X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Altında gizemli işler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Altında gizemli işler

  • Giriş Tarihi: 21.7.2013 11:52

Küresel piyasaların yönünü iki aydır ABD Merkez Bankası Başkanı (FED) Ben Bernanke'nin açıklamaları belirliyor. Mayıs sonundan itibaren ABD tahvil faizlerinin yükselmesine ve gelişen ülke borsalarından para çıkışlarına yol açan Bernanke son iki haftadır bunu düzeltmeye çalışıyor ancak sıcak para, gelişen ülke piyasalarında büyük bir hasar oluşturarak çıktı ve bunun geri dönüşü kolay olmayacak gözüküyor. FED Başkanı Ben Bernanke 22 Mayıs'ta ABD ekonomisinin güçlenmeye devam etmesi durumunda tahvil alımlarını azaltacaklarını, 2014 ortasında ise tamamen sonlandıracaklarını söyledi ve piyasalar alt üst oldu. Aslında burada bir yanılgı var: ABD ekonomisi ilk çeyrekte yalnızca yüzde 1,6 büyüdü, ikinci çeyrek büyümesinin ise yüzde 1 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu nedenle Bernanke, hafta içinde ABD Kongresi'nde verdiği ifadede ekonomi kötü giderse tahvil alımlarına devam edileceğini, hatta gerekirse daha da fazla alım yapabileceklerini söyledi.

FED amacına ulaştı mı?

FED'in bastığı para ABD ekonomisine yönelmiyor, önemli bir kısmı gelişen ülke ekonomilerine ve çeşitli riskli yatırımlara yöneliyordu. Bernanke'nin açıklamaları bu paranın yönünü değiştirdi ve ABD'ye geri dönmesini sağladı. İşin sonunda ABD tahvil faizleri de biraz yükseldi ama ABD hisse borsaları kısa bir sarsıntıdan sonra rekor kırmaya devam ediyor. Gelişen ülke borsalarında ise yüzde 20-25'e varan oranlarda düşüşler yaşandı, para birimleri değer kaybetti ve tahvil faizleri ciddi biçimde yükseldi. Sonuçta parasal genişleme politikaları pek değişmeyecek gözüküyor ancak Bernanke paranın kendi ülkesine geri gelmesi için başarılı bir manevra yapmış oldu.

Altındaki çelişki

son dönemde altın fiyatları düşerken birçok çelişkili durum yaşanıyor. Altın fiyatlarının düşüşünde başta ABD yatırım bankaları olmak üzere piyasada yapılan spekülatif işlemler belirleyici oldu. Ancak bu düşüş altın fiyatlarını, şirketlerin neredeyse üretmekte tereddüt edecekleri seviyelere kadar çekti, bütün maliyetler içinde altının 1100-1250 dolar arasında çıkarıldığı hesaplanıyor. Altındaki çelişkili durum bununla bitmiyor. New York ve Londra borsalarındaki işlemler için altın depolayan bankalar, bu işin karsız olduğunu gerekçe göstererek tasfiye etme sürecine girdiler. Bu depolardaki altın hızla azalırken dünya genelindeki, özellikle Çin, Hindistan, Türkiye gibi ülkelerdeki fiziksel altın talebi durulmadı. Son olarak Financial Times'ın haberine göre altın kiralamak isteyenler bunun için faiz ödemeye başladı. Normalde altınını satmak istemeyenler bunu teminat olarak gösterir ve düşük de olsa bir faiz ödeyerek borçlanırdı. Son dönemde fiziksel altın talebi nedeniyle durum tersine döndü. Benzer bir durum 2008'de altın dip yaptığı zaman yaşanmış, ardından hızlı bir yükseliş gelmişti. Benzer bir durum altının dip seviyelerde olduğu 1999 ve 2001 yıllarında yaşandı. New York ve Londra borsalarında emanette tutulan altın nereye gitti? ABD ve Avrupa'da yerleşik altın fonları, karşılık olarak değerleri kadar altın saklıyorlar mı? Kim altın kiralamak için talep gösteriyor? Bu soruların yanıtlarını kısa bir süre içinde alabiliriz.