X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan Davutoğlu: “Tarihler Üzerinden Milletleri Yargılamayalım”
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan Davutoğlu: “Tarihler Üzerinden Milletleri Yargılamayalım”

  • Giriş Tarihi: 23.4.2015 18:58 Güncelleme Tarihi: 23.4.2015 22:26

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çanakkale Savaşı yıldönümünde Ermeni soykırımı iddialarına atıfta bulunarak, “Tarihten dersler çıkaralım ama milletleri tarih üzerinden yargılamayalım. Yaşanan acıları birlikte paylaşalım ama acılar üzerinden yeni çatışma kültürünü oluşturmayalım” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kongre Merkezi’nde düzenlenen Çanakkale 100. Yıl Barış Zirvesi Yüksek Düzeyli Oturumu’na katıldı. Toplantıda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bir savaş üzerinden barışı konuşmak erdemlerin en büyüğü. Barışı da bir barış şehrinde İstanbul’da konuşacağız” diye konuştu.
Yurt dışı ziyaretlerinde şehitliklere gitmeye çalıştığını anlatan Başbakan Davutoğlu, “Şehitliklerde durup bir süre düşünürüm. ‘Acaba nasıl bu kahraman insanlar hangi psikoloji ile savaşta bulundular’ derim. Baktığınızda 1. Dünya Savaşı’nda her bir coğrafyadan gelen inşalar farklı cephelerde savaştılar. Geriye baktığımızda 100 yıl önce 2 ayrı safta olanların psikolojilerin biraz düşündüğünüzde aslında 1. Dünya Savaşı’nın sonuçları üzerinde de düşünme imkanımız olur. Düşünün bir tarafta saunanlar. Savunanlar derken bugünkü Türkiye’nin topraklarındakileri kast etmiyoruz. Iraklılar, Cezayirliler, Boşnaklar. Şuanda belki 30 ülkeye yayılmış ülkelerden gelenler savunanlar safındaydı. Diğer tarafta Çanakkale’ye bir zafer ümidiyle gelen İngiliz imparatorluğu bünyesinde geniş coğrafyalardan gelenler. Aslında Çanakkale’de şimdi bulunduğumuz İstanbul’u savunuyorlardı. ‘İstanbul düşerse Bağdat da düşer, Şam da düşer’ diye düşündüler” şeklinde konuştu.
“ÇANAKKALE’DE ERMENİ TABURU DA VARDI, YAHUDİ TABURU DA”
Çanakkale savaşında Ermeni ve Yahudi taburlarının da bulunduğuna dikkat çeken Davutoğlu, “Asırlarca bir arada yaşadıkları İstanbul’u birlikte savunuyorlardı. Öylesine etkili bir savunmaydı ki bu Türkiye’de hiçbir okul yoktur ki o zaman var olmuş olsun ve bir neslini savaşta kaybetmesin. Benim okuduğum İstanbul lisesinde bir nesil savaşa gittiler ve hiç gelmediler. Her bir lisede bu hatıralar yaşandı” ifadelerini kullandı.
Savaşların da bir ahlakı olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, “Çanakkale’de savaşanlar, kendilerinden sonra gelecek nesillere bir destan bıraktılar. Savaş ahlakını bize öğrettiler. Öyle hatıralar yaşandı ki, birbirilerine yakın cephelerde saatler sonra birbirini öldürecek askerler, savaşa ara verilince birbirlerine kahve, sigara ikram ettiler, yaralılarını karşı cepheye omuzlarında taşıdılar. Böylesine centilmence, kahramanca bir savaşı insanlık tarihi görmedi. Kimse bir diğerinin bayrağına saygısızlık yapmadı, hakaret etmedi. Kahramanca savaştılar, öldüler ama geride utanılacak bir şey bırakmadılar. Biz Türkler karşımızda mertçe savaşanları hep hayırla andık. Avustralya ve yeni Zelanda Başbakanı huzurunda söylüyorum ki; büyük dedeleriniz buraya farklı amaçlarla gelmiş olsalar da kahramanca savaştılar. Onları saygı ile selamlıyorum. Benim büyük amcam da Çanakkale’de şehit düşmüş. Orada kahramanca savaşan bütün askerleri, onların geldiği bütün ülkeleri saygı ile selamlıyorum” dedi.
