X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Çökünceye kadar şişirmeye devam
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Çökünceye kadar şişirmeye devam

  • Giriş Tarihi: 17.11.2013 06:30

ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığı görevi ocak ayında el değiştirecek. ABD Kongresi'nde sürpriz bir kavga çıkmazsa onay sürecinin sorunsuz tamamlanması ve Ben Bernanke'nin görevi Janet Yellen'e devretmesi bekleniyor. Küresel piyasaların bir Janet Teyzesi olmak üzere... Neden ABD ekonomisinin ya da dünya ekonomisinin değil de küresel piyasaların teyzesi? Fed'in beş yıldır sürdürdüğü para basma politikası, borsalarda hisse fiyatlarını yukarı sürüklüyor, gelir dağılımının en üstünde kalan tabakanın daha zenginleşmesine, dünyanın en büyük bankalarının daha büyük karlılık rakamlarına ulaşmasına yol açıyor ama ne ABD ekonomisinde büyümeyi, ne dünya ekonomisinde canlanmayı sağlıyor. Janet Yellen, ABD Kongresi'nde, başkanlığının onay süreci için yaptığı konuşmada, ABD ekonomisi hızlı büyümeye dönünceye kadar varolan politikalarına devam edeceklerini söyledi. Yellen'e göre varlık fiyatlarında bir balon yok. Grafikler, ABD hisse senedi endekslerinin Fed'in bilançosuna paralel olarak şiştiğini gösteriyor ama Yellen'e göre fiyatlardaki bu artış temel göstergeleri yansıtıyor. 2007 krizinin geldiğini göremeyen ve bunu 2010 yılında Kongre'de verdiği ifadede de kabul eden Yellen'in başka türlü bir açıklama yapması beklenemezdi. Yellen'in seçilmesi de piyasalarda oluşan her türlü riske karşın Fed'in para basmaya devam edeceğini ortaya koyuyordu. Larry Summers ya da adı öne çıkan diğer adayların ortak noktası, aralıksız para basılmasından kaygı duymaları ve bunu sona erdirmenin yollarını arayacak olmalarıydı. ECB daha fazla basmalı Avrupa ekonomisinin hızlı büyümeye döneceğine yönelik aylardır devam eden bir spekülasyon vardı, Euro Bölgesi üçüncü çeyrekte sıfır büyüyünce bu spekülasyon havada kaldı. Üstelik enflasyon dört yılın en düşük düzeyine, yıllık yüzde 0.7'ye geriledi. Borç sorunu olan ülkelerdeki deflasyon, ortalama fiyat seviyesini de aşağı çekmeye başladı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) bankalardaki batıkları temizlemek, zombi şirketleri ayıklamak yerine bankalara üç yıl vadeli bir trilyon euro dağıtmayı tercih etti. Para basmak çözüm getirmediği için Avrupa krizden bir türlü çıkamıyor ve bir temizlik olmadıkça da çıkamayacak. Son beş yılda öğrendiğimiz üzere Avrupa gereken adımları atmayacağı için ECB'ye daha fazla para basmaktan başka bir yol kalmıyor. ECB'nin faizi yüzde 0.25'e düşürmüş olması ya da daha da ileri gidip negatif faize dönmesi yani banka mevduatları karşılığında para kesmesi de bir işe yaramayacak. ECB gibi Japonya Merkez Bankası da daha fazla para basmalı. Aslında Japonlar, Fed'den çok daha fazla para basıyor ama bu, ekonominin hızlı büyümeye dönmesi ya da enflasyonun yükselmesi için yeterli olmuyor. Hükümetler olan biteni seyredip meydanı merkez bankacılara bıraktıklarına göre tek çözüm yolu daha fazla para basmaktan ve varlık fiyatlarını şişirmekten geçiyor. Kötü bir şaka merkez bankalarının daha fazla para basarak mali sistemdeki ve ekonomideki sorunların aşılmasını sağlayacakları kötü bir şakadan ibaret. 2009 yılında New York Fed'de görevli olan ve kriz karşısında tahvil satın alınmasını çözüm olarak öneren ekipte yer alan Andrew Huszar, para basma politikaları nedeniyle ABD halkından özür diledi. Huszar'ın söyledikleri özetle şöyle: "Kriz döneminde bu politikaların ekonominin istikrar kazanmasına yardım edeceğini umduk. Ancak ilk tahvil alım programından sonra üzerinde çalıştığımız modeller bunun bir işe yaramadığını, desteğe ihtiyacı olanlara değil, bankaların karlılıklarına katkı sağladığını ortaya koydu. Buna rağmen tahvil alım programları devam etti." Huzsar bugün Fed'de çalışmadığı, akademik görevine döndüğü için bu açıklamaları yapabiliyor. ABD, Avrupa, Japonya hatta Çin ekonomilerinin içinde bulunduğu durum, Yellen'in Fed'in başına geçecek olması, para basma politikalarının aralıksız süreceğini gösteriyor. Bilinmeyen ise piyasalardaki çöküşün ne zaman ve ne gerekçeyle olacağı. Nerdeyse 10 trilyon doların üzerinde para basılmasına karşın fiyatların hala düşüyor olması deflasyon riskinin devam ettiğini ortaya koyuyor. Yanıtlaması imkansız soru şu: Enflasyon beklerken deflasyon mu önce gelecek yoksa beklenmedik büyük bir şok mu piyasalardaki kağıttan kuleyi bir anda çökertecek?