X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Saldırı piyasalara ne getirir?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Saldırı piyasalara ne getirir?

  • Giriş Tarihi: 8.9.2013 05:24

Dört aydır küresel piyasalar için ana gündem, ABD'nin tahvil alım programını azaltıp azaltmayacağı ve bunun nasıl sonuçları olacağıydı. Dünyanın ve ekonomilerin artık kaygı duyması gereken bir sorun daha var: ABD'nin Suriye'ye gerçekleştireceği füze saldırısı. Dünya ekonomisi 2007'de ABD'de başlayan gayrimenkul krizinden bu yana rahat yüzü göremedi. ABD krizi çıkartıp dünyaya ithal etti ve yeni yöntemlerle bu faaliyetini aralıksız sürdürüyor. Krizin ardından uygulanan parasal genişleme politikaları varolan sorunları ötelemek ve yeni sorunlar yaratmaktan başka bir işe yaramadı. ABD'nin istikrarsızlık yaratma konusundaki son atağı, dünyanın beklemediği bir anda tahvil alım programını azaltmaya hazırlanması oldu. Para, gelişen ülke ekonomilerinden hızla geri çekilirken, bu ülkelerin ekonomileri piyasalardaki sert dalgalanmalar ve durgunluk tehdidiyle başbaşa bırakıldı. Yıllardır basılan trilyonlarca dolar ne ABD ekonomisinin büyümeye dönmesini sağladı ne de gelişen ülke ekonomilerine katkıda bulundu, başlıca olumlu sonucu Avrupa'nın iflas etmiş bankalarının likidite desteğiyle ayakta kalması oldu -ABD'de faaliyet gösteren Avrupa bankaları, basılan bir trilyon doları kendi kasalarına yönlendirerek ayakta kalmayı başardı-. Gelişen ülkeler ABD'nin üzerlerine savurduğu son saldırıyı savuşturmaya çalışırken, şimdi dünyayı yeni bir tehdit bekliyor. Başkan Barack Obama, ABD Kongresi'nden onay alıp Suriye savaşını başlatmaya hazırlanıyor. Obama'nın ilk açıklamalarına göre, Suriye kimyasal silah kullandığı için cezalandırılmalıydı ve bu cezalandırma bir kerelik ya da birkaç günlük olacaktı. Obama, bir manevrayla saldırı kararını Kongre'ye taşıdı ve işin şekli tamamen değişti. Kongre onay verdikten sonra ABD, Suriye'ye havadan ve denizden üç ay boyunca saldırı düzenleyebilecek ama kara kuvvetlerini kullanamayacak. Bu, herkesin silahlarını birbirine doğrultup beklediği bir bölgenin ortasında ateş etmek anlamına geliyor. Suriye'de iç savaş, dünyadaki kutuplaşmanın kilitlendiği bir merkezdi. Şimdi ABD'nin Suriye'ye saldırısı bunu tam bir kördüğüme dönüştürecek. Suriye'deki iç savaşı ve çatışan tarafları bir yana bırakın; Rusya, İran, İsrail, Irak'ta Şii hükümet ve Kuzey'deki Kürt yönetimi, Lübnan'da İran destekli Hizbullah dahil olmak üzere herkes bir çatışmaya hazır bekliyor (tesadüfe bakın ki darbe Mısır'ı devreden çıkardı) ve ABD bu barut fıçısının içine ateş etmeye hazırlanıyor. ABD'li politikacıların en çok sevdikleri sözcüklerden biri "containment" yani sınırlama, kontrol altında tutma. Şimdi ise ABD tam tersini yapmaya hazırlanıyor, yapacağı saldırılar Suriye Başkanı Beşşar Esed'in sonunu getirmeyeceği gibi bölgede her türlü provokasyona açık kapı bırakacak. Rusya Başkanı Vladimir Putin'in uyarısı gerçek olmak üzere; Putin'in Anton Çehov'a atıfta bulunarak dediği gibi duvardaki silah piyesin sonunda patlayacak.

Dünya ekonomisi için tehdit

Gelişen ülke ekonomileri, piyasalarda yaşanan aşırı dalgalanmalar nedeniyle zaten yavaşladı, şimdi Suriye'ye yapılacak saldırının getirdiği tedirginlik para çıkışlarının ve istikrarsızlığın sürmesine neden olacak. Tüketicilerin temkinli olmaları, ekonomilerdeki canlılığı azaltacak. Dünyanın en önde gelen üç para yöneticisi olan Warren Buffett, George Soros ve John Paulson'ın fonları, tüketime bağımlı şirket hisselerini son aylarda hızla sattı. Soros'un portföyünün sekizde birini altının yükselişine yönelik bahislere ayırması da ilginç bir ayrıntı. Irak ve Lübnan'ın bombalamalarla istikrarsızlaştırılmasından Mısır'daki darbeye, paranın gelişen ülkelerden geri çekilmesine, altının hızla geriledikten sonra yeniden yükselişe geçmesine kadar birbirinden bağımsız gözüken bir dizi süreç adım adım ilerledi. İşin kötüsü ABD'nin Suriye'ye saldırısı son adım olmayacak. Bu krizler dizisi, Çin'e sıçramadıkça son bulmayacak gözüküyor.