X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Kurtarıcı arama zamanı değil
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Kurtarıcı arama zamanı değil

  • Giriş Tarihi: 7.7.2013 07:30

Küresel piyasalarda merkez bankası politikalarının belirleyici rolü sürdü, gelişen ülke piyasalarında son bir aydır hakim olan hava ise biraz daha kuvvetlendi. Salı günü Brezilya'da ekonominin iyice yavaşlamasını gösteren veriler, BİST dahil bütün gelişen ülke borsalarında sert satış getirdi.

Perşembe günü ise sahnede Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi vardı ve düşük faiz politikasının süreceğini vurgulaması, borsalara bu kez alım getirdi. Cuma günü ABD işsizlik verilerinin biraz iyi gelmesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para basma programını yavaşlatması beklentisini öne çıkardı ve yeniden satışlar ağır bastı.

ABD, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının parasal genişlemeci politikaları borsaları yukarı doğru sürüyordu. Fed Başkanı Ben Bernanke'nin 22 mayıs'taki açıklamaları özellikle gelişen piyasalardan bir kaçış başlattı. Salı günü Brezilya'dan başlayarak diğer ülke borsalarına yayılan satışlar, durgunluk korkusunun işlenmeye devam edeceğini yani gelişen piyasalardan çıkışların süreceğini gösteriyor.

Bir trend oluştu ve ekonomik veriler kötü gelip bu havayı destekledikçe gelişen piyasa borsaları bundan zarar görecek. Çarşamba günü BİST, Brezilya etkisiyle sert satışla açıldı, ardından enflasyon verisi de yüksek gelince satışlar iyice hızlandı.

ECB Başkanı Draghi'nin piyasayı sakinleştirici açıklamaları ise borsalar açısından haftanın olumlu olayıydı. Ancak bu etki uzun süreli olmayabilir çünkü Draghi yüzde 0,5 olan faizlerini daha da indirebileceklerini ve düşük faiz politikasının devam edeceğini söyledi.

Borsalar ters bir açıklama gelmediği için olumlu tepki verdi ama piyasanın asıl besin kaynağı para basılması yani merkez bankalarının piyasadan tahvil satın alması. Draghi bu yönde bir işaret vermediği için ECB'nin verdiği iyimserlik geçici olabilir. Portekiz ve Yunanistan'da sorunların yeniden parlaması, Avrupa borç krizinin her an bütün şiddetiyle sahne alabileceğini hatırlatan ciddi bir işaret ama Draghi'nin açıklamaları ve borsaların buna verdiği tepki, bu krizin şimdilik gündemde olmadığını gösterdi.

Altının üretim maliyeti yükseldi

Geçen hafta altındaki düşüşün ardından fiyatın cazip hale gelmeye başladığını yazdım. Merkez bankalarının politikaları nedeniyle piyasaların iyice çivisi çıktı onun için daha fazla düşmeyeceğini söylemek olanaksız. Grafiklere göre 1085 dolara hatta 850 dolara kadar inebilir. Ancak şirketlerin altın çıkartma maliyetleri, en azından orta vadede buna bir sınırlama getiriyor.

Altının üretim maliyeti madenden madene değişiyor. Yapılan analizler, sadece altını çıkarmanın maliyetinin 700-800 dolar arasına yükseldiğini ortaya koyuyor. 2001'de altın 250 dolardan işlem görürken bu maliyet 175-200 dolar arasındaydı. Diğer işletme ve arama harcamalarıyla toplam maliyet 250 doları pek geçmiyordu. Bu durum bugün çok farklı bir noktaya geldi. Şirketlerin işletme maliyetleri, altının fiyatını 900 dolar civarına yükseltiyor ama arama ve yeni maden açma maliyetleri çok yüksek.

Şirketlerin birçok durumda altını üretme maliyeti kadar sermaye harcaması yapması gerekiyor. Bu da altının maliyetini 1100-1250 dolara, hatta bazı hesaplamalara göre 1600 dolara kadar çıkarıyor. Bu nedenle dünyanın en büyük üreticilerinden Barrick Gold, Şili'deki dev maden Pascua Lama'nın devreye alınmasını 2016 ortasına kadar erteledi. Madenin açılıncaya kadar yapılacak yatırımların toplamı 8.5 milyar dolara ulaşacak.