X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Merkez bankalarının büyük kumarı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Merkez bankalarının büyük kumarı

  • Giriş Tarihi: 7.4.2013 06:57

Küresel piyasalar geçen haftayı merkez bankalarının parasal gevşeme politikaları ve büyüyemeyen ekonomilerin etkisi altında geçirdi. Geçen hafta içinde toplantı yapan merkez bankaları arasında, Japonya Merkez Bankası para basma yarışında açık ara önde çıktı, hatta ABD Merkez Bankası'nın (Fed) elinden bayrağı kalıcı olarak kapmak üzere. Dünya ekonomisindeki sorunlar aşılamazken, sürekli para basılmasının yarattığı döviz girişlerinin etkisi altındaki Türkiye ekonomisini yönetmek giderek daha zor hale geliyor. Mart ayı enflasyonunun yüksek gelmesinin ardından iç piyasada sert bir dalgalanma yaşandı. Salı günü yüzde 6.60'a kadar çıkan gösterge tahvil faizi yüzde 6.05'e inerken, Borsa İstanbul Endeksi üç günde yüzde 4.6 geriledi. Japonya Merkez Bankası açıkladığı son programla parasal gevşeme konusunda şampiyonluğu ele geçirdi. Japonya'nın ekonomisi ABD'nin üçte bir kadar ama Japonya Merkez Bankası neredeyse Fed'in satın aldığı kadar tahvil satın alacağını, ayrıca para tabanını da katlayacağını açıkladı. Yirmi yıldır büyüyemeyen ve devlet borcunun GSMH'ya oranı yüzde 200'ü aşan Japonya böylece büyük bir kumara girdi. Bu kadar büyük bir para basma programı sonunda enflasyonun yüzde 2'ye çıkması hedefleniyor. Bu politikaların doğal sonucu olarak Japon Yeni hızla değer kaybediyor, Japon hükümeti, kur avantajı sağlayarak sanayinin dış pazardaki rekabet gücünü artırmaya çalışıyor. Para basma politikaları bugüne kadar hızlı büyüme getirmedi. Fed iki trilyon doların üzerinde tahvil alımı yapmasına karşın ABD ekonomisi ancak yüzde 2 civarında büyüyebiliyor ve son gelen veriler ekonominin yeniden yavaşlamaya başladığını gösteriyor. Japonya'nın daha cesur ve agresif adımlar atması büyüme getirir mi? Belirsiz, Japonya zaten 10 yılı aşkın süredir sıfıra yakın faiz politikası yürütüyor. Risk şu: Bu işin sonunda enflasyon yüzde 3-4'ün üzerine sıçrarsa Japon devletinin de, hazine tahvillerini bilançosunda tutan Japon bankalarının da iflasa sürüklenmesi kaçınılmaz olacak. ABD ve Japonya merkez bankalarının uyguladıkları para basma politikalarının giderek daha şiddetli hale gelmesi, bu yoldan geri dönüşü imkansız hale getirmeye başladı. ABD'de ekonomi istenen hız olan yüzde 3-4 seviyesinde büyümüyor ve buna karşın Fed sürekli para basıyor. Örneğin enflasyonun yükselmesi nedeniyle Fed'in para basmayı durdurması ve sıfıra yakın seyreden faizini yükseltmesi durumunda piyasalarda ciddi sarsıntı yaşanabilir, varlık fiyatları düşerken tahvil faizleri hızla yükselebilir. Bu durumda büyüme ABD için gerçekleştirilmesi daha uzak bir hayal haline gelir. Bu politikalar devam ederken bir olasılık da şu: Yatırımcıların ekonominin bütün bu çabalara karşın büyümediğini fark edip hisse senedi piyasalarında satışa yönelmeleri. Emtia piyasasında bu trend başladı. Bakır, petrol, gıda fiyatları para basılmasına ve büyüme umutlarına rağmen düşüş trendine girmiş durumda.

TCMB'nin işi zorlaşıyor

Merkez Bankası, başta cari açık olmak üzere ekonomideki dengesizlikleri azaltmak için frene bastı ve 2012 yılı yüzde 2,2 büyümeyle tamamlandı. TCMB şimdi ekonominin yavaş yavaş hızlanmasını, buna karşın iç talebin ve kredilerin hızla artışa geçmemesini istiyor. Aynı zamanda lira değerli konuma geçmemeli ve enflasyon yüzde 5 hedefine inmeli. Bu hedeflerin hepsini birarada gerçekleştirmek zor, dünyanın bugün içinde bulunduğu ortamda bu çok daha zor. TCMB iç talebi, kredileri ve enflasyonu kontrol altında tutmak için faizi daha fazla düşürmüyor. Bu durum daha fazla sıcak para girişini cezbediyor. Merkez bankalarının para basması nedeniyle dünyada bol olan fonlar, tahvil faizinin çekiciliğine kapılıyor, gelen döviz, kurları da aşağıya bastırıyor. Lira değer kazanmasa bu denklemi yürütmek büyük ölçüde mümkün olabilir ama lira değer kazanmaya başladı. Yarı yarıya euro ve dolardan oluşan döviz sepeti için denge seviyesi 2,12 civarında. Ancak büyüme düşük, enflasyon yüksek gelince döviz sepeti de geçen hafta 2,05'e kadar indi. Merkez Bankası, likiditeyi sıkarak kurları yukarı itmeyi hedefliyor ancak sıcak para girişleri nedeniyle bu gerçekleşmiyor. Ayrıca likiditenin fazla sıkılması, büyüme üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Liradaki değerlenme Merkez Bankası için en büyük sıkıntıyı yaratacak gözüküyor.