X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Avrupa'da kimin parası güvende?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Avrupa'da kimin parası güvende?

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013 06:30

Küresel piyasaların geçen haftaki gündemi Güney Kıbrıs'tı. Avrupa Birliği'nin bir cuma gecesi "damdan düşer" gibi aldığı kararlar piyasaların hafta boyunca dalgalanmasına neden oldu. İçeride ise 35 yıldır süren terörün sonlanmasına yönelik adımlar en önemli gelişmeydi. Piyasalardaki Güney Kıbrıs etkisi, kurtarmanın tamamlanmasıyla sona erebilir ama geçiştirilemeyecek bir gerçek var o da Avrupa mali sistemindeki hiçbir varlığın güvenmede olmadığı, bir gecede buhar olup uçabileceği. Güney Kıbrıs, 18 milyar dolar GSMH ile küçük bir ekonomi, bu açıdan Avrupa ya da dünya ekonomisi açısından hiçbir önemi yok. Kıbrıs'ı önemli hale getiren AB'nin mevduata güvenceyi hiçe sayıp anapara üzerinden vergi almaya kalkması. Euro Bölgesi bankalarında 100 bin euroya kadarki mevduatlar devlet güvencesi altında ama AB yetkilileri bir gece yarısı kararıyla 100 bin euroya kadar olan mevduatlardan yüzde 6.75'ine el koyma kararı alabildi. Bunun temel nedeni, Güney Kıbrıs'ta el konacak başka bir varlık bulunmaması. Bankalar batmış durumda, bunun karşılığında bir şeylerin "iç edilmesi" gerekiyor. Bankaların piyasaya sattıkları tahvil yok, Güney Kıbrıs'ın bankalara sattığı tahviller ise Londra yasalarının güvencesi altında, dolayısıyla bunları silmek mümkün değil. (Bu yönde bir karar alınsa bile mahkemeye giden bankalar bu tahvillerin karşılığını alacaktır). Geriye kala kala bankalara yatan para kalıyor. AB liderleri ve bürokratları güvence altındaki mevduata el koymaya tereddüt etmediler. Karar Kıbrıslılar'ın tepkisi üzerine mecliste kabul edilmedi. Hafta boyunca süren belirsizlikten sonra 100 bin euroya kadar olan mevduata dokunulmaması, faturanın bunun üzerindeki mevduata çıkarılması konuşulmaya başlandı. Son anda yeni değişiklikler olmazsa 100 bin euronun üzerindeki mevduatın yüzde 15 kadarı vergiye gidecek. Batan bankalardaki mevduatın durumu çok daha kötü ve belirsiz. Ülkenin ikinci büyük bankası Laiki Bank'a el konması beklenirken, bu bankada 100 bin eurodan fazla mevduatı olanlar, sürecin sonunda paralarının yarıya yakınını kaybedebilir.

Mikro deney mi?

Avrupalı politikacılar ya da bürokratlar ne derse desin borç krizi sona ermiş değil, borçlar giderek büyüyor ve ödenemez hale geliyor. Bu açıdan Güney Kıbrıs'taki uygulamaların ayrı bir önemi var. Yunanistan bankalarındaki mevduatın çoğu kaçtı zaten ama bundan sonra İspanya ya da İtalya bankalarında para tutmak eskisi kadar güvenli olacak mı? İşler kontrolden çıktığında AB yönetiminin benzer kararlar almayacağının bir garantisi var mı? Borçlar ödenemez noktada olduğu için iflaslar kaçınılmaz gözüküyor ancak Euro Bölgesi'ndeki mevduat sahipleri açısından, bankaların sattıkları tahviller biraz rahatlatıcı olabilir. Mevduatlardan önce trilyonlarca euro tutan bu tahvillerin önemli bölümünün silinmesi sürpriz olmayacak.

PKK ve İsrail

Terörün sona ermesine yönelik çabalar ilk önemli sonucunu verdi ve Nevruz kutlamalarının kazasız belasız aşılmasıyla Türkiye en önemli sorununu aşma yolunda büyük bir adım attı. Hemen ardından ABD Başkanı Barack Obama'nın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Başbakan Tayyip Erdoğan'dan özür dilemeye ikna etmesi şaşırtıcı bir gelişme daha oldu. Aylardır piyasa not artırımına odaklanmışken Türkiye'nin önünü açan çok daha olumlu gelişmeler yaşanıyor. Bir de dünya borç batağına girmiş olmasa...