçimlerine çok kısa bir süre kaldı. Nasıl bir tablo bekliyorsunuz? Seçim bölgeniz olan Adana'daki çalışmalar, adaylarınızın ve teşkilatlarınızın performansı ne durumda?
1 Kasım seçimleri Türkiye'nin ikinci atılım dönemine geçiş için, milat sayılacak bir seçim olma özelliği taşıyor. Başbakanımız seçim beyannamemizi vatandaşlarımızla paylaştı. Beyannamemizde yaptıklarımız ve yapacaklarımıza yer verdik. 13 yıllık AK Parti hükümetlerinin yaptıkları yapacaklarının teminatı ve tek başına iktidar olmasına kesin gözü ile bakılması nedeniyle, en ciddiye beyanname özelliği taşıyor. İlk günkü aşkla, adaylarımızın tamamı, teşkilatlarımızla, şuanda sahada vatandaşlarımızla kucaklaşıyor, gece gündüz demeden çalışmalarımızı yürütüyoruz. Büyük bir özveri ile çalışan adaylarımızın tamamına ve Adana teşkilatlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Başbakan'ın miting takvimi belli oldu. Adana mitingi ile ilgili neler söylersiniz?
24 Ekim'de Sayın Başkanımız Adanalı hemşerilerimizle buluşacak inşallah. Başkanımızın Adana'ya gelişinde vatandaşlarımızın her zamanki coşku ile karşılayacağına inanıyorum. İstasyon meydanı 24 Ekim Cumartesi günü saat 14.00'te tarihi bir güne şahitlik etmiş olacaktır. Ben bu vesile ile Adanalı hemşerilerimi bu büyük buluşmaya davet ediyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.