X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Parası bol, büyümesi az bir dünya
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Parası bol, büyümesi az bir dünya

  • Giriş Tarihi: 17.3.2013 06:30

Küresel piyasalar geçen hafta olumlu havasını korudu ve başta ABD olmak üzere hisse senedi borsaları yükselişlerine devam etti. İMKB'de hafta boyunca satışlar vardı ancak cuma günü gelen alımlar bu düşüşü telafi etti. Geçen hafta döviz kurlarındaki yukarı hareket ise devam etti. Yarı yarıya euro ve dolardan oluşan döviz sepeti geçen hafta içinde yeniden 2.08'in üzerine çıktı. Bunu doğal karşılamak gerekiyor, çünkü reel döviz kurunu dikkate alınca döviz sepeti için denge değeri 2.11 civarına yükseldi. Bu durumda euro ve doların yüzde 1 civarında daha artması normal bir durum olacaktır. Tam tersine, döviz sepeti 2.05'in altına inmeye başlarsa bu kez lira aşırı değerli hale gelmeye başlayacak ve Merkez Bankası için rahatsız edici bir durum ortaya çıkacaktır. 2008 krizinden bu yana merkez bankaları trilyonlarca dolar bastı ancak dünya ekonomisi hızlı büyümeye dönemedi. Merkez bankaları para basmaya aralıksız devam ediyor ama dünyanın en büyük ekonomileri olan ABD, Avrupa ve Japonya eksi büyüme ile yüzde 1 büyüme arasında gidip geliyor. Borsalar ise ekonomiden uzak, tamamen para basılmasının yarattığı iyimserlikle hareket ediyor. Dünya için hızlı ve istikrarlı büyüme çok uzaklarda ama bazı rakamların iyi gelmesi bile borsa endekslerinin rekor seviyelere doğru yükselmesine neden oluyor. Para basılması ve ekonominin büyümesi açısından Türk ekonomisi de ilginç bir durum gösteriyor. Türkiye özellikle geçen yıl sıcak para girişlerinden fazlasıyla payını aldı ve bu yıl da kısa vadeli sermaye girişleri devam ediyor. Türk şirketleri de yurtdışı borçlanma imkanlarını değerlendiyorlar. Örneğin geçen yıl şirketlerin borçları 17 milyar dolar artış gösterdi. Ancak bu kadar yüklü sermaye hareketine karşın büyümenin geçen yılı yüzde 2-3 aralığında tamamlamış olması ilginç bir tezat oluşturuyor. Ekonomi geçen yılın ortasında durma noktasına geldikten sonra yılın son aylarından itibaren kıpırdanmaya başladı ama hala güçlü bir büyümeye dönüldüğünün işaretleri henüz gelmiyor.

İran çin geri sayım

Geçen hafta İran'ın nükleer silah edinmesinin artık sadece İsrail'in değil ABD'nin de öncelikli sorunu haline dönüştüğünü ve bir gerisayımın çalışmaya başladığını yazmıştım. ABD'nin çeşitli kademelerindeki savunma ve güvenlikten sorumlu yönetici ve politikacılarının ardından, hafta içinde bu kez ABD Başkanı Barack Obama konuştu ve İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için her türlü seçeneğin masada olduğunu tekrarladı. Obama'ya göre İran'ın nükleer silahı geliştirmesi için en az bir yıl süre gerekiyor ancak Obama son dakikaya kadar beklemeyeceklerini de vurguladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu yaz aylarına kadar süre vermişti, Obama'nın açıklamalarıyla süre biraz daha uzadı ancak gerginliğin tırmanması sonbaharı geçmeyebilir. İran'da haziranda yapılacak başkanlık seçimleri bu açıdan büyük önem taşıyor. 2009 seçimleri öncesinde halk hareketleri tırmanmış, hareketli geçen seçimleri rejimi temsil eden Mahmud Ahmedinejad kazanmıştı. Arap Baharı'nın başlamasını izleyen dönemde rejimin eylemleri sert bir şekilde bastırması nedeniyle tepkiler etkisini kaybetti ve seçim öncesi gösterilerin yeniden tırmanması beklenmiyor. Bununla birlikte ABD'nin önderliğinde uygulanan yaptırımlar İran ekonomisini ciddi biçimde sarstı ve halkın yaşam koşullarının kötüleşmesine neden oldu. Bu da içten içe bir tepkinin yükselmesine neden oluyor. Bununla birlikte tepkinin seçimlere bir yansıması olması ve İran'ı daha ılımlı bir noktaya taşıyacak bir adayın başkan seçilmesi neredeyse olanaksız gözüküyor. Bu nedenle Batı ile İran arasındaki inatlaşmanın yaz aylarından itibaren tırmanması ve yıl sonuna doğru bir çatışmaya dönüşmesi ihtimali yüksek. Avrupa'nın borç krizine, İtalya'nın hükümetsizliğine, dünya ekonomisindeki sorunların aşılamamış olmasına, Suriye'de iç savaşın çözümsüz devam etmesine karşın, bu yıl dünya için en büyük riskin ABD - İran çatışması olabileceğini tahmin ediyorum. Bu nedenle İran'ın nükleer silah arayaşını, buna karşı ABD ve Batı'nın tepkisini izlemeye ve aktarmaya devam edeceğim.