X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Truva atının zaferi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Truva atının zaferi

  • Giriş Tarihi: 25.8.2013 07:30

Geçen hafta küresel piyasalarda gündem de paranın yönü de değişmedi. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) tahvil alımlarını ne zaman azaltacağı yönündeki tartışmalar devam ederken, para gelişen ülkelerden kaçmaya devam etti. Tartışmalar devam ediyor ama mayıs ayından bu yana paranın akışı gözlendiğinde Fed'in yıl sonuna kadar tahvil alımlarını azaltacağı zaten anlaşılıyor. 2009'dan itibaren Fed ve diğer gelişmiş ülke merkez bankaları para bastıkça bu fonların bir kısmı gelişen ülkelere yöneldi, şimdi de para geri çekileceği gerekçesiyle aralıksız olarak çıkıyor. Geçen yıl defalarca yazdım, sıcak para kapıya yöneldi mi durdurmak mümkün olmaz. Bunun basit bir nedeni var: Önce çıkan kar eder. Mayıs başında dolar 1,79-1,80 bandında seyrediyordu, kur yukarı hareketlenince pozisyonunu ilk kapatıp çıkanlar varsa bunlar karı alıp çıkmayı başardı. Hindistan ve Brezilya para birimleri yüzde 20 civarında, lira yüzde 11 değer kaybetti. Bu, sıcak paranın en az son bir yılda, belki iki yılda kazandığı parayı sildiği anlamına geliyor. Kur yükseldikçe içeride olmanın maliyeti ağırlaşıyor. Yatırımcılar paralarını çekerken yatırım fonlarının ya da hedge fonların pozisyonlarını koruma seçenekleri kalmıyor. Bazı hedge fonların iflasa doğru sürüklenmesi "ne var ne yok haraç mezat satmalarına" yol açıyor. Senaryo değişmiyor Böyle bir kriz ilk defa yaşanmıyor ve anlaşılan son defa da yaşanmayacak. 1990'lardan ititbaren Arjantin'de, Brezilya'da, Meksika'da, Tayland'da, Malezya'da, Rusya'da ve Türkiye'de defalarca yaşandı. Sıcak para girdiği zaman oluşan sanal cennet herkesi bir süreliğine mutlu ediyor ama kaçış başladığı zaman para yakıp yıkarak gidiyor. Türkiye açısından bu son kaçışın önemli bir oyuncusu da şirketler. Mali sektör dışı şirketlerin döviz açık pozisyonları 150 milyar dolar civarındaydı. Dolar 1,80'den 2 liraya gelince bu şirketler 30 milyar lira zarar etti. Şirketlerin çok fazla döviz borcu olması da talebi canlı tutuyor ve tutmaya devam edecek. Merkez Bankası 11 hazirandan bu yana 8,3 milyar dolarlık satış yaptı ve cuma günü açtığı 350 milyon dolarlık ihaleye 707 milyon dolar talep geldi. Bu kadar yüksek satışa karşın talebin hala canlı olması şaşırtıcı değil. Uluslararası net yatırım pozisyonuna göre fazladan giren yani risk oluşturan sıcak para ve borcun toplamı 200 milyar dolara kadar ulaşmıştı. Riskin makul seviyelere inmesi için bile 120 milyar dolar kadar sıcak paranın çıkması ve kısa vadeli kredinin geri ödenmesi gerekiyor. Küresel piyasalardaki hava değişmedikçe -ki değişecek gözükmüyor- kurlardaki hareketliliğin sürmesi kaçınılmaz gözüküyor. Yıllardır tekrarlanan bu senaryonun bugüne kadar kısmı gibi bundan sonrası da üç aşağı beş yukarı belli. Sıcak paranın yarattığı istikrarsızlık dövizin yükselmesiyle sona ermiyor. Girdi maliyetlerinin artması nedeniyle enflasyon yukarı giderken belirsizlik nedeniyle ekonomi yavaşlıyor. Yüksek kur-düşük büyüme makasına giren şirketler borçları altında ezilip iflasa doğru sürükleniyor ve son darbeyi kredileri tahsil edemeyen bankalar ödüyor. Homeros'un yazdığı destanın üzerinden 28 yüzyıl geçti ama öykünün özü değişmedi: Truva atıyla gelenler savaşı hep kazanıyor.