X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Kaçan para geri gelecek mi?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Kaçan para geri gelecek mi?

  • Giriş Tarihi: 22.9.2013 07:00

Küresel piyasalarda geçen haftanın başrol oyuncusu aylardır, hatta yıllardır olduğu gibi yine ABD Merkez Bankası (Fed) idi. 22 mayıstan bu yana piyasaları tahvil alımlarını azaltabileceği konusunda yönlendiren banka, sürpriz bir kararla bir değişikliğe gitmediğini açıkladı. Ardından borsalarda hızlı yükselişler yaşanırken, gelişen ülke para birimleri dolar karşısında değer kazandı. En gülünç olanı Fed'in politikasında değişikliliğe gitmemek için gösterdiği gerekçeydi. Aylardır ABD ekonomisinin hızlı büyüdüğünü ya da büyümek üzere olduğunu savunan Fed, yumurta kapıya gelince bu öngörüsünden geri adım attı ve büyüme beklentilerini aşağı çekti. Bu gerekçeyle de tahvil alım programında azaltıma gitmedi. Aylardır ABD ekonomisinin ancak yüzde 1-2 arasında büyüyebileceğini yazıyorum çünkü bunun altında yatan çok sayıda temel gerekçe var. Banka kredileri büyümüyor çünkü şirketler ve tüketiciler kriz öncesi yaptıkları borçları hala dengelemeye çalışıyor. ABD'de işsizlik oranı yüzde 7'ye doğru düştü ama bu da gerçek bir rakam değil. Çünkü 2007'den bu yana yaklaşık 10 milyon kişi iş bulma ümidini kaybettiği için iş aramayan statüsüne geçti, istihdam gücü yüzde 67,5'ten son elli yılın en düşük oranı olan yüzde 63,5'e geriledi. Bu aradaki farkı ekleyince işsizlik oranı yüzde 12'nin üzerine çıkıyor. ABD'de bu yıl devreye giren ek vergiler ve bütçe kesintileri de büyümeyi ayrıca frenledi. Yıllardır basılan trilyonlarca dolar ise ya banka kasalarında bekliyor ya da küresel piyasalarda spekülatif yatırımlara yöneldi, ekonomiye ivme kazandırmadı. Bütün bu gerçeklerden Fed yöneticilerinin haberi olmaması mümkün mü? Bunlardan haberdar iseler neden son dört aydır piyasaları alt üst eden açıklamalar yapıp gelişmeler karşısında sessiz kaldılar? Fed yönetimine göre ABD ekonomisi o kadar aciz durumdaki ayda 85 milyar dolar değil de 75 milyar dolar bassalar her şey kötüye gidecek. Bu mantıkla Fed'in neredeyse sonsuza kadar para basmaya devam etmesi gerekiyor çünkü ABD ekonomisi temel sorunlarını en iyimser tahminle birkaç yıldan önce aşamayacak.

Şimdi ne olacak?
Fed tahvil alım programını değiştirmeyince küresel piyasalara bir coşku havası hakim oldu, sonra bu coşku 24 saat içinde dağılmaya başladı. Son yılllarda olduğu gibi paranın çeşitli spekülatif yatırım araçlarına ve gelişen ülke piyasalarına akıp akmayacağı belirsizliğini koruyor. Ayrıca Türkiye'nin döviz riskinin yüksek olduğu konusu, mayıs ayından bu yana olduğu gibi yine gündemde tutuluyor. Küresel piyasaların önünde ise çok sayıda risk var ve bunların teker teker aşılması gerekecek. İlk risk Almanya'da bugün yapılacak seçimler. İtalya'da eski başbakan Silvio Berlusconi'nin parlamento dışında kalması ve buna misilleme olarak hükümetin düşürülmesi riski var. ABD'de ay sonuna doğru bütçe tartışmaları tırmanacak ve en önemlisi Suriye sorunu önemini koruyor. Rusya Vladimir Putin'le bir hamle yaparak ABD'nin Suriye'ye saldırısını engelledi ve başarı kazanmış gözüktü. Ama ABD Başkanı Barack Obama'nın karşı hamlesi, Suriye'nin kimyasal silahlarıyla birlikte İran'ın nükleer teknoloji geliştirme çalışmalarını da tartışmaların içine çekti. Sanki İran ile ABD arasında bahar havası esiyor ama gerçekte İsrail ve ABD'nin şahinleri İran'a saldırı için gün sayıyor. Bölgedeki kriz yeniden alevlenirse artık bu sadece Suriye için olmayacak, İran üzerinde de baskı oluşacak. Dünyanın önündeki en büyük risk bu.