X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bağımlılıktan Kurtulanlar Anlattı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bağımlılıktan Kurtulanlar Anlattı

  • Giriş Tarihi: 7.4.2015 13:48 Güncelleme Tarihi: 7.4.2015 15:01
İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN UYUŞTURUCU KULLANIMIYLA İLGİLİ PROJELERİ ÇERÇEVESİNDE MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULAN GENÇLERİN YAŞANMIŞLIKLARINDAN DERS ÇIKARMAK AMACIYLA BİR SEMPOZYUM DÜZENLENDİ.
Bağımlılıktan Kurtulanlar Anlattı

Uyuşturucu bağımlılığından kurtulan gençler, kendi bağımlılık hikayelerini düzenlenen sempozyumda öğrencilerle paylaştı.
Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin uyuşturucu kullanımıyla ilgili projeleri çerçevesinde madde bağımlılığından kurtulan gençlerin yaşanmışlıklarından ders çıkarmak amacıyla bir sempozyum düzenlendi. Disiplinler Arası ve Ceza Hukuku Boyutlarıyla Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Ticaretiyle Mücadele Sempozyumu’na katılan AYBUDER (Ayık Yaşamda Buluşalım) üyeleri, uyuşturucu bağımlılığından kurtulma hikayelerini öğrencilerle paylaştı.
“TÜRKİYE’DE REHABİLİTASYON MERKEZİ YOK”
Türkiye’de uyuşturucu madde kullanan birinin yeni bir yaşam biçimine alışına ve düşünce sistemini değiştirene kadar 24 saat kalabileceği bir rehabilitasyon merkezinin olmadığını belirten AYBUDER Başkanı Yavuz Tufan Koçak, “Uyuşturucu madde kullanımını bırakmak isteyen birinin, yeni bir yaşam biçimine alışına ve düşünce sistemini değiştirene kadar 24 saat kalabileceği bir rehabilitasyon merkezi bulması gerekiyor. Şu an AYBUDER’den başka böyle bir yer yok. Bu nedenle bizimle birlikte ses çıkarmaya başlamaları gerekiyor. AYBUDER olarak Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapmaya çalışıyoruz. Ben damdan düşenim. Bu işin içinden geldiğim için, Türkiye’de bir rehabilitasyon merkezi olmadığı gerçeğiyle yüzleştiğimden beri bağırıyorum. Çünkü bir bağımlının hastaneye yatıp kanının temizlenmesi sürecine detoks denir. Kan temizlendi ama kafa değişmedi. Kafanın değişmesi, sorumlulukların farkına varılması, öfkenin yenilmesi lazım. Bunları yapmak için de yeni bir yaşam biçiminin içine girmek lazım. İşte AYBUDER bunu yapmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
BAĞIMLININ YAKINLARINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Bir bağımlının iyileşmesi adına öncelikle onunla birlikte yaşayan insanların bilinçlenmesi gerektiğini belirten Yavuz Tufan Koçak, “Arkadaşlarımın arasında ilk içki içtiğimde kendimi ilk kez ait hissettim. Bir bağımlının iyileşmesi adına öncelikle onunla birlikte yaşayan insanların bilinçlenmesi gerekiyor. Bağımlı zaten bunun kontrolünü kaçırmıştır ve sağlıklı düşünemez. Çevresindekiler eğer bilinçli olmazsa bağımlının dönmesi mümkün olmaz. Bırakıp geriye dönmeler ömür boyunca olacak. Yakınlarınızda bağımlı olan biri varsa, ömür boyu bununla yaşamayı öğrenmek zorundasınız çünkü bunun mucize bir sonucu yok” dedi.
“ARTIK YETER DEDİM…”
Evdeki boşluğu dışarıdaki insanların yanında doldurmaya çalıştığını ve madde kullanımına bu nedenle başladığını belirten AYBUDER üyesi Uğur Okur, “Aile baskısı, birey olamama, ailedeki şiddet, babamın ölmesi, hayatımda boşluk olması ve madde bağımlılığı olan insanların yanında kendimi iyi hissetmem gibi nedenle uyuşturucuya başlamamda etkili oldu. Çeşitli bırakma yöntemleri sonuçsuz kalınca ilaçları içerek intihar girişiminde bulundum ama gözümü yoğun bakımda açtım. Bu noktada ‘artık yeter’ dedim. AYBUDER ile tanıştığımda beni yargılamadan anladıklarını gördüm ve bu bağımlılığın dünyada sadece benim başıma gelmediğini anladım. Okumaya ve gelişmeye başladım. Artık hayatı daha güzel görüyorum” dedi.
“ÇOCUĞUNUZLA GEÇİRECEĞİNİZ ZAMANI İÇEREK GEÇİRİYORSUNUZ”
“Bağımlılığın çok ciddi bedelleri var. Bir yandan oğlum, diğer yanda içmem gereken maddem vardı” diyen AYBUDER üyesi Sıla Merve Ateş ise “15 yaşında psikolojik sorunların olmasından dolayı antidepresan kullanmaya başladım. Daha sonrasında kendimi kimseye ifade edemediğim için tedavi olamadım. Evde birbirimizi anlayamıyorduk. Aradığım bir ben vardı ama bu ilaçlarda ya da hastanelerde bulamıyordum. Evlenerek ve çocuk yaparak kendimi bulmaya çalıştım fakat yine olmadı. Sağlıksız bir evlilik olduğu için ayrıldım. Alkole başladım ama bu da kesmedi çünkü acı çekiyordum. Bir yeriniz acıdığında nasıl ağrı kesici içiyorsanız benim de ruhum acıdığında onu kullanıyordum. Uyuşturucuya geçiş yaptıktan sonra ise başka bir kısır döngünün içerisinde girdim. Üç senem o şekilde geçti. ‘Annelik çok kutsal bir duygu ama bağımlılık daha kutsal’ gibi geliyor. Çünkü çocuğunuzla geçireceğiniz zamanı içerek geçirebilmek için çaba sarf ediyorsunuz ve bu çok incitici” diye konuştu.
“BÜTÜNLÜKLÜ ÇÖZÜM ANLAYIŞLARINA YÖNELMEK GEREKİYOR”
Uyuşturucu madde ticaretinin ve kullanımının sadece hukuksal mücadeleyle önlenebilecek bir şey olmadığını belirten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, bütünlüklü çözüm anlayışlarına yönelmek gerektiğini belirtti. Kanunlarda uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretiyle ilgili ciddi düzenlemeler olduğunu belirten Sınar, “Uyuşturucu kullanımının psikolojik ve sosyolojik yönü ile arz-talep ilişkisindeki talebi ortadan kaldırmaya yoğunlaşmadığımız sürece arz mutlaka olacaktır. Ayrıca uyuşturucu olağanüstü kar getiren bir iş. Bunun yasadışı bir ekonomisi var. Bu ekonomiden terör örgütleri de dahil olmak üzere pek çok farklı illegal grup nemalanıyor. Dolayısıyla bununla mücadele etmek bütünlüklü bir kurumsal anlayış gerektiriyor. Bu maddelere talebi ortadan kaldırmazsanız, bu alandaki kar marjını gören illegal gruplar cezalara rağmen üretime devam ediyor. Talebi önleyecek ekonomik altyapıyı ve gençlerin bağımlılığını ortadan kaldıracak yeni bağımlıların olmasını engelleyecek bütünlüklü çözüm anlayışıyla bir noktaya gelinebilir” dedi.