“SİZLERİN DEDELERİNİZ VE BİZLERİN DEDELERİ ASIRLARCA UNUTULMAYACAK BİR DESTANI BİRLİKTE YAZDILAR”
Çanakkale Savaşı’nda cumhuriyete gidecek olan temel kilometre taşlarının atıldığını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:
“Oradaki Anafartalar komutanı olarak bulunan Gazi Mustafa Kemal, bugün yıldönümü kutladığımız TBMM’nin ilk başkanı olarak seçildi. Çanakkale nesli, hem istiklal savaşını hem de Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun önünü açtı. Nasıl biz milli bilincimiz açısından Çanakkale’den böyle bir miras aldıysak, Avustralya ve Yeni Zelanda kimliği de Gelibolu sırtlarında şekillendi. Oraya tek tek gelen Anzak askerleri dönerken kollektif bir bilinçle biz ‘Avustralyalıyız’ diyerek döndüler. Örnek bir destan yazdılar. Biz bugün hep beraber buradayız. Osmanlı ordusu safında savaşan bütün askerlerin ülkelerinden temsilciler görüyorum. Onlara şükranlarımız ifade ediyorum. Onların burada bıraktıkları evlatları, bizim dostluğumuzun nişanesidir. Karşı safta gelip de burada hayatını kaybedenlerin torunları olan bu salondaki devlet yetkileri ifade ediyorum ki sizlerin dedeleriniz ve bizlerin dedeleri asırlarca unutulmayacak bir destanı birlikte yazdılar.”
Davutoğlu yaşanan savaştan sonra bir nefret kültürü oluşturulmadığına dikkat çekerek, “Savaşı mertçe yapmak lazım, İnsanın ahlaki unsurlarını gözeterek yapmak lazım. Savaş sonrasında o savaşlardan bir nefret kültürü de bir dostluk kültürü de üretilebilir. Biz böyle bir dostluğu Türkiye ile Yeni Zelanda ve Avustralya arasında inşa etmiş bulunuyoruz” dedi.
“AHMETLER MEHMETLER TONİLER CONİLER…”
Davutoğlu salondaki yabancı devlet yetkililerinde hitap ederek, “O gün ‘Coniler’ ‘Toniler’ buraya gelmişti Ahmetlerle Mehmetlerle savaşmak için. Burada da bir ‘Coni’ bir ‘Toni’ dostum var bir de Ahmet var. ‘Coniler’ ve ‘Toniler’ ile birlikte kardeş olduk. 100 yıl önce savaşlar yaşamış olabiliriz ama yüz yıl sonra barışı inşa etmek için şimdi tam vaktidir. Gün bugündür. Hepimiz savaşlardan nefret kültürü üretmeyelim. Savaşlardan dersler çıkaralım. Bir daha olmaması için o sonuçları hayata geçirelim. Devlet adamlarının savaş kararı alması kolay görülebilir ama halklarına acılarından dolayı büyük ızdırap yaşarlar. Biz Türkiye’de Çanakkale savaşı üzerinden bir nefret kültürü üretmedik. Çanakkale’de bizim topraklarımız işgal etmeye gelenlere düşmanca bir söz sarf etmedik. Saygı duyduk. Gelenler kendi ülkeleri için, onurları için savaştılar. Mertçe savaşana saygı duyulur” ifadelerini kullandı.
“TARİHTEN DERSLER ÇIKARALIM ANCAK MİLETLERİ TARİH ÜZERİNDEN YARGILAMAYALIM”
Yabancı konuklarına çağrıda da bulunan Davutoğlu şöyle konuştu:
“Gelin 1. Dünya Savaşı’ndan sonra bir dünya barışını hep birlikte inşa edelim. Nefret dili üretmeyelim. Savaşta hayatını kaybeden kim varsa hepsine şimdiden taziye dileklerinde bulunduk. Ama bugünlerde birileri o dönemdeki acılar üzerinden, bazen o savaşta kışkırtıcı rol oynamış olanlar, yeni düşmanlık tohumu ekmeye çalışıyorlar. Nasıl İstanbul bütün balkan milletlerinin şehriyse, artık Avustralyalıların da, Yeni Zelandalıların da şehirdir, buraya savaşmaya gelip toprağa düşmüş milletlerin de şehridir. Bir daha bu savaşın yaşanmaması için birada hep birlikte bir barış ahitleşmesinde bulunalım. Nefret dilini ter edelim. Tarihten dersler çıkaralım ama milletleri tarih üzerinden yargılamayalım. Yaşanan acıları birlikte paylaşalım ama acılar üzerinden yeni çatışma kültürünü oluşturmayalım.”